Mumine.com ve Misafir Soru - Cevapları Forumundan Müslüman kadının şahsiyeti hakkında bilgi Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1
    Kayıtsız Üye

    Reklam

    Müslüman kadının şahsiyeti hakkında bilgi

    Reklam




    MÜslÜman kadinin Şahsİyetİ


    Paylaş
    Müslüman kadının şahsiyeti hakkında bilgi Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Yüce Allah evrendeki her şeyi çift yaratmıştır. Kuran-ı Kerim’de “Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (dişili, erkekli) iki eş yarattık. Zariyat / 51/49 ayetiyle bu gerçek dile getirilmiştir. Allah katında en saygın bir yere sahip olan insan da kadın ve erkek olarak çift yaratılmıştır. Her varlığın yaratılışında olduğu gibi erkeğin ve kadının da yaratılışlarında sayısız hikmetler mevcuttur. Yüce Allah “içinizden kendileriyle huzura kavuşacağınız eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet var etmesi , Allah’ın ( varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için dersler vardır. (Rum, 30/21)” ayetiyle bu hikmetlere işaret etmiştir. Kadın insanlığın temel yapıtaşlarından birisidir. Bir eş, bir anne, bir evlat, bir çalışan, bir işveren, en önemlisi bir kul olarak, Rabbine ve topluma karşı çeşitli roller üstlenmiştir. Bu roller onun kişiliğini şahsiyetini etkilediği gibi kadının (temelde) şahsiyeti de üstlendiği roller dolayısıyla toplumu etkiler.
    Burada toplantımızın konusu olan şahsiyet ve Müslüman kadın kavramlarına binaen açıklık getirerek, kadının etkisini daha rahat anlayabiliriz.

    B)Şahsiyet:
    Şahsiyet ve kişilik aynı manada iki kelimedir. Şahsiyet Arapça kökenlidir. Şimdi daha çok kişilik sözü kullanmakla beraber, kişilik kelimesi mizaçla da eleştirilebildiği için bizler“şahsiyet” kelimesini tercih ettik.
    Şahsiyet bir insanı tanımamızı sağlayan temel davranışları ve ahlakı içine alan bir ifadedir.
    İnsanın genlerinden gelen mizaç dediğimiz, huy dediğimiz bir yapısı vardır. Bazıları buna kişilik de diyebiliyor. Milletlerin belli bir ırka mensup olanların, belli bir köy ya da kasabanın ya da her ailenin genlerinde mevcut ahlaki özellikler vardır.
    Genel olarak insanoğlunun genlerinde taşıdığı ahlaki özellikler de vardır ki buna fıtrat veya yaradılış denir. Efendimiz (sav), “her doğan fıtrat (tertemiz bir yaratılış) üzerine yaratılmıştır” hadisiyle buna işaret eder.
    İnsanın bir de eğitimle terbiyeyle edindiği bir yönü vardır. Bazı alışkanlık ve davranışlar doğumundan itibaren aldığı eğitimle insan da yerleşiyor.
    Buna da karakter diyoruz. Şahsiyet; mizaç (doğuştan gelen genlerden gelen yeteneklerle) ve karakter (eğitimle elde edilen yetenekler) in birleşimidir.
    Mesela; soğukkanlı veya sıcakkanlı olmak mizacı ifade eder. Cömertlik, cimrilik, öğrenilerek oluşan karakteri ifade eder. Doğuştan gelen sıcakkanlılık ile cömertlik bir insanda birleşirse son derece sempatik ve iyilik sahibi bir şahsiyet ortaya çıkar.
    Yada tam tersi soğukkanlılıkla cimrilik birleşince “son derece bencil kötü bir şahsiyet ortaya çıkar. ” Bu tür örnekleri çoğaltmak mümkündür.

    II. NİÇİN MÜSLÜMAN KADININ ŞAHSİYETİ
    Yurt çapında düzenleyeceğimiz konferanslar dizisine “ Müslüman Kadının Şahsiyeti” konusunu seçmemiz elbette boşuna değildir. Bu konuyu seçmenin çok özel sebepleri vardır.

    1. Allah’ın kadına verdiği değer :

    Cenabı Allah kadını bir insan olarak yaratmış ve ona insan gibi kıymet vermiştir. Bunu anlamak için Kur’an ayetlerine ve efendimiz (sav)in hadislerine bakmak yeter.
    Allah kadını bir kul olarak muhatap almış, erkeklere yüklediği dini vazifeleri kadınlara da yüklemiştir. İnsanların bir ana –babadan geldiklerini eşit olduklarını bildirmiştir. Mesela cariyelerin hürriyetlerine kavuşturulmaları hususunda pek çok emir ve tavsiyeler vardır. İslam kadına tam bir kişilik kazandırmıştır. Yapacağı iyi ve kötü işlerin sonuçlarından sorumlu olduğu bildirilmiştir. Hukuk karşıusında erkeklerle eşit haklara sahip olmuştur.
    Peygamber efendimiz (sav) erkeklere kadınlara iyi davranmalarını tavsiye etmiştir. Kendisi bir konu hakkında ailesiyle istişare etmiş bazen de bir hanımının fikrini uygulamıştır. Hafsa (ra) tavsiyesine uyarak ihramdan çıkmış kurbanını kesmiştir.
    Yine ilk vahiy geldiğinde Hz. Hatice’ye danıştığını onun da kendisini Veraka s. Nefel’e götürdüğünü biliyoruz. Efendimiz (sav) kadınlara işlerinde yardım etmiş, onları ibadet, ilim öğrenme ve çalışma mescide gelip gitme gibi konularda hiçbirini de kısıtlamamıştır.
    Cahiliye devrinde ezilen, sömürülen kadın, İslam ile gerçek kimliğine kavuşmuş, hak ettiği saygın yeri edinmiştir. Yalnız zaman içinde toplumlarda
    yanlış uygulamalar her zaman görüle gelmiştir.




  3. 3
    2.Tarihte kadınların oynadığı önemli rol:

    Denilir ki “bir erkeği yetiştirirseniz bir kişiyi, bir kadını yetiştirirseniz, bir toplumu yetiştirmiş olursunuz” Tarih boyunca kadınlarımız bu gerçeği ifade edercesine yüklediği role, ve Müslümanlığa yakışır kahramanlıklar sergilemişlerdir.

    Efendimiz (s. a. v. ) Saadet asrında kadın erkeği ile yan yana Efendimiz (s. a. v. ) ‘den İslamı, İlmi öğrenmiş, mescide cemaatle manaza katılmış, çarşı pazarda denetçilik yapmış, doktorluk, hemşirelik, öğretmenlik gibi önemli roller üstlenmiş, eline silahı alıp uhuda katılmışlardır.

    İslama ilk giren Efendimiz (s. a. v. ) ‘in muhterem eşi Hz. Hatice validemizdir. O hayatının sonuna kadar Efendimiz(s. a. v. ) ‘in en büyük destekçisiolmuştur.
    İslamın uğrunda ilk canını veren de Sümeyye (r. a) yani bir kadındır. Peygamberlerin yanı sıra Kuran’da adı zikredilen Hz. Asiyeyi , Hz. Meryemi, insanlığın anası Hz. Havva'yı unutmamak gerekir.

    HZ. Hacer’in Mekke’nin çölünde tek başına Allah’a boyun eğişini insanlık saygıyla anmıştır. Cenab-ı Allah hac ederek onun anısını yad etmeyi emretmiştir.
    Hz. Aişe’nin ilminin üstünlüğünü her ağdaki Müslümanlar tekdir etmişlerdir. Devlet başkanları işlerini ona danışarak yürütmüşler, fakihler ona danışarak fetva vermişlerdir. Onun yetiştirdiği kız öğrenciler, hanımların eğitimin de önemli roller almışlardır.

    Yakın tarihimize gelelim . Nene hatun, orduya mermi yetiştirmek için evladını feda etmiştir.
    İsmi anılmayan hanım kahramanları unutmamak gerekir. Kudüs Fethi Selahaddin-i Eyyubiyi yetiştiren bir ana, İstanbul Fatihi Fatih Sultan Mehmedi yetiştiren bir ana idi.
    Hz. Musa’ya analık eden, Asiye kadın, onunla birlikte firavuna karşı mücadele vermişti.

    Hz. İsa’yı babasız olarak, Allah’ın kelimesi olarak doğuran Hz. Meryem , ömür boyu bu yükü seve seve taşımıştı.
    Evladı susuzluktan ölmesin diye çölde koşuşturan Hacer anamız, ya Efendimiz (s. a. v. ) ‘in anası Hz. Amine’ye ne demeli … Çocuğunu henüz doğurmadan eşini kaybeden, bütün zorlukları göğüsleyen Hz. Amine…
    Bağrına taş basıp ilay-ı kelimetullah için, din-i müb-ini İslamın hakimiyeti için fedakarlık yapan yüce kadınlar.

    Bir gece Hz . Ömer, adeti olduğu üzere şehri teftişe çıkar. Sokakları gezmekte, evlerden gelen seslere kulak kabartmaktadır. Bir evden gelen iki kadın dikkatini çeker. İçeride anne kızına ,” Kızım kalk şu sütte su katta çoğalsın” der. Kız “Anacığım , sen halife Ömer’in süte su karıştırmayın, dediğini duymadın mı? der. Anası ,” Halife gecenin bu saati seni nereden görecek ? Kalk kalk hadi, sen su katmana bak “ der. Kız anacığım, ömer görmese de Allah görüyor” diyerek itirazına devam eder.

    Hz. Ömer o gece eve gider üç oğlunu karşısına alır. O kızdan bahseder ve hanginizi onunla evlendireyim diye sorar. Abdullah ve abdurrahman zaten evlidir. “asım evlensin” diye karar verilir. Hz. Ömer bu doğruluk ve adalet timsali kızı oğlu Asımla evlendirir. İşte o evlilikten bir kız doğar . onunda evliliğinden Ömer b. Abdülaziz. Yani tarihin Z. Ömeri!

    Kadın kıymetli nesiller yetiştiren bir anadır. burada Müslüman kadının şahsiyetlerden, kahramanlardan örnekler gördük. Bu hanım kahramanları iyi tanımak ve anlamak zorundayız. Onlar nasıl bir zihniyette sahipti? Nasıl bir imana ve ahlaka sahipti? Ki evlatları ülkeler yönetici adaletli Ömer oluyor, fatih oluyor! Nasıl bir fedakarlık tır ki?

    Oğlunu çanakalle’ye cepheye gönderirken bir ana: “evladım , biz de kurbanlık koyuna kına yakarlar, ben de sana vatan için, Allah için kurban gönderiyorum, bu yüzden saçına kına yaktım “ diyebiliyor.
    Nasıl bir ana ki çağlar açıp çağlar kapatan fatihler doğuruyor. Nasıl bir ana ki onun vesilesiyle çıkan su zemzem oluyor? Onun yaptığı koşuşturma “hac” ibadetinin rukmü”say” oluyor.

    3. Günümüzde Kadının içine düştüğü …. . durum bizleri harekete geçmeye zorluyor.


    Günümüzde her konuda meydana gelen çözülme maalesef kadınımız için de geçerlidir. Kadınlarımız genel toplumsal çözüme ve değişimler den payını almıştır. Hem zihniyet, hem iman ve hem de ahlaken özünden uzaklaşma yaşanmaktadır.



  4. 4
    Özüne bağlı kalmaya çalışan kadınlarımızın da bir çoğu çağın gerisinde kalmakta,çoluk çocuğunu bu “tek dişi kalmış canavardan” kurtaramamaktadır.
    Geçtiğimiz yy’ın başında kurtuluş mücadelesinde yenik düşen şer güçler, ülkemizi ele geçirmek , dahası siyonizmin emellerini yerine getirmek için bizleri de esir almak istediği ile bir takım çareler illeri sürmüşlerdir.

    Bu çarelerden biri de Müslüman kadını özünden uzaklaştırıp milli manevi değerlerinden uzaklaştırıp, batılılaştırmak idi. “ Bir toplumun genel zihniyet ve ahlakının bozulması için işe kadınlardan başlamalıydı. Bugün bu emellerin bir kısmı da gerçekleşmiş gibi görünmektedir.
    Çekirdek aile modelinin yayılmasıyla yalnızlık çeken genç hanımlar hizmet ve ideallerden uzak kalmışlardır. Çünkü çocukları bırakacak kimse yok . çalışan kadının durumu ise daha zordur. Hem evin hizmeti hem dışarıda çalışma onu yıpratmakta , ideal dava manevi değerler dava hayal bile olmamaktadır. Dolayısıyla daha çoktu. Etkilerine dış etkilere açık hale gelmektedir. İslami şuura sahip kadınlarımızda İslami ve Müslüman kimliğini yeterince taşıyamamaktadır.

    Ya imanları, ya amelleri eksik kalmaktadır.
    Bazı hanımlar Müslüman kadının evinde oturup kocasına ve çocuklarının hizmetine bakmakla yeterli olacağını düşünürken, bazı kadınlar cihad şuuruna sahip hizmet edeyim derken evi ihmal etmektedir.
    Maalesef Müslüman kadında nasıl davranacağını çok iyi bilmemektedir. Üstelik başörtüsü yasağı, dışlanma, ikinci plana itilme, ailesi tarafından hor görülme gibi birçok zorluklarla karşılaşmaktadır.
    Tahripçi medyanın gücü en çok kadın ve çocuklar üzerinde hissedilmektedir. Kadın imajı gözlerde ve gönüllerde bir 20 yıl içinde dahi ne çok değişmiştir. Boşanmanın teşvik edilmesiyle ailelerin dağılması ve kadınların yalnız kalıp, tahribata açık hale gelmesi sağlanmıştır.

    3,Müslüman kadının şahsiyeti adlı konferansımızın amacı:

    Ülkemizde Müslüman kadın, bütün zorluklara dayatmalara, kültür yozlaşmasına rağmen, dininden uzaklaşmamış, öz değerlerine bağlı kalmıştır.

    Şu anda kadınlarımızın üzerindeki yabancı kültürlerin izleri ince bir zar olup, şuurlanma ile o zar yırtılacak ve kadınlarımız gerçek benliğine Müslüman kadının şahsiyetine kavuşacaktır. Şuur’dan kastımız Allah(c. c. ) istediği gibi bir kul olmak, bunun için çalışıp çabalamak, Allah’ın Resulün’ün ölçülerine uygun bir kadın olmaktadır.

    Bir kısım hanımlarımız az da olsa bu şuura sahip olmuş, bir kısmı ise “sırasını beklemektedir. ” Kendilerine uzanacak bir el , bir söz, bir gönül onları da tarihteki kahraman kadınlar gibi birer Müslüman şahsiyet haline getirecektir.

    Peki kadınlarımız üzerine örtülen bu batıl nasıl kaldırılacak? Onları kimliğinden uzaklaştıran yabancı tesirlerden nasıl kurtaracağız? Kendilerine uzana şuurlu el kimdir?

    İnsanımızı cehennemden kurtarıp, cennet yönlendirme gibi önemli bir misyonu yüklenen Ag derneğimizin hanımlar komisyonu olarak “o el biz olmak istiyoruz. Kadınlarımızın kalbine ve zihnine sarılan kabukları kırıp öz benliğine, kavuşmaları için, toplum değiştirecek analar olmaları için çalışmak bizim vazifemizdir.

    Bu amaçla, bu ideal ile bütün Türkiye çapında bir yolculuğa başlıyoruz. Bir kampanya başlatıyoruz. Kadınlarımıza “Müslüman Kadının Şahsiyetini” tanıtma kampanyası.

    Bu kampanyanın ilk adımı siz değerli kardeşlerimizle gerçekleştirdiğimiz bu buluşmadır.
    Burada biz suya bir taş atacağız. Sizler o taşın yaydığı dalgalar olacaksınız ve sesimiz soluğumuz yurdun her yayılacaktır. . Burada bugün başlatılan kadınlarımız öz kimliğine kavuşturma kampanyasının motoru sizler olacaksınız. Yurt çapında seferberliğe çıkacaksınız.

    Bu şekilde kadınlar tarafından başlatılan toplumsal çözülme ve ahlaki bozulma, kimliğinden uzaklaşma, tersine dönecek!

    Toplumun yeniden İslam’i dirilişi, yeniden öze milli değerlere dönüş kadınlar tarafında başlayacak ve özüne dönen analar eliyle yepyeni bir çağ başlayacak. Tıpkı Efendimiz (s. a. v. ) in zamanında olduğu gibi ikinci asrı şuurlu ferasetli, dirayetli Müslüman kadınlarla başlayacaktır.
    Kampanyamızın ikinci adımı ise, tarihe adı geçmiş Müslüman kadın kahramanları , kadınlarımıza tanıtmak ve örnek almalarını sağlamaktır. Bunun içinde “saliha Kadınları Tanıtma “ projesine başlıyoruz. Programları planlıyoruz.

    ( MGF EĞİTİM KOMİSYONU ÇALIŞMASI