Mumine.com ve Misafir Soru - Cevapları Forumundan Kalubeladaki ruhların hepsi birbirine eşit miydi? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1
    Kayıtsız Üye

    Reklam

    Kalubeladaki ruhların hepsi birbirine eşit miydi?

    Reklam




    Kalubeladaki ruhların hepsi birbirine eşit miydi?


    Paylaş
    Kalubeladaki ruhların hepsi birbirine eşit miydi? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Kalubeladaki ruhların hepsi birbirine eşit miydi? Akıl, öfke, mutluluk, üzülme vb. latifeler ruhun özellikleri midir?

    Yazar: Sorularla İslamiyet, 09-6-2009

    - Allah’ın varlığı, birliği, rububiyeti vs gibi imtihanın temel sorularını kavramakta, bütün ruhların aynı donanıma sahip olduğunu söyleyebiliriz. Ancak, bu temel fonksiyonun dışında kalan sahalarda aralarındaki farkların olduğunda şüphe yoktur. Bir peygamberin ruhu ile, normal bir insanın ruhu arasında farkların olması tabiidir. Bu farklılık, imtihanın temel esprisine aykırı olmadığı için, adalet anlayışını zedeleyecek bir durum değildir. Bilakis, peygamberlerin ruhunda, fetanet, sadakat, feraset, iffet, adalet, sabır, şecaat, zekâ, akıl gibi vasıflarda diğer insanlardan farklı bir düzeye sahip olmaları -görevleri açısından- zorunlu bir pozitif ayrımcılık çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bu hususun, diğer insanlar için de geçerli olduğunu dünyada cesede bürünmüş ruhların dışa yansıyan tutum ve davranışından da anlamak mümkündür.

    - Akıl, öfke, mutluluk, üzülme vb latifeler ruhun özellikleridir. Mücerret/soyut birer ruhanî olan meleklerin akıllı, şuurlu olmaları, sevinip sinirlenmeleri bu gerçeğin bir ifadesidir.

    “Ey iman edenler! Hem kendinizi, hem de ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyun. Zalimleri bekleyen bu ateşin başında, Allah’ın emirlerine asla karşı gelmeyen ve kendilerine verilen her emri itirazsız ve eksiksiz yerine getiren son derece acımasız, sert ve güçlü melekler olan zebaniler vardır.”
    (Tahrim, 66/6) mealindeki ayet, meleklerin şuurlu-akıllı bir varlık olduğuna delalet ettiği gibi, onların Allah adına kâfirlere karşı pek sert ve öfkeli olduklarına da işaret etmektedir.

    Lut kavmini helak eden meleklerden söz eden ayetlerden de aynı manayı anlayabiliriz.(bk. Hud, 11/81-83; Hicr, 15/59-61; Muhammed, 47/27).

    “Bizim önünde boyun eğeceğimiz biricik efendimiz, yöneticimiz ve Rabb’imiz, Allah’tır!” diyen ve sonra da, bu söyleme uygun dosdoğru bir hayat yaşayan kimselere gelince, onların üzerine öbek öbek rahmet melekleri inecek ve kendilerine şu ilâhî müjdeyi verecektir: “Korkmayın, üzülmeyin; size Allah tarafından söz verilen cennet müjdesiyle sevinin!”(Fusilet, 41/30) mealindeki ayette, müminlere cennet müjdesiyle sevinmelerini söyleyen meleklerin bu ifadelerinden, onların da bu sevinç ve mutluluğa ortak olduklarını hissetmek zor olmasa gerektir.

    Aşağıdaki hadis-i şerifte de meleklerin hem sevgi hem de öfkeye sahip olduklarını görmekteyiz: Ebu Ümame anlatıyor: Hz. Peygamber (a.s.m) şöyle buyurdu: “Allah bir kulunu severse Cebrail’e ‘Ben filanca adamı seviyorum, siz de onu sevin’ buyurur. Böylece yeryüzünde ona karşı sevgi seli meydana gelir. Eğer Allah bir kuluna buğz ederse, Cebrail’e “Ben falanca adama kızgınım, siz de ona buğz edin’ diye buyurur. Bunun üzerine Cebrail ‘Muhakkak ki Rabbiniz falanca adama buğz ediyor, siz de ona buğz edin(kin besleyin, ondan gücenin, ona öfkeyle bakın)’ diye çağrıda bulunur. Böylece yeryüzünde onun üzerine buğz/kin ve nefret sel gibi akar.”(bk. Mecmau’z-Zevaid, 10/271)

    Ebu Hureyre’den gelen rivayet ise şöyledir:
    “Muhakkak ki, Allah bir kulunu severse Cebrail’e ‘Ben filanca adamı seviyorum, sen de onu sev’ buyurur. Bunun üzerine Cebrail onu sever ve göktekilere şu çağrıda bulunur: ‘Allah falanca kulunu seviyor siz de onu sevin.’ Böylece göktekiler de onu sever ve ardından yeryüzünde ona karşı makbuliyet/ saygı-sevgi seli meydana gelir. Eğer Allah bir kuluna buğz ederse, Cebrail’e “Ben falanca adama kızgınım’ diye buyurur. Bunun üzerine Cebrail de ona karşı kin besler ve göktekilere de şu çağrıda bulunur: ‘Muhakkak ki Rabbiniz falanca adama buğz ediyor, siz de ona buğz edin(kin besleyin, ondan gücenin, ona öfkeyle bakın)’ diye çağrıda bulunur, onlar da ona kin beslerler ve ardından da yeryüzünde ona karşı buğz/kin ve nefret oluşturulur.”(bk. Ahmed b. Hanbel, 2/413; Kenzu’l-Ummal, h. No: 37060).

    - Bu ayetler ve hadisler açıkça söz konusu özelliklerin ruha ait olduğunu göstermektedir. Şu kadar var ki; İnsan ruhu, adı geçen akıl ve duyguları beraberinde bulunduğu cesedin pencerelerinden seyreder. Buna göre, ruh göz, kulak pencerelerinden görür, işitir; gönül penceresinden sevinir, duygulanır; sinir penceresinden gerginleşir vs. Melekler cismaniyete sahip olmadıklarından insanların hissettikleri bir çok şeyi hissedemiyorlar.