Mumine.com ve Misafir Soru - Cevapları Forumundan Atom bombası yapmak caiz midir? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1
    Kayıtsız Üye

    Reklam

    Atom bombası yapmak caiz midir?

    Reklam




    Atom bombası yapmak caiz midir?


    Paylaş
    Atom bombası yapmak caiz midir? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Normal şartlarda maddi cihad, farz-ı kifayedir. Ancak her Müslümanın nefsiyle cihadı ise farz-ı ayndır. Müslümanların, kendilerine düşman olacak ve zarar verecek kimseleri caydırmak için her türlü maddi ve manevi silaha sahip olmaları gerekir. Bu açıdan içinde bulundukları zamanın en güçlü silahını da elde etmelidirler. Nitekim "zararı defetmek, faydayı elde etmekten önce gelir" kuralı vardır. Buna göre maddi ve manevi zararlardan korunmak için tedbir almak da bir ibadettir.
    Ancak İslam hukukuna göre cihadın şartları vardır. Bu şartlara da riayet etmek her Müslümanın birinci görevi olmalıdır. Savaş, bir takım ön hazırlıkları, tedbirleri gerekli kılar. "İhtiyatlı olunuz!" (Nisa suresi, 71) ayeti, bu noktada bize yol gösterir. Hamdi Yazır, ayetin açıklamasında şöyle der: Uyanık, ihtiyatlı bulununuz. Düşmandan sakınacak maddi-manevi sebeplerinizi hazırlayınız. Silahınızı alınız. (Yazır, II, 1391)

    Şu ayet, Müslümanları kuvvetli olmaya çağırır: "Onlar (düşmanlar) için, gücünüzün yettiğince kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Bununla Allah düşmanını, sizin düşmanınızı ve Allah'ın bilip de, sizin bilmediğiniz düşmanlarınızı korkutursunuz. Allah yolunda ne harcarsanız size eksiksiz ödenir, asla haksızlığa uğratılmazsınız." (Enfâl sûresi, 60)

    Hz. Peygamber (s.a.s.), ayetteki "kuvvet" ifadesini, "kuvvet, atmaktır" şeklinde açıklar. (Ebu Davud, Cihad, 23; İbn-i Mace, Cihad, 19) Şüphesiz bu açıklama, kuvvetin büyük ölçüde atmaya dayanması noktasındandır. (Ebu Bekir Cessas, Ahkamu'l-Kur'an, Daru'l-Fikr, Beyrut, 1993, III,102;Alusi, X,25) Rasûlüllah devrindeki ok-mızrak, mancınık atmak, bugün yerini bombalara, füzelere bırakmıştır. Bugünün savaşlarında da, daha iyi atan savaşı kazanmaktadır.

    Rasûlüllah, "atmak" hususunda ümmetini teşvik etmiştir. Mesela, şöyle buyurur: "Şüphesiz Allah, bir tek okla, üç kişiyi cennete alır:
    1- Oku yapan
    2- Onu atan
    3- Atan kişiye uzatan." (Ebu Davud, Cihad, 23; Tirmizi, Fedailu'-Cihad, 11)

    Rasûlüllah, kendi devrinin şartlarına göre ok-mızrak atımını teşvik etmiştir. Rasûlüllah'ın medhine mazhar olan Fatih Sultan Mehmed, O'nun "kuvvet, atmaktır" sözünden ilhamla devrinin en ileri silahı olan "Şahi topları" döktürmüş, İstanbul'un aşılmaz sanılan surlarını bunlarla aşmıştır. Günümüzde, hedefe kilitlenmiş füzeleri, bir anda bir beldeyi mahvedebilen bombaları yapan ve kullanan Batı, Rasûlüllah'ın hadisini ve ayette emredilen "kuvvet hazırlamayı" Müslümanlardan daha iyi anlamış görünüyorlar!?

    Yukarıdaki ayet, savaş atları hazırlamamızı da emreder. Âdiyât sûresinin baş kısmında, savaş atlarına kasem vardır. Rasûlüllah, atı şöyle metheder: "Kıyamete kadar atın alnında hayır düğümlenmiştir. (Buhari, Cihad, 43; Tirmizi, Cihad, 19; İbnu Mace, Cihad, 14) Yani, atta devamlı hayır vardır. Ayette geçen savaş atları, günümüz şartlarında mekanik savaş atlarını da içine alır. Tank, uçak ve bombalar gibi vasıtaların hepsi, ayetin şümulüne dahildir. Ayette "ok-mızrak hazırlayın" denilmeyip, "kuvvet hazırlayın !" denilmesi, fikrî-bedenî, ilmî, maddî ve manevî her türlü kuvveti ifade eder ve her türlü silahı içine alır (Razi, XV, 185; Cessas, III, 102; Rıza, X, 69; Tabbera, s.386; Abdülhalim Mahmud, El-Cihadu fi'l-İslam, Daru'l-Mearif, Kahire, s. 17; Kadiri, I, 516; Sabuni, Kabes, III, 161). Böyle bir kuvvet, caydırıcı bir rol oynayacaktır. Ayette, "bu kuvvetle onları imha edersiniz" denilmeyip, "bununla düşmanlarınızı korkutursunuz" denilmesi, bu noktaya işaret eder. (Bilmen, III, 357; Tabbera, s. 386)
    Böyle bir kuvvet, düşmanlarımızı sindirecek, zalimleri zulmünden vazgeçirecek, Allah'ın dinini her tarafa ulaştırmamızda ve yer yüzünden her türlü fitneyi kaldırmamızda önemli rol oynayacaktır (Muhammed Şedid, El-Cihadu fi'l-İslam, Müessesetu Risale, Beyrut, 1985, s.119).
    Kur'ân-ı Kerîm'de Hz. Davud'a demirin yumuşatıldığı anlatılır. (Sebe’ sûresi, 10) Hz. Davud, bir mucize olarak demire istediği şekli vermekte, bununla silah, zırh yapmaktadır. Kur'ân'ın 114 sûresinden birinin "demir" anlamındaki "Hadîd" olması da düşündürücüdür. Bu sûrede, demirle ilgili şu ayet vardır: "Demiri indirdik. Onda kuvvetli bir sertlik ve insanlara bir takım menfaatler vardır." (Hadîd sûresi, 25) Dikkat edilirse, günümüz savaş sanayi, demir üzerine kuruludur. Kur'ân-ı Kerîm'de böyle talimatlar ve böyle işaretler varken, Müslümanların bu hakikatlerden gafil kalması; gayr-i müslimlerin ise bu hakikatlere sahip çıkması, ibretle düşünülmesi gereken bir olaydır. "Ben Müslümanım" diyenler, okudukları Kur'ân'da yer alan emirleri iyi bilmek ve ona göre yaşamak zorundadırlar. Yoksa, ehl-i hak iken, şu dünyada ehl-i batıla mağlub olmaları kaçınılmaz olacaktır. Son iki yüz yıllık dönem, söylediklerimizin ispatıdır.
    Müslümanlar, mecburiyet altında kaldıkları için top gibi ateşli silahları imal edip kullanmışlardır. Ateşli silahları kullanmak, merhametsizliğin ifadesi olduğu halde zarurete binaen Müslümanlar onları imal edip kullanmak zorundadırlar. Hazreti Ali (r.a.), zamanının topu sayılan mancınık silahını Taif halkına karşı kullandı. Halbuki Taif’te çocuk, yaşlı ve kadınlar da vardı. (Halil GÜNENÇ - Günümüz Meselelerine Fetvalar -2/310)
    Aslında atom silahını imal edip kullanmak, istenmeyen bir şeydir. Ancak düşman onu imal edip kullandığı zaman Müslümanlar da imal edip kullanacaklardır. Çünkü düşman bizi yok etmek için onu kullanıyor ve üstünlüğünü onunla sağlamaya çalışıyor. Dinimizce kafirlerin çocuk ve kadınlarını öldürmek caiz değildir, haramdır. Ancak kafirler çocuk ve kadınlarını siper olarak kullandıkları takdirde onları öldürmekte beis yoktur. Hatta kafirler, esir olarak aldıkları Müslümanların arkasında saklanıp onları siper olarak kullanırlarsa, onları da öldürmek caizdir. (Bu ateşle Müslümanları değil arkasındaki kafirleri hedef almaya gayret ederler.)

    (Halil GÜNENÇ - Günümüz Meselelerine Fetvalar -2/310)