Mumine.com ve Misafir Soru - Cevapları Forumundan Flört Etmek Günah Mı Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1
    Kayıtsız Üye

    Reklam

    Flört Etmek Günah Mı

    Reklam




    flört etmek günah mı


    Paylaş
    Flört Etmek Günah Mı Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Flört eden kişiler çoğunlukla, işlemekte oldukları bu haramı ileride yapacakları evliliklerin ilk adımı olarak görmektedirler. Zira ömür boyu birlikte yaşayacağı kişiyi tanımak, bir insanın en doğal hakkıdır. Bir hayatı paylaşacak kişilerin elbette birbirlerini yakından tanımaları gerekmektedir. Böylece çiftler, karakterlerinin uyumlu olup olmadığını anlayacak, ileride olması muhtemel uyumsuzlukları, geçimsizlikleri önceden tespit ederek ve geç olmadan ilişkilerine son vereceklerdir. Bu şekilde mutsuz bir evlilik yapma oranları düşecek ve olası boşanmalar engellenmiş olacaktır.
    Evet bir kısım gençler işledikleri fiilin (flörtün) haram olduğunu dahi bilmezken, diğer bir kısım ise bu haramiyyetin niyetlere göre değiştiğini iddia etmektedirler. Onların düşünceleri şu yöndedir:
    “Eğlence, vakit geçirme vb. düşüncelerle flört etmek haramdır ancak; flört evlilik öncesi tanışma devresi olan flörtte bu haram durum ortadan kalkmaktadır.”
    Şeytan insanları harama sevk ederken genellikle sağ taraftan yaklaşır. Hususen dinini yaşamak noktasında hassasiyeti olan kişiler şeytanın fısıldamakta olduğu bu telkinleri vicdanlarının sesini dindirmekte kullanırken malesef kandırıldıklarının farkına bile varmazlar.
    İslam dini bu tarz bir birlikteliğe hangi niyetle ve hangi muhatapla olursa olsun asla izin vermez. Bu ayeti kerimelerle açık ve net bir şekilde ifade edilmiştir:
    Rabbimiz, “Sakın zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, çirkinliği meydanda olan bir hayasızlıktır, çok kötü bir yoldur” (İsra, 32) diyor. Ve “Allah, fuhşiyatı (hayâsızlığın her çeşidini) yasaklar” (Nahl, 90) emrini gayet açık bir şekilde tebliğ ederek fuhşa giden yolları kesiyor.
    Zaten iddia edilen hüsn-ü niyetin! gerçekleşmesi de mümkün değildir. Zira flört eden kişiler kendilerini partnerlerine sevdirme ve beğendirme telaşındadırlar. Bunun için de daima bakımlı, kibar ve anlayışlıdırlar. Birbirlerinin asıl kişilikleriyle ise ancak evlendikleri zaman tanışırlar. Çünkü artık birbirlerine kendilerini kabul ettirme devri sona ermiş ve matluba ulaşılmıştır. Hızla artan boşanma oranları ve bu oranları yükselten ekser kesimin flört ile tanışarak evlenen çiftlerden oluşması bu durumun en büyük ispatı olsa gerek…
    Gençlerin kendilerini kandırdıkları bir diğer husus da flört etmekte oldukları kişilerin özellikleridir. “Ama benim arkadaşım. Çok dindar ayrıca dürüst ve güvenilir bir kişi.” diyerek kendilerini kandıran kesim de azımsanmayacak çoğunlukta. Şöyle bir soru soralım isterseniz:
    Bir kişi temiz, dürüst ve dindar olunca, dini emir ve yasakların muhatabı olmaktan çıkıyor mu? Ve yahut da Allah’ın haram kıldığı bir fiili işleyen, hatta mübah gören bir kişi ne derce dindar olabilir?
    Hiç kimse Peygamberimiz (asm) ve ashabı kadar temiz, dürüst ve dindar olamaz. Oysa Rabbimizin cinsellik, iffet ve edep konusundaki emir ve yasaklarının ilk muhatabı onlardı. Allah’ın Resulüne (asm) ve mübarek ashabına yasak olan bir davranış, kime serbest olabilir ki..
    Evet, kulları için en faydalı en iyi olanı bilen (ve emreden) şüphesiz Rabbimizdir.
    Peygamber Efendimiz (asm) bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:
    “Müminleri Allah Teala’dan daha çok fenalıklardan koruyan kimse yoktur. Bunun için Allah, açık kapalı fuhşiyatı haram kılmıştır.” (Buhari)
    İslam dini her zaman hadd-i vasatı emreder
    Bu konuda İslam dini eleştirilmekte “Nasıl olur da evlenecek olan gençlerin birbirini tanımaları yasak olur? İnsanların bu doğal hakları ellerinden alınabilir mi? Hangi devirde yaşıyoruz? İnsanlar tanımadıkları ve görmedikleri bir insanla ömür geçirebilir mi?” Eleştiriler böyle uzar gider…
    Oysa güzel dinimiz her zaman istikamet yolu belirtmiş, ifrat-tefridi uygun görmemiştir. Bu cihetle flört yasaklanırken evlenecek kişilerin birbirlerini görmeleri, birbirlerinin düşüncelerini öğrenmeleri bizzat teşvik edilmiştir.
    Hatta hayat boyunca bir arada yaşayacak, her türlü tehlikelere birlikte göğüs gerecek, müştereken yuva ve yavrulara sahip olacak iki eşin (karı-kocanın), nikahtan önce mutlaka birbirlerini görüp haklarında bilgi sahibi olmaları; kuracakları müşterek hayatın sağlamlığı bakımından oldukça önemli görülmüş, buna önem vermemek ise, daha sonra zuhur edecek olan geçimsizliklerin en önemli sebeplerinden biri sayılmıştır.
    Resulullah (asm) Muğire Bin Şube’ye (ra):
    “Evlenmek istediğin kadına bak. Çünkü (evlenmeden önceki) onu görmen, aranızdaki izdivacın başarılı olmasını daha iyi sağlar.” (Tirmizi) buyururken bu konuyu işaret etmek istememiştir.
    Bunlardan anlaşılıyor ki:
    Bir kimsenin , evlenmek istediği kadının ellerine ve yüzüne hatta gözlerinin içine varıncaya kadar bakması dinen caiz, edeben de normal bir harekettir. Değil mi ki Resulullah (asm):
    “Herhangi biriniz, bir kadını nikahlamak isterse elinden geldiğince o kadına baksın buyurmuştur.”
    Yalnız , evlenecek adayların birbirlerini görmeleri, konuşmaları, halvet halinde olmamalıdır. Yanlarında kızın mahremlerinden ve ya kadınlarından bir üçüncü şahsın da olması gerekir. (Abdullah Ulvan, Terbiyet’ül- Evlad) Çünkü İslam’da nikahtan önce halvet hali asla caiz değildir.
    Bu meselenin dört mezhebe göre hüküm ve şartları şu şekildedir:
    Hanefi mezhebine göre;
    Nikah akdinden önce, erkeğin, evleneceği kadına bakması mendubtur. Ancak, kadının kendisine verilebileceğini bilmesi şarttır. İstediği takdirde, isteğinin reddedileceğini bilen erkeğin o kadına bakması helâl değildir. Bunun hikmeti şudur:
    Evlenme niyeti ve tarafların birbirine razı olmasının gerçekleşmesi amacıyla erkeğin kadına bakması girişimi doğru ve sıhhatli bir girişim olur. Evlenme kastı olmaksızın sırf kadınlara bakmak gayesi ile girişilen bakmak işi haramdır.
    Şafii mezhebine göre;
    Bir kadınla evlenmek isteyen adamın, onun yüzüne ve bileklerine kadar ellerine bakması caizdir.
    Kadına gelince o da erkeğin avret sayılan diz kapağı ile göbek arası hariç, bedenin başka yerlerine bakmak fırsatını bulursa bakması sünnettir. Çünkü bakmak veya baktırmaktan gaye, eşler arasında ülfet ve sevgi ile uyuşmanın sağlanması ve devam ettirilmesidir. Bu gaye hangi yolla temin edilebilirse bu meşru yol normaldir.
    Malikiler'e göre;
    İstenecek kadının bileklerine kadar ellerine ve yüzüne bakmak onunla evlenmek isteyen erkek için mendubtur (müstehab). Ta ki kadının güzelliğinin talebine uygun olup olmadığını erkek anlasın. Bu bakmanın meşruluğu birtakım şartlara bağlıdır. Bu şartlardan;
    Birisi:
    Erkeğin lezzet ve şehvet kasdı ile bakmamasıdır.
    İkincisi:
    Kadın erginlik çağına varmış ise kendisinin, varmamış ise velisinin, bu erkeğin evlenme talebine razı olduklarının erkek tarafından muhakkak bilinmesi şarttır. Bilinmez ise bakmak, bir fitneye sebebiyet verdiği takdirde, haram, sebebiyet vermediği takdirde mekruhtur.
    Üçüncüsü:
    Erkeğin bakacağının kadın tarafından bilinmesi şartıdır. Kadın habersiz ise erkeğin ona bakması helâl değildir.
    Hanbeli mezhebine göre;
    İstenilecek kadının yüzüne, boynuna ve eline bakmak istekli erkek için mübahtır. Ancak, isteğin kadın tarafından reddedilmemesinin erkek tarafından kuvvetle sanılması ve bakılırken erkek ile kadının halvette olmamaları şarttır. Çünkü bir erkekle yabancı bir kadının yalnız iken bir yerde bulunmaları sakıncalıdır. (Sünen-i İbni Mace)