Mumine.com ve Misafir Soru - Cevapları Forumundan İlginç osmanlı hikayeleri Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1
    Kayıtsız Üye

    Reklam

    İlginç osmanlı hikayeleri

    Reklam




    ilginç osmanlı hikayeleri


    Paylaş
    İlginç osmanlı hikayeleri Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Osmanlı padişahlarından ilginç hikayeler..

    TEK GÖZ YETER SANA

    Orhan Gazi izmit'in fethine giderken, silah arkadaşı Gazi Ali Bey’i Hereke'nin fethine memur etmişti. Ali Bey, Hereke Kalesi yakınlarına gelince, kuvvetine bakmadan derhal hücuma geçti. Hereke tam fethedileceği sırada kaleden atılan bir ok Ali Bey'in gözüne saplandı. Ali Bey eliyle oku gözünden çıkartırken, yanında bulunan arkadaşları çok telaşlandılar, bunu gören Ali Bey şöyle dedi:
    "Bre yiğit arkadaşlarım, ne telaş edersiniz. Bir başa bir göz yeter. İki gözü arkada bırakmaktansa tek gözlü olup ileriye bakmak daha iyidir."

    SAKALIM DAHİ BİLSEYDİ

    Fatih Sultan Mehmed, Sefer-i Humayun'a bile çıkarken nereye gidileceğini kimseye söylemezdi. Türk hakanı gene bir Sefer-i Humayun'a hazırlanıyordu. Bir gün kadılardan biri kendisine: "Şevketlü Sultanım, dedi, "acaba, Sefer-i Hümayununuz hangi tarafadır." dediğinde Fatih kızmış ve kadıya şöyle demişti: "Hoca efendi, sakalımın tellerinden biri, yapmak istediğimi bilmiş olsaydı, onu hemen koparır yakardım."

    RUMELİ HİSARININ PLANI

    Planları başta Fatih Sultan Mehmed olmak üzere Mimar Muslihiddin tarafından çizilen ve inşaatında Koca Sultan'ın bile taş taşıdığı Rümeli Hisarı'nın, altı bin işçinin geceli gündüzlü vecd ve iman havasının lezzeti ve heyecanı içinde çalışması sayesinde yüz otuz iki gün gibi akıl almaz bir zamanda bitirildiği ve Hisar'ın planına kuş bakışı nazar edildiği zaman, Arapça "Muhammed" yazısı okunacak şekilde olduğu… Bu muazzam abidenin "Mim" harflerinin olduğu yerde kulelerin, Ha" ve "Dal" harflerinin olduğu yerde ise istihkamların yer aldığı dikkatlerden kaçmamaktadır.

    O KADAR ÇOK İSTİYORSAN SENİN VEZİRİN OLSUN

    Piri Paşa bir gün Yavuz'un huzuruna girip işlerinin çokluğundan dolayı kendisine bir yardımcı verilmesini rica etmişti. Yavuz, "Kimi münasip görürsün" dediğinde, Piri Paşa da Çoban Mustafa'nın ismini verir. Yavuz kaşlarını çatıp: "Ben deli olmadım, öyle bir adamı vezir yardımcısı yapayım" dedi. Aradan iki ay geçince Piri Paşa eski isteğinde ısrar edince padişah: "Mademki o kadar çok istiyorsun, senin vezirin olsun" dedi. Günün birinde Çoban Mustafa, padişahın hoşgörürlüğünden istifade edip, Piri Paşa hakkında konuşunca padişah kızmış ve şöyle demişti: "Bre mel'un, bunca zamandan beri hizmetimi gören bir Türk'ün doğru veya yalanını bilmez miyim? Kalk, sen benim vezirim değilsin, onun vezirisin. Sen bu rütbeye onun yardımıyla geldin."

    HİÇ ŞAHLAR MAT EDİLİR Mİ

    Aşıkpaşazade'ye göre Yavuz daha Trabzon'da vali iken bir gün aniden İran'a gider. Kendisi bir derviş kılığındadır. Bulunduğu handa satranç oyunu ile kısa bir zamanda isim yapar. Şah İsmail de güzel satranç bilmektedir. Yavuz'un iyi satranç bildiği şahın kulağına gidince, huzura getirilerek bir oyun da şahla oynanması istenir. Yavuz, ilk el şaha hürmetten mağlup olur. Bundan sonra şaha hiç el vermeden oyunu bitirir. Bu mağlubiyete dayanamayan Şah İsmail, elinin tersi ile Yavuz'un kıllı göğsüne bir darbe indirip:
    "Bre derbeder âşık. Hiç şahlar mat edilir mi? Edebin yok imiş?" der ve Yavuz'a bir kese içinde bin altın verir. Yavuz, şahı selamlayıp dışarı çıkar. Saray havlusuna gelince, kimseye göstermeden bin altını binek taşının altına koyar. Aradan yıllar geçer, Çaldıran'da galip gelen Yavuz, büyük bir merasimle Tebriz'e gelince, yanında bulunan Balyemez Osman Ağa'ya:
    "Osman Ağa. Şu şahın bindiği binek taşının altında bin altın durur. Onu elimle koymuşumdur, al senin olsun helaldir." der.

    MİMAR SİNAN VE NEZAKET
    Mimar Sinan, yaptığı camiyi karşıdan seyrediyordu. Camiin etrafında oynayan çocuklardan biri yanına geldi. Sinan'ı tanımıyordu. Ona:
    "Bak amca! Bu minare eğri." dedi.
    Bunu diğer çocuklar da tasdik ettiler. Mimar Sinan çocukların bu ifadeleri karşısında onlara dedi ki:
    "Çocuklar! Madem ki minare eğri, düzeltelim. Haydi biriniz gitsin evinden uzunca bir ip getirsin." Çocuğun biri koşa koşa evine gider. Biraz sonra uzun bir ip ile getirir. Sinan o ipi minareye bağlar. Çocuklarla beraber minareyi düzeltmek için ipe asılırlar.
    "Haydi çocuklar asılalım!"
    Hepsi ipe asılınca, çocuklardan biri:
    "Tamam amca, düzeldi," der. "Minare şimdi doğruldu."
    Mimar Sinan gülerek oradan uzaklaşır...
    Koca Mimar, minarenin eğri olmadığını pekâlâ biliyordu. İple çekilmek suretiyle düzelmeyeceğinden de haberi vardı.
    O kadar zahmete katlanması çocukları ikna içindi.
    Öyle olmasaydı...
    O zaman çocuklar, minarenin eğri olduğunu söyleyeceklerdi. Bu da insanları şüpheye düşürebilirdi.



padişahların ilginç hikayeleri,  osmanlı padişahları hikayeleri,  osmanlı padişahlarının ilginç hikayeleri,  Osmanlı rivayetleri,  ilginç osmanlı hikayeleri,  padisahlarin ilginc hikayeler,  padisahlarin hayat hikayeleri