Mumine.com ve Misafir Soru - Cevapları Forumundan Kuranı kerimi anlamak için neyapmalıyız? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1
    Kayıtsız Üye

    Reklam

    Kuranı kerimi anlamak için neyapmalıyız?

    Reklam




    kuranı kerimi anlamak için neyapmalıyız? nasıl yol takip etmeliyiz


    Paylaş
    Kuranı kerimi anlamak için neyapmalıyız? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Sual: Kur’an-ı kerimi anlamak için ne yapmalıyız?
    CEVAP
    Kur’an-ı kerimin hakiki manasını anlamak isteyen bir kimse, din âlimlerinin kelam ve fıkıh ve ahlak kitaplarını okumalı. Bu kitapların hepsi, Kur’an-ı kerimden ve hadis-i şeriflerden alınmıştır. Kur’an tercümesi diye yazılan kitaplar, doğru mana veremez. Okuyanları, bunları yazanların düşüncelerine ve maksatlarına esir edip, dinden ayrılmalarına sebep olur.

    Kur’an-ı kerim hiçbir dile tercüme edilemez. Herhangi bir şiirin bile, tam tercümesine imkan yoktur. Ancak izah edilebilir. Kur’an-ı kerimin manası tercümeden anlaşılmaz. Bir âyetin manasını anlamak demek, Allahü teâlânın, bu âyette ne demek istediğini anlamak demektir. Bu âyetin herhangi bir tercümesini okuyan, murad-ı ilahiyi öğrenemez. Tercüme edenin anlamış olduğunu öğrenir. Hiçbir Kur’an tercümesinden din öğrenilemez. Dinini öğrenmesi için bir kimsenin eline, en uygun tercümeyi vermek, okyanus ortasında bulunan insana bir tahta parçası vermekten daha kötüdür. Çünkü bu tahta parçası ile insan sahile çıkabilir, çıkamazsa ölür ve imanlı ise Cennete gider. Fakat tercümeden din öğrenmeye kalkışan, imanını kaybedebilir. Yahut denizde yüzenleri görüp de, (Yüzmek kolay, herkes yüzebilir) sanarak yüzme bilmeyen bir genci, okyanusun ortasına atmak, Kur’ana mana vermek yanında çok hafif kalır. Çünkü yüzme bilmeyen boğulur; fakat Kur’an-ı kerime yanlış mana veren, küfre düşüp Cehenneme gider.

    Zaten, bizim gibilerin, dini öğrenmek için, tefsir ve hadis okuması uygun değildir. Çünkü Kur’an ve hadisi yanlış anlamak veya şüphe etmek imanı giderir. Bu inceliği iyi bildiği için, Hazret-i Ebu Bekir, (Kur’anı kendi görüşümle tefsire kalkarsam, beni hangi yer taşır, hangi gök gölgeler) buyurdu. (Şir’a)

    Muteber tefsir kitaplarını da anlayabilmek için, yirmi ana ilmi, iyi öğrenmek gerekir. Tefsir ilmini bilmeyenin hadis ve tefsir okumaya kalkışması, mide hastasının, kuvvetlenmek için, baklava, börek yemesine benzer. Halbuki, bu hastanın, önce perhiz yapması, sonra, kuvvetli yemesi gerekir. Ana ilimleri okumayan, din öğrenmek için, Kur’an tercümesi, tefsir, hadis okumaya kalkışırsa, bunları yanlış anlayarak, dini, imanı da kaybeder. Muteber tefsirler bile, ehlinden başkasına zararlı olur.

    Kur’an-ı kerimi anlamak için Resulullahın açıklamalarını bilmek gerekir. Sünneti de anlamak için Eshab-ı kiramın ve âlimlerin açıklamalarını bilmek gerekir.

    Piyasadaki Türkçe tefsirlerde, şahsi düşünceler vardır. Okuyana zararı, faydasından çoktur. Hele İslam düşmanlarının, zındıkların, bid’at sahiplerinin, Kur’an-ı kerimin manasını bozmak için yaptıkları tefsirler, birer zehirdir. Bunları okuyan genç zihinlerde, birtakım şüpheler, itirazlar hasıl olur.
    Kur’anın hakiki tefsirini yapan, doğru manasını veren, ancak onun muhatabı olan Muhammed aleyhisselam ve Onun hadis-i şerifleridir. Bu hadis-i şerifleri de, ancak Eshab-ı kiram ve müctehid imamlar anlayabilmiş, Müslümanlar da bu âlimlerin anladıklarına uymuştur. Şu halde, Kur’andan ve hadisten ve bunların tercümelerinden din öğrenmek mümkün olmaz. Her Müslüman, dinini, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından hazırlanan ilmihallerden öğrenmelidir.

    Bazı sapıklar, “Anlamadan Kur’an okumanın faydası olmaz, mealini okumalı” diyorlar. İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki: (İmam-ı Ahmed bin Hanbel, Allahü teâlânın, (Anlayarak da, anlamayarak da Kur’an okuyan benim rızama kavuşur) buyurduğunu bildirdi.) [İhya]




  3. 3
    Kur’an’ı anlamanın yolu:

    -----------------------------------------------



    A- Kur’an’ı anlamanın birinci yolu yine Kur’-an’dır. Kur’an’ın ilk müfessiri yine Kur’andır.



    “Elif, Lâm, Ra. Bu kitap, hakim ve haberdar olan Al-lah tarafından, Allah'tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye âyetleri tahkim edilmiş (Sağlamlaştırılıp kesin kılın-mış), sonra da uzun uzadıya açıklanmış bir Kitaptır.

    (Hûd 1,2)



    Tüm zamanları, tüm mekânları, tüm insanlığı kapsayan bu kita-bın âyetleri bir yasa, bir ferman, bir yazgı ve hayat programı ola-rak tahkim edilmiş, sağlamlaştırılmıştır. Hiçbir gücün bu kitabın âyet-lerini nakzetmesi, kaldır-ması, ilga edip değiştirmesi mümkün değildir. Kıyamete kadar hiçbir gücün, hiçbir varlığın bu kitabın âyetlerinden daha güzelini ortaya koyması mümkün değildir. Tıpkı Allah’ın şu öteki âyetleri olan semâvat gibi, yıldızlar gibi tahkim edilmiş, sağlamlaştı-rılmış, bozulmaktan, tahrifattan korunmuştur. Kalpte olan, kabulde olan, Levh-i Mahfuz’dan dünyaya yansıyan bir kitabın âyetleridir bun-lar. Hayata hakim olan, hayata hükmeden, hayatın tümünde söz sa-hibi olan bir kitabın âyetleridir. Zira Kur’an hangi konuda ne diyorsa, o değişme-yen bir yasadır. İyi kötü, hayır şer, hak bâtıl, adâlet zulüm, iman küfür, cennet cehennem, hayat ölüm konusunda tek hâkim, tek kıstas bu kitaptır.



    Âyetin beyanıyla C. Hak kitabının âyetlerini tahkim buyurduk-tan sonra da onları tafsîl ettiğini, açıkladığını, herkesin anlayabileceği, herkesin uygula-yabileceği, herkesin kendisiyle yol bulabileceği, her-kesin kendisiyle hayatını düzenleyebileceği açık bir hale getirdiğini haber veriyor. Veya fâsılalı fâsılalı, bölüm bölüm, sûre sûre, âyet âyet hükümlerini beyan etmiştir. Kitabındaki bir âyetin kapalılığını daha sonra gelen başka bir âyetiyle tafsîl buyurmuş, açık-lığa kavuştur-muştur. Bakara’nın evvelindeki bir âyeti, ileriki bölümlerde gele-cek bir âyetle veya Âl-i İmrân’da gelecek başka bir âyetle açıklayıp tefsir et-miştir.



  4. 4
    B- Kur’an’ı anlamanın ikinci yolu sünnettir. Kur’-an’ın ikinci derecedeki müfessiri Resûlullah efendimizin beyanlarıdır.



    “Sana da, insanlara gönderileni açıklayasın diye Kur'an'ı indirdik. Belki düşünürler.”

    (Nahl 44)



    Âyet-i Kerimeden çok açık anlaşılıyor ki Rabbimiz tarafından Resûlullah efendimize kitabını beyân görev ve yetkisi veriliyor. Beyân; aç-mak, açıklamak, bir şeyin üzerindeki kapalılığı ortadan kaldırmak demektir. Demek ki Rabbimizin bu ifadesinden anlıyoruz ki bu kitapta insanların anla-yamayacağı, açıklanmaya, şerhe muhtaç şeyler vardır. Ve bunların açıklayı-cısı, beyân edicisi de peygamberimizdir. Rabbi-miz ona böyle bir görev ve yetki vermiştir.



    Aynı sûrenin bir başka âyeti de bu konuyu şöyle anlatır:



    “Peygamberim, sana Kitabı, insanların ihtilâf edip ayrılığa düştükleri şeyleri onlara açıklaman için, inanan kimselere de doğru yol rehberi ve rahmet olarak indirdik.”

    (Nahl 64)



    Eğer anlayamadıkları, kavrayamadıkları için bu kitap üzerinde insan-lar ihtilafa düşerlerse, kitabın yorumlarını anlayamamışlarsa, sen onlara bunu açıklayıp beyan edesin diye biz bu kitabı sana indir-dik buyuruyor Rabbimiz. Demek ki bu kitabın âyetlerinin beyânı Re-sûlullah efendimize ait-tir. Demek ki peygambersiz bu kitabın anla-şıl-ması mümkün değildir. Bu kita-bın mübeyyini olan peygambersiz Al-lah’ın muradının anlaşılması mümkün değildir. Hangi konuyu gün-de-me getirirseniz getirin, onu peygamber örneklili-ğinde anlamak zo-run-dayız. Peygamberin dinde temel oluşunun mânâsı da işte burada-dır. Resûlullah efendimiz tarafından açıklanıp beyan edilmezse, in-sanlar bu kitabın yol gösterisinden istifade edemeyecekler demektir.



  5. 5
    C- Kur’an’ı anlamak için müracaat edilecek üçüncü kaynak sahâbe-i kirâm efendilerimizdir.



    Kur’an’ı anlayabilmek için Rasulullah efendimizin mübarek as-habının sünnetine, anlayışına, yorumuna, uygulamalarına başvurmak zorundayız. Çünkü Rasulullah efendimizin muhterem ashabı bizzat Allah tarafından tez-kiye edilmiştir.

    «

    “İyilik yarışında önceliği kazanan Muhacirler ve Ensar ile, onlara güzelce uyanlardan Allah hoşnut ol-muştur, onlar da Allah’tan hoşnutturlar. Allah onlara, içinde temelli ve ebedî kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetler ha-zırlamıştır; işte büyük kurtuluş budur.”

    (Tevbe 100)



    İyilik yarışında, takva yarışında, Allah’a kulluk ve Rasulullah’a ittiba konusunda en önde giden, bu ümmetin en bereketli dönemini, kuşluk vaktini idrak eden sahâbe-i kirâm efendilerimizden ve güzel-likle onların yolunu tâkip edip, onların yollarına, sünnetlerine, anla-yışlarına uyanlardan razı olduğunu ve onların kurtulduklarını haber veriyor Rabbimiz.



    Rasûlullah efendimiz de bir hadislerinde pırlanta ashabını şöyle tez-kiye eder:



    “Ümmetimin en hayırlıları benim aralarında pey-am-ber olarak gönderildiğim bu nesildir. Sonra onlar-dan sonra gelecek olanlar, sonra onlardan sonra gelecek olanlar..



    Râvî diyor ki, üçüncü nesil zikredildi mi, edilmedi mi? bunu en iyi bilen Allah’tır. Sonra şöyle buyurdu:



    “Sonra onların yerine şişmanlığı seven ve şahitlik etmeleri istenmeden önce şa-hitliğe koşan bir toplu-luk gelecektir.”

    Müslim, Fezâilüs -Sahâbe 214)





    Abdullah Bin Ömer efendimiz de -Allah onlardan razı olsun- der ki:



    “Her kim birilerine uymak isterse Muhammed (as)-ın asha-bına uymaya baksın. Çünkü onlar bu ümmetin en hayırlıları idi. Kalpleri en iyi, ilimleri en derin, buna karşılık kendile-rini gereksiz külfete sokmaktan en uzak kimselerdi. Rabbimizin peygamberinin sohbetine seçtiği bir topluluktu onlar. Kâbe’nin Rabbi olan Allah hakkı için onlar dosdoğru bir hidâyet üzere yürüyorlardı.”



    Kur’an’ı anlama, yorumlama ve pratik hayatta yaşama nokta-sında sahabenin sünneti, sahabenin anlayışı ve uygulamaları da bi-zim için başvu-rulacak örnektir. Çünkü sahâbe-i kirâm efendilerimiz peygamberle birlik dü-şünülmesi gereken bir gerçektir. Biz biliyoruz ki sahâbesiz bir peygamber düşünülemez. Zira bu din tek başına yaşa-nılacak bir din değildir. Sünnetullah gereği Allah bu dini ferde gön-dermemiştir. Bu Hz. Adem’den bu yana hep böyle olagelmiştir. Pey-gamber vasıtasıyla topluma gönderilen din, toplumun içinden odak nokta olarak seçilen peygamber tarafından topluma ulaştırılmış, pey-gamberle beraber o toplum tarafından anlaşılmış ve yaşanmıştır. Al-lah’ın Resulü din olarak kendisine gönderilen mesajı fert olarak ken-disine yansıyan yönüyle aynen uygulamış ve aynen ashabına da uy-gulatmıştır. Böylece sürekli Allah kontrolünde bir beşer olarak pey-gamberin uyguladığı ve uygulattığı dinin, sahâbe neslinde kıyamete kadar tüm insanlığa örnek olacak bir biçimde tezâhür ettiğini, yaşanır, yapılabilir hale geldiğini görüyoruz.



kuranı kerimi anlama yolları nelerdir,  kuranı kerimi anlama ve yorumlama,  kuranı anlama yolları,  kuranı anlamak için neler yapmalıyız,  kuranı kerimi doğru ve iyi anlayabilmek için nelere,  kuranı kerimi anlama yolları,  kuran ı kerim i anlamak için ne yapmalıyız