Mumine.com ve Misafir Soru - Cevapları Forumundan Ebu-l HASAN NEDEVi kimdir? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1
    Kayıtsız Üye

    Reklam

    Ebu-l HASAN NEDEVi kimdir?

    Reklam




    Ebu-l HASAN NEDEVi kimdir? nasıl yaşam öyküsü olmuştur hakkında bilgi


    Paylaş
    Ebu-l HASAN NEDEVi kimdir? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Ebu-l HASAN NEDEVi
    Bir yıldız kaydı

    Yusuf KARACA

    1999 yılının son günü şafak vakti gökteki yıldızlar kaybolmadan önce
    dünyamızdan bir yıldız göklere doğru kayıp gitti. Binbir çilelerle
    boğuşan, derd üstüne dertler içinde kıvranan İslam dünyasının manevi
    dinamiklerinden, ilim ve gönül sultanı Ebul Hasan Nedevi 31 Aralık 1999
    Cuma günü şafak vakti İslâm dünyasını üzüntü içinde bırakarak sonsuzluk
    Samanyolu’na kaydı gitti. Hayatın her saatini değil, her saniyesini
    yeryüzü Müslümanları için harcayan gecesi ibadetle, gündüzü itaatle
    (yeryüzündeki bütün İslâm topluluklarının çıkmazlarını, hikmet ve
    basiretle çözmek için ilmin tecrübesini siyasi ve dinî etkisini kullanan)
    gönül dünyamızı feneri, Müslümanların gökkubbesinin parlak yıldızı 86
    yıllık ömrünü bitirip sonsuzluk kervanına doğru kaydı gitti.

    1913 yılında Hindistan’ın Lucknow şehrinin Rayberek kasabasına 2 km.
    mesafede Sei Nehri ırmağının kıyısındaki sülâle çiftliği olan Tekiye
    Kelan’da doğdu. Türk-Moğol İmparatorluğu’nun en haşmetli döneminde
    dedelerinden ünlü Şah Alemallah’ın Kabe’den getirdiği toprağı temel
    harcına katarak Kabe ölçüsüne göre inşaa ettiği mescitle kurulan bu
    çiftlik o günden bugüne dünya çapında bilginlerin, ermişlerin, siyasilerin
    doğup büyüdüğü ve gömüldüğü yer olmuştur. Hind-Moğol tarihinde değişik
    dönemlere ait bilgi ve belgelerde bu aileden bilgiler bahsedilmiştir.
    Hz.Hasan ve Hüseyin soyundan geldiği için bu aileye (Hasenî ve Hüseynî)
    denir. Babası AbdülHayy’ın bıraktığı eserler Arap ve İslâm dünyasında
    kaynak eser kabul edilirler. “Nüzhetü’l-Havatır” isimli eseri Hint-Türk
    kültürünü insanlığa tanıtan 8 ciltlik belge eserdir. Ebul Hasan Nedevi’nin
    dedelerinin herbiri din, dil, tarih, kültür ve edebiyat ve maneviyat
    alanlarında izler ve eserler bırakmış kimselerdir. Babası Abdül Hayy 1889
    yıllarında kurulan (Benim de 1959’dan 1962’ye kadar eğitim gördüğüm) Nedve
    İslâmî İlimler Akademisi’nin 3’üncü başkanlığını yapmış ondan sonra büyük
    oğlu Dr. Abdül Ali bu görevi yürütmüştür. Ebul Hasen Nedevi ise, 1950’lili
    yıllarda bu görevi üzerine almış son senelerinde şeref başkanı olarak
    devam ettirdiği bu hizmeti destan gibi sürdürmüştür.

    Yeryüzünün her tarafından binlerce öğrenci ve Hindistan içinden onbinlerce
    genci bu akademi, İslâm bilgini ve hizmetkârı yapmıştır. Hoca Ebul Hasan
    Nedevi son yıllarda bu hizmeti bütün Hindistan’a yaymak ve çok geniş
    boyutlara ulaştırmak için ülkenin birçok köşelerine Nedve’nin şubelerini
    açmış, genellikle başlarına Lucknow şehrindeki merkezden mezun olan
    yetenekli kimseleri getirerek bir devlet gibi bu büyük hizmeti
    başarmıştır.

    250Milyon Müslümanın yaşadığı Hindistan’da çöken koca bir Türk
    İmparatorluğu’nun yetimleri olan, kimsesiz, sahipsiz Müslümanlara bu büyük
    çaplı eğitim hizmetini veren kişiyi çok iyi tanımak lazım. Daha 17 yaşında
    iken “İman Rüzgarı Esince” adındaki eserini kaleme almış ve ilk baskısı
    1932’li yıllarda Beyrut’ta yapılmıştır. Bütün dünyaya kendini tanıtan
    muhteşem eseri ise “Müslümanların Duralması İle Dünya Neler Kaybetti?”dir.
    Bu eser Avrupa’da özellikle İngiltere’de yankılar meydana getirmiş bir
    İngiliz müzesi kitap yasağı uygulaması dolayısıyla bu kitabın İngiltere’ye
    girmesini yasaklamıştır, diyerekİngilizler’in ihanet belgelerine sünger
    çekmek istenmiştir.

    100’den fazla irili-ufaklı eser yazan Ebul Hasan Nedevi Oxford
    Üniversitesi’nin İslâmî Araştırmalar Bölümü’nün fahri başkanlığında son
    nefesini verdiği andaki güne kadar devam ettirmiştir. Urdu dilinde ve
    Arapça’da en önde gelen ediplerden kabul edilir. Geçen sene Arap
    Emirlikleri Devleti kendisine bir madalya vermiş ve özel Emirlik uçağıyla
    Hindistan’dan getirtilerek şerefine toplantı düzenlenmiş, devlet merasimi
    ile hizmetleri değerlendirilmiştir. Şu anda özellikle Arap dünyasının
    yazılı ve sesli medyası büyük bir takdir duygusu ile O’ndan bahsediyor.
    Taziye için dünyanın her tarafından binlerce insanın Lucknow’a ulaşmaya
    başladığını devlet erkanından birçok yetkilinin ve ileri gelen Müslüman
    ilim ve siyaset yetkililerinin akın ettiğini, bu elim kaybı bana telefonda
    bildirdikleri sırada anlattılar. O’nun kişiliğini şu birkaç cümle bize çok
    iyi tanıtır zannediyorum. Başbakan İndira Gandhi seçim arefesinde kendisi
    ile görüşmek istemiş ve kalkıp Lucknow’a gelmişti. Bunun Müslümanların
    oylarını almak için yapıldığını bilen Üstad, İndira Gandhi’yi, 3 gün
    beklediği halde kabul etmemiştir. Ancak seçimden 6-7 ay sonra görüşme
    gerçekleşmiştir. Daha sonra Başbakan olan oğlu Rajiv Gandhi, Üstad’la çok
    iyi ilişkiler kurmuş, üstadın büyük çabaları ve Rajiv’in O’na olan derin
    saygısı sayesinde Müslümanların aile hukukunu belirleyen özel kanun
    çıkarılarak Müslüman toplumda büyük bir rahatlama meydana gelmiştir. Geçen
    sene Üstad ciddi bir rahatsızlık geçirdiğinde şimdiki başbakan Vajpaye
    Cumhurbaşkanı’nı da temsil ederek Delhi’den Lucknow’a ziyaretine gelmiş ve
    özel bir uçakla Delhi’ye götürürek en iyi hastanede devlet tarafından
    tedavi ettirilmesini sağlamış ise de, Üstad nazikane bir üslupla kabul
    etmemiştir. Daha sonra muhalefet başkanı Sonia Gandhi de ziyaretine
    gelmiştir.

    Üstad Ebul Hasan Nedevi Türklere büyük bir saygı beslerdi. Bu milletin
    İslâm’a hizmetlerini büyük bir şükran ve hayranlıkla yad ederdi. 1951’de
    Mısır’da geçici öğretim görevi yaparken en çok oradaki Türk öğrencilerle
    görüşür bundan büyük bir zevk alırdı. O günlerden beri tanıdığı ve çok
    sevdiği Emin Saraç Hocamız özel dostlarındandı. 8 ciltlik “İslâm Önderleri
    Tarihi” diye tercüme ettiğim şaheserlerinden biri olan eserine yazdığı
    özel ön sözündeki bir bölümle sözümüzü bitirelim. Çünkü bir destan gibi
    geçen ilim ve İslâmı’n kılıçsız mücahidinin hayatı bu birkaç satırla da
    anlatılamaz.

    “Bu eserimin aziz oğlum, çok sevdiğim talebem Yusuf Karaca (Nedevi)
    tarafından Türkçe’ye çevrildiğini duyduğumda sevincime diyecek yoktu. Bu
    eserin Türkçe ile yayınlanması Kartal yavruları gibi olan Türk gençlerinde
    İslâm’ın geleceğine güveni artıracak azim ve cesaretini yükseltecek ve bu
    fitnelerin kaynaştığı bir dönemde kendilerine güven ve dinamizmi
    hızlandıracaktır.

    Derin bir muhabbet duyduğum Türk milletine, bir İslâm davetçisi olarak
    benim mesajlarla dolu bu eserimi ulaştırdığın tercüme ederek büyük bir
    hizmet yaptığın için sana duacıyım. Sevgili oğlum Yusuf Karaca”

    Çok sade ve gösterişsiz bir hayat yaşayan bu dev insan, bu dahi bilgin, bu
    yorulmaz mücahid, bu sevgi ve dahi mesaj taşıyıcısı bıraktığı eserlerle
    dünya durdukça yaşayacaktır. Ruhun şad olsun, dökülen göz yaşları senin
    mesajlarının meyvesini verecek olan fidanların hayat suyu olsun. Sana
    sayısız dualarımızla....

    Allah Rahmet eylesin (AMİN)