Mumine.com ve Misafir Soru - Cevapları Forumundan ATA BİN YESAR kimdir? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1
    Kayıtsız Üye

    Reklam

    ATA BİN YESAR kimdir?

    Reklam




    ATA BİN YESAR kimdir? hakkında bilgisi olan varsa yayınlaya bilirmi.


    Paylaş
    ATA BİN YESAR kimdir? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    ATA BİN YESAR 659-743 m.)

    Tâbiîn devrinde Medîne'de yetişen büyük âlimlerden. Künyesi, Ebû
    Muhammed Medenî'dir. Hilâlî lakabı ile de tanınmaktadır. Peygamber
    efendimizin, sallallahü aleyhi ve sellem mübârek hanımlarından hazret-i
    Meymûne'nin kölesidir. Kendisi gibi yüksek âlimlerden olan Süleymân,
    Abdülmelik ve Abdullah bin Yesâr'ın kardeşidir. Yaklaşık 659 târihinde
    doğdu. Hazret-i Osmân'ın zamânında yaşı küçüktü. 84 yaşında 743 tarihinde
    İskenderiye'de vefât etti.

    Atâ bin Yesâr, Eshâb-ı kirâmdan birçok zât ile görüşüp onlardan ilim aldı.
    Kendisi hazret-i Meymûne, Muâz bin Cebel, Ebû Zer-i Gıfârî, Ebüdderdâ,
    Ubâde bin Sâmit, Zeyd bin Sâbit, Muâviye bin Hakem-i Selemî, Ebû Katâde,
    Ebû Hüreyre, Zeyd bin Hâlid-i Cuhnî, Abdullah bin Amr, Abdullah bin Ömer,
    Abdullah bin Abbâs, Peygamberimizin kölesi Ebî Râfî, hazret-i Âişe ve daha
    pekçok sahâbîden hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Büyük hadîs âlimi İmâm-ı
    Buhârî, İbn-i Saîd ve Ebû Dâvud onun, Abdullah ibni Mes'ûd'dan da hadîs
    rivâyet ettiğini bildirmişlerdir. Rivâyetleri Kütüb-i Sitte denilen altı
    sahîh hadîs kitabında yer almıştır.

    Atâ bin Yesâr'dan da akranı olan Ebû Seleme binAbdurrahmân, Muhammed bin
    Ömer bin Atâ, Muhammed bin Amr bin Halhala, Hilâl bin Ali, Zeyd binEslem,
    Şüreyh bin Ebî Nemr hadîs-i şerîf rivâyetinde bulunmuşlardır.

    Atâ bin Yesâr, Allahü teâlânın kelâmı olan Kur'ân-ı kerîmin okunuşunu en
    iyi bilenlerden birisiydi. Kırâat ilmi adı verilen bu ilimde,Eshâb-ı
    kirâmdan sonra en yüksek dereceye çıkan âlimler, Medîneliler, Mekkeliler,
    Kûfeliler, Basralılar ve Şamlılar olmak üzere beş tabakaya ayrılmışlardır.
    Medîne-i münevverede bu ilimle meşgul olanlardan biri deAtâ bin Yesâr'dı.
    Kur'ân-ı kerîmin okunuşunu bozulmaktan ve değişmekten korumak için
    gösterilen üstün gayretler o kadar çoktur ki, yapılan çalışmalar akıllara
    sığmayacak ölçüdedir. Eshâb-ı kirâmın gösterdiği gayreti, kelimelerle
    ifâde etmek mümkün değildir. Kur'ân-ı kerîmin mânâsının anlaşılması ve
    anlatılması yanında, her harfinin okunuşu ve bundaki ihtilâflar, öyle bir
    tesbit olunmuş ki, bu güne kadar bütün müslümanlar, Kur'ân-ı kerîmi bu ilk
    okunan şekli ile okumaktadır. Atâ bin Yesâr, bu ilmi öğrenip insanlara
    öğretmede üstün derecelere kavuşan âlimlerdendir.

    Hadîs ilminde de sika güvenilir bir âlim olup çok hadîs-i şerîf rivâyet
    etmiştir. Bu ilimde bir hazîne idi. İbn-i Hibbân, Kitabüs-Sikkât'ında onun
    sika râvilerden olduğunu zikreder. İbn-i Sa'd da Tabakât'ında, sika sağlam
    olup, çok hadîs rivâyet ettiğini zikreder.

    Yine Atâ bin Yesâr, güneş tutulunca Peygamber efendimizin kıldığı iki
    rekat namazın her rekatında altı rükû ile dört secde yaptığını rivâyet
    etmiştir. Atâ bin Yesâr'ın Resûlullah efendimizden bildirdiği hadîs-i
    şerîfte buyruldu ki: "Kırk dirhemi veya bu değerde malı olduğu hâlde,
    dilencilik eden kimse, dilenmekte ısrar etmiş, günâha girmiş olur."

    Atâ bin Yesâr'ın rivâyet ettiği bir hadîs-i şerîfte, Peygamberimiz
    hazret-i Ömer'e hitaben; "Ey Ömer! Öldüğün vakit adamların gidip senin
    boyuna uygun bir mezar hazırlayıp, seni yıkayıp kefenledikten ve koku
    sürdükten sonra, seni götürüp mezara koydukları ve toprağı üzerine örterek
    geri döndükleri vakit hâlin nice olur? Münker ve Nekir adındaki kabrin iki
    büyük ibtilâsı (suâl melekleri) sana gelir. Sesleri yıldırım indiren gök
    gürültüsü, gözleri parlak şimşekler gibi, uzun saçlarını sürürler. Uzun ve
    sivri dişleri ile mezarın topraklarını alt üst ederler. Sana çeşitli
    zorluklar çıkarırlar. Seni korkuturlar. O vakit senin hâlin nice olur ey
    Ömer?" buyurdu. Hazret-i Ömer de; "Bu zamanki aklım o zaman da başımda
    olacak mı?" diye sordu. Resûl-i ekrem efendimiz; "Evet." buyurunca; "Ben
    onların hakkından gelir, gerekli cevaplarını veririm." dedi.

    Bir hadîs-i şerîfte; "İnsanların en iyisi, borcunu en iyi şekilde
    ödeyenlerdir." buyruldu.

    Atâ bin Yesâr buyurdu ki: "Şâban ayının on beşinde, yâni Berât gecesinde o
    yıl içinde ölecek olanların listesi Azrâil aleyhisselâma verilir. Bu arada
    ev yapan, su akıtıp ağaç diken ve yeni evlenen nice kimseler vardır ve
    isimleri bu listededir. Fakat onlar bunu bilmezler."

    Atâ binYesâr şöyle anlatıyor: Kur'ân-ı kerîmde meâlen; "Ey îmân edenler!
    İçki, kumar, putlar ve fal okları, şeytanın işlerinden bir pisliktir.
    Bunlardan kaçının ki, felâh bulasınız!" (Mâide sûresi: 90) âyet-i
    kerîmesinin mânâsı Tevrât'ta şu şekilde vardı. "Bâtılı gidersin, oyunu
    boşa çıkarsın, çalgılı oyun âletlerini yok etsin! diye, biz hakkı
    indirdik. Şarap içene yazıklar olsun! Allahü teâlâ bu mânâda, izzetine ve
    celâline yemin ederek; "Bir kimse, haram olduğunu bilerek içerse, kıyâmet
    günü onu suya hasret bırakırım. Şarabın haram olduğunu bilerek bırakana,
    Cennet ırmaklarından içiririm." buyurdu.

    Atâ bin Yesâr, Yâlâ binMürre'den şöyle anlatıyor: "Biz hazret-i Ali'nin
    yakınlarından bâzıları ile buluştuk. Yâlâ onlara dedi ki: O, şu anda
    savaşan kimsedir. Onun hayâtı için emin değiliz. Ona bir zarar gelebilir.
    Bundan sonra odasının kapısında nöbet tutmaya başladık. Bir ara namaza
    çıktı. Bizi görünce; "Burada ne yapıyorsunuz?" diye sordu. Biz de: "Seni
    bekliyoruz, yâ müminlerin emîri!.. Zîrâ sen, harp yapan bir kimsesin. Sana
    bir zarar gelmesinden korkuyoruz." diye cevap verdik. Onlara sordu: "Beni
    semâ (gök) ehlinden mi koruyorsunuz, yoksa yer ehlinden mi?" Biz de:
    "Elbette yer ehlinden! Semâ ehlinden nasıl koruyabiliriz?" deyince;
    "Allahü teâlânın takdir etmediği hiç bir şey semâda da olmaz. Herkesin
    işlerine vekil olan iki melek vardır. Kaderi olarak takdir edilen şeyler
    başına gelinceye kadar, her şeyi ondan uzaklaştırırlar. Kaderde olan başa
    gelince de, kaderi ile onu başbaşa bırakırlar." buyurdu.

    Allahü teâlâya en çok yaklaşanların, güzel ahlâkta Peygamber efendimize en
    çon benzeyenler olduğuna işâret ederek; "Yükselenler hep güzel ahlâkları
    sâyesinde yükselmişlerdir. Ahlâkın kemâl mertebesine ancak Muhammed
    aleyhisselâm yükselmiştir." buyurdu.

    ANNE DUÂSI

    Atâ bin Yesâr anlattı: Yolculuk yapmakta olan bir kervân, bir yerde mola
    vermişti. Fakat bu sırada bir merkebin sesi onların uyumalarına mâni oldu.
    Bunun üzerine bu sesin geldiği tarafa doğru gittiler. Sesin geldiği yere
    varınca kıldan yapılmış çadır içerisinde, yaşlı bir kadınla karşılaştılar.
    O kadına; "Bu merkep sesi nereden geliyor. Onun sesinden bir türlü
    uyuyamadık?" dediklerinde, kadın; "O merkep gibi ses çıkaran benim
    oğlumdur. Hayatta iken bana eşek diye hitâb ederdi. Allahü teâlâya onu
    eşek yapması için bedduâ ettim. Onun için böyle her gece sabaha kadar
    merkep gibi ses çıkarır." dedi. Bunun üzerine kervan sâhipleri o kadına;
    "Bizi onun kabrine götür, onun kabirdeki hâline bir bakalım." dediler.
    Kabre gidip, açıp baktıklarında, boynunun eşek boynu gibi olduğunu
    gördüler.

    1) Tezkiret-ül-Huffâz; c.1, s.90

    2) Mîzân-ül-İ'tidal; c.3, s.77

    3) Tehzîb-üt-Tehzîb; c.7, s.217

    4) Vefeyât-ül-A'yân; c.3, s.399

    5) Tehzîb-ül-Esmâ ve'l-Luga; c.1, s.335

    6) Miftâh-üs-Seâde; c.1, s.10,79,192, c.2, s.7,14, 16,18,162

    7) Tabakât-ı İbn-i Sa'd; c.5, s.173

    8) Nevâdir-ül-Âlem (Kalyûbî); s.27

    9) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c.2, s.132, c.16, s.10, c.6, s.327