Mumine.com ve Misafir Soru - Cevapları Forumundan Allah'ın (CC) İsimleri - Esmâu'l-Husnâ Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1
    Kayıtsız Üye

    Reklam

    Allah'ın (CC) İsimleri - Esmâu'l-Husnâ

    Reklam




    Allah'ın (CC) İsimleri - Esmâu'l-Husnâ BİLGİ VERİRMİSİNİZ


    Paylaş
    Allah'ın (CC) İsimleri - Esmâu'l-Husnâ Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    ESMÂU'L HÜSNÂ HAKKINDA GENEL BİLGİ

    Arapça'da "isim" kelimesinin çoğulu olan "esmâ" ile "güzel, en güzel" anlamındaki "hüsnâ" kelimelerinden oluşan "esmâu'l hüsnâ" terimi Kur'ân-ı Kerîm ve Hadis-i Şerîflerde Allah-ü Teala'ya nisbet edilen isimleri ifade eder. Sadece Kur'ân'da geçen ilâhî isimler 100'den fazladır; muhtelif hadislerde Allah'a nisbet edilen başka isimler de mevcuttur. Esmâu'l hüsnâ terkibinin, geniş anlamıyla bunların hepsini kapsamakla birlikte terim olarak daha çok doksan dokuz ismi içerdiği kabul edilir.
    Esmâu'l hüsnâ terkibinde yer alan hüsnâ kelimesi "güzel" mânasında sıfat veya "en güzel" anlamında ism-i tafdîl (üstünlük sıfatı) sayılmıştır. Her iki halde de buradaki güzellik bir gerçeği vurgulamakta olup Allah'ın güzel olmayan bir isminden söz edilemeyeceği için mefhûm-i muhalifini hatıra getirmez.
    İlâhî isimlerin güzellikle nitelendirilmesinin sebeplerini Ebû Bekir İbnü'l-Arabî şöyle sıralamaktadır:
    1. Esmâu'l hüsnâ Allah hakkında yücelik ve aşkınlık ifade eder ve kullarda saygı hissi uyandırır.
    2. Zikir ve duada kullanılmaları halinde kabule vesile olur ve sevap kazandırır.
    3. Kalplere huzur ve sükûn verir, lütuf ve rahmet ümidi telkin eder.
    4. Bilginin değeri bilinenin değerine bağlı bulunduğu ve bilinenlerin en şereflisi de Allah olduğu için esmâ'ul hüsnâ bilgisine sahip olanlara bu bilgi meziyet ve şeref kazandırır.
    5. Esmâu'l hüsnâ Allah için vacip (olması gereken), caiz (olması uygun) ve mümteni' (olması imkansız) olan sıfatları içermesi sebebiyle O'nun hakkında yeterli ve doğru bilgi edinmemize imkân verir.
    İnsanların büyük çoğunluğu kâinatın bir yaratıcı ve yöneticisinin bulunduğunu kabul etmekle birlikte madde özelliği taşımadığından O'nu duyularıyla idrak etmeleri mümkün değildir. Şu halde yaratıcı ancak kâinat ve insanla olan ilişkisi bakımından tanınabilir. Bundan dolayı esmâ'ul hüsnâ bilgisi, Allah-âlem ilişkisine ışık tutması ve sonuçta Allah'ı tanıtması açısından önem taşımaktadır.
    Şunu da belirtmek gerekir ki evrenin bir parçasını oluşturan insan, aklî istidlalleri yanında gönül hayatı bakımından da yaratıcı ile münasebet kurmak ihtiyacındadır. Bu münasebetin sağlanmasında esmâ'ul hüsnânın vazgeçilmez bir rolü vardır. İsimlerin kelimeler ve seslerle ifade edilmesi ve bu seslerin kulaklarda yankılanması söz konusu iletişimi geliştiren ve güçlendiren sebeplerdir. Kur'ân-ı Kerîm'de dua ve zikrin ısrarla tavsiye edilmesinin bir sebebi de bu olmalıdır. Hz. Peygamber'den rivayet edilen duâ metinlerinde esmâ'ul hüsnânın çokça yer alması dikkat çekicidir.
    İbnü'l-Arabî'nin de belirttiği gibi her dindar insanın manevî yöneliş ve ibadetlerinin yüce yaratıcının bizzat kendisine olduğu şüphesizdir. O'nunla iletişim kurmak ve söyleşmek dindar için vazgeçilmez bir ihtiyaç, paha biçilmez bir haz olup bu iletişime zihinle kalbin yanında bunlarla etkileşim halinde bulunan dilin ve kulağın da katılması lâzımdır. Dil O'nun isimlerini zikreder, kulak da bu zikri algılar.
    En önemli konusunu Allah bilgisinin oluşturduğu ilâhî dinler içinde İslâmiyet Allah'ın isim ve sıfatlarına ayrı bir önem vermiş, tevhid inancının açık bir şekilde anlaşılabilmesi için yaratanla yaratılmışların niteliklerinin açıklığa kavuşturulmasını fevkalâde gerekli görmüştür. Allah'ın zâtının bilinmesi isimleri ve sıfatlarıyla mümkün olacağından Kur'ân-ı Kerim'de Allah'ın güzel isimlerinin bulunduğu, O'na bu isimlerle dua, niyaz ve ibadette bulunulması gerektiği, bu konuda doğru yoldan ayrılanlara itibar edilmemesi lâzım geldiği (A'râf 7/180), ayrıca esmâ'ul hüsnânın hangisiyle olursa olsun dua edilebileceği (İsrâ 17/ 110) belirtilmiş ve son inen sûrelerden birinde de on altı kadar isim bir arada zikredilmiştir (Haşr 59/22-24).
    Esmâu'l hüsnâ ve sayısı konusunda ilk akla gelen şeylerden biri de, sayıyı doksan dokuz olarak belirleyen ve esmâu'l hüsnâyı ard arda sayan meşhur hadistir. Sahabi Ebû Hüreyre'ye (r.a.) ulaşan rivayetlerin muhtevası iki kısma ayrılır:
    Bütün rivayetlerin kaydettiği birinci kısmın meali şöyledir:
    "Allah'ın doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardır. Kim bunları sayarsa (ihsâ) Cennet'e girer".
    Hadisin bu kısmını içeren bazı rivayetlerin sonunda, "O tektir, tek olanı sever." şeklinde bir ilâve de mevcuttur. Hadis metnindeki "kim onu sayarsa (men ahsâhâ)" lafzı bazı rivayetlerde "kim onu ezberlerse (men hafizahâ)" ibaresiyle nakledilmiştir. Hadiste Cennet'e girmeye vesile olarak gösterilen "ihsâ" kelimesinin buradaki anlamı üzerinde Buhârî'den itibaren önemle durulmuş ve kelimenin "saymak, ezberlemek, anlamak" şeklindeki sözlük anlamının ötesinde bir mâna taşıdığı görüşü ağırlık kazanmıştır. Öyle anlaşılıyor ki bu kelime "İslâm'ın ulûhiyyet inancını naslara başvurmak suretiyle tesbit edip anlamak, benimsemek ve bu inanca uygun bir ruhî yetkinlik kaydetmek" anlamını içermektedir.
    Konuya bir de şu yönden bakabiliriz:
    Yüce Allah Kur'ân-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır:
    "...Allah'ı anmak elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir." (Ankebut 29/45) "Bunlar, iman edenler ve gönülleri Allah'ın zikriyle sükûnete erenlerdir. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur." (Ra'd 13/28)
    Peygamber Efendimiz de ashabını ve ümmetini kalplerinin her zaman Allah'ı hatırlama ile nurlanması yönünde eğitmiş ve tavsiyelerde bulunmuştur. O bir hadisinde şöyle buyurmuştur:
    "...Dikkat edin! İnsan bedeninde öyle bir et parçası vardır ki o iyi olursa bütün beden iyi olur; o kötü olursa bütün beden bozulur: O et parçası kalptir."
    Bunlar ışığında düşünecek olursak kalp iyi ve kötü düşünce ve davranışların yönledirildiği bir kaynaktır. Eğer inanmış kişinin kalbinde Allah'ı hatırlama yönünde bir gevşeklik olursa burada kötü düşünce ve fikirler daha kolay oluşacaktır. Fakat bu kalpte Allah'ı hatırlama kuvvetli ise bu takdirde kötü düşünce ve fikirler dağılacak bu durum da güzel davranışlara sebep olacaktır.
    Yukarıdaki ayete (Ankebut 29/45) tekrar bakacak olursak Allah'ı hatırlama ve bunun sebep olduğu davranışlar arasıdaki ilişkiyi sezebiliriz: Allah kendisini anmaktan bahsettikten sonra "Allah YAPTIKLARINIZI bilir." buyurmaktadır.
    Öyle ise esmâu'l hüsnâyı saymak veya ezberlemek bize Allah'ı hatırlatacak, Allah'ı hatırlamak kalbimizi aydınlatacak ve güzelleştirecek, bu güzel kalp güzel davranışlara sebep olacak ve bu güzel davranışlar da Allah'ın izniyle insanın Cennet'e girmesine sebep olacaktır.
    Allah'ı birden fazla isimle anmak veya bazı sıfatlarla nitelendirmek acaba İslâm'ın çok önem verdiği tevhid ilkesini zedeler mi? "Zât-ı ilâhiyyeye (Allah'ın zâtına) nisbet edilen mâna" şeklinde tarif edilebilen isim veya sıfatlar zihnin dışında müstakil bir varlığa sahip bulunmadıkları için böyle bir endişeye mahal görülmemiştir. Mâtürîdî'nin de belirttiği gibi insanlar ancak duyularıyla idrak ettikleri konularda bilgi sahibi olabilirler. Bu sebeple duyular ötesi olan Allah kendisini duyular âleminin kavramlarıyla tanıtmıştır. Ancak Allah ile diğer şeyler arasında benzerlik kurulamayacağını bildiren âyet (Şûrâ 42/11), Allah hakkında akıl ve hayale gelebilecek her türlü yaratılmışlık özelliğini bertaraf eder. Aslında yaratılmışlar arasındaki benzetmeler sadece bir isimlendirmeden kaynaklanmaz. İki şey arasındaki benzerlik genellikle duyular yoluyla tesbit edildikten sonra ortak bir kelime ile adlandırılır. Halbuki Allah hakkında böyle bir tesbitten söz etmek mümkün değildir.
    Allah'ın isim veya sıfatları O'nun zâtına nisbet edilen mâna ve kavramlardan ibarettir. Bu kavramlar şekil itibariyle isim, fiil veya zarf olabileceği gibi tamlama veya başka yollarla oluşmuş bir terkip halinde de bulunabilir. Kur'ân-ı Kerîm'in edebî üslûbu gereği aynı kökten gelen veya ayrı köklerden olmakla birlikte eş anlamlar taşıyan isimler de az değildir. İslâm'a mahsus ulûhiyyet inancında ilim, kudret ve yaratıcılık büyük bir yer tutar ve Kur'ân âyetlerinin temel örgüsünü oluşturur. Bundan dolayı çeşitli kalıplarla Allah'a nisbet edilen fiillerden birçok isim ve sıfat türetmek mümkündür. Konuyla ilgili çalışmalarda Kur'ân-ı Kerîm'den değişik sayılarda esmâ'ul hüsnâ tesbit edilmiştir. Esmâu'l hüsnâ ile ilgili âyetlerden ilham alan birçok âlim eski dönemlerden itibaren Kur'ân'da bulunan isimleri doksan dokuz sayısına bağlı kalmadan araştırıp listeler düzenlemeyi denemişlerdir.
    Esmâu'l hüsnânın yüzlerle ifade edilecek kadar çok oluşu İslâm ilâhiyatı alanında zengin bir malzeme oluşturmuş, ulûhiyet inancının açıklık kazanmasına, kulun dua, niyaz ve zikirlerle Allah'a yaklaşmasına yardımcı olmuştur.
    Esmâu'l hüsnânın İslâm inancında sahib olduğu bu önemden dolayı İslâm alimleri tarafından (Allah hepsinden razı olsun) esmâu'l hüsnâ ile ilgili yüzlerce eser yazılmış ve - internet ortamı da dahil olmak üzere ;-) - hala da yazılmaktadır. Önde gelen İslâm alimlerinden birçoğu kitap serilerine -belki de manevi bir bereket umuduyla- esmâu'l hüsnâ ile ilgili bir kitap eklemişlerdir. Sadece esmâu'l hüsnâ ile ilgili eserleri inceleyen kitaplar bile mevcuttur.
    Ve Müslüman bir hattatın eserleri arasında mutlaka bir esmâu'l hüsnâ kolleksiyonu vardır. Birçok müslüman hoca ve anne-baba yukarıda geçen ayet ve hadislerin manevi yönlendirmesi sonucunda öğrencilerine ve çocuklarına çeşitli hediyeler vaad ederek esmâu'l hüsnâyı ezberlemelerini isterler. Yine ellerinden öpülesi birçok iyi müslüman da manevi yükselişleri ve Peygamber Efendimizin müjdelediği Cennet'e girmeyi ümid ederek hergün özellikle sabah namazından sonra esmâu'l hüsnâyı okurlar.
    Hattatlar tarafından yazılan esmâu'l hüsnâ tablolarında genellikle şöyle bir plan uygulanır: En üste bir Bismillâhirrahmânirrahîm yazılır. Altına esmâu'l hüsnâ ile ilgili ayet ve hadis yazılır. Daha sonra meşhur olan hadiste sayıldığı sıra ile 99 isim yazılır. Her ismin soluna "Celle Celâluh" (Şânı Yüce) şeklinde okunan bir saygı ifadesi yazılır; okunurken de her ismin ardından veya bazen belli aralıklarla Celle Celâluh denilir.

    99 Güzel İsim ve Anlamları
    1-ALLAH Her şeyin gerçek mabudu

    2-RAHMAN Dünyada bütün mahlukatı rızıklandıran

    3-RAHİM Ahirette yalnız dostlarına rahmet edecek

    4-MELİK Bütün mevcudatın gerçek sahibi ve hükümdarı

    5-KUDDÜS C.C. Bütün mahlukatı maddi ve manevi kirlerden arındıran

    6-SELAM Her türlü tehlikeden kullarını selamette kılan

    7-MÜMİN Kalplerde iman nurunu yakan ve kullarına güven veren

    8-MÜHEYMİN Bütün varlıkları ilim ve kontrolu altında tutan

    9-AZİZ Sonsuz izzet sahibi olan

    10-CEBBAR C.C. İstediğini zorla yaptıran

    11-MÜTEKEBBİR Sonsuz büyüklük ve azamet sahibi

    12-HALİK Her şeyi yoktan yaratan

    13-BARİ Eşyayı ve herşeyin aza, cihazatını birbirine uygun yaratan

    14-MUSAVVİR Her varlığa münasip şekil giydiren

    15-GAFFAR C.C. Çok affeden

    16-KAHHAR Her şeye galip gelen ve bütün düşmanlarını kahreden

    17-VEHHAP Bol bol hediyeler veren

    18-REZZAK Bütün rızka muhtaç olanları rızıklandıran

    19-FETTAH Her şeyi hikmetle açan

    20-ALİM C.C. Her şeyi hakkıyla bilen

    21-KABİD İstediğinin maddi ve manevi rızkını daraltan

    22-BASİT İstediğinin maddi ve manevi rızkını genişleten

    23-RAFİD İstediği kulunu şeref sahibi iken rezil rüsvay eden

    24-RAFİ Dilediklerinin mertebesini yükselten

    25-MUİZZ C.C. İstediğine izzet veren ve şereflendiren

    26-MÜZİLL İstediğini zelil kılan

    27-SEMİ Gizli açık her sesi işiten

    28-BASİR Her şeyi bütün incelikleriyle gören

    29-HAKEM Hükmeden hakkı yerine getiren

    30-ADL C.C. Tam adaletli, Allah adildir zalimleri sevmez

    31-LATİF Lutfu keremi bol olan

    32-HABİR Her şeyden haberdar olan

    33-HALİM Yaratıklarına son derece yumuşak muamele eden

    34-AZİM Kendisine büyük ümitler beslenen

    35-GAFUR C.C. Kullarının günahlarını bağışlayan

    36-ŞEKUR Rızası için yapılan işleri bol sevapla karşılayan

    37-ALİYY Her şeyiyle yüce olan

    38-KEBİR Varlığının kemaline hudut yoktur

    39-HAFIZ Her şeyi muhafaza eden

    40-MUKİT C.C. Her türlü mahlukata münasip rızık veren

    41-HASİB Kullarının bütün fiillerinin hesabını gören

    42-CELİL Yücelik ve ululuk sahibi

    43-KERİM İyilik ve ikramı bol olan

    44-RAKİB Bütün varlıklar üzerinde gözcü

    45-MUCİB C.C. Kullarının dualarına cevap veren

    46-VASİ İlim ve insanı her şeyi içine alan

    47-HAKİM Her şeyi yerli yerinde yapan

    48-VEDÜD İtaatkar kullarını çok seven

    49-MECİD Azamet şeref ve hakimiyeti sonsuz

    50-BAİS C.C. Peygamberler gönderen ve ölüleri dirilten

    51-ŞEHİD Kullarının her yaptığını gören

    52-HAKK Varlığı hiç değişmeden duran, daima sabit

    53-VEKİL Kendine güvenen kullarının işini en iyi yoluna koyan

    54-KAVİY Güç ve kuvveti sonsuz olan

    55-METİN C.C. Hiçbirşey hükmünü sarsmayan ve kendisine güvenilen

    56-VELİY Müminlerin dostu olan

    57-HAMİD En çok övülen ve en çok övgüye layık olan

    58-MUHSİ Her şeyin sayısını bir bir bilen

    59-MÜBDİ Mahlukatı örneksiz ve yoktan yaratan

    60-MÜİD C.C. Mahlukatı öldükten sonra yeniden dirilten

    61-MUHYİ Canlılara hayat veren

    62-MÜMİT Canlı bir mahlukun ölümünü yaratan

    63-HAYY Gerçek hayat sahibi olan

    64-KAYYUM Gökleri yeri ve bütün mahlukatı ayakta tutan

    65-VACİD C.C. İstediğini bulan

    66-MACİD Sonsuz şan ve yücelik sahibi

    67-VAHİD İsimlerinde sıfatlarında ve fiillerinde ortağı olmayan

    68-SAMED Her şey kendisine muhtaç, O kimseye muhtaç değil

    69-KADİR Sonsuz kudret sahibi olan

    70-MUKTEDİR C.C. Her şeye gücü yeten

    71-MUKADDİM Dilediğini öne geçiren

    72-MUAHHİR İstediğini arkaya bırakan

    73-EVVEL Herşeyden önce olan

    74-AHİR Herşeyden sonra olan

    75-ZAHİR C.C. Varlığı apaçık görünen

    76-BATIN Herşeyin iç yüzünden haberdar olan

    77-VALİ Mahlukatın işlerini yoluna koyan

    78-MÜTEALİ Ali, büyük

    79-BERR Herkesten fazla iyilik yapan

    80-TEVVAB C.C. Bütün tevbeleri kabul eden

    81-MÜNTEKİN Suçluları müstehak oldukları cezaya çarptıran

    82-AFÜVY Kullarını çok çok affeden

    83-RAUF Kullarına çok şefkat edip esirgeyen

    84-MALİKÜLMÜLK Hakiki mülk sahibi O dur. Dilediğine verir, dilediğinden alır

    85-ZÜLCELALVELİKRAM Büyüklük, fazl ve kerem sahibi

    86-MUKSİT Bütün işleri denk, birbirine uygun

    87-CAMİ İstediğini istediği şekilde toplayan

    88-GANİY Gerçek zenginlik sahibi ve hiçbir şeye muhtaç olmayan

    89-MUĞNİ Mahlukatının ihtiyacını giderip zengin kılan

    90-MANİ C.C. İstediği şeyin meydana gelmesine engel olan

    91-DARR Hikmeti gereği elem ve zarar verici şeyleri yaratan

    92-NAFİ Faydalı şeyleri yaratan

    93-NUR Alemleri, istediği simaları ve gönülleri

    94-HADİ Kullarına hidayet veren

    95-BEDİ C.C. Eser ve insanıyla varlığı apaçık görünen

    96-BAKİ Varlığının sonu olmayan

    97-VARİS Bütün mülk ve servetlerin hakiki sahibi

    98-REŞİD Bütün işlerini ezeli hikmetine göre neticeye ulaştıran

    99-SABUR C.C. Asileri hemen cezalandırmayıp çok sabreden

    C.C.(Celle Celalühü)