Mumine.com ve Misafir Soru - Cevapları Forumundan Farz-ı kifaye ve sünnet-i kifaye nedir? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1
    Kayıtsız Üye

    Reklam

    Farz-ı kifaye ve sünnet-i kifaye nedir?

    Reklam




    Farz-ı kifaye ve sünnet-i kifaye nedir?


    Paylaş
    Farz-ı kifaye ve sünnet-i kifaye nedir? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Değerli kardeşimiz;

    Mükellef olan insanların işleri sekizdir. Bunlara "Ef'âl-i
    Mükellefin"
    denir.

    1. Farz: Dinen yapılması kesin delillerle emredilen şeye
    farz denir.

    Farzın hükmü: Yapan sevap kazanır, özürsüz olarak yapmayan
    azabı hak eder. İnkar eden ise (Allah korusun) dinden çıkmış olur.

    Farz, farz-ı ayın ve farz-ı kifâye olmak üzere, iki kısımdır.

    Farz-ı ayın: Her mükellefin yapması gereken farz demektir.
    Farz-ı ayın, bazılarının yapmasıyla diğer mükelleflerden sâkıt olmaz, yani
    yükümlülük kalkmaz. Onu her mükellefin yapması gerekir. Namaz kılmak, oruç
    tutmak gibi.

    Farz-ı kifâye: Bazı mükelleflerin yapmasıyla diğerlerinin
    yapması gerekmeyen farz demektir, cenaze namazı gibi.

    Farz-ı kifâye'nin sevabı yalnız onu yapanlara aittir. Farz-ı
    kifâye,
    hiçbir mükellef tarafından yapılmayacak olursa, bütün
    mükellefler günahkâr olur
    . Meselâ, cenaze namazı, o yerde bulunan
    mükelleflere ayrı ayrı değil, hepsine birden toplu olarak farzdır. Eğer
    mükelleflerden bir kısmı cenaze namazını kılarsa diğerleri günahtan kurtulmuş
    olur. Artık onların tekrar aynı kişinin cenaze namazını kılmaları gerekmez.
    Şayet mükelleflerden hiçbiri cenaze namazını kılmayacak olursa, orada
    bulunanların hepsi günahkâr olur.

    2. Vâcip: Delil yönünden farz kadar kesin olmamakla beraber,
    yapılması istenen şeydir. Vitir ve bayram namazlarını kılmak ve kurban kesmek
    gibi.

    Vâcibin hükmü: Yapan sevap kazanır, özürsüz olarak yapmayana
    azap gerekir. Ancak kesin delil ile sabit olmadığı için, farzda olduğu gibi
    vâcibi inkâr eden dinden çıkmış olmaz.

    3. Sünnet: Peygamberimizin (asm) farz ve vâcip olmayarak
    yaptıklarına ve yapılmasını tavsiye ettiklerine denir.

    Sünnet, müekkede ve gayr-i müekkede olmak üzere ikiye ayrılır:

    Sünnet-i Müekkede: Peygamberimizin (asm) çoğu zaman yaptığı
    ve bazen de terk ettiği sünnete denir. Sabah, öğle ve akşam namazlarının
    sünnetleri gibi.

    Sünnet-i Gayri Müekkede: Peygamberimizin (asm) ara sıra
    yaptıkları sünnete denir. İkindi namazının sünnetiyle yatsı namazının ilk
    sünneti gibi.

    Diğer taraftan sünnet, genel olarak ikiye ayrılır:

    a) İbadetle ilgili olanlara "Sünnetü'l-hüda"
    denir. Ezan, ikamet ve cemaatle namaz, bu tür sünnetlerdendir.

    b) İbadetle ilgili olmayıp âdet olarak yaptıklarına da
    "sünenü'z-zevâid" adı verilir. Peygamberimizin (asm) giyim
    tarzı, oturup kalkması gibi işleri âdet olan sünnetlerdendir. Bunları yapmayan
    kimse kınanmaz.

    Sünnetin hükmü, işleyen sevap kazanır. Sünneti kasden terk etmek, azabı
    değilse de, azarlanma ve kınanmayı gerektirir.

    Sünnetin bir de kifâye kısmı vardır. Ramazanın son
    on gününde itikafa girmek, teravihi cemaatle kılmak gibi.

    4. Müstehap: Peygamberimizin (asm) bazan yapıp bazan
    yapmadığı şeye müstehap denir. Kuşluk namazı kılmak, Ramazan ayından sonra
    Şevval ayında altı gün oruç tutmak gibi. Müstehab'a mendup da
    denir.

    Müstehabın hükmü: Yapan sevap kazanır, yapmayan sevabtan
    mahrum olur.

    5. Mübah: Mükellefin, yapıp yapmamakta serbest olduğu şeye
    denir. Helâl olan şeyleri yiyip içmek, oturmak, yürümek ve uyumak gibi.

    Mübahın hükmü: Yapan sevap kazanmaz, yapmayan da günah
    işlemiş olmaz.

    6. Haram: Dinen yapılmaması kesin delil ile emredilen şeye
    denir. İnsan öldürmek, hırsızlık yapmak, anaya babaya karşı gelmek ve içki içmek
    gibi.

    Haramın hükmü: Haram olan bir şeyi yapan günahkar olur,
    haramdan kaçınan sevap kazanır. Haram olan bir şeyi helâl sayan ise dinden
    çıkar.

    7. Mekruh: Delil yönünden haram kadar kesin olmamakla
    beraber, yapılmaması istenen şeye denir.

    Mekruh, tahrimi ve tenzihi olmak üzere iki kısma ayrılır.

    Tahrimen Mekruh: Harama yakın olan mekruhtur. Vâcip olan bir
    işi yapmamak tahrimen mekruhtur.

    Tenzihen Mekruh: Helâle yakın olan mekruhtur. Sünnet ve
    müstehap olan şeyleri yapmamak mekruhun bu kısmına girer. Tenzihen mekruh olan
    bir şeyi yapmak azabı gerektirmez, ancak yapılmaması daha iyi olur.

    8. Müfsid: Başlanmış olan bir ibadeti bozan şeye denir.
    Namaz kılarken konuşmak, oruçlu iken bile bile yiyip içmek gibi.

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet