Mumine.com ve Misafir Soru - Cevapları Forumundan Madde ve cisim nedir Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1
    Kayıtsız Üye

    Reklam

    Madde ve cisim nedir

    Reklam




    madde ve cisim nedir


    Paylaş
    Madde ve cisim nedir Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    MADDE ve CİSİM NEDİR ?
    MADDE ve CİSİMLERİN GÖRÜLEBİR , HİSSEDİLEBİLİR ÖZELLİKLERİ


    Çevremizde bulunan ağaç , taş , toprak su , kağıt , kalem ve bunun gibi varlıklar madde olarak adlandırılır. Bizler bu maddelerin varlığını duyu organlarımızla hissederiz. Hacmi ve kütlesi olan her varlığa madde denir . Maddelerin şekil almış haline ise cisim adı verilir. Madde ve cisim arasındaki farklılığı şu örnekle daha iyi açıklayabiliriz. Cam , gümüş ve bakır gibi varlıklar maddedirler. Bu maddelerden yapılmış olan cam sürahi , gümüş bilezik ve bakır vazo ise cisimdir. Maddeler çevre şartlarına göre üç halde ( katı ,sıvı , gaz ) bulunurlar . Maddenin katı halinin belirli bir şekli ve biçimi vardır. Sıvı ve gaz halinin ise belirli bir şekli ve biçimi yoktur.
    Sınıf ve evimizde bulunan bazı eşyaların çeşitli maddelerden yapıldığını biliyoruz. Soba ve kalorifer petekleri demirden , pencereler tahta , cam ya da plastikten , masa ise tahta ya da demirden yapılmıştır.
    Her maddenin kendine özel renk , koku , tat , sertlik , esneklik ve saydamlık gibi özellikleri vardır. Maddelerin saydığımız bu özelliklerine maddenin görülebilir ve hissedilebilir özellikleri adı verilir. Gerçekten sayılan bu özellikleri bizler duygu organlarımız ile farkına varabiliyoruz. Örneğin şekeri tat ve renginden tanıyabiliriz.
    Ancak biraz önce saydığımız bu özelliklerle tüm maddeleri tanıyamayız. Bazı maddelerin renkleri aynı olmasına rağmen farklı maddeler olabilir. Örneğin un , şeker ve tuz aynı renkte olmalarına rağmen farklı maddelerdir. Buz , su ve su buharı aynı maddeler olmasına rağmen farklı renktedirler. Maddelerin renkleri sürekli ve kalıcı olmaz. Işık , ısı ve nem gibi olaylar maddelerin renklerini değiştirirler. Güneş ışığı altında kalan maddelerin renkleri zamanla solar eski canlılığını kaybeder. Nemli ortamlarda bulunan maddeler bozularak renk değişimine uğrar. Örneğin nemli ortamlarda bulunan demir paslanarak ( oksitlenerek ) kahverengine dönüşür.
    Koku , tat , sertlik , esneklik ve saydamlık ( ışığı geçirip , geçirmeme ) gibi özellikler ile maddeleri tanımamız kolaylaşır. Ancak kesin olarak ayırt etmemize yardımcı olmaz . Farklı maddelerin renkleri , kokuları , tatları , sertlik yada yumuşaklık özellikleri birbirine benzeyebilir. Ayrıca duyu organlarımız da maddelerin bu özelliklerini algılamada bizi yanıltabilir. Örneğin kötü bir koku bir başkası tarafından aynı şekilde algılanmayabilir.
    Sonuç olarak maddelerin tanınması için sadece duyu organlarımızı kullanmak yeterli olmaz.



    MADDELERİN ÖLÇÜLEBİLİR ÖZELLİKLERİ
    Bundan önce derslerimizde katı , sıvı ve gaz maddelerin görülebilen ve hissedilebilen özellikleri olduğunu ancak bu özelliklerin maddeleri tanımada tek başlarına yeterli olmayacağını öğrenmiştik. Maddelerin görülebilen ve hissedilebilen özelliklerinin dışında bir de her maddede ortak olarak bulunan ve ölçülebilen özellikleri vardır . Bunlar kütle ve hacim dir.

    HACİM
    Çevremizde bulunan bütün maddeler , eşyalar uzay boşluğunda bir yer kaplar. Maddelerin bulundukları ortamda kapladıkları yere hacim denir . Bütün maddelerin hacmi vardır. Hacim ölçülebilen bir özelliktir. Maddenin hacmi boyutlarına ( en , boy , yükseklik ) bağlıdır. Örneğin ders araç gereçlerimizden kitabımızın hacmi , kitabın eni , boyu ve yüksekliğine bağlıdır. Küp ve dikdörtgenler prizması gibi boyutları ölçülebilir cisimlerin hacimleri ise şöyle bulunur.

    Hacim = Boy ( Uzunluk ) X En ( Genişlik ) X Yükseklik

    Hacim ölçüsü birimi metre küptür ( )

    Metreküpün Askatları : Desimetre küp ( ) , Santimetre küp ( ) , Milimetre küp ( )
    Metreküpün Üst Katları : Dekametre küp ( ) . Hektometre küp ( ) ve Kilometreküp ( ) tür.

    Hacim ölçüleri biner biner büyür biner biner küçülür.
    Hacmini bulacağımız cisimlerin boyutlarını hangi birimle ölçersek sonucu da aynı birimden buluruz.
    Örneğin hacmini bulacağımız bir dikdörtgenler prizmasının boyutlarını cm cinsinden ölmüşsek hacmini santimetreküp olarak , metre cinsinden ölçmüşsek metreküp olarak buluruz.
    Sıvı ve gaz maddelerin hacimlerini metre cinsinden ölçerek bulamayız. Bu nedenle sıvı ve gaz maddelerin hacimleri litre ile ölçülür.

    1 litre = 1 desimetreküp tür.



    DÜZGÜN OLMAYAN KATILARIN HACMİNİ BULMA

    Çevremizdeki katı cisimlerin hepsi düzgün şekilli değildir. Bu nedenle düzgün olmayan katı maddelerin hacimlerini bulmak için oların enini , boyunu ve yüksekliğini cetvel yardımı ile ölçmek mümkün değildir. Bu tip cisimlerin hacimlerini bulabilmek için dereceli silindir ve sıvı maddelerden ( örneğin sudan ) yararlanılır.
    Dereceli silindir camdan yapılmış silindir şeklinde bir araçtır . Dereceli silindirin yüzeyi tıpkı cetvelimiz gibi eşit bölmelere ayrılmıştır. Bu eşit bölmelerden her biri 1 santimetre küp değerindedir.
    Dereceli silindir yardımıyla örneğin bir taş parçasının hacmini kolay bir şekilde bulabiliriz. Bunun için ilk önce dereceli silindir içine bir miktar su koyar ve suyun hacminin ne kadar olduğunu dereceli silindirdeki suyun seviyesine bakarak buluruz. Daha sonra bulduğumuz bu değeri bir yere not ederiz. Dereceli silindirin içindeki suya hacmini ölçeceğimiz cismi atarız. Suyun seviyesinin bir miktar arttığını görürüz. Bu durumda su ve suyun içinde bulunan cismin toplam hacmini tekrar dereceli silindire bakarak okuruz.
    Suyun içine atılan cismin hacmini bulmak için , suyun ilk hacminden , cisim atıldıktan sonraki hacmini çıkarırsak geriye , cismin hacmi kalır. Böylece suyun içine atılan düzgün olmayan katının hacmi bulunmuş olur.

    Sonuç olarak
    Dereceli silindir ve sıvı maddeler kullanılarak cisimlerin hacmini bulmak için şu formülden yararlanılır.


    Cismin Hacmi = Sıvının Son Hacmi - Sıvının İlk Hacmi



    SIVILARIN HACMİNİ BULMA

    Su , gazyağı , süt , zeytinyağı gibi sıvı maddelerin hacimleri litre cinsinden ölçülür.
    Litrenin as katları : desilitre , santilitre , mililitre ‘ dir
    Sıvı maddelerin hacimlerini bulmak için yine dereceli silindirden yararlanabiliriz.
    Dereceli silindirin her birimi “ 1 mililitreye ” eşittir.
    Örneğin bir bardak suyun hacmini ölçmek için , suyu dereceli silindire boşaltırız. Daha sonra suyun seviyesine denk gelen değeri dereceli silindirden okuyarak , suyu hacminin kaç mililitre olduğunu öğrenebiliriz.



    BİR SIVI İLE BU SIVI İÇİNDE ERİMEYEN ( ÇÖZÜNMEYEN ) BİR MADDENİN HACMİNİ BULMA

    Tuz , şeker gibi maddeler su içinde çözünürler ( erirler ) . Oysa demir , bakır , kum gibi maddeler su içinde erimezler. Herhangi bir sıvı ile bu sıva içinde çözünmeyen bir katı maddenin karıştırıldıkları zamanki toplam hacimlerini deneyle bulabiliriz.
    Örneğin dereceli silindir içine 80 mililitre su koyalım. Daha sonra bu suyun içine bir metal parçası
    ( anahtar ) atalım. Suyun seviyesi yükselecektir. Anahtar atıldıktan sonra su seviyesinin kaç mililitre olduğuna bakalım. Bulduğumuz sonuç su ve içindeki metal anahtarın toplam hacmidir. Toplam hacimden suyu hacmi çıkarılırsa geriye anahtarın hacmi kalır. Böylece su içinde erimeyen maddenin hacmi bulunmuş olur.

    BİR SIVI İLE BU SIVI İÇİNDE ÇÖZÜNEN ( ERİYEN ) BİR MADDENİN HACMİNİ BULMA

    Bazı maddeler su içinde erir. Örneğin sofra tuzu ve şeker su içinde eriyen ( çözünen ) maddelerdir .
    İki adet dereceli silindir içine ayrı ayrı olmak üzere 20 şer santimetreküp su ve tuz koyalım. Su ile şekeri karıştırdığımızda karışımın toplam hacminin 20 + 20 = 40 santimetre küp olması gerekir. Ama dereceli silindire baktığımızda toplam hacmin 40 santimetre küpten daha az olduğu görülür . Sizce bunun sebebi nedir ? Neden karışımın hacmi 40 santimetre küpten az çıkmıştır.
    Biraz düşünürsek bunun sonucunu bulabiliriz. Şeker tanecikli yapıdadır. Bu nedenle şeker taneciklerinin arasında bir miktar hava vardır. Havanın da bir hacmi olduğuna göre şekerin hacmi olduğundan daha fazla görünür. Su içine karıştırıldığında şeker tanecikleri arasındaki havanın yerine su dolar ve hava kabarcıklar şeklinde dışarı çıkar. Bu nedenle karışımın hacmi azalır.

    Bu durumda şekerin gerçek hacmini bulmak için :

    Şeker ile suyun toplam hacminden suyun ilk hacmini çıkarmamız gerekir.






    GAZLARIN HACMİ

    Bir balonu üfleyerek şişirelim. Balonun şişmesini sağlayan içine üflediğimiz havadır. Hava gaz halinde bir maddedir. Gazlar da tıptı sıvı maddeler sıkıştırıldıkları ortamın şeklini alırlar. Sıvı ve katı maddeler gibi gazların da hacimleri vardır.
    Gaz maddelerin hacimleri ısı ve basınç gibi dış etkilerle değişebilir. Bunu şu deneyle anlayabiliriz. Bir balona bir miktar hava üfleyerek şişirelim. Daha sonra balonun üzerine hafifçe bastıralım. Bu durumda balonun içinde bulunan havayı sıkıştırmış oluruz yani balonun içindeki havanın hacmini darıltmış oluruz. Bu da bize gösteriyor ki gaz maddelerin hacimleri değişkendir. Aynı deneyi bir başka şekilde de yapabiliriz. Bir şişenin ucuna balon takarak ağzını sıkıca bağlayalım. Şişenin içinde bir miktar hava vardır. Ucunda balon olan şişeyi sıcak suyun içine sokalım. Bir süre sonra balonun yavaş yavaş şişmeye başladığını görürüz. Balonun içine hava üflenmediği halde neden şişmeye başladı ?
    Sıcak su şişeyi ısıtır. Şişenin ısınmasıyla birlikte şişenin içinde bulunan havada ısınmaya başlar. Isınan havanın hacmi artar. Böylece balon içine hava üflenmediği halde şişmeye başlar.

    Bu iki deneyden şu sonuçları çıkarabiliriz.

    Gazların hacimleri değişkendir. Basınç ve kuvvet gazların hacimlerini değiştirir.


    HACİM MADDELERİN AYIRT EDİCİ BİR ÖZELLİĞİ DEĞİLDİR

    Hacim maddeleri ayırt etmeye yarayan bir özellik değildir. Aynı büyüklükte ve aynı renge boyanmış demir bilye ve cam bilyenin hacimleri aynıdır. Ancak ikisi farklı maddelerdir. Biri cam diğeri demir. Bu durumda hacim de maddenin görülebilir ve hissedilebilir özellikleri gibi maddeleri ayırt etmemizde belirleyici değildir.

    KÜTLE

    Günlük hayatımızda satın aldığımız pek çok maddeyi terazi ile tartıldıktan sonra satın alırız. Tartma işlemi sonucu maddelerin kütleleri belirlenir. O halde kütlenin tanımını yaparsak , kütle : terazi ile ölçülebilir madde miktarıdır. Günümüzde kütle ölçümünde eşit kollu terazilerden ve elektronik terazilerden yararlanırız.
    Kütle birimi kilogramdır. Kısaca kg şeklinde gösterilir. Kilogramını binde birine gram denir.
    1 kilogram 1000 gramdır. Bu kütle birimlerin dışında ayrıca çok fazla miktarda maddelerin tartılmasında ton kullanılır. 1 ton , 1000 kg dır.

    KATI MADDELERİN KÜTLESİNİN ÖLÇÜLMESİ

    Katı maddelerin kütlesini eşit kollu terazi ile ölçeriz. Bunun için kütlesini ölçeceğimiz maddeyi terazinin bir kefesine koyarız. Daha sonra önceden kütleleri belirlenmiş ağırlıkları terazi dengeye gelene kadar diğer kefeye koyarız. Terazi dengeye geldiği anda kefeye koyduğumuz ağırlıkların kütlelerini toplayarak hesaplarız. Bulduğumuz bu değer maddenin kütlesine eşittir. Bu şekilde katı maddelerin kütlesini ölçmüş oluruz.

    SIVI MADDELERİN KÜTLESİNİN ÖLÇÜLMESİ

    Sıvı maddeler akışkan oldukları için kütlesi ölçülürken bir kap ile birlikte tartılır. Böyle bir tartma işleminde biz sıvı madde ile kapı birlikte tartmış oluruz. Sıvının kütlesini belirlemek için ilk önce konulduğu kabın kütlesini bilmek gerekir. Örnek olarak bir cam bardak içinde bulunan suyun kütlesini bulmak için ilk önce cam bardak boş iken kütlesinin ne kadar olduğu bulunur. Daha sonra içinde su konarak tartılır. Suyun kütlesini bulmak için cam bardak ile birlikte tartıldığında bulunan kütleden , bardağın kütlesi çıkarılır.

    Sıvı maddelerin konuldukları kabın kütlesine dara denir. Kap ile birlikte içine konan sıvının kütlesine ise brüt kütle adı verilir. Sadece içine konan sıvının kütlesi net kütledir.













    YOĞUNLUK ( ÖZ KÜTLE )

    Kütlenin eşit kollu terazi ile ölçülebilen madde miktarı olduğunu daha önceki derslerimizde öğrenmiştik. Elimize birbirinden farklı , fakat eşit hacimli maddeler alalım . Örneğin bu maddeler demir , bakır ve alüminyum olsun . Daha sonra hacimleri eşit bu maddelerin kütlelerini eşit kollu terazi ile bulup sonuçları birbirleriyle karşılaştıralım. Yaptığımız karşılaştırmada şu sonuçları elde ederiz. Seçtiğimiz bu maddelerin hacimleri aynı olduğu halde kütleleri birbirinden farklı çıkmıştır. O halde farklı maddelerin önceden belirlenmiş miktardaki hacimlerinin kütleleri birbirinden farklıdır. Bu kütleye ise yoğunluk yani öz kütle adı verilir.
    Bir maddenin 1 santimetre küplük hacminin ( birim hacminin ) kütlesine yoğunluk adı verilir. Her maddenin öz kütlesi birbirinden farklıdır.
    Her hangi bir madenin yoğunluğunu bulabilmek için , o maddenin eşit kollu terazi ile ölçülmüş kütlesini hacmine böleriz. Bu şekilde seçtiğimiz maddenin yoğunluğunu bulabiliriz.
    Kütle birimi gram , hacim birimi ise santimetre küp alınırsa , yoğunluk birimi gram / santimetre küp
    ( ) olur.
    Bütün maddelerin yoğunlukları birbirinden farklı olduğu için yoğunluk maddelerin ayırt edici bir özelliğidir. Bu nedenle tanımadığımız bir maddenin yoğunluğunu bulmak şartıyla , onun nasıl bir madde olduğunu anlayabiliriz.




    MADDELERİN SINIFLANDIRILMASI
    Önceki derslerimizde öğrendiğimiz gibi çevremizde ; taş , toprak , su , hava , bakır , gümüş , demir gibi çok sayıda madde vardır. Bu saydığımız maddelerin özellikleri birbirinden farklıdır. Her birinin tadı , esnekliği , yoğunluğu , yüzeyleri gibi özellikleri diğerlerinden farklılık göstermesine rağmen maddelerin benzer özellikleri de bulunabilir.
    Bu özellikleri dikkate alarak maddeleri sınıflandırabiliriz. Bu sınıflandırma sayesinde maddeleri daha kolay tanıyabiliriz.

    MADDELER

    SAF MADDELER KARIŞIMLAR
    * Elementler * Heterojen ( Basit ) Karışımlar
    * Bileşikler * Homojen Karışımlar ( Çözeltiler )

    SAF MADDELER
    Saf maddeler katışıksız ve homojen yapılıdır. Her tarafında aynı özelliği gösteren maddelere “ homojen ” maddeler adı verilir. Saf maddeler kendi aralarında iki guruba ayrılır.

    Elementler :
    Maddeler atom adı verilen küçük parçacıklardan meydana gelmiştir. Aynı cins atomlardan meydana gelen maddelere “ element ” adı verilir. Örneğin ; bakır , gümüş , altın , demir , alüminyum , oksijen gibi çok sayıda madde elementtir. Bu saydığımız elementler 112 tanedir. Uluslar arası alanda bütün elementler ortak bir sembol ile gösterilir. Örneğin ; Oksijen “ O ” , Cıva “ Hg ” , Hidrojen “ H ” , Demir “ F ” , Bakır “ Cu ” , Altın “ Au ” , Karbon “ C ” , Gümüş “ Ag ” , Alüminyum “ Al ” gibi


    Bileşikler :
    İki ya da daha fazla elementin birleşerek oluşturdukları yeni maddeye “ bileşik ” adı verilir . Bileşiği meydana getiren elementler kendi özelliklerini kaybederler.
    Yaşantımızda önemli bir yeri olan su bileşiktir. Su , hidrojen ve oksijen elementlerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. Oksijen yakıcı , hidrojen ise yanıcı özelliktedir. Bu elementlerin birleşmesinden oluşan su ise ne yanıcı nede yakıcıdır. Bu olay da bileşiği oluşturan elementlerin kendi özelliklerini kaybettiklerini göstermektedir
    Doğada 112 tane element olmasına rağmen , bu elementlerden oluşan çok sayıda bileşik vardır.












    KARIŞIMLAR
    İki ya da daha fazla maddenin özelliklerine kaybetmeden meydana getirdikleri topluluğu “ karışım ” denir. Bileşiklerde de iki veya daha fazla maddenin karışımı söz konusudur. Ama bileşiği oluşturan maddelerin özellikleri tamamen kaybolur. Karışımda ise maddeler özelliklerini kaybetmez. Karışımlar kendi aralarında iki guruba ayrılır.
    * Heterojen Karışımlar ( Basit Karışımlar )
    * Homojen Karışımlar ( Çözeltiler )

    Şimdi bu karışım türlerinin özelliklerini inceleyelim.

    Heterojen Karışımlar ( Basit Karışımlar )
    Bir bardak suyun içine bir miktar kum koyarak karıştıralım. Bu şekilde su ve kumdan oluşan bir karışım elde etmiş oluruz. Kumlu suyu incelediğimizde kumun bardağın dibine çöktüğü görülür. Kum bardağın bir bölümünde , su ise bir bölümünde toplanmıştır. Bu şekilde her tarafından aynı özelliği göstermeyen karışımlara
    “ heterojen karışım ( basit karışım ) ” adı verilir. Bu tür karışımları oluşturan maddeleri ayırmak çok kolaydır. Kumu bir süzgeç yardımıyla süzerek sudan ayırabiliriz. Aşure , ayran , çorba gibi birçok madde heterojen karışımlara örnektir.

    Homojen Karışımlar ( Çözeltiler )
    Homojen karışımlara “ çözeltiler ” adı verilmektedir. Çözeltinin ne demek olduğunu basit bir deneyle anlayabiliriz. Bir bardak suyun içine bir miktar tuz koyarak karıştıralım. Karıştırdığımızda tuzun su içinde eridiğini
    ( çözündüğünü ) görürüz. Suyu dikkatle incelediğimizde tuz taneciklerini göremeyiz. Çünkü tuz tanecikleri su içinde erimiştir. Karışımın her yeri aynı özelliktedir. Her yerinde aynı özelliği gösteren karışımlara
    “ homojen karışım ( çözelti ) ” adı verilir. Çözeltiler çözünen ve çözen maddelerden oluşmuştur. Yukarıdaki örnekte su çözen madde , tuz ise çözünen maddedir. Çözeltilerde çözünen madde miktarı fazla olursa “ derişik çözelti ” , az olursa “ seyreltik çözelti ” adı verilir. Çözeltilerde , çözeltiyi oluşturan maddeleri birbirinden ayırmak mümkündür. Örneğin tuzlu su çözeltisinde suyu kaynatarak buharlaştırırsak geriye tuz kalır. Böylece çözeltiyi oluşturan maddeleri ayırmış oluruz.

    Çözelti Örnekleri : Katı – sıvı çözeltileri : tuzlu su Sıvı – sıvı çözeltileri : alkollü su
    Gaz - sıvı çözeltileri : oksijenli su

    AYNI MADDE FARKLI HALLERDE BULUNABİLİR

    Çevremizde gördüğümüz çok sayıda madde katı , sıvı ve gaz olmak üzere değişik hallerde bulunabilir. Örneğin hayat kaynaklarımızdan biri olan suda maddenin bu üç halini kolayca görebiliriz. Buzdolabımızın buzluğunda buzlar suyun katı hali , çeşmeden akan su ise sıvı haldedir. Ocakta kaynayan çaydanlıktan çıkan buhar ise suyun gaz halidir. Bütün maddeler maddelerin bu üç temel halinden birinde bulunur. Tüm maddeleri su gibi maddenin üç halinde birden görmek mümkün değildir.
    Çevremizdeki taş , toprak , demir , altın , alüminyum gibi maddeler katı ; su , petrol , cıva gibi maddeler
    sıvı ; oksijen , azot , karbondioksit ise gaz halindedir. Şimdi maddenin bu üç halinin çeşitli özelliklerini inceleyelim.

    KATI MADDELER
    Katı maddelerin kendilerine özel şekil ve biçimleri vardır. Şekilleri kolaylıkla değişmez. Ancak dışardan bir etki yapıldığından şekilleri değiştirilebilir. Günlük hayatımızda kullandığımız pek çok araç gereç katı maddelerden yapılmıştır.

    SIVI MADDELER
    Su , sıvı yağ , kolonya , süt gibi konuldukları kabın şeklini alan , akışkan özellikte olan maddelere sıvı maddeler adı verilir. Sıvıların katı maddeler gibi belirli bir şekilleri yoktur. Herhangi bir kaba konulmadan dökülen sıvılar , akıp gider.

    GAZ MADDELER
    Gazların da sıvı maddeler gibi belirli bir biçim ve şekli yoktur. Sıkıştırıldıkları ortamın şeklini alırlar. Hava , su buharı gaz maddedir.

    KATI , SIVI VE GAZ MADDELERİ KARŞILAŞTIRMA
    Katı , sıvı ve gaz halindeki bütün maddelerin kütlesi ve hacmi vardır. Katı ve sıvı maddelerin hacimlerini değiştiremeyiz. Fakat gaz maddelerin hacimlerini dışardan bir etkiyle değiştirebiliriz. Örneğin balon içindeki havanın hacmini, balonun üzerine baskı yaparak sıkıştırıp , azaltabiliriz. Katıların belirli bir şekli vardır. Sıvı maddelerin ve gazların belirli bir şekli yoktur.






    MADDENİN HAL DEĞİŞTİRMESİ
    Maddeler ısı etkisiyle katı halden sıvı hale , sıvı halden de gaz haline dönüşebilir. Yine ısı miktarındaki azalma nedeniyle sıvı haldeki maddeler katı hale dönüşebilir. Bu olaya maddenin hal değiştirmesi denir.

    ERİME ve DONMA
    Katı maddelerin , ısı etkisiyle sıvı hale geçmesine “ erime ” denir. Katı maddeler farklı sıcaklıklarda erir. Bir katı maddenin erimesini sağlayan sıcaklığa erime sıcaklığı ( erime noktası ) denir.
    Sıvı maddelerin soğuyarak ( ısı kaybederek ) katı hale geçmesine donma denir. Her maddenin katı hale geçiş sıcaklığı farklıdır.
    Bir maddenin erime ve donma sıcaklığı ( erime ve donma noktası ) aynıdır.

    Bazı Maddelerin Erime ve Donma Noktası

    Su : 0 Santigrat Derece
    Naftalin : 79 Santigrat Derece
    Kurşun : 325 Santigrat Derece
    Gümüş : 960 Santigrat Derece
    Altın : 1065 Santigrat Derece
    Demir : 1500 Santigrat Derece



    BUHARLAŞMA
    Sıvı haldeki maddelerin ısı enerjisi alarak gaz haline geçmesine buharlaşma adı verilir. Suyun buharlaşması her sıcaklıkta olabilir. Buna karşın yüksek sıcaklık ortamında buharlaşma daha fazla olur. Yaz aylarında deniz ve göl sularının buharlaşma oranı kış aylarına göre daha fazladır. Çünkü yaz aylarında hava sıcaklığı daha yüksektir. Annemizin bahçeye astığı çamaşırlar yaz mevsiminde de kış mevsiminde de kurur. Çamaşırların kuruması , yıkama sırasında aldığı suyun buharlaşmasıdır. Yazın hava sıcak olduğu için buharlaşma hızlı olmakta , bu yüzden çamaşırlar çabuk kurumaktadır.

    KAYNAMA
    Bir sıvı maddenin yüksek sıcaklıkta ısıtılması sonucu hızlı bir şekilde buharlaşmasına kaynama adı verilir. Bir sıvının kaynama süresince sabit kalan sıcaklığına “ Kaynama Noktası ” denir. Maddelerin kaynama noktaları birinden farklıdır.
    Örneğin ;
    Alkol 80 derecede , su 100 derecede , zeytinyağı 200 derecede , naftalin ise 218 derecede kaynar. Kaynama noktası maddelerin ayrıt edici özelliğidir.

    YOĞUNLAŞMA
    Soğuyarak çevresine ısı veren gaz halindeki maddelerin sıvı hale dönüşmesine “ yoğunlaşma ” denir. Yoğunlaşama ve buharlaşma birbirinin tersi olaylardır. Sıvı maddemler ısı enerjisi alarak buharlaşıp gaz haline dönerler , gaz halindeki maddeler ise aldıkları ısı enerjisini kaybettiklerinde ( soğuduklarında ) tekrar sıvı hale dönerler. Yoğunlaşma olayına en güzel örnek yağmurdur. Yeryüzündeki su kaynaklarından buharlaşan su buharı bulutları oluşturur. Gökyüzüne yükselen su buharı ısı kaybettiğinde yoğunlaşarak yağmur tanecikleri halinde yeryüzüne düşer.


    HER MADDE TANECİKLİ YAPIDADIR

    ATOM
    Bir maddenin bütün özelliklerini taşıyan en küçük yapı birimine “ atom ” adı verilir. Atomlar bir araya gelerek elementi oluşturur. Her elementin atomları diğer elementlerden farklıdır.
    Atom kendisini oluşturan ve kendisinden daha küçük olan parçalardan meydana gelir. Bunlar ; proton , nötron ve elektronlardır. Atomun merkezinde çekirdek bulur. Bu çekirdek içinde proton ve nötronlar yer alır. Atomu oluşturan diğer küçük parçacıklardan elektronlar , çekirdeğin çevresinde yörünge adı verilen enerji bölgelerinde dolanırlar.
    Günümüzde atom parçalanmaktadır. Atomun nükleer santral adı verilen yerlerde parçalanması sırasında büyük bir enerji açığa çıkar. Elde edilen bu enerjiye atom enerjisi adı verilir ve elektrik enerjisi elde edilmesinde kullanılır.




    MOLEKÜL

    Aynı veya farklı cins atomların bir araya gelmesinden moleküller oluşur. Doğadaki bazı maddeler molekül halinde bulunur. Örneğin ; oksijen , hidrojen , su , alkol molekül halindedir. Sonuç olarak doğadaki maddelerin yapısı atom yada moleküllerden oluşur.




    FİZİKSEL ve KİMYASAL DEĞİŞİM

    Çevremizde bulunan çeşitli maddelerde zaman zaman çeşitli nedenlerden dolayı bazı değişiklikler meydana gelir. Örneğin ; buzun eriyerek su haline gelmesi , kesme şekerin ezilerek toz şeker haline gelmesi gibi. Bu değişiklikler kimi zaman maddelerin görünüşünü , kimi zaman ise yapısını değiştirir. Maddenin yapısının değişmesine neden olan olaylara “ kimyasal değişim ” adı verilir. Örneğin ; şekerin ısıtılarak kömür haline gelmesi olayı kimyasal değişimdir . Kömür haline dönüşmüş olan maddeden tekrar şeker elde edilmesi mümkün değildir.
    Maddelerin sadece dış görünüşlerinin , biçimlerinin değişmesine ise “ fiziksel değişim ” adı verilir. Fiziksel değişime uğrayan maddeler tekrar eski haline gelebilirler . Su donarak buz haline , toz şekerin tanecikleri birleşerek kesme şeker haline gelebilir.

    Kimyasal Değişime Örnekler :

    • Sütün yoğurt haline gelmesi
    • Üzümden sirke elde edilmesi
    • Sütün ekşimesi
    • Etin bozulması
    • Kağıdın ve odunun yanması
    • Metallerin ( örneğin , demirin ) paslanma sonucu çürümesi

    Fiziksel Değişime örnekler :
    • Suyun buharlaşması
    • Odunun parçalanması
    • Naftalinin erimesi
    • Şekerin suda çözünmesi



    HAVA , SU ve TOPRAĞIN YAPISI NASILDIR ?

    Hava , su ve toprak birçok maddenin karışımı ve bileşiminden oluşmuştur. Doğal ortamlarda bu maddelerin yapısında bulunan elementlerin oranları belirlidir. Bu oranların azalması veya artması o maddenin yapısını bozar. Örneğin ; havanın yapısında bulunan %21 oranındaki oksijen , %15 e düşürse havanın yapısı bozulur.

    HAVA KİRLİLİĞİ
    Hava, atmosferi oluşturan gazların karışımıdır. Havının % 78 i azot , % 21 i oksijen , % 1 i de karbondioksit , diğer gazlar ve su buharından oluşur. Bu karışıma temiz hava denir. Havadaki gazlardan oksijen miktarının azalması , ve karbondioksit oranının artması sonucu hava kirliliği oluşur. Hava kirliliğini solunum yaparken fark edebiliriz. Bazen kirli hava o kadar artar ki , yeryüzüne çöken kirli havayı sis olarak gözlemleyebiliriz.
    Hava kirliliği evlerin , sanayi kuruluşlarının ( fabrikaların ) ve motorlu taşıtların egzozlarından çıkan zehirli gazlar ile oluşur. Bu gazlar havadaki oksijen oranını azaltırken , zehirli bir gaz olan karbondioksit oranını arttırır. Bu gazlarda havaya , suya ve toprağa zarar verir , kirlenmesine neden olur.

    HAVA KİRLİLİĞİ CANLILARA ZARAR VERİR
    Kirli hava doğadaki tüm canlılara zarar verir. İnsanlarda kap , damar ve akciğer hastalıklarına sebep olur. hava kirliliği ayrıca atmosferin ozan tabakası adı verilen bölümüne de büyük zarar verir. Bu tabaka Güneş’ten gelen zararlı ışınların canlılara zarar vermesini engelleyen bir tabakadır. Hava kirliliği nedeniyle ozan tabakasının delinmesi sonucu Güneş’ten gelen zararlı ışınlar canlılara zarar verir.





    HAVA KİRLİLİĞİNİ ÖNLEMEK İÇİN NELER YAPILMALIDIR ?
    Çevre kirliğini önlemek için her şeyden önce insanlara çevre koruma bilincinin kazandırılması gerekir.

    * Ulaşımın toplu taşıma araçları ( metro , tren gibi ) ile yapılması gerekir. * Motorlu taşıtların egzozlarına filtre takılmalıdır. * Otomobillerde kurşunsuz benzin kullanılması sağlanmalıdır. * Fabrika bacalarına ve sanayi tesislerine baca gazlarını arıtıcı sistemlerin takılması sağlanmalıdır. * Orman alanları koruma altına alınmalı ve ormanlık alanlar çoğaltılmalıdır. * Fabrikaların yerleşim alanlarının dışına kurulması sağlanmalıdır. * Ozon tabakasına zarar veren gazların kullanımı önlenmelidir. * Çöp toplama alanları koruma altına alınmalı , çöplerin yakılarak yok edilmesi yerine , onların yeniden değerlendirilmesi sağlayacak tesisler kurulmalıdır. * Özellikle kış aylarında büyük şehirlerde kömür kullanımı denetlenmeli , evlerde ve sanayi kuruluşlarında yakıt olarak doğal gaz kullanımı yaygınlaştırılmalıdır.



    SU KİRLİLİĞİ NEDİR ?

    Canlıların yaşamlarını sürdürebilmeleri için suya ihtiyaçları vardır. Bunun için susuz yaşam imkansızdır. Sular yeryüzünün dörtte üçünü kapsar. Doğadaki su dengesinin korunabilmesi için suyun doğadaki doğal çevrimi büyük önem taşır. İnsanlar gereksinimleri için suyu bu dolanımdan alır , ve kullandıktan sonra tekrar bu dolanıma geri verir. Bu dönüşüm sırasında suya karışan atık maddeler kirliliğine neden olur. Su kirliliğine şöyle bir örnek verebiliriz.
    Bir akarsu kenarına fabrika kurulduğunu düşünelim. Fabrikanın üretimi sırasında oluşan çevreye zararlı sıvı atıklar , eğer arıtılmadan akarsuya boşaltılırsa , zamanla bu akarsuyun renginin kirlilik nedeniyle değiştiği ve içinde yaşayan canlılarında öldüğü gözlenir. Bu olay da bize su kirliliğinin insan ve diğer canlılara açısından ne kadar tehlikeli olduğunun bir göstergesidir.

    SU KİRLİLİĞİNİN CANLILARA ETKİSİ

    Kirli sularda çabuk üreyen mikroplar insanlara kolera , tifo , sarılık , ishal , çocuk felci ve dizanteri gibi çeşitli hastalıkları bulaştırır. Bu kirlilik başta insanlar olmak üzere tüm canlıları olumsuz yönde etkiler. Yaşamlarını tehlikeye sokar.

    SUYU NELER KİRLETİR ?

    • Suyu kirleten en büyük etken insandır.
    • Taş , toprak , kağıt , plastik gibi maddelerin suya karışması
    • Lağım sularının arıtılmadan yeraltı ve yerüstü sularına karışması.
    • Tarımda kullanılan ilaç ve gübrelerin suya karışması.
    • Fabrika ve diğer sanayi tesislerinden çıkan zararlı ve zehirli atıkların suya karışması.
    • Deniz kazaları sonucu petrol taşıyan tankerlerden denize petrol sızması.
    • Su kaynaklarına yakın bölgelerin yerleşim alanı olarak kullanılması , suyu kirleten etkenlerdendir.

    BU KİRLİLĞİNE TARŞI HANGİ ÖNLEMLER ALINMALIDIR ?

    • Evlerden ve fabrikalardan atılan sıvı atıklar arıtıldıktan sonra sulara bırakılmalıdır.
    • Lağım suları açıkta bırakılmamalı , kanalizasyon sistemine verilmelidir.
    • Yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının bulundukları bölgelerin yerleşim yeri olarak kullanılması engellenmelidir.
    • Gemilerin denize atıklarını ( motor yağı , pis sular gibi ) bırakmaları engellenmeli ve kontrol altına alınmalıdır.



    TOPRAK KİRLİLİĞİ

    Yeryüzünün dörtte biri karalarla kaplıdır. Buna karşın karaların tamamında insanların yararlanabileceği alanlar sınırlıdır. Bu nedenle insanlar yeryüzündeki toprağın tamamından yararlanamaz.
    İnsanlar geçmişten günümüze kadar birçok besinini topraktan elde etmiştir. Hayvanlar ve bitkilerin de yaşam alanları toprakla ilgilidir. Toprak doğal oluşumunda temizdir. Toprağın kirlenmesi toprak – insan ilişkisi sonucunda ortaya çıkar. Sanayi atıklarının uygun bir şekilde ortadan kaldırılamaması sonucu toprak kirliliği ortaya çıkar.




    TOPRAK NASIL KİRLENİR ? TOPRAĞI KİRLETEN ETKENLER NELERDİR ?

    Toprağın kirlenmesi demek toprakta verimin azalması , bitki ve hayvan türlerinin yok olması demektir.
    Sanayi atıklarının toprağa sızması ,tarım ilaçları yada gübrelerinin yanlış kullanılması , erozyon ile verimli toprakların yok alması , katı atıkların toprağa gömülmesi , hastane atıklarının toprağa gömülmesi , yanlış sulama gibi sebepler toprak kirliliğine neden olmaktadır.

    TOPRAK KİRLİLİĞİ CANLILARA NASIL ETKİ EDER ?

    Toprağın kirlenmesi toprakta verimin azalmasına , bitki ve hayvan türlerinin yok olmasına neden olur. Toprağa karışan zehirli atıklar insanlarda karaciğer ve kanser hastalıkları ile sindirim sistemi bozukluklarına neden olur.

    TOPRAK KİRLİLİĞİNE KARŞI HANGİ ÖNLEMLER ALINMALIDIR ?

    * Tarım ilaçları ve gübrelerini kullananlar bilgilendirilmeli , gübreleme toprağın doğal yapısını bozmayacak şekilde yapılmalıdır. * Erozyonla mücadele edilmeli , ormanlık alanlar korunmalı ve çoğaltılmalıdır. * Kullanılmış piller , boya , vernik , cila gibi toprağı kirleten atıklar toprağa gömülmemelidir. * Özellikle plâstik atıklar toprağa atılmamalı , geri dönüşüm yoluyla toplanarak , tekrar kullanılması sağlanmalıdır. * Hastanelerden çıkan tıbbi atıklar , özel önlemler alınarak depo edilmelidir.




    MADDE , BAŞKA MADDE VEYA ENERJİYE DÖNÜŞEBİLİR
    ( MADDE – ENERJİ İLİŞKİSİ )

    Daha önceki derslerimizde kimyasal değişim hakkında bilgiler edinmiştik. Maddenin yapısında değişikliğe sebep olan olaylara kimyasal değişim adı verildiğini öğrenmiştik.
    Bazı maddeler ısıtıldığında iki veya daha çok maddenin açığa çıktığını görürüz. Mumum havada bulunan oksijen gazı sayesinde yanması sonucu açığa su baharı , karbondioksit gazı ile ısı ve ışık enerjisi açığa çıkar. Bu olaylar da bize maddelerin kimyasal değişime uğraması sonucu başka maddelere , enerjiye dönüştüğünü gösterir. Bu örnekleri çoğaltabiliriz.
    Ulaşım amacıyla kullandığımız araçlarda yakıt olarak petrolden elde edilen mazot yada benzin kullanılır. Yakıt olarak kullanılan bu madde aracın motorunda yakılarak ısı enerjisine dönüşür . Bu enerjide hareket enerjisine dönüştürülerek , aracı hareket ettirir. Yakıtın yanması sonucu hareket enerjisi elde edilirken , bir taraftan da karbondioksit gazı açığa çıkar. Bu örnek bize yakıt olarak kullanılan maddenin nasıl hareket enerjisine dönüştüğünü gösteriyor.
    Maddelerdeki bazı şekil değişiklikleri de enerji sayesinde olur. Örneğin çeşitli demir parçaları ısı enerjisi sayesinde birbirine kaynak yapılarak dolap yada masalar imal edilir.
    Maddenin hal değişimi de enerji sayesinde olur. Katı haldeki buz ısı enerjisi alarak sıvı hale gelir. Maddelerin renk ve tadında meydana gelen değişiklikler de enerji sayesinde oluşur. Örneğin elbiselerimizin renkleri zamanla solar. Bunun sebeplerinden biri de güneş ışınlarının ısı etkisidir.
    Yukarıda anlatılan örneklerden şu sonuçları çıkarabiliriz.
    Maddeler kimyasal değişim sonucunda başka maddelere veya enerjiye dönüşebilir. Madde enerjiyi , enerji de maddeleri etkiler.


    ENERJİ TÜRLERİ ve KAYNAKLARI

    Enerji ve enerji kaynakları konusunda iş eğitimi derslerinde çalışmalar yapmıştık. Şimdi bu bilgilerimizi tekrar hatırlayalım.
    Enerji iş yapabilme yeteneğidir. Enerji olmadan bir cismin hareket etmesi , ya da bir makinenin görevlerini yapabilmesi mümkün değildir. Bu nedenle enerjinin yaşantımızda büyük önemi vardır. Isı , ışık , elektrik , ses , hareket enerjisi gibi enerji türleri vardır.

    ISI ENERJİSİ : Yakıtların yanması sonucu açığa çıkan enerji türüdür. Taşıtların depolarındaki yakıtın yanması sonucu sağlanan ısı enerjisi , hareket enerjisine dönüştürülerek, taşıtlar hareket ettirilir. Odun , kömür , petrol ürünleri ( benzin , mazot ) gibi kaynaklardan sağlanır. En büyük ısı enerjisi kaynağı Güneştir. Isı enerjisinin bir önemi de canlılar için gerekli yaşam ortamı sağlamasıdır. Örneğin ısı olmadan tohumun çimlenmesi mümkün değildir. Ellerimizi birbirine sürttüğümüzde ısındığını hissederiz. Birbirine sürtünen cisimler arasında ısı enerjisi meydana gelir.



    IŞIK ve SES ENERJİSİ : Yakıtlar ısı enerjisinin dışında , ışık enerjisi de verir. Güneş en büyük ışık kaynağıdır. Bunun dışında yıldızlar , mum , gaz lambası , el feneri de ışık enerjisi üreten kaynaklardır. Işık kaynakları gücüne göre çevrelerine az veya çok ışık enerjisi yayarlar. Görme olayı da ışık enerjisi sayesinde meydana gelir.
    İşitme duyumuzu uyaran ses de bir enerji türüdür. Konuşurken boğazımızda bulunan ses telleri titreşir. Bu titreşim sonucu meydana gelen ve gözle görülemeyen ses dalgaları havada ses enerjisi ile yayılarak, hareket eder. Bu sayede ses uzak yerlere taşınabilir. Çeşitli çalgılar ( saz , flüt gibi ) ses kaynaklarına örnek olarak verilebilir.

    ELEKTRİK ENERJİSİ : Elektrik santrallerinde jeneratör denilen araçlarla elde edilen enerjidir. Bu enerji türü çeşitli yollardan elde edilmektedir. Elektrik enerjisi , katı ve sıvı yakıtların yanması sonucu elde edilen ısı enerjisi yoluyla , atomun parçalanması yoluyla nükleer santrallerde , suyun hareket enerjisinden yararlanılarak hidroelektrik santrallerinde ( barajlarda ) elde edilebilmektedir. Günümüzde elektrik enerjisinin ayrı bir önemi vardır. Çünkü günlük yaşantımızı kolaylaştıran pek çok araç elektrik enerjisi kullanarak çalışabilecek şekilde yapılmıştır .

    RÜZGÂR ENERJİSİ : Hareketli olan her maddenin enerjisi vardır. Rüzgâr, havanın yer değiştirmesiyle oluştuğuna göre bir enerjiye sahiptir. O halde rüzgâr enerjisi iş yaptırabilir. Rüzgârın enerjisi olduğunu ağaç dallarını sallamasından , toz ve toprak gibi maddeleri havaya kaldırmasından ya da sürüklemesinden anlayabiliriz. Günlük yaşantımızda rüzgâr enerjisinden çeşitli yollarla yararlanmaktayız. Yelkenli gemilerin hareket ettirilmesi , yel değirmenlerinin çalıştırılması rüzgar enerjisi sayesinde olmaktadır. Günümüzde ayrıca rüzgâr enerjisi sayesinde , elektrik enerjisi elde edilmektedir.

    SU ENERJİSİ : Hareket halindeki su kinetik enerjiye ( hareket enerjisine ) sahiptir . Hızlı bir şekilde akmakta olan su , taş ve toprak gibi maddeleri sürükler. Bu olay da akmakta olan suyun bir enerjisi olduğunu gösterir. Güçlü bir şekilde akan akarsulardan çeşitli şekillerde yararlanılmaktadır. Örneğin ; akarsular üzerine kurulan ve adına baraj denilen yapılardan elektrik enerjisi elde edilmektedir . Ayrıca su değirmenleri de suyun hareket enerjisinden yararlanılarak çalıştırılır.


    JEOTERMAL ENERJİ :
    Yerin derinliklerine doğru inildikçe sıcaklık artar. Yeraltı suları bu sıcaklığın etkisiyle ısınır. Bu sular yer kabuğunun zayıf olduğu bölümlerden yeryüzüne çıkar . Bu şekilde yeryüzüne çıkan sıcak su “ jeotermal enerji ” kaynaklarını oluşturur. Jeotermal enerji kaynaklarından bazıları , hastalıkların tedavisinde kullanılır. Ayrıca jeotermal enerji kaynakları ısınma ve sera tarımcılığı alanında da kullanılır.

    GÜNEŞ ENERJİSİ :
    Dünya’daki enerjilerin asıl kaynağı Güneş enerjisidir. Güneş’teki enerji Dünya’ya ısı ve ışık ulaştırır. Bu ısı ve ışık enerjisi Dünya’mızda birçok doğa olayının meydana gelmesini sağlar. Güneş ışınları yeryüzünü ve havayı ısıtır. Isınan hava yükselir. Sıcak ve soğuk hava tabakalarının yer değiştirmesi sonucunda rüzgâr oluşur. Rüzgâr enerjisinin oluşumu , Güneş enerjisi sayesindedir. Benzer şekilde kar , dolu , yağmur gibi hava olayları da Güneş enerjisi etkisiyle oluşur. Doğadaki su çevriminde Güneş’in etkisini düşünürsek , akarsulardan elde edilen elektrik enerjisinde de güneş enerjisi etkilidir. İnsanların yiyeceklerden elde ettikleri enerjinin kaynağı da Güneş’tir. Bitkiler Güneş enerjisini kullanarak besinlerini yaparlar. İnsanlarda bu besinleri tüketerek , günlük yaşantılarını sürdürmek için gerekli enerjiyi sağlarlar. Çürümüş bitki ve hayvan artıklarının uzun süre toprak altında kalarak kömür ve petrol haline gelmesinde de Güneş enerjisinin etkisi vardır.


    ENERJİ DÜNÜŞÜMÜ

    Bir enerji türü başka bir enerji türüne dönüşebilir. Bunu şu örneklerle açıklayabiliriz. Katı yada sıvı yakıtlarda bulunan enerji , bu tür yakıtların yakılması sonucu ısı enerjisine dönüşür. Çekiçle bir çiviye vurduğumuzda çivinin ısındığını görürüz. Çekiçteki kinetik enerji ( hareket enerjisi ) , vurma etkisiyle çivide ısı enerjisine dönüşür. Barajlarda biriktirilen su , potansiyel enerjiye ( durum enerjisi ) sahiptir. Bu su yüksekten döküldüğünde kinetik enerji kazanır. Bu enerji sayesinde türbinler ve jeneratör çalışarak elektrik enerjisi üretilir. Bu örnekte ilk olarak suyun potansiyel enerjisi kinetik enerjiye dönüştürülmüş daha sonra jeneratörler sayesinde kinetik enerjiden elektrik enerjisi elde edilmiştir.




  3. 3
    Kayıtsız Üye
    süper teşekkür ederim^^



  4. 4
    Kayıtsız Üye
    Madde:kütlesi ve hacmi olan her varlığa madde denir

    cisim:işlenmiş olan herşeye cisim denir

    kütle bir cismin ağırlığıdır

    Hacim biir cismin kapladığı yerdir.



su cisim midir,  zeytinyağı cisim midir,  Demir cisim midir,  altın cisim midir,  su bir cisim midir ,  sıvı yağ cisim midir,  şeker cisim midir