Mumine.com ve Misafir Soru - Cevapları Forumundan peygamber efendimize salavat getirmenin fazileti Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1
    Kayıtsız Üye

    Reklam

    peygamber efendimize salavat getirmenin fazileti

    Reklam




    peygamber efendimize salavat getirmenin fazileti


    Paylaş
    peygamber efendimize salavat getirmenin fazileti Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Biz Sa'd İbnu Ubade'nin meclisinde otururken Resulullah (sav) yanımıza geldi. Kendisine, Beşir İbnu Sa'd: "Ey Allah'ın Resulü! Bize Allah Teala Hazretleri, sana salat okumamızı emretti. Sana nasıl salat okuyabiliriz?" diye sordu.

    Efendimiz şu cevab verdi:
    "Şöyle söyleyin "Allahümme salli ala Muhammedin ve ala al-i Muhammed, kema salleyte ala İbrahime ve barik ala
    Muhammedin ve ala al-i Muhammedin kema barekte ala al-i İbrahime inneke hamidun mecid

    (Allah'ım! Muhammed'e ve Muhammed'in aline rahmet kıl tıpkı İbrahim'e rahmet kıldığın gibi. Muhammed'i ve Muhammed'in alini mübarek kıl. Tıpkı İbrahim'in alini mübarek kıldığın gibi."

    (Resulullah ilaveten şunu söyledi): "Selam da bildiğiniz gibi olacak" [Tirmizi dışındaki Kütüb-i Sitte kitaplarında, Ebu Humeyd es-Saidi (ra)'den gelen bir rivayet şöyle: "Ashab sordu: "Ey Allah'ın Resulü sana nasıl salat okuyalım?" Resulullah (sav): "Şöyle söyleyin," dedi:

    "Allahümme salli ala Muhammedin ve ala ezvacihi ve zürriyyetihi kema salleyte ala İbrahime ve barik ala Muhammedin ve ala ezvacihi ve zürriyyetihi kema barekte ala İbrahime inneke hamidun mecid (Allahım! Muhammed'i zevcelerine ve zürriyetine rahmet kıl, tıpkı İbrahim'e rahmet kıldığın gibi, Muhammed'i zevcelerini ve zürriyetini mübarek kıl, tıpkı İbrahim'i mübarek kıldığın gibi. Sen övülmeye layıksın? şerefi yücesin)."

    Ka'b İbnu Ucre'den gelen bir rivayet de şöyle: "Resulullah (sav) yanımıza gelmişti: "Ey Allah'ın Resulü," dedik, "sana nasıl selam vereceğimizi öğrendik. Ama, sana nasıl salat okuyacağız (bilmiyoruz)?" "Şöyle söyleyin!" dedi: "Allahümme salli ala Muhammed'in ve ala al-i Muhammedin kema salleyte ala İbrahime inneke hamidun mecid, Allahümme barik ala Muhammedin ve ala al-i Muhammed, kema barekte ala ali İbrahime inneke hamidun mecid."]

    Kaynak: Buhari, Da'avat 33, Enbiya 8; Müslim, Salat 65, 66, 69 (406, 407); Muvatta, Kasru's-Salat 66, 67, (1

    Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kıyamet günü bana insanların en yakını, bana en çok salavat okuyandır." (Yine Tirmizi'de Hz. Ali (ra)'den kaydedilen bir rivayette şöyle denir: "Resulullah (sav) buyurdular ki: "Gerçek cimri, yanında zikrim geçtiği halde bana salavat okumayandır.")
    Tirmizi, Salat 357, (484), Da'avat 110, (3540

    Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim bana (bir kere) salat okursa Allah da ona on salat okur ve on günahını affeder, (mertebesini) on derece yükseltir." (Yine Nesai'de Ebu Talha (ra)'dan gelen bir rivayet şöyle: "Bir gün Resulullah (sav), yüzünde bir sevinç olduğu halde geldi. Kendisine: "Yüzünüzde bir sevinç görüyoruz!" dedik. "Bana melek geldi ve şu müjdeyi verdi: "Ey Muhammed! Rabbin diyor ki: "Sana salavat okuyan herkese benim on rahmette bulunmam, selam okuyan herkese de benim on selam okumam sana (ikram olarak) yetmez mi?")
    Nesai, Sehv 55, (3, 50)


    Resulullah (sav) buyurdular ki: "Yeryüzünde Allah'ın seyyah melekleri vardır. Onlar ümmetimin selamını (anında) bana tebliğ ederler."
    Nesai, Sehv 46, (3, 43)

    1- İbn Mes’ud (r.a) şöyle demiştir: “Allah Teâlâ, gecenin ortasında kimseye duyurmadan kalkan, güzelce abdest alan, sonra da Allah’a hamdedip Peygamer’e salavat getiren, ardından da Kur’an-ı Kerimi açıp okuyan kimseye (tebessüm buyurup, Zât’ına ait şekliyle) güler.”

    2-Abdurrahman b. Semur (r.a) anlatıyor:
    Bir gün Allah Resûlü (sas) yanımıza geldi. Biz Medine Mescidi’nde idik. Şöyle buyurdu: (uzunca bir hadisin parçası)

    “Ümmetimden birini Sırat üzerinde gördüm; bazen yorgun argın yürümeye çalışıyor, bazen de emekliyor. Bana getirmiş olduğu salavatlar gelmişler, elinden tutmuşlar, onu doğrultmuşlar ve oradan geçirmişler”.

    3-Abdullah b. Bişr (ra)’dan rivayet edildiğine göre Resulullah şöyle buyurmuştur:
    “Bütün dualar, başında Allah’a hamd ve Peygamber’e salavat olmadıkça perdelidir. Fakat bunu yapar, sonra dua edilirse mutlaka kabul olunur.”

    4-Enes b. Malik’ten: “Bana bir defa salavat getiren kimseye, Allah on defa salat eder. Onun on tane günahını siler ve onun derecesini on kat artırır.”

    --------------------------------

    Bilindiği üzere Efendimiz (sas) Hazretleri’nin adı anıldığında duyan her Müslüman’ın salavat getirmesi ihmal edilmez bir görevi, unutulmaz bir vefa borcudur
    O kadar ki, O’nun irşadıyla var oluş hikmetini anlayan her Müslüman’ın üzerine bu salavatın ömründe bir keresi farz, sonrakileri vacip, tekrarlarda ise sünnet olduğu bildirilmiş, salavatın terki ise şefaatten mahrumiyete sebeptir, denmiştir
    İyilik gördüğü kimselere iyilik etme minnettarlığı duyan, hatta bir kahvenin kırk yıl hatırını sayan insanlar, ebedi hayatını kurtarmaya vesile olan Resulüllah’a da (sas) elbette minnettarlık duyacak, adını duyunca büyük bir hürmet ve sevgiyle salavat getirecek, böylece gösterdiği bu bağlılıkla da şefaatine nail olacaktır
    Nitekim Ahzab Suresi ayet 56’da Rabbimiz de salavat getirmeyi emretmektedir:
    –Şüphesiz Allah ve melekleri Peygambere salat ederler Ey iman edenler! Siz de O’na tam bir teslimiyetle salat ve selam edin!

    Bu ayetin emri gereği olarak ömürde bir defa salavat getirmek farz, sonraları her ilk duyuşta vacip, aynı yerde tekrarlanmalarda ise sünnet olduğu ifade edilmiştir Anlaşılan odur ki, getirilen salat–ü selamdan hem Rabbimiz, hem de melekleri razı olmakta, ayrıca melekler salavat getirenlere de dua etmekteler Hadis kitaplarında görüyoruz ki, Efendimizin (sas) Cennet’teki makamının yükselmesine sebep olan salavatı okuyan insana melekler, “Allah da senin makamını yükseltsin!” diye dua etmekte, öteki melekler de bu duaya amin demekteler Salavat getiremeyene ise, “Allah da senin makamını yükseltmesin!” diye tepki göstermekte, öteki melekler de bu tepkiye amin diyerek iştirak etmektelerDemek ki, Efendimizin (sas) adını duyunca salavat getirenler meleklerin hayır duasını alır, getirmeyenler ise bedduasına maruz kalırlar Ayrıca, Peygamberimiz (sas) de, adını duyduğu halde salavat getirmeyen vefasız ümmetine kırılmakta, bunu da “burnu sürtülsün!” sitemiyle dile getirmektedir
    Salavatın çeşidi sayılamayacak kadar çoktur Bunların en meşhurları da namazlarda tahiyyattan sonra okuduğumuz, “Allahümme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed” ile “Sallallahü aleyhi vesellem” salavatlarıdır Manaları şöyle özetlenebilir:
    –Rabbimizin rahmeti, meleklerinin istiğfarı ve bizim de selamımız Efendimiz Hazreti Muhammed ve ailesi üzerine olsun
    Bu gibi salavatlar Efendimize has bir dua olduğundan O’na mahsus duayı Rabbimiz reddetmez
    Bu niyetle bizler de özel dualarımıza redde uğramayan salavatla başlar, salavatla bitirirsek iki makbul dua arasına aldığımız duamızın kabul olacağını ümit ederiz
    Okuma ve yazmalarda ise Efendimizin (sas) adı geçince açıkça:
    –“Allahümme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed” yahut da “Sallallahü aleyhi ve sellem” demek en güzeli olduğu gibi, yazanların salavatın baş harfleriyle (asm) yahut da (sas) şeklinde işaretlemeleri de salavatı hatırlatmak demektir Ancak yazıda bu gibi salavat getirme işaretleri çoğalınca okuyanlar bazen zorlanmakta ve maksadının aksine, hürmet için konan işaretler bazen hürmet zedelenmesine de sebep olmaktadır Böyle bir hürmet eksilmesine sebep olmaktansa işaretleri azaltıp okuyanın irfanına bırakmakta isabet olsa gerektir
    Efendimize getirilen salavat, günahının affına sebep denemez Çünkü O’nun böyle bir durumu söz konusu değildir Makamının yükselmesine vesiledir O yüzden Efendimizin makamını kimse tahmin ve tespit edememektedir Çünkü her saniye, iyiliğine sebep olduğu ümmetinden nehirler gibi salavat duaları akmakta, böylece yükselmenin hiç durmayıp kıyamete kadar da devam edeceği anlaşılmaktadır
    Tarihi bir saygı örneği:
    Sultan Mahmud Gaznevi, Muhammed adındaki hizmetçisine her defasında çok sevdiği bu Muhammed adıyla hitap ettiği halde bir defa da babasının ismiyle hitap eder Buna üzülen hizmetçi, neden çok sevdiği güzel ismiyle değil de babasının ismiyle çağırdığını sorunca Sultan’dan şu cevabı alır:
    –Ben her defa abdestli bulunuyor, o yüce ismi abdestle söylüyordum Bu defa abdestim yok! O mübarek ismi abdestsiz ağzıma almaktan utandım!
    Mübarek ismi duyduğu halde gönlü kıpırdamayan salavat tembellerine ithaf olunur

    AHMED ŞAHİN