Mumine.com ve Misafir Soru - Cevapları Forumundan Şafi mezhebine göre lukata (yerde bulunan eşya) ile ilgili hükümler nelerdir? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1
    Kayıtsız Üye

    Reklam

    Şafi mezhebine göre lukata (yerde bulunan eşya) ile ilgili hükümler nelerdir?

    Reklam




    Şafi mezhebine göre lukata (yerde bulunan eşya) ile ilgili hükümler nelerdir?


    Paylaş
    Şafi mezhebine göre lukata (yerde bulunan eşya) ile ilgili hükümler nelerdir? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Sokakta veya umumi yerlerden birinde bulunan ve sahibi bilinmeyen yi­tik mala fıkıh ıstılahında "lukata" denir. Yolda veya umuma ait yerlerden birin­de bulunan ve sahibi bilinmeyen bir malı -zayi olmasın diye- alıp muhafaza et­mek, erdemli ve sevaplı bir davranıştır. Yüce Allah şöyle buyuruyor: "İyilik ve takva (Allah'a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlasın."( Mâide 5/2.)
    Sevgili Peygamberimiz de bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur: "Kul, kardeşine yardımcı olduğu müddetçe Allah da ona yardım eder." (Müslim, Zikir, 11.)

    Sahibi bilinmeyen yitik bir malı yerde bulan kişinin, o malı muhafaza et­mek, sonra da ortaya çıktığında sahibine teslim etmek üzere alıp götürmesi gerekir. Ama bu malı sahibine teslim etme hususunda kendine güveni olma­yan kişinin o malı alıp götürmesi mekruhtur. Aldığı takdirde sahibine teslim et­meyeceğine kesin olarak kanaat getiren kişinin ise o malı alıp götürmesi ha­ramdır. Peygamberimiz (s.a.v) bu konuda şöyle buyurmuştur: "Yitiği ancak sapık kişi yanına alıp saklar (ve sahibine teslim etmez)." (Ebû Davud, Lukata, 1.)

    A) Lukata ile İlgili Hükümler
    • Lukata, yanına alıp muhafaza eden kişinin yanında emanettir.
    • Lukatayı bulup alan kişinin, onu alırken başkalarını şahit tutması ve şa­hitlere, "Arayan biri çıkarsa, malının bende olduğunu kendisine bildirin" deme­si müstehaptır.
    • Hanefî mezhebine göre ise başkalarınışahit tutması ve onlara bu tem-bihatı yapmasışarttır.
    • Lukatayı bulunduğu yerden alıp götüren, sonra tekrar bulduğu yere bı­rakan kişi, zayi olması halinde o malı tazmin etmekle yükümlü olur. Çünkü ya­nına aldıktan sonra artık o mal, kendisinin yanında emanet olur ve artık onu kendi malı gibi koruması gerekir. Bu hususta sevgili Peygamberimiz şöyle bu­yurmuşlardır: "El, aldığını(sahibine) teslim edinceye kadar sorumludur."( İbn Mâce, Ahkâm, 45.)
    • Lukatayı bulup alan kişinin, bazı özelliklerini belirterek onu bir sene müddetle herkesin duyabileceği yerlerde ilân etmesi gerekir. Sahibinin peşine düşmeyeceği kıymetsiz yitikleri bulanların, bulduklarına ilişkin ilânatı bir yıl sü­reyle yapmalarına gerek yoktur.
    • Fakihlerin çoğunluğuna göre bunun ölçüsü, çeyrek dinar altın veya 2/5 dirhem gümüştür. Bir hurma tanesi veya ekmek parçası gibi kıymeti az şeyle­ri bulan kimseninse bunları ilân etmelerine hiç gerek yoktur.
    • Lukata için yapılması gereken masrafları, onu alıp muhafaza eden kişi­nin karşılaması gerekir. Sahibi ortaya çıktığında yapılan masrafları -hâkimin iznini alarak, hâkimi bulamazsa yapmış olduğu harcamalara başkalarını şahit tutarak- talep etme hakkına sahiptir.

    B) Lukatanın Sahibine Teslimi
    Lukatayı sahibine teslim etmek için sahibinin, onun ayırıcı işaret ve özel­liklerini bildirmesi yada kendisine ait olduğuna dair beyyine (kesin delil) getir­mesi şarttır. Bununla ilgili olarak sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: "Sırf iddialarına dayanılarak insanlara (her istedikleri) verilseydi, bazı adamlar halkın malında ve canında hak sahibi olduklarını iddia edeceklerdi. Ama iddia sahibinin (iddiasını doğrulayacak) beyyine getirmesi, inkâr edeninse yemin et­mesi gerekir."' (İbn Receb, Câmiu'l-Ulûm, 1/310.)

    C) Lukatanın Bulan Kişinin Malı Haline Gelmesi
    Lukatayı bulan kişi ister zengin olsun ister fakir, onu bir yıl süreyle ilân et­tikten sonra sahibi ortaya çıkmazsa kendine mal edinebilir. Sevgili Peygam­berimiz lukatayı bulan kişiye, onu bir yıl süreyle ilân etmesine rağmen sahibinin ortaya çıkmaması durumunda onu kendine mal edebileceğini, gerektiğin­de harcayabileceğini, ancak yine de bu malın, onun yanında emanet hükmün­de olacağını, sahibinin ortaya çıkması durumunda ayniyle iade etmesi, ayniy­le mevcut değilse kıymetini ödemesi gerektiğini bildirmiştir. (Müslim, Lukata, 1.)

    Hanefî mezhebine göre ise, lukatayı bulan kişi onu bir yıl süreyle ilân et­mesine rağmen sahibi ortaya çıkmadığı için kendine mal edinir veya bir faki­re sadaka olarak verir. Ama daha sonra sahibi çıkıp gelirse, dilerse sadaka olarak verilişini onaylar ve sevap kazanır, dilerse fakirden geri alır, dilerse de onu sadaka olarak veren kişiden tazminat alır.

    Mekke'de Harem sınırları içinde bulunan lukata, bir yıl süreyle değil de sürekli ilân edilmek ve asla mülk edinmemek üzere, bulunduğu yerden alınıp götürülebilir. Sevgili Peygamberimiz bu konuda şöyle buyurmuştur: "Şu bel­deyi (Mekke'yi) Allah (c.c) saygın kılmıştır. Buranın dikeni koparılmaz, avı (hayvanı) ürkütülmez, evsafını belirterek ilân eden kişi dışında hiç kimse yiti­ğini (bulduğu yerden) alıp götüremez."(Buhârî, Hac, 42.)

    Doğrusu Mekke şehri yüce Allah'ın şerefli kıldığı, sevgili Peygamberi-miz'in dokunulmaz ve saygın ilân ettiği bir yerdir. Orası, insanların toplanma merkezi ve defalarca ziyaret ettiği kutsal bir mekândır. Kıymetli bir malını ve­ya eşyasını orada yitiren bir kişi, emin bir yer olduğu için, bulmak ümidiyle tek­rar oraya dönüp yitiğini aramaya koyulabilir. Onun için sürekli ilân edecek olanlar dışında kimsenin oradaki lukatayı, bulunduğu yerden alıp götürmesi ve kendine mal etmesi haramdır. (Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 6/4872.)