Mumine.com ve Misafir Soru - Cevapları Forumundan Sihir/Büyü ile İlgili Kavramlar nelerdir Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1
    Kayıtsız Üye

    Reklam

    Sihir/Büyü ile İlgili Kavramlar nelerdir

    Reklam




    Sihir/Büyü ile İlgili Kavramlar nelerdir


    Paylaş
    Sihir/Büyü ile İlgili Kavramlar nelerdir Mumine Forum

  2. 2
    Reklam





    Sihir/Büyü ile İlgili BazıKavramlar:




    Afsun: Büyü, sihir, efsun.

    Ak büyü: İyilik için yapıldığı iddia edilen büyü,sevgi büyüleri veya hastalıklardan kurtulmak için yapılan büyülere denir.Tehlikelerden ve özellikle rûhî hastalıklardan korunmak için yapılan pasif büyüde ak büyü sayılır.

    Arrâf: Falcı, kâhin, medyum; çalınan veyakaybolan eşyayı bulmak için falcılık yapan kimse. Gaybden haber veren kimselereverilen vasıftır. Cin, yıldız ve bazı tılsımlara dayanarak gelecekten habervermeye çalışan kimselere verilen isim.

    Astroloji: Yıldızların hareketlerinden hüküm çıkarma,ilm-i nücûm, müneccimlik.

    Astrolog: Yıldız falına bakan kimse, müneccim.

    Azâim: Yere ait ruhlardan, yani cinlerdenyararlanılarak yapılan sihir; hastalık ve âfetten korunmak için duâ, efsun veyazılan muskalar.

    Biyomanyetik alan: Bütün canlılarda var olan elektrikselalanların insanda fevkalâde yüksek güçte olduğu bilinmektedir. İnsanların bumanyetik alanları, hem etkileşimde, hem de iletişimde önemli rolü vardır.İnsanlardan yayılan enerji dalgaları, ışınsal enerjiler, biyolojik tepki olaraknazar, âşık etme, hipnotize etme, korkutma gibi duyguları ortaya çıkarabileceğikabuledilmektedir.

    Burç: Güneş sisteminde yer alan on iki takımyıldızın her biri: Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep,Yay, Oğlak, Kova, Balık. Güneş her yıl bu takım yıldızlarından birininbölgesinde bulunur. Burçlar, daha çok fal için, kişinin geleceğini öğrenmekgibi bâtıl, yalana dayanan ve büyük günah kabuledilen gaybı bilme iddiasının aracı olarak eski zamandan beri kullanılır.

    Cadı: Büyücü kadın; Geceleri dirilip insanlarakötülük ettiğine inanılan ölü kadın, hortlak. Cadı inancı özellikle ortaçağAvrupa’sında çok yaygındı. Büyücülük yapanların da bu cadılar olduğunainanılmış ve cadı kelimesi, büyücü anlamında da kullanılmıştır. Hıristiyanlıktarihinde büyücü avları gibi cadı avları da ünlüdür. Cadı sayılıp yakılanlarınsayısının ortaçağ hıristiyan Avrupasında milyonları aştığı tarihlerdeyazılıdır.

    Cifr: Harflere verilen sayı kıymeti ile, geleceğeveya geçen hâdiselere, ibârelerden tarih veya isme dair işaretler çıkarmayadenir. Ebced hesabının bir çeşididir. Harflere verilen ebced değerleri gibi,rakam ve remiz (sembol) ile ifade edilen, gelecek hakkında haber verdiğineinanılan bilgiye ad verilen cifr, hurûfilik denilen sapık bir tarikattarafından dini, tümüyle zâhirinden farklı değerlendirmeye sebep olananlayıştan etkilenerek ortaya çıkmıştır. Hurûfiliğin kaynağı da yahûdikabalası, eski Yunanlardan kalma Pisagorculuk ve çeşitli câhiliyyetılsımlarıdır. Değişik sihirlerde, kayıp bulmada, gayba taş atmada vemuskalarda bol bol cifirden ve ebcedden yararlanılır.

    Cin: Gözle görülmeyen canlı varlık; Cinlertarafından çarpılmaya, daha doğrusu böyle kabuledilen felç vb. sakatlıklara cinçarpması, veya şeytan çarpmasıdenilir.

    Cincilik: Yere ait ruhlardan, yani cinlerdenyararlanılarak, daha doğrusu böyle bir iddia ile yapılan sihirdir. Bu türbüyülerle uğraşanlara da cinci denir.

    Ebced: Arap elifbâsını meydana getiren haflerinakılda tutulmasını kolaylaştırmak için düşünülen sekiz kelimeden ilki. Arapçaeski Sâmi alfabesindeki harf sırasının sayı değerine göre tertiplenmesindenmeydana gelen kelimelere verilen addır. Bu tertip, İbrânî ve Süryânîalfabesindeki harfleri içine alır. İbâredeki kelimeler şunlardır: Ebced,Hevvez, Huttî, Kelemen, Sa’fes, Karaşet, Sehaz, Dazığ. Bu sekiz kelime, bütünhurûf-ı hecâ denen yirmi sekiz harfi içine almış ve sıra ile eliften, ğayınharfine kadar, bir’den bin’e kadar her harfte aşağıdaki sıra ile gösterildiğigibi değerler verilmiştir: Elif: 1, be (ve pe): 2, cim (ve çim): 3, dal: 4, he:5, vav: 6, ze: 7, ha: 8, tı: 9, ye: 10, kef: 20, lâm: 30, mim: 40, nun: 50,sin: 60, ayın: 70, fe: 80, sad: 90, kaf: 100, rı: 200, şın: 300, te: 400, se:500, hı: 600, zel (ve je): 700, dat: 800, zı: 900, ğayın: 1000.

    Şimdiki Arapçada alfabe, bu sırayı tutmuyorsa da,harflerin rakam gibi kullanıldığı zaman, yine eski sıraya uymak için ebcedsırasını da devam ettirmişlerdir. Eskiden, matematik ve fizikte bu harflerin rakam yerinekullanıldıklarını biliyoruz.

    Ebcedhesabı: Harflerin ebced değerlerine göre tarih veya sayı çıkarma işi. Ebced harftertibinde, Kur’an daha nâzil olmadan harflere rakam değeri verilerek tarih veyazılır ve olaylar kaydedilirdi. Arap, Fars ve Türk edebiyatında hâdiselerintarihleri, yer yer ebced hesabıyla yazılırdı. Önemli olaylar, bu hesabauyularak mısrâlarla ifade edilirdi. Bu harfleri tılsımlı kabul edip olur olmazanlamlar çıkartmak, Kur’an’ın bazı kelimelerindeki harflerin ebceddeğerlerinden mânevî anlamlar çıkarmak, hurûfilik gibi sapık bir tarikatınizinden gitmektir. Sihir ve tılsımlarda, muskalarda da bol bol ebced harfdeğerlerinden yararlanılır.

    Efsun: Büyü, üfürük, afsun.

    Ervâh-ıArziyye: Cinler için kullanılan “yer ruhları” anlamında sıfat. Filozoflar cinleriinkâr etmemiş, fakat onları ervâh-ı arziyye adıyla anmışlardır.

    Ervâh-ısemâvî:Gök ruhları anlamına gelen bu ifade, filozofların meleklere taktıkları isimdir.

    Fakir: Hindistan’da bazıhünerler gösteren şahıslara verilen unvan; Hint fakiri.

    Fakirizm: Hint fakirleriningösterdiği olağanüstü haller.

    Fal: İstikbalden haber almak,gelecekte olacak şeyler hakkında bilgi sahibi olmak için başvurulan çeşitlinesnelerden anlam çıkarma. Bakla falı, yıldız falı, kahve falı, iskambil falı,burç falı gibi çeşitleri vardır.

    Gözbağcılığı: Arapça “Âhız bi’l-uyûn” denir. “Göz boyama” olarak da kullanılan bu terim,sahtelikle, gösterişle aldatmak için, el çabukluğu vb. şeylerle gözü kandırmayadenir.

    Hipnoz: Fizikî, rûhî veya mekanikyollarla meydana gelen sun’î/yapay uyku hali. İpnoz da denilen bu durum,hekimlikte de kullanılan, gönüllü ve kısmen güçsüz irâdelilere uygulanabilenbir telkin yöntemidir.

    Hipnotizma:Hipnozlailgili uygulamaların ve olayların tamamı.

    Hipnotize: Hipnotizma ile uyutulmuşkimse.

    Hokkabazlık:Birtakımoyunları el çabukluğu ile yaparak göz boyamak ve böylece halkı eğlendirmek.Mecaz olarak; düzenbazlık, hile ve yalanla iş görmek, hilekârlık,dolandırıcılık. Hokka-bâz: Hokka ile oynayan, hokkacı demektir.

    Hokka: Hokkabazların oyunlarınıicrâ ederken kullandıkları küçük su bardağını andıran kaba (kap) verilenaddır.

    Horoskop: Astrologlarınyıldızlardan çıkardığı gelecekle ilgili kehânet. Astrolog denilen modernkâhinler, horoskop denilen yıldızların, burçların bulundukları yerin haritasınıçıkarıp, falına bakacakları kimsenin doğum tarihleriyle kıyaslayarak o kişinin geleceği -gayb- hakkında hüküm çıkartırlar.

    Hurâfe: Dinî bilgiler ve kurallararasına karışmış yanlış, bâtıl inanç, efsâne ve mitolojilere denir. Bunlar,gerçekle bağlantısı bulunmayan boş inançlar ve uydurmalardır. Atalara duyulansaygıdan dolayı, kuşaktan kuşağa aktarılan hurâfelerin temel özelliği, bunlarhakkında Kur’an ve sünnetten bir delili olmaması, hatta çoğunlukla bu ikikaynağa ters, İslâm akaidine zıt olmasıdır.

    İllüzyon: His/duyu yanılması,yanılsama, hayal ve hile. El çabukluğuna ve kandırmaya dayanan, bazenteknolojiden veya özel hazırlanmış araçlardan yararlanılan, bir şeyi olduğundanfarklı gösterme faâliyetidir. İllüzyonist:His yanılmasına dayanan hünerler gösteren kimse, hokkabaz, sihirbaz.

    İlm-iNücum: Yıldızlarilmi, astronomi, felekiyat anlamında olan bu terkip, astroloji için dekullanılmaktadır. Birincisi araştırma ve incelemelere dayanan gerçek bilgiolduğu halde, ikinci anlamı (astroloji), hurâfelere, bâtıl inanç ve kandırmayadayanarak gayb hakkında bilgi edinme iddiası taşır.

    İspirtizma(spirtüalizm): Ölülerin ruhları ile haberleşme maksadıyla yapılan faâliyet. Bukandırmacalara ruh çağırma dadenilir. Ölülerin ruhlarıyla ilişki, sözde onların sözlerini algılayabileceknitelikte olan medyumlar aracılığıyla kurulur. Aslında, ölü ruhun konuşması,hileden ibarettir, konuşan varsa bu, cinden başkası değildir.

    İstidrâc: Kâfirlerde, özellikletâğutlarda ortaya çıkan veya öyle zannedilen hârikalara denir.

    İstihâre: Aslında, Allah’tan hayıristemek, hayır duâsı demektir. İstişâre edilerek yapmaya karar verilen meşrû vemubah bir eylemle ilgili olarak azmedip karar verdikten sonra, o işin sonucununbilinmediği için, eğer hayırlı ise Allah tarafından kolaylaştırılıp nasipedilmesini, değilse zorlaştırılıp nasip edilmemesini istemek için duâdır.Klâsik uygulama şekli ise, bir çeşit rüya falıdır. Bir işin iyi ya da kötüsonucunu, önceden rüyada kestirme şeklinde kullanılarak sünnette olan bu duâ,dejenere edilmiş ve tahrife uğramıştır. Aslında rüya, bilgi kaynağı değildir;rüya ile amel edilmez. Rüyaların çoğu şeytânîdir veya arzuların simgeleşmişşekli rüya halinde ortaya çıkar. Dolayısıyla istihâreye yatmak ve görülen rüyaile amel etmek, gayrı meşrû ve akıl dışı bir hurâfedir.

    Kara büyü: İnsanın kötülüğü içinyapılan büyülere denilir. Sevgilileri, karı-kocayı birbirlerinden ayırmak,düşman ve hasımlara zarar vermek, hastalandırmak, hatta öldürmek için yapıldığıkabul edilen aktif büyülere kara büyü denir.

    Kâhin: İsrail oğullarında vebazı başka bâtıl din mensuplarında gâipten haber verme, gelecekle ilgilişeyleri bilme iddiasında bulunan kimse. Gaybden haber veren kimselere verilenvasıf. Cin, yıldız ve bazı tılsımlara dayanarak gelecekten haber vermeyeçalışan kimselere verilen isim, kehânet yapan kimse.

    Kehânet: Sonradan olacak şeylerihaber verme, kâhinlik.

    Maji(magi): Büyü ve sihir kelimelerinin batı dillerindeki karşılığı.

    Manyetizma:Telkinve hipnoz olayları ve nazariyeleri. Bir insanın başka bir insanı ruhsalegemenliği altına almak yoluyla etkileyebileceği inancıdır. Bu inanca göre,bazı insanlarda akıcı bir öz vardır. Bu öze sahip güçlü kişilikler, elleriylepaslar vererek bu özü bir başka insana geçirebilirler ve onu ruhsalegemenlikleri altına alabilirler. Aslında uyumak için bahane arayan güçsüzkişilikler, gerçekten bu yolla uyutulabilir ve telkin altındatutulabilirler.

    Manyetizmacı: Manyetizma yapan kimse.

    Manyetize: Manyetizma ile etkialtına alınmış olan, manyetizma ile uyutulan.

    Medyum: Ruhlar arasında aracılıkettiğine inanılan kimse. Ölülerden, ruhlardan, cinlerden haber alabilecekolağanüstü güce sahip olduğuna inanılan kişi. Bunların hemen hepsi şarlatandır.Günümüzde kâhin ve falcılara, cinci olduğu iddiasındakilere de medyumdenilmektedir.

    Metafizik: Fizikötesi; Duyularımızlaidrâk edemediğimiz varlıkları konu edinen, asıl mesele olarak varlık probleminiele alan felsefe kolu.

    Metapsişik:Ruhötesi, normal psikolojinin sınırları dışında kalan olayların incelenmesi.

    Muska(Nüsha): (Kelimenin aslı nüsha’dır.) Bazı hastalıkları, kötülükleri ve nazarıdefetmek için boyna asılan veya üstte taşınan yazılı kâğıt. Hıristiyanlıktakiteslis inancının simgesi olarak üçgen şeklinde, üç köşeli katlanır; içinde çoğuzaman anlamsız şekiller ve uydurmalar bulunur. Kötülüklerden koruyacağınainanıldığı için, şirk unsuru kabul edilir. Nazardan koruduğuna inanılannazarlıklar, nazar boncukları da muska kabul edilir. Büyü yapmak, ya da büyüdenkorunmak için kullanılan muskalar vardır.

    Müneccim: Yıldız anlamına gelenArapça “necm” kelimesinden türetilmiştir. Yıldızla uğraşan, yani yıldız falcısıdemektir. Yıldızların hal ve hareketlerinden ahkâm çıkaran kimse, astrolog,falcı.

    Müneccimbaşı: Saraymüneccimlerinin başı olan kimseye denirdi.

    Nazar; Gözdeğmesi: Bazı insanların bakışla, maddî ve mânevî olumsuz etkide bulunması.

    Nazardeğmek: Göz değmek; birisinin hasetçi bakışıyla rahatsız olmak veya zarara uğramak.

    Nazarboncuğu: Nazar değmesine karşı takılan mavi boncuk;

    Göz boncuğu da denilen nazarboncuğunu takmayı, bulundurmayı veya bir yere asmayı dinimiz şirk unsuru kabulederek, böyle bir boncuğun bir zararı def edeceğini sanmayı büyük günahsayar.

    Obsesyon: Arapça tâbiriyle “tasallut”; cin gibi ruhsal varlıklarıninsan bedenine uzaktan, yakından veya içine girerek çeşitli derecelerde onahükmedip etkide bulunmasına, daha doğrusu böyle olduğuna inanmaya denir.

    Önsezi: Hiss-i kable’l-vuku; Birolay henüz meydana gelmemişken, ya da uzaklarda olan bir olayı sezme yeteneği.Bir tarz iletişim olan önsezi, az da olsa hemen herkeste vardır. İslâmîduyarlılığa sahip muttakî kişilerde basîret ve ferâset, Rahmânî ilham olarakönsezinin üst basamakları kabul edilebilir.

    Paranoya: Türkçe karşılığı; evham.Her şeyden şüphe etme, başkalarından kötülük bekleme, her şeyden şikâyet,emniyetsizlik, bencillik, gurur ve büyüklük duygusu şeklinde beliren ruhhastalığı.

    Paranoyak: Paranoya hastalığıylailgili; paranoya hastalığına tutulmuş olan kimse.

    Parapsikoloji: Tabiatüstü olaylarıaraştıran psikoloji dalı.

    Peri: Dişi cin. Güzel veiyilikseverlik sembolü olarak kabul edilirler. Mecâzî olarak güzel kadın veyakıza da peri veya peri gibi güzel denir.

    Ruhçuluk: Asıl unsur olarak ruhukabul edenlerin görüşü, spirtüalizm, maddeci olmamak.

    Ruhçağırma: Batı dillerinde ispirtizma denilen bu terim için bkz. İspirtizma.

    Rukye: Daha çok rûhîhastalıkların tedâvisi için kullanılan formülasyonlardır. Türkçesi, tam olarakkarşılamasa da efsundur. Koruyucu muska=hirz anlamı da taşır.

    Riyâzet: Az yiyip az uyuma vesürekli ibâdet ederek nefsi terbiye etme, nefsin arzularına karşı kendinitutma, dünya zevklerinden el çekmek sûretiyle nefsi kırma. Çile çekme anlayışı.

    Şa’beze: El çabukluğu,hokkabazlık.

    Şaman: Eski müşrik Türklerde,birtakım doğaüstü gücü bulunduğuna, ruhlarla ilişki kurarak hastalıklarıiyileştirdiğine inanılan, büyü yapma, gelecekten haber verme gibi işler yapandin adamı.

    Telekinezi:Cisimlerindokunulmadan hareket etmesi hali.

    Telepati: Uzaktan araçsızhaberleşme, mesafe kaydı duymadan insanlar arası zihinsel iletişim. Uzaktameydana gelen bir olayı ânında hissetme hali.

    Tılsım: Üzerine şekil veyaharfler yazılmış, gizli ve sihirli kuvveti olduğu kabul edilen şey, sihir gücüolduğu kabul edilen şey, doğaüstü güç ve böyle bir güç taşıdığı sanılan muska,nazarlık vb. nesne.

    Vefk: Duâ yazılı muska,denklem, sihirli kareler; sıralarının, sütunlarının ve köşegenlerinin toplamıaynı olan kareler. Matematiksel bir eğlence olmaktan öte hiçbir gizemi olmayanbu karelerdeki matematiksel simetri, matematikten anlamayan câhil insanlarıcezbetmiş ve onları bu denklemleri kutsallaştırmaya sevketmiştir. Büyük birihtimalle, halkın cehâletinden yararlanan kurnazlar tarafından amacındansaptırılan “ebced” sayı sistemi, zamanla cincilerin, büyücülerin ve sahtedoktorların menfaat tuzağı haline dönüşmüştür. Hatta Kur’an’ın yüce kelime veâyetleri bile vefk (denklem) diye adlandırılan bu karelere şeytânî amaçlarlayerleştirilmiş ve ne acıdır ki âlim diye tanınan nice kişi tarafından daonaylanmıştır.

    Vesvese: Şeytanın meydanagetirdiği iç karışıklığı, iç üzüntüsü, vehim, kuruntu, şüphe, tereddüt.

    Yıldıznâme:Yıldızlarınhareketleri ile insanların kaderi arasında olduğu varsayılan ilişkileri konuedinen ve bunlardan ahkâm çıkaran kitap, astroloji.




sihir ve büyü ile ilgili kavramlar,  ruya.muskava,  sihir ve büyüyle ilgili sorular