Mumine.com ve Misafir Soru - Cevapları Forumundan Kaynak saç yaptırmak Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Kaynak saç yaptırmak

    Reklam




    merhaba,
    benim saçlarımı çok kısa kestiler bu beni çok mutsuz ediyor çok üzülüyorum arkadaşlarımla bile görüşmek istemiyorum özgüvenim gitti, kaynak saç yaptırmak istiyorum yada çıt çıt kullanmak acaba bu tür şeyler yaptırmak günahmıdır? Cvp verirseniz çok sevinirim hayırlı günler.


    Paylaş
    Kaynak saç yaptırmak Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Kur'an-ı Kerim'de bazı yerlerde köle azad'ı hakkında ifadeler geçtiğini görüyoruz. Veya günümüzde olmayan ama Kur'an-ı Kerim'de bulunan durumlar. Günümüzde kölelik olmadığından dolayı şuan böyle bir durumu gerçekleştiremiyoruz, alimlerimiz bu olayı başka şekilde gerçekleştirebileceğimizi söylemişler ve o şekilde gerçekleşiyor peki bu Kur'an-ı Kerim'e uymamız gerekirken onu kendimize uydurmamız gibi bir durum olmuyor mu? Bu ayetlerin askıya alınması gibi bir durum anlaşılmaz mı?


    Kur’an’daki bir hükmün uygulanması elbette belli şartları gerektirir. Mesela;

    - Namaz kılmak için abdest almak gerekir. Abdest ise bildiğimiz organlarımızı su ile yıkamaktan ibarettir. Su olmadığı yerde teyemmüm yapılır. Bu da Kur’an’ın bir hükmüdür. Teyemmüm eden kimse için Kur’an’ın SU hükmü kalkmış denilmez.

    - Ayakları olmayan kimse onları yıkamaz, yıkayamaz. Bu durumda Kur’an’ın bu hükmü onun hakkında askıya alındığı söylenemez. Zira Kur’an’da "insanın gücünün üzerinde bir yükümlülük yüklenmez" hükmü de vardır. O halde ayakları olmadığı için abdest alırken onları yıkamayan bir kimse, Kur’an’ın bu hükmünü uyguluyor demektir.

    - Oruç tutacak durumu olmayan kimse oruç yerine fidye kefareti verir. Oruç tutmayan adam hakkında Kur’an’ın hükmü askıya alındı denilmez.

    - Maddi imkanı olmayan kimse zekât vermez, hacca gitmez. Kur’an’ın bu kimse hakkındaki hükmü askıya alındı denilmez, denilemez. Çünkü bu gibi kimselerin durumu da, onların bu konuda sorumlu olmayacakları da Kur’an’da belirtilmiştir.

    Kur’an’da köle azat etmek yerine alternatif hükümler mevcuttur. Bu da gösteriyor ki, Kur’an’ın hedefinde köleliğin insanlık camiasından kaldırmak da vardır. Zamanla ancak mümkün olabilecek böyle bir sosyolojik pozisyon meydana gelinceye kadar kölelerin azat edilmesi ön görülmüştür. Zaten İslam’da değişik vesilelerle kölelerin azat edilmesinin emredilmesi, Kur’an’ın bu hedefinin tahakkukuna yönelik bir uygulamadır.

    Bu sebeple, kölelerin olmadığı zamanımızda hükmün askıya alındığını söyleyemeyiz. Çünkü ilgili keffaret yerlerinde köle azat etmek yerine başka alternatifler de sunulmuştur. Bu da kölelerin mevcut olduğu dönemde bile bu alternatif uygulamanın söz konusu olduğunu gösteriyor.

    Meallerini vereceğimiz ayetlerde Köle yerine alternatif hükümlerin varlığını görebiliriz:

    - “Müminin mümini öldürmesi olacak iş değildir, ancak yanlışlıkla olursa başka. Kim yanlışlıkla bir mümini öldürürse mümin bir esir (köle) âzad etmesi ve öldürülenin ailesine teslim edilecek bir diyet vermesi gerekir... Bunları yapmaya gücü yetmeyenin, Allah tarafından tövbesinin kabulü için ard arda iki ay oruç tutması gerekir. Allah alîm ve hakîmdir/her şeyi hakkıyla bilir, tam hüküm ve hikmet sahibidir.” (Nisa, 4/92)

    - “Allah sizi kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerden dolayı sorumlu tutmaz, ama bilerek yaptığınız yeminlerden ötürü sorumlu tutar. Böyle bir yemini bozarsanız onun keffâreti, çoluk çocuğunuza yedirdiğiniz orta halli yemek çeşidinden on fakir doyurmak, yahut on fakiri giydirmek veya bir köleyi hürriyetine kavuşturmaktır. Bunlara gücü yetmeyen kimse, üç gün oruç tutsun. İşte yemin ettiğinizde, yemin bozmanın keffareti budur. Yeminlerinize sahip çıkın. Allah işte size âyetlerini böyle açıklıyor, ta ki şükredesiniz.” (Maide, 5/89)

    - “Eşlerine zıhar yaparak onlardan ayrılmaya kalkıp da sonra söylediklerinden dönenlerin, eşleriyle temastan önce bir köleyi hürriyetine kavuşturmalarıgerekir. İşte size emredilen budur. Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.

    Buna imkân bulamayan kimse, temaslarından önce, iki ay ara vermeksizin oruç tutmalıdır. Buna da gücü yetmeyen altmış fakiri doyurmalıdır. Bu hükümler Allah’ı ve Resulünü tasdik ve onlarla amel edip Cahiliye uygulamalarını reddetmeniz için konulmuştur. İşte bunlar Allah’ın hudutlarıdır. Kâfirler için gayet acı bir azap vardır” (Mücadele, 58/3-4)

    Kur’an’ın bir hükmünün askıya alınması demek, onun neshedilmiş olduğu anlamına gelir. Bu ise, ancak Hz. Peygamberin hayatında Kur’an inmeye devam ederken olması mümkün olan bir hükümdür. Bu sebeple, asr-ı saadetten sora “bir hükmün rafa kalktığını veya nesh edildiğini veya askıya alındığını” söylemek, hakikat açısından mümkün değildir.

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet



  3. 3
    Alıntı fikriye 1987 Nickli Üyeden Alıntı
    merhaba,
    benim saçlarımı çok kısa kestiler bu beni çok mutsuz ediyor çok üzülüyorum arkadaşlarımla bile görüşmek istemiyorum özgüvenim gitti, kaynak saç yaptırmak istiyorum yada çıt çıt kullanmak acaba bu tür şeyler yaptırmak günahmıdır? Cvp verirseniz çok sevinirim hayırlı günler
    merhaba kardeşim bu konuda dini hükümler
    hadislerde belirtildiği gibidir.
    birde kökü sende nasılsa
    bir kaç ayda yeniden uzar bu kadar dert etme bunu
    hem dinimizde dışarı karşı saçlarını qizlemen-örtmen qerekliyken
    sen estetik açıdan daha cazibeli qörünmesi için çaba sarfedip endişe çekiyorsun
    Rabbimiizin tesettür emrini hatırlarsan bu endişen seni terk eder inşaAllah.
    birde kaynakta kullanılan plastik çıt çıtlar ve tabaka oluşturan kimyasal yapışkanlar
    suyun saça ulaşmasına enqeldir,gusülde problem olur bilginize sunulur.





    -----------------------------------------------


    İslam'da Saç ekletme peruk takmanın hükmü...

    1646. Esmâ radıyallahu anhâ'dan rivayet edildiğine göre bir hanım Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e:


    - Ey Allah'ın Resûlü! Yakalandığı bir hastalık sebebiyle kızımın saçları döküldü.
    Ben onu evlendirmiştim de. Ona iğreti saç taktırayım mı? diye sordu.

    Bunun üzerine Hz. Peygamber:


    - "İğreti saç takana da taktırana da Allah lânet etmiştir" buyurdu...

    Âişe radıyallahu anhâ'dan da benzeri bir rivayet nakledilmiştir.
    Buhârî, Libâs 85; Müslim, Libâs 115. Ayrıca bk. İbni Mâce, Nikâh 52

    1648 numaralı hadis ile birlikte açıklanacaktır.

    1647. Humeyd İbni Abdurrahman'dan nakledilmiştir ki, Muâviye radıyallahu anh hac yaptığı sene
    Medine'de bir zâbıta memurunun elinde bulunan bir tutam alın saçını alıp Medine Mescidi Minberinden halka şöyle hitabetmiştir:


    - Ey Medineliler! Âlimleriniz nerede? (Niçin bunları önlemezler?) Ben Nebî sallallahu aleyhi ve sellem'in bu tür saçlardan halkı menederek şöyle buyurduğunu duymuşumdur:

    - "İsrailoğulları, kadınları bu tür şeyleri kullanmaya başladıkları zaman helâk olmuşlardır!"
    Buhârî, Enbiyâ 54; Müslim, Libâs 122-124. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Tereccül 5; Tirmizî, Edeb 32; Nesâî, Zînet 66

    1648. İbni Ömer radıyallahu anhümâ'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem saçlarına saç ekleten ve ekleyen, döğme yapan ve yaptıran kadınlara lânet etmiştir
    Buhârî, Tefsiru sûre (59) 4, Libâs 83, 85, 87; Müslim, Libâs 115, 117, 119. Ayrıca bk.
    Ebû Dâvûd, Tereccül 5; Tirmizî, Libâs 25, Edeb 33; Nesâî, Zînet 22-24; İbni Mâce, Nikâh 52


    Açıklamalar

    Bu üç hadîs-i şerîf, "Allah'ın yarattığı şekli bozma" anlamı taşıyan bazı fiilleri dikkatlerimize sunmakta ve bu mevzuda Peygamber Efendimiz'in koyduğu yasağı anlatmaktadır.

    Birinci hadiste, çiçek ya da kızamık gibi bir hastalık sebebiyle saçları dökülen yeni evli kızının, dökülen saçları yerine iğreti saç (peruk) taktırmak için izin isteyen bir anneyi buluyoruz. Bu anne başka bazı rivayetlerden öğrendiğimize göre, damadının hanımını güzel görmek istediğini de dile getirerek, yani bir anlamda kurulmuş olan ailenin devamı için böyle bir yola gitmek durumunda olduğunu belirtip izin istemektedir. Müslümanlara çok düşkün ve şefkatli olan Peygamber Efendimiz, meselenin hükmünü ve konuya ait yasağın ciddiyetini, "İğreti saç takana da taktırana da Allah lânet etmiştir" buyurmak suretiyle ortaya koymuştur. Çünkü, Allah'ın lânet ettiği, rahmetinden uzak tuttuğu bir fiil, büyük günahlardan sayılır.

    İkinci hadis, son olarak hicrî elli bir yılında haccettiği bilinen Hz. Muâviye'nin, Medine'de, Peygamber Mescidi'nin minberinden, elindeki bir tutam saçı göstererek bir uyarıda bulunduğunu bildirmektedir. Muâviye bu saçı, Medine'de görevli bir zabıta memurundan almıştır. Yani devlet adına yapılan denetimler sonucu elde edilmiş, kime ait olduğu açıklanmayan bir perçem o günün insanlarının iğreti saç kullanmaya başladıklarının göstergesi olarak Halife'yi kızdırmış bulunmaktadır.

    Hz. Muâviye'nin "Âlimleriniz nerede?" diye seslenişi, "Bilginleriniz niçin bu tür çirkin işleri menetmiyorlar, niçin böyle yasaklanmış şeylerin kullanılmasına izin veriyorlar?" anlamında bir yakınma, ikaz ve tehdittir. O, İsrailoğullarının güzellik olsun diye, Allah'ın yarattığı şekli değiştirme anlamına gelen perçem ve peruk kullanmaya başladıkları ve bundan menedilmedikleri zaman helâk olduklarını Hz. Peygamber'den duyduğunu bildirmek suretiyle işin ciddiyetini ortaya koymuş ve uyarısını delillendirmiştir. Hiç kuşkusuz bu, İsrailoğullarının yegâne helâk sebebi değil, sebeplerden biridir. Ama sonuçta milletleri helâke götürücü niteliği bulunan bir hatadır.

    Bu tavır gerektiğinde devlet başkanlarının gereksiz uygulamaları teşhir edip, halkı uyarabileceğini ve ilim adamlarını göreve çağırabileceğini göstermektedir.

    Üçüncü hadis, güzellik olsun diye vücutlarının muhtelif yerlerine değişik boyalarla döğme yapan ve yaptıran kadınlara da Hz. Peygamber'in lânet ettiğini bildirmektedir. Burada özellikle kadınların zikredilmiş olması, güzellik kaygısıyla daha çok onların bu tür yanlışlıklara düştüklerinden dolayıdır. Bu lânet pek tabiîdir ki aynı işi yapan veya yaptıran erkekler için de öncelikle geçerlidir.

    El üzerine, koluna, vücudunun görülen veya görülmeyen bir yerine yaptırılan çeşitli şekil ve resimlerden oluşan döğmelerin tümü yasak ve lânetlidir. Zamanımızda kendini bilmez birtakım kadın ve erkeklerde görülen bu çirkin işlem, büyük günah olarak kabul edilmiştir. İlaçla çıkarılması mümkünse derhal çıkarılması, insanın sağlığı ya da döğme yapılmış organın zarar görmeyeceği anlaşılırsa, o döğmenin oradan kesilmek suretiyle de olsa yokedilmesi lâzım geldiği üzerinde ısrarla durulmaktadır. Şayet hiç bir şekilde giderilmesi mümkün değilse, tövbe etmek suretiyle onun vebâlinden kurtulmaya çalışmak gerekecektir.

    Konuya bu kadar duyarlık ve şiddet gösterilmesinin temelinde yatan sebep, Allah'ın yarattığı fıtrî güzelliği değiştirme niteliği taşımasıdır. Dinimiz fıtrî bir din olduğu için mensuplarının bütün davranışlarında tabiî olmalarını, her türlü sahtecilik ve yapmacıktan uzak olarak yaşamalarını istemektedir. Allah, insanları en güzel surette, "ahsen-i takvîm" üzere yarattığını bildirdiğine göre, mevcut durumdan daha güzel bir hal söz konusu olsaydı, Allah insanı o halde yaratırdı. Tabiî olmayan güzellikler, sadece şeytan aldatmacasıdır.
    Farz-ı muhal bir kimse kendisini bazı kötülüklerden koruyacağı inancıyla vücuduna herhangi bir canlının veya nesnenin resmini döğme olarak yaptıracak olsa, bu onun imandan çıkmasına sebep olur. Birilerine özenerek böyle bir cinayet işleyenler de ruh sefaletlerini sergilemiş olurlar. Neresinden bakılırsa bakılsın, tabiî şekli değiştirmeye kalkmak, şeytanın elinde maskara olmak demektir. Bu işin çağın veya modanın gereğiymiş gibi gösterilmeye çalışılması, söz konusu maskaralığı kapatmaya yetmez.
    Bu tür konularda şeytanın çağdaşlık ve moda postuna bürünerek, insanları aldattığı anlaşılmaktadır. Siz buna şeytanın çağdaşlık tuzağı da diyebilirsiniz. Zira en olmadık yanlışlar, hatta sapkınlıklar bile "artık bu çağda" diye başlayan cümlelerle savunulmaktadır.

    Tekrar edelim ki, insanın yaratılıştan sahip olduğu maddî-mânevî değerleri yozlaştıran, tebdil ve tahrif eden her uygulama dinimizce yasaklanmış, insanın temiz fıtratı üzere kalması ve yaşaması esas kabul edilmiştir.

    Hadislerden Öğrendiklerimiz


    1. Saça saç eklemek, ekletmek, iğreti saç takmak, taktırmak yasaktır.
    Bazı âlimler, hayvan kılı ya da bez bağlayarak saçı uzatmakta bir sakınca görmemişlerdir.


    2. Vücudun herhangi bir yerine döğme yapan ve yaptıranlar Peygamber Efendimiz tarafından lânetlenmiştir.
    3. Allah'ın yarattığı şekli değiştirme anlamına gelen her türlü işlem yasaktır.

    4. Fıtratı bozmaya kalkışmak şeytanın emrine uymak demektir

    Riyazüs Salihin




saça kaynak yaptırmak günah mı,  saça kaynak yaptırmak günahmı,  kaynak sac gunahmi,  çıt çıt saç takmak günah mı,  saç eklemek günahmı,  kaynak saç yaptırmak günahmı,  kaynak saç haram mı