Mumine.com ve Misafir Soru - Cevapları Forumundan CA'FER-I SÂDIK kimdir? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1
    Kayıtsız Üye

    Reklam

    CA'FER-I SÂDIK kimdir?

    Reklam




    CA'FER-I SÂDIK kimdir? nasıl yaşamıştır hayat hikayesi nasıl oldu


    Paylaş
    CA'FER-I SÂDIK kimdir? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    CA'FER-I SÂDIK (83-148/700-769)


    Imamiyye mezhebinin kabul ettigi oniki imamın altıncısı. Künyesi Câ'fer
    es-Sâdik Muhammed Bâkir b. Ali b. Hüseyin b. Ali b. Ebî Tâlib'tir. Babası,
    Muhammed Bâkir'in yerine imamete geçmistir. Oniki imamin altincisidir. Hz.
    Hüseyin'in sehit edilmesinden sonra Peygamber çocuklari siyasetle
    ugrasmamislar; kendilerini ilme vermislerdir. Bu evde yetisen Câ'fer de
    kendini ilme verdi; fikih, hadis, ve öteki ser'î ilimler yaninda kimya ve
    diger ilimleri de tahsil etti. Talebesi Tarsuslu ibn Hayyan'in, Câfer'in
    besyüz risalesini toplayarak bin yaprak tutan bir kitap yazdigi rivayet
    edilir. (ibn Hallikân, Vefeyâtü'l-A yân, Misir 1948, I, 291).
    Câbir ibn Hayyan, Câ'fer-i Sâdik'tan çok yararlanmis, ondan itikad ve iman
    usulünü ögrenmis bunun yaninda maddî varliklarin tabiati ve özelliklerine
    ve bunlarin birbirine karistirilmasina (eczacilik-simya) dair bilgiler de
    almistir. Câbir'in Câ'fer'den ilim ögrenmek için belirli bir saati vardi.
    O saatte, imamin yanina ondan baskasi giremezdi. Risalelerinin büyük
    kismini hocasi Câ'fer'in adina yazmistir (Muhammed Ebu Zehra, el-imamü's
    Sâdik, 77).
    Ebû Hanife, imam Mâlik ve Süfyân-i Sevrî gibi büyük bilginler Câ'feri
    Sâdik'tan ilim ögrenmis ve hadis rivayet etmislerdir. Câ'fer-i Sâdik fazla
    konusmazdi. Süfyan-i Sevrî, Câ'fer'i ziyarete gitmis; uzun süre sustugunu
    görünce konusmasini rica etmis; bunun üzerine Câ'fer söyle demistir:
    "Allah'in nimetine sükret; sükür, nimetin artmasina vesîle olur. Nimet
    verildigi zaman da istigfara devam et. Devletin zulmüne karsi da Lâ havle
    velâ kuvvete illâ billah de."
    Ebû Hanife de, Hicaz'a gidip, iki yil Câ'fer'in yaninda kalmis, ondan çok
    seyler ögrenmis ve bu iki yil için "Eger iki yil olmasaydi Nûman
    mahvolurdu" demistir (Ebû Zehra, a.g.e., s. 37-39).
    imam Câ'fer'in ilmi önce kesbî olarak baslamis, sonra vehbî ilimle
    desteklenmis, ilhâma mazhar olmustur. Bu yüzden imâmiye mezhebi
    mensuplari, imamlarin ve bu arada Câ'fer-i Sâdik'in hatadan sâlim oldugu
    inancindadir. Her biri yildizlar gibi olan ashab-i kiram'in bile görüs ve
    ictihadlarinda zaman zaman hata ettikleri olmustur. Sahabeden sonra gelen
    imamlarin ilham disindaki sözlerinde yanilmasi mümkündür. Câfer-i Sâdik da
    insandir, masum degildir. Çünkü ismet (masumluk) sifati yalniz
    peygamberlere mahsustur.
    Câ'fer-i Sâdik, ahlâk, fazilet ve takvada ileri idi. imam Mâlik onun
    hakkinda söyle der: "O, üç halde bulunurdu: Ya namaz kilar, ya oruç tutar,
    veya Kur'an okurdu. Hiç bir zaman temiz olmadan Allah'in Rasûlü'nü agzina
    almazdi. Bos yere konusmazdi. Kendisini her gördügümde kalkar, altindaki
    minderi bana verirdi." (Ebû Zehra, a.g.e., s. 77).
    Alta yün, üste ipekli giyerdi. Süfyan ona "Bu senin ve babalarinin
    elbisesi degildir" deyince Câ'fer ona "O zaman darlik zamani idi. simdi
    genislik zamanidir. simdi hersey bol." demis, sonra cübbesini açip alttan
    beyaz yünlü elbisesi görününce, "iste" demis "Allah için giydigimiz elbise
    budur. Bu üstteki de sizin için giydigimiz elbisedir. Allah için olani
    gizledik. Sizin için olani gösterdik." (Hilye, III, 193; el-Kevâkib, I,
    95). imamiye, Câ'fer-i Sâdik'in bazi vehbî ilimlere sahip oldugunu, Hz.
    Peygamber'in bu ilmi Hz. Ali'ye verdigini, Hz. Ali'den Ali Zeynelâbidin'e,
    ondan Muhammed Bâkir'a, ondan da Câ'fer-i Sâdik'a geçtigini, bu ilmin
    "cifr ilmi"* oldugunu söyler. Cifr ilmi, harflerin ilmidir. Câfer'i
    Sâdik'in cifr'i bildigi ve onu söyle tarif ettigi bildirilir: "O, deriden
    bir kaptir. Onda, peygamberlerin ve israilogullari bilginlerinin bilgisi
    vardir." (Seyyid Hüseyin Muzaffer, es-Sâdik, 109).
    Bu gibi rivayetler genellikle Kuleynî yoluyla gelmektedir. Kuleynî,
    Câ'fer-i Sâdik'in, gûya Kur'an'da eksiklikler veya ilâveler bulundugunu
    söylediginden bahs eder ki; Murtaza Tûsî, büyük imamiye bilginleri onu
    yalanlamislar ve Câfer-i Sadik'dan bunun aksini rivayet etmislerdir. Ebû
    Hanife ve imam Mâlik, Câ'fer-i Sâdik'in görüslerine muttali olmus, ancak
    yukaridaki cifr ilmi vb. iddialar onlarin eserlerinde yer almamistir.
    Hamdi DÖNDÜREN
    Kaynak: Sâmil Islam ansiklopedisi