Mumine.com ve Misafir Soru - Cevapları Forumundan Bakara 41. ayette geçen "Ona inanmayanların birincisi olmayın" sözlerini nasıl anlamalıyız? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1
    Kayıtsız Üye

    Reklam

    Bakara 41. ayette geçen "Ona inanmayanların birincisi olmayın" sözlerini nasıl anlamalıyız?

    Reklam




    Bakara 41. ayette geçen "Ona inanmayanların birincisi olmayın" sözlerini nasıl anlamalıyız?


    Paylaş
    Bakara 41. ayette geçen "Ona inanmayanların birincisi olmayın" sözlerini nasıl anlamalıyız? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Soru

    Bakara 41. ayette geçen "Ona inanmayanların birincisi olmayın" sözlerini nasıl anlamalıyız?

    Cevap

    Değerli kardeşimiz;

    Ayetin meali:

    “Yanınızdakini (Tevrat'ı) tasdik edici olarak indirdiğim (Kur'ân)a iman edin, O'nu, inkar edenlerin ilki siz olmayın, benim âyetlerimi birkaç paraya değişmeyin. Ancak benden korkun.” (Bakara, 2/41)

    Merhum Elmalılı Hamdi Efendi, ayeti şöyle tefsir eder:

    Anlaşmayı bozmayınız ve diğerleri gibi fesatlar, ahlâksızlıklar yapmayınız. Özellikle, imanın esası itibariyle yanınızdaki Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğim Kur'ân'a iman ediniz ve bütün amellerinizi buna uydurunuz. Baksanıza Tevrat'taki Âdem kıssası bunda ne güzel hatırlatılmıştır. Bunu ilk inkâr eden siz olmayınız. Vahiy nimetini, nübüvvet (peygamberlik) nimetini ilk anlayıp tasdik edecek olan siz olmanız gerekir. Siz buna iman etmezseniz, bazı dünyaya ait faydalar düşüncesiyle etmezsiniz. Fakat benim âyetlerimi, mucizelerimi az paraya satmayınız. Birkaç para gibi kıymetsiz dünya menfaatlerine değişmeyiniz.. (Hak Dini, ilgili ayetin tefsiri)

    Allah, kitap ehli olan Yahudi ve Hristiyanları Kur'ân-ı Kerîm'e îmân etmeye davet ediyor ve kitap ehli olduklarından ilk tasdîk edenin onların olması gerektiğini söylüyor.
    Elindeki kutsal kitabını tasdik eden bir kutsal kitabı inkar etmek, o insan için talihsiz bir davranış olur. Kutsal kitabın ne olduğu fikrine ve inancına ulaşmış olan insan, sonra gelen kutsal kitabın niteliğini daha kolay anlar ve daha iyi takdir eder.

    Kutsal kitaba sahip olanlar, gönderilen diğer kitabı daha iyi tanıma imka¬nına sahiptir. Bu durum başka bir ayette şöyle ifade edilir:

    “Allah tarafından onlara, yanlarında bulunan Tevrat'ı tasdik eden bir kitap gönderilince; daha önce müşriklere karşı böyle bir zafer kapısının açılmasını istiyorardı. İşte bu tanıdıkları kitap gelince, onu inkar ettiler. Artık Allah'ın laneti kâfirlerin üzerinedir.” (Bakara, 2/89)

    Kutsal kitabın ne olduğunu bilmeyen ve onu tanımayan bir toplumun kitabı inkar etmesi bile doğru değilken, kutsal kitabı tanıdığı ve böyle bir tecrübesi olduğu halde yeni kitabı inkar edenin ne kadar büyük bir hata içinde olduğu daha iyi anlaşılacaktır.

    Bildiği, anladığı ve tanıdığı halde bile bile inkar etmek, laneti üzerine almak demektir. Bilmek, anlamak ve tanımak gibi insan beyni ve gönlünün faaliyetini gördüğü iman eylemini engellemek kadar büyük bir zulüm var mıdır? Üstelik İsrailoğullan'nın böyle bir kitabın gelişi için bir istekleri ve beklentileri de vardı. Zira böyle bir kitaba sahip olmayı kendileri için bir üstünlük, kafirlere karşı da bir zafer olarak görüyorlardı.

    Bu açıdan “İnkar edenlerin ilki olmayın” emri, düşünmeden, araştırmadan ve içeriğini öğrenmeden ani hareketle karar verilmemesini istemektedir. Allah, din kültürü ve kutsal kitap bilgisine sahip olan insanlardan, Kur'an'a olumlu yaklaşmalarını ve hemen inkara sapmamalarını istemektedir.

    Müfessir Razi, ayette geçen “İnkar edenlerin ilki olmayın” ifadesiyle ilgili olarak iki soru sorar ve bunlara farklı açılardan cevaplar verir: