Mumine.com ve Misafir Soru - Cevapları Forumundan Sorumluluk hakkında yazı ve şiirler Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1
    Kayıtsız Üye

    Reklam

    Sorumluluk hakkında yazı ve şiirler

    Reklam




    Sorumluluk hakkında yazı ve şiirler

    sorumluluk şiirleri
    sorumluluk yazıları


    Paylaş
    Sorumluluk hakkında yazı ve şiirler Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Sorumluluk Duygusu

    Küçük dünyamızın büyük sorunları ile uğraşan biz insanların; doğduğu günden itibaren yardıma muhtaç olduğu, ilgi ve destek bularak büyümeye çalıştığı, bebeklik, çocukluk dönemlerini takiben ailede,okulda ve toplumda verilen eğitim-öğretim yolu ile yardım alan konumundan yardım eden konumuna yükseldiği, ilgi ve destek bekler durumdan başkalarına katkıda bulunan, düşerken kaldırmayı beklemekten düşen’i kaldıran,ihtiyacı olanlara yardım eden, sevgi beklerken sevgi sunan konumuna geldiği bir gerçektir

    Yaratılmış varlıkların içinde yaratılan (toprak, hayvanlar, bitkiler ve gökyüzü dahil tüm kainat) her şeyden en iyi şekilde yararlanmakta olan insanlar, aklı sayesinde kainata hükmetmekte, toprak altı ve toprak üstü değerler yanında kainattaki her türlü nimetten değişen şartlar ve gelişen teknoloji desteğiyle en iyi şekilde yararlanmaktadır

    İnsanların hizmetindeki canlı (bitkileri ve hayvanları) ve cansız (toprak, su hava ve ateş gibi) varlıkların kendilerine verilmiş özellikleri nedeniyle hep “verici” oldukları, insanların ise bu varlıklardan yararlandığı, hep “alıcı” oldukları, asırlardan beni kainattaki bu nimetlerden en iyi şekilde yararlandıkları halde; birbirleriyle paylaşım ve sahip olma duyguları içinde kavgalı oldukları, bir malın paylaşımı gibi elle tutulmayan gözle görülmeyen sevgi paylaşımının dahi insanları birbirine düşürdüğü, kıskançlık, ihtiras, iltimas, hilecilik gibi yaklaşımlarla bu cennet dünyanın cehenneme çevrildiği hepimiz izlemekteyiz

    İlk insanın dünyaya gelişinden itibaren dünyamızdaki iklim şartları paralelinde giyinme ihtiyacı, tabiattaki nimetlerden yararlanma yöntemleri, insanın tabiattaki diğer varlıklarla ilişkileri yanında insanın insanla ilişkilerinde de sürekli gelişim ve değişimler yaşanmakta,gelecekte bu ilişkilerin gelişerek daha düzenli olacağı ümit edilmektedir

    Her birey, önce kendisi ile barışık olmalıdır Kişi, başta kendi huzuru ve sıhhati için, yaşama aşkı çerçevesinde; ailesi, komşusu, köylüsü, mahallelisi, toplumu, milleti ve ülkesi ile barışık olmalıdır Kendi içinde ve çevresiyle barışık olan insanların oluşturduğu toplumlar hem kendilerini hem de mensup oldukları birimleri daha ileriye götürecektir

    Kalp ve gönül huzuru içinde, sevgi ve saygı anlayışına sahip insanlar; hem kendisine, hem de milletine yararlı olduğu gibi; ürettiği iş ve hizmetlerle, topluma verimli ve kalıcı kazanımlar sunar Kazanım, kişinin kendisine “bencillik” özelliği kazandıran mal ve mülk edinme sevdası, araba tutkusu, zevk, sefa ve eğlence ile ömrünü tüketecek “çıkarlar” değildir Kazanım, önce kişinin kendisini yücelten, bencillikten uzak, “ben” yaklaşımı yerine “biz” önceliğine önem verilen, başkalarına öncelik veren, komşusu, arkadaşı sıkıntıda iken, bu sıkıntıyı yüreğinde hisseden anlayışlardır

    Toplumların millet olmasını sağlayan en önemli öğe, “bencillikten” uzak, “ailem varsa ben varım” “Ülkem varsa ben varım ” Anlayışıdır Toplumda her kademede görev yapan insanlarımızın, birbirlerine kardeşlik, dostluk, birlik ve dayanışma içinde kaynaşmaları arttıkça toplum da aynı paralelde yükselecek, Kültür ve uygarlık alanında hem kendi milletinin, hem de başka milletlerle birlikte insanlık yücelecektir

    Bu yazımızda; insanoğlunun doğumundan ölümüne kadar geçen süre içerisinde ki “sorumluluk” duygusu üzerinde durmak istiyordum Ancak; yazı girişine, kainattaki her şeyin emrine verildiği insanoğlunun, kendisine verilen bu nimetlere rağmen; birbirleriyle boğuşmaları, kavgaları, savaşları, anlaşmazlıkları, hatta dünyamızı “zindan”a çevirmeleri konusu ağırlık oluşturdu

    İnsanlarımızın önce bencillikten kurtulmaya, tamamen mümkün olmazsa bile; hiç olmazsa vahşi hayvanların yırtıcılığından kurtularak daha çok; koyun gibi verimli, aslan gibi mert, tilki gibi kurnaz olmadan arı gibi çalışkan, karınca gibi tutumlu olma özelliklerini kazanması insanlık için önemli kazanımlar sağlayacaktır

    Sorumluluk duygusu, çocukluğumuzdan itibaren hepimizin annesi tarafından aşılanmaya başlanır Annemizin, yeterli gıdamızı almamız endişesi içerisinde yalvaran gözlerine bakarak ağzımıza uzattığı her gıdayı önce nazlanarak almadığımız, ancak; uzatılan ve özenle sunulan gıdaların bizim için yararı olduğu kadar, verilen nimeti teşekkür ederek almak ve yapılan bu anneliğin babalığın veya korumalığın karşısında onları kırmadan cevap vermek “çocuk” da olsak bir sorumluluk olacağı açıktır

    İlköğretimde, lise’de öğretmenlerimizin bizlerin yetişmesi için verdikleri ödevlerin yerine getirilmesi, belli yaşlara gelinceye kadar “aile içi rollerde” verilen görevi en iyi biçimde yerine getirmek bir sorumluluktur, vatani görevimizi zamanında yerine getirmemiz de bir sorumluluktur İş hayatına atıldığımızda; işimizi en iyi şekilde yapmak, her gün mesaiye düzenli gitmek, verilen işi en iyi şekilde yerine getirmek “sorumluluktur”

    Komşularımız ve işyerimizdeki insanlarla iyi geçinmek, sıkıntılarına ortak olmak, hastaları ile ilgilenmek, cenazelerini kaldırmak, düğün ve derneklerine katılmak bir “sorumluluktur”
    Aslında; İnsanoğlu doğduğundan ölüme kadar geçen sürede hep “sorumluluk” duygusu içinde yaşamaktadır Sorumsuz davranıldığında, toplumda beklenmeyen huzursuzluklar, karşılıklı olumsuzluklar ve tutarsızlıklar yaşanmaktadır

    Hergün yaşanan asayiş ve trafik ihlalleri, hırsızlık, adam yaralama, dolandırıcılık, trafik kazaları, aile kavgaları ve buna bağlı meydana gelen toplumsal olumsuzlukların temelinde de “sorumluluk” duygusu içerisinde görevini yapmayan toplum bireylerinin “sorumsuzlukları” yatmaktadır
    Sorumluluk içinde davranan, yaşantısında; kendi sınırlarını aşmadan, başkalarının hukukunu gözeten, insan olarak kendi hakları kadar, diğer bireylerin haklarını da göz önünde tutan, vazifesini en iyi şekilde yerine getiren, kendi malını koruduğu kadar, devletin ve komşusunun malına da sahip çıkan, kendi çıkarları kadar devletin ve milletin çıkarlarını koruyan insanlardan oluşan toplumlar, daha huzurlu, müreffeh, sağlıklı ve düzenli hayat yaşayarak bu küçük dünyamızı cennet haline getirebilirler

    Zaten; insanlık tarihinin başlangıcından bugüne kadar geçen dönemlere baktığımızda, insanlar, topluluklar ve milletlerin dünyayı cennet haline getirmenin mücadelesini verdikleri, ancak bütün uğraşlara rağmen bir türlü bunu başaramadıkları görülmektedir

    Dünyamıza ilk gönderilen insan’ın (Hz Adem) hayat arkadaşı (Hz Havva) ile birlikte yaşadıkları, kendilerinden yememeleri istenilen “meyve” yi yemeleri ile başlayan insan nefsine konulan daha sonra kutsal kitaplarla getirilen yasaklar, helaller ve haramlar, insanoğlu’nun ilk günden itibaren “sorumluluk” bilinci içinde yaşama zorunluluğu getirmiştir

    Yavuz Sultan Selim’in deyişiyle “ Bir kişiye çok, iki kişiye dar gelen” dünyamızda herkesin “sorumluluk” bilinci içinde davranması, yaşantısında, görevinde, hizmetlerinde devamlı iyiyi, güzeli, doğruyu hedeflemesi ve bu doğrultuda örnek olması, önce kendi evini, sonra mahallesini, yöresini, köyünü, kasabasını, kentini ve ülkesi ile birlikte tüm dünyayı aynı duygu ve yaklaşımla güzel görmesi; iyi ve doğru değerlerle sevgi ve saygı içerisinde herkesle iyi geçinmesi yaşama sevincini arttıracak, hayıtından lezzet alacaktır

    Kısacası, “Sorumluluk” “insanın sözle değil, eylemle hal ve davranışlarıyla, topluma maddi ve manevi katkılarıyla eşine, dostuna, komşusuna, ilçesine, kentlisine, ülkesine ve dünyaya zarar vermeden yaşaması, ömrünün her saniyesini yararlı ve olumlu çalışmalar yaparak insanlığın yücelmesi ve ilerlemesine katkı sağlamasıdır” denilebilir
    Ahmet Güzel

    Son söz milletimizin Sorumluluk hep sizin
    Güvenmeli millete
    Uğramayın illete
    Bundan sonra ne olur
    Bu canım cemiyete
    Son söz milletimizin
    Sorumluluk hep sizin
    Halkı küçük görmeyin
    Düşünmeli her beyin
    İleriye gidilmez
    Yüzlerde olursa kin
    Son söz milletimizin
    Sorumluluk hep sizin
    Türkiye söz konuysa
    İşletilmeli yasa
    Birlikte göreceğiz
    Boşalacak mı kasa
    Son söz milletimizin
    Sorumluluk hep sizin
    Huzur vermeli halka
    Düzelsin onda yaka
    Ah edip inlerseler
    Gitmez bilinsin taka
    Son söz milletimizin
    Sorumluluk hep sizin
    Dost ve düşmanı tanı
    Boş geçirme o anı
    Eller kollar kalkmazsa
    Üzersin tatlı canı
    Son söz milletimizin
    Sorumluluk hep sizin
    Vatanımın çıkarı
    Daima olsun kârı
    Yağmur gibi yağarsa
    Ne yapar söyle darı
    Son söz milletimizin
    Sorumluluk hep sizin
    Yola böyle bir devam
    İçimize sokar gam
    Ya birden devrilirse
    Yere düşer birçok çam
    Son söz milletimizin
    Sorumluluk hep sizin
    Önle küresel gücü
    Dili uzatmış öcü
    Tekeri patlatırsa
    Ne olacak sürücü
    Son söz milletimizin
    Sorumluluk hep sizin
    Hazırla beyanname
    Silik olmasın name
    Kalem ters yazar ise
    Ne olacak haneme
    Son söz milletimizin
    Sorumluluk hep sizin
    Yoksullaştırma halkı
    Böyle olamaz hakkı
    Hep geçim zorlaşırsa
    Saçta görülür akı
    Son söz milletimizin
    Sorumluluk hep sizin
    Yükseltin itibarı
    İşi bırakma yarı
    Borsa tersyüz olursa
    Işık verir mi farı
    Son söz milletimizin
    Sorumluluk hep sizin
    Düşün fakir kesimi
    Onları anla emi
    Hasan Sancak söylüyor
    Ne olacak bu gemi
    Son söz milletimizin
    Sorumluluk hep sizin

    Hasan Sancak





sorumluluk şiirleri,  sorumluluk hakkında yazı,  sorumluluk ile ilgili kompozisyon,  sorumluluk yazıları,  sorumluluk ile ilgili yazı,  sorumluluk yazı,  sorumluluk ilgili yazı