Mumine.com ve Misafir Soru - Cevapları Forumundan İslam Hukukunda Kadının Boşanma Hakkı Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1
    Kayıtsız Üye

    Reklam

    İslam Hukukunda Kadının Boşanma Hakkı

    Reklam




    İslam Hukukunda Kadının Boşanma Hakkı


    Paylaş
    İslam Hukukunda Kadının Boşanma Hakkı Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Kadın boşama hakkını kullanabilir

    İslam’da boşama yetkisi prensip olarak erkeğe verilmiştir. Ancak iyi tanımadığı veya zulüm ve haksızlık yapabileceğinden güvende olmadığı bir erkekle evlenmek durumunda kalan kadın, nikah sırasında erkekten boşama yetkisi ister ve evlilik bu şartla yapılmış bulunursa, kadın da boşama yetkisine sahip olur. Buna tefvizi talak denir. Böyle bir hak alındıktan sonra artık erkek bundan rücu edemez.

    Nitekim Allah Rasulü’nün eşlerinin Medine döneminde bir ara onda olmayan kimi ziynet ve eşyayı istemesi üzerine inen ayette şöyle buyurulmuştur:

    “Eğer siz dünya hayatını, onun ziynet ve ihtişamını istiyorsanız, gelin size boşanma bedellerini vereyim de hepinizi güzellikle salıvereyim.” (Ahzab-28-29)

    Çoğunluk müctehidlere göre, bu ayetle Hz. Peygamber’in eşlerine boşama yetkisi ve isterlerse Hz. Peygamber’den ayrılabilecekleri bildirilmiştir. Ancak onun temiz eşleri konuştuklarına pişman olmuşlar ve herbiri Allah’ın elçisini tercih etmiştir.

    Şiddetli geçimsizlik veya kötü muamele durumunda ise, kadın daha önceden böyle bir boşama yetkisi almamışsa çoğunluk müctehidlere göre doğrudan boşama hakkı doğmaz. Koca, eşini boşamayı gerekli kılan hallerde boşayabileceği gibi kadın da kendine göre meşru mazeretleri varsa, zulüm veya haksızlığa tahammülü kalmamış ise, o zaman mahkemeye başvurarak boşanma talebinde bulunabilir. (Prof. Dr. H. Döndüren, Aile İlmihali, 558)

    Evlilik birliğinin sona ermesinin bir diğer şekli, eşlerin mahkemeye başvurarak hakim kararıyla boşanmalarıdır. Tercihimiz; eşlerin birbirlerine karşı rıza ve muhabbetle evliliğin devamıdır. Aksi halde evliliği sona erdirmeleri ya da bazı boşanma sebepleri varsa, hakime baş vurarak evliliği sona erdirebilmeleri, İslam’ın bu konuda altarnetifli bir düzenleme yaptığını gösterir.


    İslam’da evlilik akdi süresizdir

    Kişilerin boşanmak için mahkemeye müracaat ettiği zaman, boşama yetkisini hakime verdiği için, hakim onu boşadığında bir talak gider. Geride iki talak hakkı vardır. Buna göre hanımıyla bir araya gelmelerinde kanunen bir sakınca olmadığı gibi dinen de bir sakınca yoktur. Yalnız mahkemece vaki olan boşama şeklini, yani talakı baine mi, riciyye mi olduğunu bilemediğimiz için biraraya gelmek azmedildiği takdirde, tecdidi nikah yapmak lâzımdır. (Halil Günenç, 2/147)

    İslam’da evlenme akdi süresiz olarak ve ömür boyu devam etmek üzere yapılır. Belirli süre için yapılan evliliğe (muta), İslam fakihlerinin büyük çoğunluğu meşru gözle bakmamıştır. Evlilik, eşlerden birisinin ölümü ile sona erebileceği gibi, boşama, irtidat, bir bedel üzerinde anlaşma gibi sebeplerle de sona erebilir. Diğer yandan, bazı durumlarda hakimin evliliğe son vermesi de mümkündür.

    Her halükarda hissi veya keyfi boşamadan eşlerin azami sakınmaları gerekir. Zira Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur. “Allahu Teala, kendisine talaktan daha sevimsiz olan hiçbir şey helal kılmadı. Yüce Allah’a helalin en sevimsizi boşanmadır.”

    “Sırf zevk için sık sık kadın değiştiren erkeklerle, sık sık koca değiştiren kadınlara Allah lanet etsin. Önemli bir neden olmaksızın, kocasından ayrılmak isteyen kadına, cennet kokusu haramdır. Kim, bir kadını kocasının aleyhine kışkırtırsa bizden değildir.”

    -----------------


    İslam’dan önce kadınların boşanmaları söz konusu değildi. Kadınlar erkeklerin elinde bir tür mal ve eşya gibi kabul edilirdi; kişiler sınırsız evlenirlerdi. Bunun gibi, hiçbir sınır ve şarta bağlı olmaksızın hanımlarını baba evine gönderebilir, sokağa atabilirdi. Aile bağlarının koparılması ve kadının boşanması için erkeğin iki dudağından çıkan sözler yeterli idi.


    Âlemlere rahmet olarak gönderilen İslam, evlenmeyi sınırlandırmış, erkeklerin eşlerini boşamasını belli hukuki kurallara bağlamıştır. El-Bakara, 2/229. Ayetinde boşanma hakkı üç kere ve üç hayız hali ile sınırlandırılmıştır. Cahiliye döneminde ise, bir kerede kesin olarak aile bağları çözülen kadının, bu ayete göre üç ayrı zamanda/üç hayız hali geçtikten sonra ancak kesin olarak boşanabileceği ifade buyrulmuştur. Dolayısıyla, kadınlar zulümden korunmuştur. Adı geçen ayette yüce Rabbimiz şöyle buyruluyor: “Boşanma iki keredir.” Hıristiyan Katoliklerin tam tersine, İslam, aile hayatında boşanmayı bir nimet olarak getirmiş, geçimsizlik sebebiyle hayatları cehenneme dönen karı kocayı bu sıkıntıdan kurtarmıştır. Buna karşılık İslam’da boşanma en sevilmeyen bir olay olarak da nitelendirilmiştir. Bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber (SAV): “Allah’ın en sevmediği helal şey boşanmaktır.”1 buyurmuştur.

    Kur’an’ın yüce ifadelerine göre, ailede boşanma hakkının erkek elinde olduğu anlaşılmaktadır. Kur’an’da on iki yerde boşanmaktan söz edilirken, bütünü ile erkeklerin kadınları boşamasından söz edilmekte, bu konularda erkeklere hitap edilmektedir. Fakat bu demek değildir ki, boşanma hakkından kadınlar da yararlandırılamazlar, kadın da bu konuda herhangi bir yetkiye sahip olamaz. Elbette ki olabilir.

    Kur’an’da boşanma ile ilgili hitapların erkeklere yapılması, o günün toplumunda en tabii bir olaydır. Hatta bunun tersini düşünmek sosyal şartlarda garipsenebilirdi. Kadının inanma ve ibadet yapma haklarından, mülkiyet haklarından ve her türlü sosyal haklarından yoksun bırakıldığı bir dönemde gönderilen İslam, birdenbire bu akışı değiştirip kadının da boşanma hakkına sahip olduğundan bahsedilmiş olunsaydı, bu durum erkekler tarafından tepki ile karşılanabilir, belki bu sebeple birçok insanın İslam’a karşı mesafeli durmasına sebep olabilirdi. Bu sebeple hitaplar erkeklere yapılmış, boşama hakkı üç ile sınırlandırılmış, evlenme hukukî bir statüye kavuşturulmuş, icap ve kabul ile şahit ve düğün merasimlerinden oluşan bir resmi hüviyete büründürülmüştür.

    Ancak Kur’an’da hitapların yalnız erkeklere yapılması, boşanma hakkının erkek elinde gözükmesi, kadınların da boşanma hakkından mahrum bırakıldığı anlamına gelmez. Bu hususu yasaklayıcı nitelikte hiçbir nas mevcut değildir. Hatta fıkıh kitaplarında bazı durumlarda boşanma hakkının kadınlara da verilebileceği yer almaktadır. Ayrıca, Kur’an’ın boşanmada kadına getirdiği haklar da vardır. Bunlardan biri mehir, diğeri lian/iftira durumunda lanetleşme, üçüncüsü muhalaa/para karşılığında boşanmaktır. Boşanma hakkının erkeğin elinde olmasına karşılık, anılan hususlar, o günkü toplumlarda kadınların haklarını dengeleyici bir ağırlık taşımaktaydı.

    Kadına verilen bu haklardan, önce mehri ele alalım. Evlilik icap ve kabulden ibaret bir hukuki akittir. Bir taraftan teklif, öbür taraftan bu teklifin kabul edilmesi ile evlilik olgusu gerçekleşir. Bu akdin hukukî müeyyidesi tıpkı diğer hukukî muamelelerde olduğu gibi, koşulan şartlara göre nitelik değiştirebilir. Eğer kadın boşanma hakkının erkek elinde bulunmasına itirazda bulunmuyorsa, o takdirde kendisine verilen mehir hakkı onu korur. Örneğin; nikâh akdi yapılırken “şu kadar mehr-i müeccel karşılığında seninle evlendim” ifadesi kullanılır. Mehir, kadının kendisini kocasına teslim etmesi karşılığında hak ettiği bir malî tazminat gibidir.

    Yunus Vehbi Yavuz




kadının bosanma hakkı ıslam