Mumine.com ve Misafir Soru - Cevapları Forumundan Sünnetlere niyet ederken kaza farz namazlarınada niyet edilirse kabul olur mu? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1
    Kayıtsız Üye

    Reklam

    Sünnetlere niyet ederken kaza farz namazlarınada niyet edilirse kabul olur mu?

    Reklam




    s.a.arkadaşlar herkese hayırlı akşamlar ben bir senedir namaz kılıyorum kaza namazlarım çok fazla borçlarımı ödemenin kısa yorumlu varmı, bazı sitelerde sünnetlere niyet ederken kaza farz namazlarınada niyet edilirse kabul olur yazıyor, doğrumudur bilen varmı


    Paylaş
    Sünnetlere niyet ederken kaza farz namazlarınada niyet edilirse kabul olur mu? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    ve aleykumusselam ve rahmetullah
    konu hakkında bilgi için eklenen yazıyı okuyabilirsiniz
    İnşaAllah umarım yardımcı olur


    ---------------------------
    Hiç bir mezhep ve hiç bir muteber kitapta yeri olmayan bir görüş. Hanefi'ye göre kişi kazasını da sünnetini de kılar.

    "Muzmirat'ta şöyle denilir "Geçmiş namazların kazasıyle meşgul olmak nafilelerden daha evlâ ve mühimdir Bundan yalnız farz namazların sünnetleriyle, kuşluk ve tesbih namazları, bir de hakkında hadis rivayet edilen namazlar müstesnadır"
    ( İbn-i Abidin )

    Yok eğer derseki benim kazam çok 40-50 yıl. Belki o zaman sadece kaza kılabilir.

    Şafii mezhebinde zaten kazası olan sünnet kılamaz. Daimi kaza yapmakla meşgul olmalıdır.


    Abdullah HİÇDÖNMEZ



    --------------------------


    Hem bir kaza namazına, hem de vaktin sünnetine olmak üzere bir namazın iki ayrı niyyetle kılınması ise, kaynak niteliği taşımayan (Necâtü'l-mü'minin ve benzeri) bazı ilmihal tipi kitaplar ile bu kitaplardan nakiller yapan kişiler dışında, Hanefî müctehid ve fakihlerince câiz görülmemektedir.

    Bilindiği üzere, sünnet ve nafile namazların sıhhati için, mutlak namaz niyyeti yeterli ise de, farz ve vacip namazların sıhhati için, (söz gelimi, "Bu günkü öğle namazının farzı..." veya "Dünkü ikindinin kazası..." gibi) niyyette kılınacak namazın hem aslını, hem isim ve vasfını tayin şarttır. (1) Bu itibarla, sünnet veya nafile bir namazda, söz gelimi hem tahiyyetü'l-mescid, hem duha (kuşluk) gibi, iki ayrı niyyet câiz görülmekte ise de, -ister edâ, ister kaza olsun-; bir farz namazda iki ayrı niyyet câiz değildir. Bu takdirde niyyet, bunlardan kuvvetli olana masruf olur.

    Mesela; aynı namaz için:

    a. Biri farz-ı ayn, diğeri farz-ı kifâye iki ayrı farz namaza niyyet, farz-ı ayn olan namaz için;

    b. Biri vakti girmiş, diğeri henüz vakti girmemiş iki ayrı namaza niyyet, vakti girmiş olan namaz için;

    c. Biri edâ, diğeri kaza iki ayrı farz namaza niyyet, -vakit müsait ise; kaza için; vakit dar ise, vaktin farzının edâsı için;

    d. İki ayrı vaktin kazasına niyyet, -kişi sahib-i tertib ise; ilk kazaya kalan için; (aksi halde bu niyyetin hükmü yoktur.)

    e. Hem bir nafileye, hem cenaze namazına niyyet, -nafile rükû ve secdeli kâmil namaz olması itibariyle; nafile için;

    f. Hem farz (mesela bir kaza namazı), hem de sünnet veya nafile bir namaza niyet, -İmam Ebû Yusufa göre; sadece farz namaz için geçerli olur. İmam Muhammed'e göre ise, sonuncusunda her ikisi içinde geçerli olmaz. (2)

    Görüldüğü üzere bir kısmı dipnotta gösterilen en muteber kaynakların beyanına göre, "hem geçmiş bir namazın kazası, hem de vaktin sünneti" niyyetiyle kılınan bir namaz, İmam Muhammed'e göre, ne farz, ne sünnet, ne de nafile olarak sahih olur. İmam Ebû Yusuf'a göre ise sadece farz olarak câiz olur; ayrıca sünnet veya nafile sevabı söz konusu olmaz. İki tane müctehidin bu konudaki ictihatları, böyle olunca, fakih bile sayılmayan "filan kişinin kitabında şöyle buyruldu" demenin, hiç bir anlamı yoktur.

    Şüphesiz, sünnet yerine kaza namazına niyyet ederek, sünnet namazlan terkeden Müslümanlar, günahkar olmazlar. Kıldıklan namazlar kaza olarak sahihtir. Ancak, sünnetlerin sevabından mahrum kalacakları gibi, -müekked sünnetlerin mazeretsiz terkinden dolayı- isâet (ihmal ile zarar vermek) etmiş olurlar. Ayrıca Hz. Peygamber (s.a.s.)'in itâb (azarlama, darılma) ve tekdirine maruz kalırlar. (3)

    Dipnotlar:

    (1) İbn Hümam, Fethu'l-Kadir, Bulak 1315, 1/186-187; Ahmed Tahtâvî, Haşiye ala Merakı'l-felah, sh. 179; Haskefi, ed-Dürrü’l-Muhtâr, 1/279-280; İbn Abidin, Reddü'l-Muhtar, Bulak, 1272, 1/279-280; Hacı Zihni Ef., Nimet-i İslam (Kitabü's-salat), sh. 84.
    (2) İbn Hümam, a.g.e., 1/187; İbrahim el-Halebî, Günyetü'l-mütemelli (Halebî Kebir), sh. 249-251, İst., 1325; Halebî Sağîr, sh. 121-122, Ist., 1309; İbn Nüceym, el-Eşbâh ve'n-nezâir, sh. 39-43, Dımaşk, 1403/ 1983; el-Bahru'r-râik, 1/296-297, Beyrut, ts.; el-Fetâva'l-Hindiye, 1/65; Ahmet et-Tahtâvî, a.g.e., sh. 174; İbn Abidin, a.g.e., 295-296; Zihni Efendi, a.g.e., 84-86; Ö.N. Bilmen, Büyük İslam İlmihali, İst., ts., sh. 118-119.
    (3) Bâbertî, el-İnaye, (Fethu'l-kadir kenarında). Bulak, 1315, 1/13; Ebû Gudde, Takdimetu Fethi bâbi'l-inâye bi şerhi kitabi'n-Nükaye, 1/14-15, Haleb, 1387/1967.

    Sorularla İslamiyet