Mumine.com ve Misafir Soru - Cevapları Forumundan Kadının Çalışması ve iş icabı Yolculuk Etmesi Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1
    Çalışan Kadın

    Reklam

    Kadının Çalışması ve iş icabı Yolculuk Etmesi

    Reklam




    Selamünaleyküm.

    Aşağıda yazacağım hususlarda yardımcı olursanız sevinirim.

    Öncelikle ben, evli ve 3 çocuk annesi bir kadınım. Kocam ise işsiz. Maddi koşullar gereği çalışmam icap ediyordu. Birikmiş bir param da vardı, ama yetersiz olduğu için teyzemin bekar oğlu ile birlikte ortaklaşa bir konfeksiyon atölyesi açtık. Bakması için de çocukları kocama bırakıp işe başladık.

    Kocam istemese de, geçimimizi temin etmek için bunu yapmak zorundaydım. Fakat kocam hiç razı değil. Son zamanlarda da sürekli tartışıyoruz. Kocam "teyze oğlunla yalnız kalmanı istemiyorum" diyerek beni engellemeye çalışıyor! Ben namazında, niyazında bir kadınım. Kocamı rencide edecek bir şey yapmam.

    Para da kazanmaya başladık üstelik. Takdir edeceği yerde tenkit ediyor beni. "Sen eve gel, ben devam ederim teyze oğlunla işe" diyor ama iş benim işim. Kocamın kattığı bir para yok. Bu nedenle bu teklifini geri çevirdim.

    Teyzemin oğlu ile sipariş almak için İstanbul'a gidip geliyoruz. Buna da itiraz ediyor kocam. "Tek başına seyahat edemezsin" diyor!

    Kısaca durum böyle. Benim çalışmamın ve iş icabı yolculuk etmemin dini açıdan bir sakıncası var mı?

    Teşekkürler...


    Paylaş
    Kadının Çalışması ve iş icabı Yolculuk Etmesi Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    ve aleykumusselam ve rahmetullah
    konu hakkında bilqi için eklenen yazıyı okuyabilirsiniz

    -----------------------


    Gerçek İslam düzeninde, kadının çalışması kendi evindedir. Çünkü bir kadının asli görevi, çocuklarının ve dolayısıyla da, toplumun terbiyecisi olmaktır. Böyle olduğunu belirten hadisleri şöylece sıralamakta oldukça isabet vardır:

    “İbni Ömer, ALLAH Resulünün şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

    “Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürülerinizden sorumlusunuz! Yönetici çobandır. Erkek ailesinin çobanıdır. Hepiniz çobansınız ve idareniz altında bulunanlardan sorumlusunuz!”

    Bu hadis, kadının kocasının ev işlerini idare etmekten ve çocuklarının terbiyesinden sorumlu olduğunu açıkça işaret etmektedir. Zaten kıyamet gününde, yüce ALLAH, her tür çobandan (Yani her türlü idari mekanizmadan) güttüklerinin, irade ettiklerinin hesabını soracaktır.

    Kadının çalışmasının, kocasının evinde olması gerektiğine delalet eden bir hadis de Buhari’de bulunmaktadır : “Kadının çalışması kocasının evindedir. “ Bu hadis Hz. Ali’den rivayet edilmiştir.

    Rivayet olunur ki, ALLAH’ın Resulü, Hz. Ali ile Hz. Fatma arasında iş bölümü yaparak, dışarıyla ilgili işleri Hz. Ali’nin üzerine, evin içiyle ilgili işleri de, Hz. Fatma’ya yüklemişti. (Haşiyetü’r-Reddi’l-Muhtar, C.3, C. 579)
    Bu ve buna benzer hadisler, kadının görevinin kendi evinde olduğuna işaret etmektedir. İslam dini, kadının görevini evine inhisar ettirmiş olmakla, kadın varlığını küçümsemek ve değersizleştirmek yolunu seçmemiştir. Tam aksine, kocayı kadının geçimini sağlamak amacıyla ev dışında hatta icap ederse dünyanın dört bir yanında çalışmakla yükümlü kılmıştır. İslam bilginleri, kendini kocasının rahatını sağlamaya vakfettiği için, kadının nafakasını kocaya görev olarak yüklemişlerdir. Hatta kadının nafakasını temin etmek, diğer yakın akrabaların nafakalarını temin etmekten önde bir görevdir. (Neylü’l-Evtar, C. 6, S. 360)

    Görüldüğü gibi, adaletli bir iş bölümüdür bahsini ettiğimiz konu. Aslolan, kadının evinin iç işlerini yürütmek ve çocuklarını terbiye etmek amacıyla evde çalışması olduğuna göre, kocanın da onun her türlü ihtiyacını temin etmesi zorunlu olmaktadır. Böylesi bir durum, hak ve adaletin ta kendisidir. Çocukları, iyi bir insan olarak terbiye edip yetiştirmeleri ne büyük bir şereftir. Ve öyle pek de kolay olmayan bir iştir bu zira: “analar Hacer olmadıkça oğullar asla İsmail olmayacaktır!” Onun için şerefli olduğu kadar, zor ve müşkül bir faaliyettir ve büyük bir bilgi birikimi istemektedir…

    Erkeklerin eğiticisi ve mürebbisi olmak, şeref için kadına yeter de artar bile. Kadını korumak, kadına ikramda bulunmak, onun için emek harcamak, onun rahatını temin etmek için alın teri dökmek, kendi yuvası içinde çocuklarını uygun bir terbiye ile terbiye tedip yetiştirmek için kadına fırsat vermek erkeğin başta gelen görevleri arasındadır. Çocukları terbiye etmesi maslahatı uğruna gerekli gördüğü şeyleri kadına vermek, her akıllı kocanın görevidir. Bunlar yapabilmesi için de, kocanın emek ve çaba harcaması gerekmektedir. Ancak bu sayede kadın evinin sultanı olabilir.

    Kadının evinden dışarıda çalışmasını isteyenler ona büyük zulmetmiş ve en büyük hakkını elinden almış demektir. Onun topluma sunmuş olduğu güzellikleri tanıyıp anlamamış, erkekleri terbiye etmesine engel olmuş ve kadını mutsuzluğa sürüklemişlerdir. İşte selim düşüncenin verdiği karar budur. Nasıl olur da, İslam dini kadının evinin dışında çalışmasına izin vermez: “Kim İslamdan başka bir din ararsa, o kendisi için istediği din asla din olarak kabul edilmez.” (A’li İmran:85)
    Peki, evli kadınlar için bu tür meseleler dile getirilmişte bekâr hanımlar için ne söylenir derseniz onun da cevabını yine kuran ve sünnet perspektifinden şöyle izah edebiliriz: Zaruret hali olmaksızın, kadının kendi evi dışında çalışmasına İslam dini izin vermemiştir. Zaruret sebebiyle dışarıda çalışan kadının, erkeklerle bir arada çalışan kadının, erkeklerde bir arada çalışmaması, evden çıkarken, diğer erkeklerin dikkatini çekecek şekilde süslenip, açılıp saçılmamasını şart koşmaktadır. Zaruret halinde, kadının iki kızının kullandığı şu söz şuna delalet etmektedir ki o da şudur:
    “Babamız artık çok yaşlanmış bir ihtiyardır. Biz de onun için ona hizmet için çıkıyoruz!” (Kasas: 23)

    Yukarıda zikrettiğim ayet, Hz. Şuayb’ın iki kızının, babaları çok yaşlı olduğu için davar gütme işiyle meşgul olduklarında işaret etmektedir. İslam’dan önceki şeriatların hükümleri, neshedildiklerine dair bir hüküm bulunmadıkça (Ki, Kur’ân’da eğer yeniden zikredilmişse eski nebi ve Resullere indirilmiş ayetler, onlar artık Kur’an’dandır ve neshedilmiş olmaları bahis konusu bile edilemez. Ancak, tafdil-tehir olayı bahis konusudur.) “ Bunun üzerine Musa, onlara su verdi.” Âyeti kerimesiyle de, toplumun mümkün olan en yakın fırsatı değerlendirerek, kadının dışarıda çalışma zaruretlerini gidermesi gerektiğine işaret edilmektedir.....

    Zaruret halinde veya kız çocuklarını eğitmek isteyen insanlar için toplumun ihtiyacı olan işleri yapmak veya kadın tabiatına uygun bir iş olan, kadınlara hasta bakıcılık gibi işleri yapmak üzere, kadının kendi evi dışında çalışması caiz olur. Ancak dışarıda çalışırken, dikkatleri üzerine çekmeyecek şekilde tesettürlü olmalı ve erkeklerle bir arada çalışmamalıdır. Aksi takdirde dışarıda çalışması haramdır. Çünkü böyle filer, zararın faydaya üstün gelmesine yol açacaktır. İslam hukuku usulcülerinin de söyledikleri gibi zararların bertaraf edilmesi, faydaların temin edilmesinden önde gelir.
    Gerek çalışma ve gerekse eğitim yerlerinde, kadınların yabancı oldukları ereklerle bir arada çalışmalarının yasak olduğuna delalet eden nassları şöyle sıralayabiliriz.

    1. İbni Abbas, ALLAH’ın Resulünün şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir. “ Hiçbir erkek, mahremi olmayan bir kadınla baş başa kalmasın!” Bunu duyanlardan biri ayağa kalkarak sordu: “Ey ALLAH’ın resulü! Karım, tek başına haccetmeye gitti. Şu şu gazvelere katıldı.” Bu sözün üzerine efendimiz şöyle dedi. “ Sen git ve hanımınla birlikte haccet!” (Fethü’l-Bari, C. 9, S. 330)
    2. Ebu Said el Hudri’den rivayet edilir ki “Kadınlardan bir bölüm ALLAH Resulüne geldiler ve dediler ki: Ey ALLAH’ın Resulü! Erkekler bize galip geldiler. Sen, kendinden taraf bizlere bir gün tayin et de, biz de gelip sizin sohbetinize katılalım!.. (Fethü’l-Bari) C.1, S.196)

    Bu hadislerde ve buna benzer birçok hadislerde, kadınların erkeklerle bir arada bulunmalarının caiz olmadığına işaret etmektedir. Yoksa ALLAH’ın Resulünden kendileri için bir vaaz ve sohbet zamanı istemezlerdi. Demek oluyor ki, ihtiyaç içinde olduğundan çalışmak zorunda kalan kadın, tesettürüne, iffet ve vakarına halel gelmeyen ciddi iş yerinde çalışabilir. Çevredeki yabancı erkeklere bu tesettür ve vakar içinde ciddi şekilde muhatap olabilir. Bu şartların yok olduğu yerde kadının çalışma şartı da yok demektir.

    Zaten çalışıp kazanma mecburiyeti erkek içindir. Kadın evinde oturur, çoluk çocuğuna bakar. Erkek ise dışarıda çalışıp çabalayarak kadının ihtiyaçlarını karşılamak zorunda kalır. Bizim sözünü ettiğimiz şartlar, herhalde böyle hâmisi olmayan ihtiyaç içinde çırpınan kadınlar içindir. Kocası izin vermeyen kadın zaten çalışma hakkına da sahip sayılmaz. Kocasının kazancıyla idare etmesi şart olur yahut beyinin izni gerekir. Bir kadının yabancı bir erkeğin evinde veya iş yerinde çalışması İslâm'ın emrettiği şekilde olursa, yani birkaç kadın ile birlikte veya açık bir yerde çalışırsa beis yoktur. Ama, kapalı bir yerde yalnız yabancı bir kimse ile birlikte kalacak olursa halvet olduğundan haramdır. (el-Fıkıh 'ala'l-Mezahip el-Arbaa, c.3 s.125).

    Evet, amacım cin fikirlilik yaparak herkesin bildiği bir konuyu gündeme getirip kalem kavgası yapmak değil, hele hele tasvip etmediğim böylesi bir tarzla bir yerlere gönderme yapmak hiç değil. Lakin günümüzün modern Türkiye’sinde kadının analık hakkını elinden alan kaç tane erkek var bunun sorgulanması niyetindeyim. ALLAH ne olduğu belli olmayan ciddiyetsiz herhangi bir kurumda çalışmak istediğini söyleyen ve çalışan kadının kocasına, eli ayağı tutup, taşı sıksa taşın suyunu çıkartacak yapıda olmasına rağmen çalışmayan ve eşinin geçimini sağlamayan erkeklerin kadınına sabır versin! (Amin…)
    Kaynak
    İslâmda İş İşçi ve Ücret Hukuku
    Dr. Şeref Bin Ali Eş-Şerif
    İhya Yayınları


    ----------------------------
    Kadının Çalışması İçin Kocasından İzin Almalı mı ?

    Kadının çalışması için kocanın izni şarttır. Bu bakımdan kocasının rızası olmadan kadının çalışması caiz değildir.

    Erkek eşinin başı açık çalışmasına izin veriyorsa, bu günaha ortak olur.

    Dinen kadının çalışmasında bir sakınca var mıdır? Erkeklerin içinde yanyana çalışması dinen caiz midir?...

    Kadının çalışmasını engelleyen her hangi bir yasak bilmiyoruz. Ancak kadının çalışırken uyması gereken bazı kurallar vardır. Bu kurallara uymazsa haram işlemiş olur.

    “İslam'da insan olmaları bakımından, erkekle kadın arasında herhangi bir ayrım söz konusu değildir; her ikisi de eşit derecede Yüce Allah'ın emir ve yasaklarına muhataptır. Erkek olsun kadın olsun, bütün insanlar yeryüzünü imar etmek ve orada Allah'a kulluk etmekle yükümlüdürler. İslam'da insanlık ve Allah'a kulluk bakımından kadınla erkek arasında bir fark bulunmadığı gibi temel hak ve sorumluluklar açısından da kadın erkek ayrımı bulunmamaktadır.

    Dinimizde, erkeğe tanınan temel hak ve hürriyetler, aynı derecede kadına da tanınmıştır. Buna göre yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme; kişi hürriyeti ve güvenliği; vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyeti; mülkiyet ve tasarruf hakkı; meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunmada bulunma, kanun önünde eşitlik ve adaletle muamele görme hakkı, mesken dokunulmazlığı, şeref ve onurun korunması, evlenme ve aile kurma hakkı, özel hayatın gizliliği ve dokunulmazlığı, geçim teminatı gibi temel haklar bakımından kadınla erkek arasında herhangi bir ayrım söz konusu değildir.

    Kur'an-ı Kerim'de Hz. Peygamber'in kadınlardan biat almasının zikredilmesi (Mümtehine, 60/13), İslam'da kadının iradesinin bağımsızlığını açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu itibarla kadın olmak, hak ehliyetini ve fiil ehliyetini daraltan bir sebep değildir. Sahip olduğu hakların, kocası ya da başkası tarafından ihlal edilmesi halinde kadının hakime başvurarak haksızlığın giderilmesini isteme hakkı bulunmaktadır.

    İslam'da kadının konumu ve hakları konusundaki tartışmaların önemli bir kısmı, kadının sosyal hayata katılması, çalışması ve kamu görevi üstlenmesi noktalarında odaklaşmaktadır.

    İslam'a göre, kural olarak kadın, ev içinde ve dışında çalışabilir; ailesinin ihtiyaçlarını sağlamada kocasına yardımcı olabilir. Şartlara ve ihtiyaçlara göre, aile hayatında eşlerin rollerinin değişmesi de mümkündür. önemli olan hayatın huzur ve düzen içinde geçmesi, ihtiyaçların karşılanmasında bireylerin imkan ve kabiliyetlerine uygun sorumlulukları dengeli şekilde üstlenmeleridir.

    Bazı kaynaklarda yer alan Hz. Peygamber'in, evin iç işlerini kızı Hz. Fatıma'ya, dış işlerini ise damadı Hz. Ali'ye yüklemiş olması[İbn Ebi Şeybe, Musannef, X/165, No: 9118; XIII/284, No: 16355; ömer Nasuhi Bilmen, Hukuk-i İslamiyye, II/484.
    Müslümanlar için bir aile modeli oluşturma amacına yönelik bağlayıcı bir kural değil, ihtiyaç, örf ve adete dayalı tavsiye niteliğinde bir çözümdür.

    Kaldı ki, ev hanımının ailesine ve topluma katkıları küçümsenemeyecek kadar önemli bir iştir.

    Kadın, mali ve ticari alanlarda erkeklerle eşit konumda olup, kadın olması sebebiyle herhangi bir kısıtlamaya maruz değildir; ticaret ve borçlar hukuku alanında erkeklerin sahip oldukları bütün hak ve yetkilere sahiptir.

    İslam dininde erkek – kadın ayrımı yapılmaksızın, çalışıp kazanmak teşvik edilmiş, "insan için ancak çalıştığı vardır" (Necm, 53/39); "… Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır; kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. Allah'ın lutfundan nasibinizi isteyin..." (Nisa 4/32) buyurulmuştur.

    çalışma kapsamında değerlendirilen ticaret ile ilgili “Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Kendinizi helak etmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir” (Nisa, 4/29), ayeti ile “Sizden herhangi birinizin ipini alıp da dağdan sırtına bir bağ odun yüklenerek getirip satması, dilenmesinden daha hayırlıdır”[Buhari, Büyu' 5.>, hadisinde kadın erkek ayrımı söz konusu değildir.

    Dinimizin insanlar arası ilişkilerde ve ticari hayata ilişkin koyduğu açıklık, dürüstük, güven, doğru sözlülük, sözünde durma, şart ve akitlere bağlı kalma, karşı tarafın zayıflığı, bilgisizliği ve sıkıntıda olmasını istismar etmeme gibi genel ilkelerine bağlı kalmak şartıyla, erkek ve kadın herkes helal ve meşru yollardan kazanç elde etme hakkına sahiptir.

    Bu açıklamalar ışığında Kadın hem çalışabilir, hem de çalışamaz diyebilirriz. Şartları bulunursa çalışabilir, bulunmazsa çalışamaz.

    Bir kadının iş yerinde çalışması için belli başlı şartlardan biri, tesettürüne mani olunmaması, vekar ve ciddiyeti hafife alınmamasıdır. Aynı zamanda bu iş yerinde başka insanlar da bulunması ve kadın tek erkekle başbaşa kalmamasıdır.

    Zira bir kadın bir erkekle başbaşa kalırsa üçüncülerinin şeytan olacağını Efendimiz bildirmiştir. Hem böyle bir yalnızlıkta halvet vaki olduğundan erkeğe mehr-i misil gibi maddi ceza, kadına da tazir gibi dini ceza terettüb eder.

    Demek oluyor ki, ihtiyaç içinde olduğundan çalışmak zorunda kalan kadın, tesettürüne, iffet ve vekarına halel gelmeyen ciddi iş yerinde çalışabilir. çevredeki yabancı erkeklere bu tesettür ve vekar içinde ciddi şekilde muhatap olabilir. Bu şartların yok olduğu yerde kadının çalışma şartı da yok demektir.

    Zaten çalışıp kazanma mecburiyeti erkek içindir. Kadın evinde oturur, çoluk çocuğuna bakar. Erkek ise dışarda çalışıp çabalayarak kadının ihtiyaçlarını karşılamak zorunda kalır. Bizim sözünü ettiğimiz şartlar, herhalde böyle hamisi olmayan ihtiyaç içinde çırpınan kadınlar içindir. Kocası izin vermeyen kadın zaten çalışma hakkına da sahip sayılmaz. Kocasının kazancıyla idare etmesi şart olur, yahut beyinin izni gerekir.

    Bir kadının yabancı bir erkeğin evinde veya iş yerinde çalışması İslam'ın emrettiği şekilde olursa, yani birkaç kadın ile birlikte veya açık bir yerde çalışırsa beis yoktur. Ama, kapalı bir yerde yalnız olarak yabancı bir kimse ile birlikte kalacak olursa halvet olduğundan haramdır (el-Fıkıh 'ala'l-Mezahip el-Arbaa, c.3 s.125).

    Kaynak : Sorularla İslamiyet



  3. 3
    Kocam istemese de, geçimimizi temin etmek için bunu yapmak zorundaydım bende katılıyorum



kocasi izin vermedigi halde is seyahatine giden kadinin gunahi nedir