Mumine.com ve Misafir Soru - Cevapları Forumundan Müslüman kadın kocasına nasıl davranmalı? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1
    Kayıtsız Üye

    Reklam

    Müslüman kadın kocasına nasıl davranmalı?

    Reklam




    müslüman kadın kocasına nasıl davranmalı?


    Paylaş
    Müslüman kadın kocasına nasıl davranmalı? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    ALLAH’u Teala evlilik hayatı için de bir düzen indirmiştir. Bu düzen insanın aklını ikna edip fıtratı doyurmaktadır. İşte bu düzen doğrultusunda yaşayan evlilikler adeta yıkılmaz bir kale haline gelir.


    Batı düzeni doğrultusunda yaşayan çiftlerin bir senelik hatta bir haftalık beraberliklerinden sonra boşandıklarını her zaman duymuşuzdur. Bu da küfür nizamının, insan fıtratı doyurmadığını ve çiftlerin aralarında çıkan tüm ihtilaflarda, hala batı düzeni içinde çözüm aramalarından kaynaklanmaktadır.


    Oysa ALLAH’u Teala’nın nizamı doğrultusunda yaşayan Müslüman çiftlerin evlilik hayatları ömür boyu devam eder. Yapılan evliliğin bir ömür devam edebilmesi için, hem erkeğin hem de kadının, ALLAH’u Teala’ nın emir ve nehiyleri doğrultusunda bir hayat yaşamaları kaçınılmazdır.


    Erkek ve kadın görevlerini bilmeli ve bu doğrultuda yaşamalıdır. Aksi takdir de evlilikleri kısa bir zaman sonra sona erer. Çünkü her konuda olduğu gibi evlilik hayatında da insanları bir arada tutan yalnızca ve sadece ALLAH’ın nizamıdır.

    Evlilik hayatında kadının görevleri olduğu gibi erkeğinde görevleri ve sorumlulukları vardır.

    Biz bu yazımızda Müslüman kadının eşine itaati ve ona karşı olan vazifelerini ele alacağız.

    İnşa’ALLAH bundan sonraki yazımızda ise erkeğin hanımına karşı olan görevlerini ve sorumluluklarını ele alıp işleyeceğiz.

    Resulullah dedi ki: “Dünya, kendisinden menfaatlanılacak bir şeydir. Menfaatlanılacak şeylerin en hayırlısı ise, Saliha kadındır” (Müslim)

    Evlenecek olan bir erkeğin evleneceği kadını, kadınında erkeği doğru seçmesi gereklidir. Çünkü evlilik ALLAH’ın İzniyle, birlikte bir ömür boyu beraber yaşamaktır.
    Hiç bir insan sevmediği, hoşuna gitmeyen biriyle bir beraberlik sürdürmek istemez. Bu yüzden erkek açısından doğru bir evlilik için doğru başlangıç hayırlı ve saliha bir kadınla evlenmektir.
    Peki hayırlı bir kadın hangi özelliklere sahiptir? Bunu bir hadisle yanıtlayalım:

    Ebu Hureyre anlatıyor: Sahabelerden biri ALLAH Resulü’nün yanına gelerek:
    “Kadınların en hayırlısı hangisidir” diye sorduğunda, ALLAH Resulü şöyle buyurdu:
    “Yüzüne baktığı zaman kocasını sevindiren, emrettiği zaman itaat eden, namusu ve malı hususunda kocasına isyan etmeyen kadındır” (Ahmed b. Hanbel 2/434; ibn mace, nikah, 5)

    Yalnızca bu hadis bile, bir kadının kocasına karşı nasıl davranması gerektiğini anlatmaya kafidir.
    Kadının, eşine karşı olan ilk ve tek görevi itaattır. İtaat hususunu bir çok başlıklara ayırmamız mümkün. Bunlar:

    1. Yatağını terk etmemesi
    2. Eşine eziyet etmemesi
    3. Onun için süslenmeye önem vermesi
    4. Daima güler yüzlü ve tatlı dilli olması
    5. Ona hizmet etmesi (ev işlerini görmesi)
    6. Eşini razı/memnun etmek için büyük çaba göstermesi
    7. ve ALLAH’ın Dava’sında ona daima yardımcı olmasıdır. (Vs.)

    Bunlara açıklamadan önce, itaatın önemi, itaatsizliğin cezası ve hangi konularda kocaya itaat edilmesi gerektiği hususuna değinelim.

    Kocaya itaat etmek kimi kadın için çok zor, kimisi içinde kolaydır.
    Aslına bakıldığında kocaya itaatın zorluğu veya kolaylığı kadının sahip olduğu mefhumlara bağlıdır.
    Eğer kadın,(batı fikirli) İslam’ı yaşamayan birisi ise itaat konusu ona adeta işkence haline gelir.
    Aksine kadın eşiyle birlikte İslam’ı yaşayan bir çift ise ve kadın itaatın farziyeti ve önemi hususunda belirli İslami mefhumlara sahipse bu görev asla ona zor gelmez.
    Çünkü İslami mefhumlara sahip olan bu kadın, eşine itaat ettiği zaman karşılığında alacağı mükafaatı bilir, bu yüzden de eşine itaatte asla kusur etmez.

    Bilindiği üzere erkeğin Cihad’a çıkması farzdır ve erkekler Cihad’ta öldükleri zaman şehit olurlar. Ve hesapsız cennete girerler.
    Lakin kadının Cihad’a çıkması farz değildir. Ama kadın şehitlik sevabından mahrum kalmaz. Kadın cihad’a çıkmadan da erkeklerin şehitlik sevabına denk olacak bir görevleri vardır ki oda kocasına itaat etmesidir.
    Evet.. Kadının kocasına itaatı, erkeğin şehitlik sevabına denktir. Bunu şu hadisle delillendirelim:

    Sahabi kadınlardan biri ALLAH Resulünün yanına gelerek:
    “Ey ALLAH’ın Resulü, Cihad ibadetini ALLAH’u Teala erkeklere farz kıldı. Cihad’a çıkıp öldürüldüklerinde Rab’leri katında diri olarak rızklandırılıyorlar (Şehid oluyorlar). Peki ya biz kadınlar bu ecre nasıl nail olacağız?” ALLAH’ın Resulü kadına şöyle cevap verdi:
    “Karşılaştığın bütün kadınlara şu bilgiyi ulaştır, kadının kocasına itaati, onun haklarını kabul edip yerine getirmesi buna (erkeklerin cihad sevabına) denktir. Ne yazık ki sizden çok azı bunu yapar” Görüldüğü üzere kadının kocasına itaat etmesi şehitlik sevabına denktir. Yalnız Resulullah’ ın da buyurduğu üzere “hakkıyla eşine itaat eden kadın”ların sayısı pek azdır. (hali hazırda) İslam Devleti’nin olmayışı ve Müslüman kadının ne yazık ki batı kültürüyle eğitilmesi bunun için yeterli sebeptir.
    Müslüman kadının akidesini bulandırmak için, kafirler ellerinden gelen her şeyi yaptılar ve ne yazık ki bu konuda çok başarılı da oldular.
    Tarih boyunca kocasına hep kusursuzca itaat eden Müslüman kadın, bugün maalesef eşine karşı asi olup “kadın-erkek eşitliği denilen sapık fikre” saplanmıştır.
    Kadınlar, bu fikrin nereden geldiğini, niçin ve nasıl ortaya çıktığını araştırmadan bu fikri benimsediler. Ve, ‘kocam yapıyorsa bende yaparım’, ‘o çalışıyorsa bende çalışırım’, ‘ben yemek pişiriyorsam, oda pişirmeli’ gibi fikirlere sahip oldular.
    Oysa ki kadın ve erkeğin yaratılış gereği eşit olmaları imkansız bir şeydir.
    Erkek, kadından daha kuvvetli, cesaretli ve güçlüdür bu yüzden evinin dışında olan işler ona farzdır.
    Kadın ise, erkekten daha zayıf, duygusal ve korunmaya muhtaç olandır bu yüzdende evin iç işlerinden sorumludur.
    Madem eşitlikten söz edilir o halde bir tehlike karşısında neden erkek kadını değil de, kadın erkeği korumaz? Siz bir tehlike ile karşı karşıya kaldığınızda, kocanızın arkanıza saklandığını gördünüz mü?
    Veya neden kadın dışarıda çok çalışmasından ötürü bunalımlara girer de erkek 12 saat çalışsa dahi artık çalışmayacağım evde oturacağım demez?
    Bırakalım da erkek görevi olan dış işlerini, kadında evinin iç işlerini yapsın..

    Kocaya itaatın önemine devam edelim: Hz. Ali (ra) de şöyle buyurmaktadır:
    “Kadının cihadı, eşine karşı vazifelerini en güzel şekilde yerine getirmesidir.”
    Koca, kadının hem cenneti hem de cehennemidir. Kadın, “ALLAH’ın isteği doğrultuda” kocasına itaat ederse cenneti, ona karşı asi olursa cehennemi olur.
    Kadın, kocasına itaat ettiği sürece ALLAH’u Teala o kadını cennetle mükafatlandırır.

    ALLAH’ın Habibi Hz. Muhammed şöyle buyuruyor:

    “Kadın, beş vakit namazını kıldığı, Ramazan orucunu tuttuğu, namusunu koruyarak kocasına itaat ettiği zaman ahiret de kendisine: ‘Artık dilediğin kapıdan cennete gir’ denilir” (Ahmed b. Hanbel, 1573)

    Başka bir hadiste ise şöyle buyurmakta:
    “Kocası kendisinden memnun olduğu halde ölen kadın cennete girecektir” (Tirmizi, 1081: ibni Mace, 1844)

    Madem ki kadın, kocasına itaat ederek cenneti kazanacak o halde bu iş kadına neden zor gelsin? Böylesine büyük bir mükafatı kadın neden kaçırsın.?
    Ayrıca ALLAH Resulünün;
    “kadın kocasının haklarını bihakkın yerine getirmedikçe imanın lezzetini tadamaz”
    sözünü sakın unutmayalım.
    Ve yine unutmayalım ki cehennemde en çok bulunacak olan kadınlardır.
    Kocamıza itaat ederek, içinde en çok kadınların bulunacağı cehennemden kendimizi kurtarabiliriz.

    Kocaya (farz ve haramlar dışında) yalnızca mubah alanlarda itaat edilmesi farz olduğu gibi, kocanın bunun dışındaki her hangi bir şeyi emretmeye de hakkı yoktur.
    Kadının namaz kılması, İslami bir kıyafet (cilbab ve başörtüsü) giymesi, kaş almaması, İslam davasını taşıması gibi hususlarda yani ALLAH’ın kadına farz kıldığı veya nehy ettiği hükümlerde, erkek, “yapma veya yap” diye emretme hakkına sahip değildir.
    Çünkü burada söz konusu olan ALLAH’a itaat etmektir ki Resulullah efendimiz;
    “yaratıcı hususunda yaratılana itaat yoktur” diye buyuruyor. Zaten kocaya itaat etmek ALLAH’ın kesin emri olduğu için kocaya itaat edildiğinde ALLAH’ın emri yerine getirilmiş olur.

    Kocası emrettiği zaman ona itaat farzdır.
    Mesela ‘Hayatım bana bir bardak su getirir misin?’ diye sorduğu zaman kadının burada ‘hayır’ deme hakkı vardır. Bu da itaatsızlık olmaz.
    Çünkü burada bir emir yani emretme yoktur aksine koca, kadınına bir seçim hakkı tanımıştır. Ve kadın buradaki seçimde su getirir ise ecir / sevap alır, getirmediği zamanda günahkar olmaz.
    Lakin erkek ‘Getir’ derse bu emirdir ve burada itaat farz olur.
    Ancak getirir misin deki kastı emir olup ta nezaket icabı bu kelimeyi kullanmışsa durum değişir ki itaat gerekir. ‘Kocaya itaat’ denildiğinde akla asla kölelik gelmemeli.
    Kadın, kocasının hayat arkadaşıdır onunla derdini paylaşır, sorunlarını anlatır, fikir cedeleşmesinde buluna bilir. Erkek şayet kadına, kadının istemediği bir şey emrederse elbette burada dahi itaat farzdır.
    Lakin bu, onun kocasını, isteği şey konusunda onu vaz geçiremeyeceği anlamına gelmez. Veya fikrini beyan etmeyeceği, edemeyeceği anlamına gelmez. Kadın, “bunun istemediği bir şey olduğunu, bunu yapmak istemediğini” güzel bir üslupla kocasına anlatabilir ve eğer koca bu konuda ikna olursa istediği şeyden vaz geçebilir ve bu durumda kadında günahkar olmaz.
    Eğer koca ikna olmaz isteğinde ısrarlı olursa, kadına ancak itaat düşer. Erkeğinde bu noktalarda mümkün olduğu kadar eşini gözetmesi işin güzel olanıdır.

    Kocaya itaat konusunda kadını bağlayan en önemli konu, eşinin nevi içgüdüsünü (cinsel meyilini) doyurmasıdır. Cinsel ilişkinin evlilikte çok önemli yeri vardır. Erkeğin nevi içgüdüsünü tatmin etmediği zaman huzursuz olduğu, bunun da evliliğine ve dışarıdaki işlerine yansıdığı tespit edilmiş bir hakikattir.
    Bu yüzden kadına bu konuda çok büyük görevler düşmektedir. Kocasının kendisinden razı olması için elinden gelen tüm gayreti kadın göstermelidir.Evliliğin güzel devam etmesi yönünde cinsel hayatın çok büyük önemi vardır bunun için kadının, kocasını çok iyi gözetmesi zorunludur.

    Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor:
    “Bir kimse karısını ihtiyacı için çağırırsa, kadın fırın başında da olsa gelsin” (Tirmizî)

    Bu hadisle de görüyoruz ki kadın, kocasından gelen böyle bir emri konusunda hiç bir özür beyan edemez. Ocak başında dahi olsa işini gücünü bırakıp bu emre mutlaka itaat etmelidir.
    Bunu yaparken de asla oflayıp puflamadan, yerine getirmelidir. İtaatin en zor kısmı da zaten budur ve kadın işleri olduğu halde işlerini hemen bırakıp eşine itaat ederse karşılığında çok büyük ecir ve sevap alır. Cinsel ilişki her ne kadar nefse yönelik bir iş olsa da, bunda hem erkek hem de karısı için çok ecir ve mükafat vardır. Kadın ve kocasının bu beraberliği asla boş bir amel değildir.
    ALLAH Resulü,“Erkeğin hanımıyla oynaşmasında ve onunla geçirdiği zaman sürecinde ikisine de ecirler yazılır’ diye buyurmaktadır.

    Erkek hanımını yatağa çağırdığı zaman, şayet kadın itaat etmezse bakın nasıl bir cezaya çarpıtılıyor:
    Ebu Hureyreden. Resulullah dedi ki:
    “Bir erkek karısını yatağına çağırır da kadın gelmezse ve bu yüzden erkek ona kızgın yatarsa, sabaha kadar melekler o kadına lânet ederler” (Ebu Davud: Nikah, 41, Müslim: Nikah, 20)

    Cinsel haramlardan kocasını koruyan kadındır. Ve nasıl ki namaz bir ibadetse, kadının eşiyle cinsel münasebette bulunması da ibadettir. ALLAH Resulü şöyle buyurdu:

    “… hatta sizden biriniz eşi ile cinsi münasebette bulunmasında bile sevab vardır” Bunu duyan sahabeler çok şaşırdılar ve sordular:
    “Ya Resulullah! Bizden biri cinsel arzularını tatmin eder de bu sebeple ona nasıl sevap verilir.?”
    Resulullah:
    “Pek tabii ki verilir. Ya sizden biri zina yapacak olsaydı, yaptığı zinadan ötürü günaha girmeyecek miydi? Buna ne dersiniz? Bunun gibi nikahlı eşiyle cinsel ilişkide bulunduğu zaman da kendisine sevap verilir” (Müslim, Ebu Davud)

    Enes B. Mâlik’in naklettiği haberde: Resulullah sahabesine şöyle sordu:
    “Cennetlik kadınlarınızı size bildireyim mi?”
    Biz ‘Evet, ey ALLAH’ın Elçisi bildir’ dedik. Şöyle buyurdu:
    “Her sevecen doğurgan ve üretken kadın ki kendine öfkelenildiğinde, bir kötülük yapıldığında ya da kocası kendisine kızdığında eşine şöyle der: ‘İşte bu elim elinde, sen râzı olmadıkça kesinlikle uyku uyumayacağım.” Evet Müslüman Bacılarım, bu konuda her kadının artık kendisini hesaba çekmesi gerekir.
    Acaba kocanız size kızdığında sizler onu razı edebilmek için mi çaba gösteriyorsunuz, yoksa hiç umursamayıp üzerine rahat bir uyku mu çekiyorsunuz.?
    VALLAHi kocasını razı etmeyen kadını büyük bir azap beklemekte.
    Kocası ölen sahabi bir kadın kocaya itaatin önemini ve itaat edilmediği taktirde onu bekleyen azabın ne olduğunu öğrendiğinde “VALLAHi bunları öğrendikten sonra artık evlenmeyeceğim” demişti. Yani kocaya itaat konusu kesinlikle basite alınacak bir iş değildir.

    Müslüman kadın, elbette her zaman bakımlı olmalıdır. Özellikle de eşi için daima bakımlı olmalıdır.
    Hiç bir erkek eve geldiğinde kendisini karşılayan hanımını çirkin ve bakımsız görmek istemez.
    Bu yüzden kadın eşi gelmeden en azından 10 dakikasını kocasına süslenmeye ayırmalıdır. Bunda dahi çok ecir vardır ve kesinlikle boş bir amel değildir.”Süsleniyorum ama eşim bunu fark etmiyor..” demeyin.
    Bunu fark etmeyen erkek yoktur. Yalnız kimisi bunu dile getirmez kimi de düşüncelerini bir şekilde açıklar. “Eşim fark etmiyor bu yüzden süslenmeye gerek duymuyorum..” deyip bir gün şiddetli bir tartışma çıktığında bunu yüzünüze vurursa üzülen siz olursunuz.

    Kadının kocası için süslenip güzel koku sürünmesi aralarında sevgi ve ülfetin meydana gelip geçimsizlik ve nefretin ortadan kalkması için en güçlü sebeplerden biridir.
    Şöyle düşünün, mesela bir yere gidip dinlenmek için oturduğunuzda eğer o yer, göze çok çirkin görünüyor ve burnumuza da kötü kokular veriyorsa hiç biriniz tabiatınız gereği bir daha oraya gitmek istemez değil mi?
    Ama manzarası çok çok güzel ve mis gibi kokan bir yere gittiğinizde her zaman orada dinlenmek istersiniz değil mi?
    Tıpkı bu örnekte olduğu gibi kadın, eğer kocası için süslenip güzel kokular sürünürse, erkek işten eve dinlenmek için adeta koşarak gelir. Erkek dinlenmek için başka yer tercih ediyorsa, burada kadının çok büyük ihmalleri ve eksiklikleri var demektir.

    Kadınlar genelde kocası eve gelir gelmez, dinlenmesine müsaade etmeden, gün içinde yaşadıklarını ve o günün yorumunu yapmak isterler.
    Oysa bu çok yanlıştır. Çünkü erkek işten eve geldiğinde yorgundur ve dinlenmek ister.
    Eşi eve geldiğinde, kadın sanki “eşinin ilk eve gelişiymiş gibi” hemen kapıya koşmalı onu güler yüzle tatlı dille karşılamalı ve karnı aç ise onun yemeğini ikram edip biraz dinlenmesine müsaade etmelidir. Yorgunluğu geçtikten sonra artık o gününün nasıl geçtiğini sorar, anlatmak istedikleri varsa anlatır.
    Unutmayalım ki erkekler, yorgun ve aç olduklarında huzursuz, stresli ve sinirli olurlar, kadının o anda yapacağı ufak bir hata, büyük tartışmalara yol açabilir. Ve bu durumda kadınların kalpleri çok kırılabilir. Bu yüzden her kadın, sabırlı olmalı ve öncelikle kocasının temel ihtiyaçlarını gidermelidir.

    Bununla ilgili bir sahabi hanımı anlatalım:

    Sahabi bir kadının çocuğu şiddetli bir hastalığa yakalandı. Kocası ise bir iş için uzak bir yere gitmişti. Bu arada çocuklarından biri vefat etti. Hemen kocasına bu haberi iletmedi ve onun eve dönmesini bekledi. Hatta hiç kimsenin kocasına bu haberi vermemesi hususunda insanları tembih etti.
    Kocasının eve döneceği gün evini temizledi, yemeğini pişirdi ve kendisini süsledi. Kocası eve geldiğinde onu tatlı dille, güler yüzle karşıladı. Yemeğini verdi, kadınlık görevini yaptı ve kocasını karşısına aldı ve dedi ki:
    “Eğer biri bize bir emanet bıraksa, onun bir zaman sonra emanetini geri alması gayet normal değil midir?” kocası “evet öyledir” deyince kadın “O halde ALLAH bize verdiği emaneti geri aldı” dedi, kocası da ona,(inna lillahi ve inna ileyhi raciun) “ALLAH’tan geldik yine O’na döneceğiz” dedi.
    Bu ne güzel bir yaklaşım, bu ne bir güzel üslup. Bu kıssadan, kendimiz için büyük bir pay çıkarmamız gerekir. Kadın, çocuğu öldüğü halde eşine itaatta kusur etmedi. Ki evlat acısını anneler çok iyi bilirler.

    Eğer kadın, kocasından güzelse bunu asla onun başına kakmamalıdır. Sahabeden biri anlatıyor:
    Bir gün çok güzel bir kadın gördüm, kocası ise çok çirkindi.
    Ona, “böyle bir şeye nasıl razı olabildin?” diye sordum. Bana şöyle dedi: “Sus! Böyle konuşma. Herhalde kocam ALLAH katında iyi bir iş yapmış olmalı ki, mükafaat olarak beni ona verdi. Bende ALLAH katında kötü bir iş yapmış olmalıyım ki, ceza olarak onu bana vermiş. ALLAH’ın razı olduğuna ben razı olmayayım mı?” dedi ve beni susturdu.

    Bilindiği üzere evin iç işleriyle ilgilenen kadınlardır. Kadının bakacağı 10 çocuğu da olsa bu değişmez. Koca istiyorsa hanımına yardımcı olabilir ama yardım etmek istemiyorsa kadın bunun kendi görevi olduğunu bilmeli ve işlerini asla erkeğe yüklememelidir. Kadının yetiştireceği çocukları, bakacağı evi, eşi ve taşıyacağı İslam davası vardır.
    Bütün bu farzları yapması ve hiç birini ihmal etmemesi içinde planlı programlı olmalıdır.
    Sabah erkenden evini temizler, yemeğini yapar çocukları ve davasıyla ilgilenirse akşam eşi eve geldiği zaman ona ayıracağı çok vakti olur. Ve bu durumda da (kadının tertipli, planlı, programlı ve düzenli olmasından ötürü) erkek kadından razı olur ve ona dua eder.

    Bazı kadınlar kocalarından ne kadar iyilik görürse görsünler, ufak bir tartışmada veya kadının kalbinin kırılması sonucunda erkeğin yaptığı bütün iyilikleri adeta inkar eder ve kocasına eziyet ederler.
    Bakın bu konuda ALLAH Resulü kadınlara için ne buyurmakta:
    “Sadaka verin ey kadınlar. Çünkü cehennem halkının çoğu siz olacaksınız..” Orada bulunan bir kadın: ‘Niçin ya Resulullah?’ diye sordu.
    O da: “Çünkü siz, çok şikâyet eder ve kocanızın nimetini inkâr edersiniz.” (Müslim)

    Başka bir hadiste:
    “Bir kadın kocasına her eziyet ettikçe, cennetteki hurisi: ’Ona eziyet etme, ALLAH canını alsın, o, senin yanında emanettir. Az sonra seni bırakıp bizim yanımıza gelecektir’. der” (İbn Mâce)

    Kadın hiç bir zaman kocasını kızdıracak hareketlerde bulunmamalı, daima onun sevdiği şeyleri yapıp hoşlandığı sözleri söylemelidir. Kocası evine geldiğinde onu nasıl tatlı dili ve güler yüzüyle karşılıyorsa aynı şekilde evden çıktığında da bunu kocasına aynen yapmalıdır.
    Söz konusu koca, ALLAH’ın davasını(İslam davasını yüklenen) taşıyan biriyse kadın daha da dikkatli olmalıdır. Erkek ALLAH’ın davasını taşımak için evden çıktığında velev ki o gün koca kadınının kalbini kırmış dahi olsa, kadın her şeyi hemen unutmalı kocasını en güzel şekilde yolcu etmelidir.
    Şayet kocası tam evden çıkacağı zaman, kadın bir tartışma çıkartır, geçmişte yaptığı bazı hataları ona hatırlatırsa, erkek çok huzursuz olur ve aklı hep evde kalacağı gibi davasında da başarılı olmayabilir.
    ALLAH katında bu kadın ne kadar sorumlu olur düşüne biliyor musunuz? Bu yüzden kadın her zaman ALLAH’ın rızasını gözetmeli. Velev ki kocası ona haksızlık etse de o sabretmelidir. Zaten her şey ALLAH katında biliniyor, erkek haksızlık yapsa da bunun hesabını muhakkak ALLAH’a verecektir.
    Lakin erkek hanımına haksızlık yapıyor diye, kadın neden aynısını ona yapsın?
    Erkek harama giriyor diye neden kadında harama girsin? Kadın kocasını en güzel üslupla uyarır, şayet erkek bu uyarıyı kabul ederse ecrini alır yok kabul etmez ise bunun hesabını Rabbine verir.

    Sümeyye Avcı



müslüman kadın kocasına nasıl davranmalı,  allah kadinlara kocalari nasil davranmaldir,  müslüman kadın eşine nasıl davranmalı