Mumine.com ve Misafir Soru - Cevapları Forumundan Ah minel aşki ve hâlâtihi, ‎Ahraka kalbî bi-harârâtihî" beyti kime aittir, ne demektir? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1
    Kayıtsız Üye

    Reklam

    Ah minel aşki ve hâlâtihi, ‎Ahraka kalbî bi-harârâtihî" beyti kime aittir, ne demektir?

    Reklam




    "Ah minel aşki ve hâlâtihi, ‎Ahraka kalbî bi-harârâtihî" beyti kime aittir, ne demektir?


    Paylaş
    Ah minel aşki ve hâlâtihi, ‎Ahraka kalbî bi-harârâtihî" beyti kime aittir, ne demektir? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    “Âh mine'l aşkı ve hâlâtihî / Ahraka kalbî bi-harârâtihî” beyti “Âh(lar olsun! )!
    Hararetiyle kalbimi yakıp kavuran aşkın elinden ve onun (türlü) hâllerinden (çektiklerim)...”


    Âh mine'l aşk “Âh aşkın elinden…) anlamına gelir.

    Bu söz Arap edebiyatında meşhur bir ibaredir. Edebiyatımızda da Fatih Sultan Mehmet (öl. 1481, Avnî) ’in benzer kullanımına şahit oluyoruz:

    Âh min azmatin bi-gayr-i iyab
    Âh min hasretin ale’l-ahbab (Muhammed Nur Doğan, Fatih (Avnî) Divanı ve Şerhi, (Metin, Nesre Çeviri ve Şerh) , Eminönü Belediyesi, 2004, s.250, 251)

    Bu beyit de “Ah, dönüşü olmayan gidişten! Ah, dostlara hasret çekmekten!” anlamına gelmektedir.

    Âh mine'l aşk “Ne gelmişse aşktan gelmiştir.” gibi bir anlamla sözü kısaca anlatmak için kullanılır.

    Buradaki aşkı mecazi alabileceğimiz gibi ilahi olarak da düşünebiliriz. O zaman “Cenab-ı Hakk’ın sevkiyle olmuştur.” şeklinde bir anlamla “Ne yapalım, takdir-i Huda!” deyip işin içinden çıkılmış olur.

    Söz “Ah minel aşk ve minel garaib veya “Ah minel aşk ve’l-garaip” (Ah, aşkın elinden ve garipliklerden)” şeklinde de kullanılır.

    Âh mine'l aşk adıyla Prof. Dr. İskender Pala'nın ve Ada Yayınevi yayınlarından Ferit Edgü'nün 1970-1976 yıllarındaki şiirlerinin olduğu birer kitabı vardır.

    “Mine’l-aşk” sözü Şeyh Galip (öl. 1799)’in bir terci-i bent’inin vasıta beyti olarak (Âh mine'l aşkı ve hâlâtihî / Ahraka kalbî bi-harârâtihî) şeklinde geçmektedir. Bu terci-i bent altı bentten oluşmaktadır. Her bentte sekizer beyit (16 mısra) bulunmakta, her bendin ilk altı beyti hane beyti, son iki beyti ise vasıta beytidir. Vasıta beyti terci-i bentlerde dekrarlanır. Dolayısıyla Galip Dede’nin terci-i bendinde bu beyit altı kez tekrarlanmıştır.

    Bahsi geçen terci-i bent Hazret-i Mevlana’nın bulunduğu yere atfen kaleme alınmıştır. Şeyh Galip Mevlevi’dir ve post-nişin olduktan sonra ölünceye kadar Galata Mevlevihanesi şeyhliği görevini ifa etmiştir.

    “Ah” sözü gerek Osmanlı alfabesi ile gerekse Latin alfabesi yazımında “Allah” lafzının ilk ve son harfleridir..

    Şeyh Galip’in altı bentlik terci-i bendinin ilk ve son bendiyle ikinci bendi şöyledir:

    Terci-i bent

    Terci-i Bend-i Beyt-i Şerif-i Meşhur li-Cenab-ı Hazret-i Pir

    I
    Ey ruh-ı pâkinde ayân nûr-ı zât
    Sînesi âyîne-i vech-i sıfât
    Pertev-i hüsnünde nümâyan tamâm
    Sırr-ı Hudâ mâ hasal-ı kâinat
    Sen urıcak vakt-i semâ' içre çarh
    Şem'ine pervâne olur şeş cihât
    Şevk ile cân tâzelenir ben desem
    Nutk-ı safâ-bahşına rûhü’l-hayât
    Pertev-i envârı cemâlin senin
    Aşk ile verdi dü cihâna sebat
    Doldu tecellî-i Hudâ'dan sivâ
    Şems-i muhabbet edicek iltifât
    Yandı o âteşle dil ü canımız
    Etti cemâlin velî keşf-i simât
    Âh mine'l aşkı ve hâlâtihî
    Ahraka kalbî bi-harârâtihî

    Bu bendi şu şekilde anlamlandırabiliriz:

    Ey tertemiz yanağında Cenab-ı Hakk’ın nurunun açıkça görüldüğü, göğsünde Cenab-ı Hakk’ın vechine dair sıfatların bulunduğu; senin güzellik ışıltında Huda’nın sırrı, kâinatın özü tastamam görülmektedir.

    Sen semaa başlayıp da döndüğünde altı cihet senin mumunun pervanesi olur. Ben, mutluluk veren konuşmanla, hayatın ruhuyla, coşku içinde canlar tazelenir desem, yeridir. Senin güzelliğinin nurlu ışıltısı iki cihanı aşk ile sabit kıldı.

    Muhabbet güneşi, Şems’i iltifat edince Allah’tan gayrı olanlar Huda’nın tecellisiyle doldu. O ateşle gönlümüz ve canımız yandı, yüz güzelliğin her tarafı açıklığa kavuşturdu (Bilinmeyenleri bildirdi.).

    Âh(lar olsun! )! Hararetiyle kalbimi yakıp kavuran aşkın elinden ve onun (türlü) hâllerinden (çektiklerim)...

    II
    Görmeği istersen eğer mahşeri
    Çerhte seyreyle o meh-peykeri
    Aşk ile galtîde olup mihr-veş
    Salmada âlemlere nûr u feri
    Etmede nüh kubbeyi envâra gark
    Düpdüz edip bâhter ü hâveri
    Kûy-sıfat pey-rev olup sen dahi
    Düş yola fark eyleme pâ vü seri
    Def ü celâille sem⒠et hemân
    Alma kola bu felek-i çenberi
    Tutma kulak devrine ahkâmına
    Serserîdir serserîdir sirserî
    Be hele gayb eylemişim kemidimi
    Âteş-i sevdâya düşelden berî
    Âh mine'l aşkı ve hâlâtihî
    Ahraka kalbî bi-harârâtihî
    …

    VI
    Çeşmi elâ gamzesi mestânedir
    Yâ da biliş âşıka bîgânedir
    Bâz-ı nigeh sayddan etmez ferâğ
    Cân evi hâlâ ki ona lânedir
    Her ne kadar nâza çekerse sezâ
    Bahtı yüce meşrebi şâhânedir
    Söz tükenir kim diye Monla Celâl
    Şems dahı şem’ine pervânedir
    Hakk bu ki memnûnuyum ihsânının
    Âlemin ikrârı o sultânadır
    Sâye-i lütfunda neler gördüğüm
    Ben bilirim ellere efsânedir
    Gâlip eğer eylese dâvâ-yı aşk
    Kim inanır kavline dîvânedir
    Âh mine'l aşkı ve hâlâtihî
    Ahraka kalbî bi-harârâtihî
    SİE