Mumine.com ve Misafir Soru - Cevapları Forumundan Zekatın maddi ve manevi faydaları Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1
    Kayıtsız Üye

    Reklam

    Zekatın maddi ve manevi faydaları

    Reklam




    Zekatın maddi ve manevi faydaları nelerdir maddeler halinde yazar mısınız


    Paylaş
    Zekatın maddi ve manevi faydaları Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Zekat, insanı maddi ve manevi yükseltir


    Ramazan ayı, aynı zamanda zekat ayı olarak bilinir. Bu yanlıştır, Ramazan ayı oruç ayıdır. Çünkü tutulması farz olan oruç sadece Ramazan ayında tutulur. Zekat için böyle bir ay yoktur. Kişi ne zaman zengin olmuşsa, yani nisab miktarı olan 96 gr. altına veya bu değerde paraya veya bu değerde ticaret malına kavuşmuş ise, bu günü hicri ay olarak, mesela Recebin biri, Şabanın onu, Ramazanın üçü gibi bir kenara yazar. Bir sene sonra, aynı günde zenginliği devam ediyorsa kırkta birini zekat olarak verir. Zenginliği devam ettiği müddetçe de hep bu ayda bu günde zekatının hesabını yapıp verir. Daha çok sevap kazanayım diyerek bunu Ramazan ayına bırakmak uygun değildir. Zekat mazeretsiz geciktirilmez. Ancak zekat hesap günü Ramazan ayından sonraki aylarda ise, ileride verilecek zekata mahsuben bu ayda verebilir.
    Zekâtın bir ibadet olarak, Cenab-ı Hakkın emrini yerine getirilmesi yanında, insanlara ruhî, ahlâkî ve insanî yönden pek çok faydaları da vardır. Zekât sadece fakirlere ve ihtiyaç sahiplerine yapılan bir yardımdan ibaret değildir. Zekatın bir hedefi de insanı maddenin üzerine çıkarmak, onu maddenin kölesi değil, efendisi haline getirmektir. Bu bakımdan zekâtın, alanada verenene de sayısız maddi manevi faydası vardır.
    Kur’an-ı kerîm’de, “Onların mallarından zekât al ki bununla onları temizleyip yüceltesin.” (Tevbe,103) Bu iki kelime yani “temizleme” ve “yüceltme” maddî – manevî her türlü temizleme ve yüceltmeyi içine almaktadır.
    Zekât kişiyi, manevi kirlerden temizleyip yücelttiği gibi, cimrilik kötü huyundan da temizler, kurtarır. Cimrilik insan mayasında var olan öyle bir huydur ki, kişi malından yalnız kendisi yararlanmak, başkalarına hiç kaptırmamak ister. Kur’an-ı Kerîm’de “İnsanoğlu pek cimridir” (İsra,100) buyrularak bu huya işaret edilmiştir.
    İşte zekât kişiyi bu hastalıktan kurtaran etkili bir ilâçtır. Allahü teâlânın emrine uyarak her sene elindekinin bir kısmını hak sahibi kimselere veren kimse, başkalarına vermeye alışır; maddenin ve menfaatin esiri olmaktan kurtulup onlara hâkim duruma gelir. Böylece kişi Allah’tan başka hiçbir kimseye kölelik etmemiş olur. Kur’ân-ı kerîmde “Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Tegabün, 16) buyuruldu
    Allahü teâlânın övdüğü bir sınıf vardır ki başlıca özellikleri Allah’tan korkmaları ve Allah yolunda harcama yapmalarıdır. Cenab-ı Hak, leyl süresinde, kendisine karşı gelmekten sakınanın ve cimrilik yapmayıp elinde bulunanı Allah yolunda harcayanın işini kolaylaştıracağını; bunun aksinri yapanının işini zorlaştıracağını bildirmektedir.
    Zekâtla vermeye alışan insan, egoistlikten kurtulur; yalnız kendisini düşünmez, başkalarını da düşünür. Artık o, bir defa zekât vermeye alışınca, gerektiğinde zekât dışında da başkalarına yardım edecektir. Başkaları için kendi malından fedakârlık yapan kimse, başkalarının malına ve hakkına dokunmamaya da dikkat edecektir. İşte bütün bunlar, zekâtın insana kazandırdığı değerlerdir.
    Her nimetin bir şükrü vardır. Zekât da Allahü teâlânın kişiye ihsan ettiği zenginliğe karşı bir şükürdür. İmam-ı Gazalî hazretleri buyurdu ki: “Allahü teâlânın kuluna bedeninde ve malında ihsan ettiği nimetler vardır. Bedenî ibadetler beden nimetinin, malî ibadetler de mal nimetinin bir şükrüdür”
    Şükür Allahü teâlânın ihsan ettiği nimet cinsinden olmalıdır ki nimete karşılık olsun. Bu yüzden zekât Allahü teâlânın verdiği mala karşı en güzel bir şükürdür.
    Zekât kin ve kıskançlığı önler. Zekât, alan kimseleri kıskançlık ve kin ateşinden korur. Ayrıca zekât, zenginle fakir arasında kuvvetli bir bağ, derin bir sevgi meydana getirir. Fakire yardım elini uzatan zengin, servetin Allahü teâlânın takdiri meselesi olduğunu, onun kişiye bir üstünlük sağlamadığını idrak eden, insanların en iyisinin, zengin olsun, fakir olsun Allah’tan en çok korkan kimse olduğu şuuruna varan, böylece fakire sadece fakir olduğu için yukardan bakmayan kimsedir.
    Fakir de kazancından bir kısmını kendisine veren, çok kazandıkça daha çok verecek olan zengine ve servetine düşman gözlerle bakmayacak, kendisine şefkatle muamele eden bu insana karşı sevgi besleyecek, hayır duâda bulunacaktır. Peygamber efendimiz,“Mallarınızı zekâtla koruyunuz” buyurmuştur.
    Zekât, fakirlerin hayatını, ihtiyaçlarını, cemiyyetin tekeffül eylemesi, garanti etmesi demektir. Dinimize göre, bir şehrin bir köşesinde, bir müslüman, açlıktan ölse, şehirdeki zenginlerden birinin, az bir zekât borcu kalsa, onun mesulü olur.

    Mehmet Oruç




zekat vermenin maddi ve manevi faydaları nelerdir,  zekat vermenin faydaları nelerdir,  zekat vermenin maddi ve manevi şartları,  zekat vermenin manevi faydaları nelerdir,  zekat vermenin madde ve manevi faydaları nelerdir