Mumine.com ve Misafir Soru - Cevapları Forumundan Halifelik (Hilafet) Nedir? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1
    Kayıtsız Üye

    Reklam

    Halifelik (Hilafet) Nedir?

    Reklam




    Halifelik (Hilafet) Nedir?


    Paylaş
    Halifelik (Hilafet) Nedir? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    HALİFELİK, Hz. Muhammed'den sonra Müslümanlar'ın yönetimini üstlenen kurumdur. Daha Hz. Muhammed'in sağlığında ondan sonra Müslümanlar'ın dünyasal sorunlarını çözecek, dinsel birliğini koruyacak bir kuru-ma gerek olduğu ortaya çıkmıştı. Ama Hz. Muhammed bu konuda açık bir kural koyma-mıştı. Onun ölümünden (632) sonra İslam toplumunun ileri gelenleri toplanarak Hz. Muhammed'in peygamberlik görevleri dışın-da kalan işleri yürütmek üzere Hz. Ebubekir'i halife seçtiler.
    Hz. Ebubekir de kendinden sonra halife olarak Hz. Ömer'i önerdi. Hz. Ömer ise bir seçiciler kurulu oluşturarak kendinden sonra-ki halifenin seçimini bu kurula bıraktı. Hz. Osman bu yöntemle seçildi. Hz. Osman döneminde (644-654) baş gösteren siyasal çekişmeler halifelik kurumunu da etkiledi. Onun ölümünden sonra yeni halife seçimi başlı başına sorun oldu. Müslümanlar'ın bir bölümü Hz. Ali'yi halife tanırken, bir bölümü buna karşı çıktı. İslam toplumunda bir iç savaşa yol açan bu çekişmeler Hz. Ali'nin öldürülmesinden sonra daha büyük boyutlara ulaştı.
    Şam Valisi Muaviye halifeliğini ilan etti. Hz. Ali yandaşları bunu tanımadılar. Her iki gruba da karşı çıkan Hariciler ise yeni bir halife seçilmesini istediler. Bütün bu gruplar halifelik konusunda kendilerini haklı kılan görüşler ortaya koydular. Muaviye'ye göre halifelik Hz. Muhammed'in ve kendisinin de bağlı olduğu Kureyş kabilesine aitti (Sünni görüş). Hz. Ali yandaşlarına göre halife seçimini insanlar yapamazdı. Bu konuda an-cak peygamber karar verebilirdi. O da Hz. Ali'yi seçmiş ve onun soyundan 11 halife geleceğini bildirmişti. Yani halifelik ehlibeyte (Hz. Muhammed'in ailesi) tanınmış bir hakti (Şii görüş). Hariciler ise her iki görüşe de karşı çıkarak aklı başında her Müslüman'ın halife olabileceğini ve halifenin seçimle işbaşı-na getirilmesini savundular. Ama halifeliği eline geçiren Muaviye durumunu gittikçe sağlamlaştırmış, sonra da halifeliği babadan oğula geçen bir kurum haline getirmiştir.
    Şiiler de Hz. Ali soyundan gelen kişileri halife olarak tanımış ve bunlara imam demiş-lerdir. Hariciler ise her iki topluluğa karşı da çok sert davrandıklarından aynı sertlikte kar-şılık görmüş, kıyıma uğramışlardır. Bundan sonra hukukçular bir kişinin zorla da olsa halife olması ve halkın da bunu kabul etmesi durumunda halifeliğin meşru sayılması görü-şünü ortaya atmışlardır. Nitekim Abbasiler de halifeliği bu yolla Emeviler'den almışlar-dır. Şii kökenli Fatımiler 920'de Tunus'u ele geçirdiklerinde ayrı bir halifelik merkezi ya-ratmışlar, buna karşılık Endülüs Emevi Hü-kümdarı III. Abdurrahman da 929'da kendini halife ilan etmiştir. Bu dönemde İslam dünya-sında üç halife ile bir de Şii imam aynı zamanda var olmuştur. Bu karışıklık Endülüs Emevileri ile Fatımiler'in tarih sahnesinden silinmeleriyle azalır gibi olmuş, 1258'de Bağ-dat'ı ele geçiren Moğollar'ın Abbasi Halifeli-ği'ne son vermeleriyle de yeni bir biçim almıştır.
    Mısır'a sığınan Abbasi halifelerinden Zahir'in (1225-26) oğlu Ahmed, Memlûklar tarafından halife olarak ilan edilmiştir. Bun-dan sonra halifelik Sünni Müslümanlar ara-sındaki birliği simgeleyen göstermelik bir kurum olmuş, dünyasal görevleri yerine getir-me gücü sultanların eline geçmiştir. Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim 1517'de Mısır'ı alıp Memlûk egemenliğine son verince Halife III. Mütevekkil'den halifeliği devralmış, Kahire'de korunan kutsal emanetleri de İstan-bul'a getirmiştir. Bununla birlikte Osmanlı padişahları uzun süre halife sanını kullanma-mışlar, ancak devlet parçalanmaya başlayınca Müslümanlar'ın birliğini simgeleyen bu ku-rumdan yararlanmaya çalışmışlardır. Pek de başarılı olmayan bu çabalardan sonra Türki-ye'nin doğuş süreci içerisinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi önce 1922'de saltanat ile halife-liği birbirinden ayırarak saltanata son vermiş, 3 Mart 1924'te yürürlüğe giren bir yasayla da halifeliği kaldırmıştır.


    Hilafet

    Birinin yerine geçme anlamına gelmektedir. Hilafet aynı zamanda Hz. Muhammed'in ölümünden sonra bütün müslüman milletlere önderlik etme ve islam şeriatının koruyuculuğu görevidir. Hz. Muhammed devlet yönetimiyle din yönetimini elinde bulundurduğundan dolayı imam ünvanını da taşıyordu. İmamlık görevine "imamet" denilmekteydi. Zaman içerisinde imamet ile hilafet kelimeleri aynı anlamda kullanılmaya başlanmıştır.

    HILAFETIN KALDIRILMASI

    1 Kasim 1922'de saltanatin kaldirilmasi ile, Sultan- Halife gibi, çifte görevi olan Osmanli hükümdarinin elinden egemenlik haklari, devlet yetkileri alinmisti. Eski Osmanli hükümdarina sadece, dini baskanlik yetkiler taninmisti. Hükümet, TBMM'nin seçtigi Halife Abdülmecid Efendi'den, sadece Müslümanlarin Halifesi ünvanini kullanmasini, gösterisli hareketlerde bulunmamasini istemisti. Abdülmecid, halife seçildikten sonra kendisine verilen talimata aykiri olarak, "Halife-i Müslimin" ünvanindan baska sifat ve ünvanlar tasiyarak, Cumhuriyet hükümetinin talimati disina çikmistir.
    Bazi politikacilar ise; "Hilafet ayni hükümettir, hilafetin hukuk ve görevini iptal etmek hiç kimsenin hiç bir meclisin elinde degildir" diyerek, Halife'yi, Padisah gibi yasatmak istiyorlardi. Bu durum halifelik kurumu hakkinda bir an önce önlem alinmasini gerektiriyordu. Fakat Gazi Mustafa Kemal Pasa'yi halifeligin kaldirilmasi için zorlayan önemli sebep, Halife mevcut oldukça Türkiye'de yapilmasi zorunlu olan sosyal ve laik karakterdeki devrimlerin yapilamayacagi idi.
    3 Mart 1924 tarihli, "Hilafetin ilgasina ve Hanedan-i Osmaniye'nin Türkiye Cumhuriyeti memalik-i hariciyesine çikarilmasina dair kanun"la hilafet kaldirilmistir. Böylece, yeni Türkiye önemli bir adim daha atmistir. Hilafetin kaldirilmasinin Türkiye'de ve dünyada genis yankilari olmustur. Hilafetin kaldirildigi 3 Mart 1924 günü, bir diger kanunla da Ser'iye ve Evkaf Vekaleti (Bakanligi) kaldirilmistir. Ser'iye ve Evkaf Vekaleti'nin kaldirilmasi sonucu, bu vekalet tarafindan yönetilen okullar ve medreseler de kaldirilmistir. Ayrica ayni gün, Erkan-i Harbiye-i Umumiye vekaleti de kaldirildi. Böylece ordu siyaset çatismasinin da önüne geçilmis oldu. Tevhid-i Tedrisat kanunu da o gün kabul edilmisti.



    Halife

    Bu kelimenin birbirinden farklı birkaç anlamı vardır. Buna göre:

    1- Birisinin yerine vekil ola-rak geçen kimse,
    2- Hz. Muhammed (S.A.V)'den sonra ona vekalet etmek üzere yerine geçen kimse,
    3- Kalfa, baş ustadan sonra gelen yetişmiş, ehil kimse.

    Halife kelimesinin en yaygın kul-lanıldığı yer Peygambere vekâlettir.

    Hz. Peygamberin vefatından sonra onun yerine geçene halife denmiştir. İlk halife bilindiği gibi Hz.Ebu Bekir'-dir. Ondan sonra gelen Hz. Ömer, Osman Ali ile birlikte bu ilk dört halifeye İslâm tarihinde Hulefâ-i Raşidin (ergin, yetkin halifeler) denir. Peygamberin yerine geçen kişi anla-mında olmak üzere halifeye "imam" da denir. Burada imam bilinen anla-mından çok farklı olarak "devlet başkam" demektir. Halife veya imam Peygamberin vekili veya halefi (yeri-ne geçen kimse) olarak Müslümanla-rın lideri durumundadır. Dinî emirle-rin uygulanmasına hem önderlik hem de nezaret eder.

    Halifelik İslam dünyasında sonu gelmez tartışmalara sebep olmuştur. Bu tartışma, hatta mücadele, Pey-gamberden sonra yerine ilk olarak kim geçmeliydi (Ebu Bekir mi, Ali mi?) diye başlamış, yüzyıllarca sür-müş, birçok dinî-siyasî mezhep türe-mesine yol açmıştır.
    1517'de Yavuz Sultan Selim, Mı-sır'ı fethetmesinden sonra, Mısırda-ki son Abbasi halifesi Mütevekkil Alallah'tan halifelik yetkisini almış ve böylece halifelik Osmanlılara geçmiş-tir. Bundan sonra Osmanlı padişah-ları "HalifeH rûy-ı zemin" yeryüzü-nün halifesi) veya HaIîfe-i müslimin" (Müslümanların halifesi) -diye anılmıştır. Dört halife devrinden itibaren zaman zaman halife yerine "emiri'l-mü'minîn" (mü'minlerin emiri) ifadesi de kullanılmıştır.

    Halife ve halifelik tasavvuf ilmi sahasında da önemli bir terimdir. Bir tarikatın en üst düzeydeki temsilcisi-nin yani kurucusunun veya şeyhinin tarikat mensupla! ından liyakat sahi-bi birini kendine vekil seçmesi duru-munda bu seçilen kimseye halife de-nir. Bir tarikatta bu rütbeye yükselen kimseye artık hem şeyhi hem de tari-katı temsil edecek, tarikatla ilgili ka-rar ve görüş ortaya koyabilecek ölçü-de yetkili biri demektir.




üç halife aynı zamanda ,  halifelerin görevleri nelerdir,  halifelik nedir,  halifenin görevleri nelerdir