Mumine.com ve Misafir Soru - Cevapları Forumundan Adet olup olmadığına nasıl karar verilir Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1
    Kayıtsız Üye

    Reklam

    Adet olup olmadığına nasıl karar verilir

    Reklam




    Adetim Temmuz 22 De Başladı Ve 8-10 Gün Sürdü.daha Sonra 1 Hafta Temiz Iken 2 Gün Damla Damla Leke Oldu.ben Namaza Devam Ettim özür Diye şuanda Niyetliyim Ama Bir Arkadaşım 3 Gün Temiz Olunca Adetten Sayılır Diyor.içim Rahat Etmiyor.nasıl Karar Vereceğiz Adet Olup Olmadığına.


    Paylaş
    Adet olup olmadığına nasıl karar verilir Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Hayız ve istihaze hakkında bilgi verir misiniz, hayızın süresi ne kadardır ?


    Hayızın sona ermesi için kesilmesi esastır.

    10 günden fazla olan adet günleri özür sayılır. İki adet halinin arasında 15 gün geçmişse ondan sonra gelen kan hayız kanı olarak değerlendirilir. Kadınlar adet hallerine çok dikkat etmelidirler. Çünkü bu haller, onların birçok din görevleri ile ilgilidir. Bu konu ile ilgili başlıca meseleler şunlardır:

    Kadınlar en az dokuz yaşlarında buluğ çağına erer ve adet görmeye başlarlar. Elli veya elli beş yaşlarında da "Sinn-i İyas" denilen adet görmeme devresine girerler. Bu yaştan daha önce adetten kesilen kadınlar da vardır.

    Adet müddetinin en azı üç gündür (yetmiş iki saattir). En çoğu da on gün, (iki yüz kırk saat)... Bu iki zaman arasında görülecek kanlar, adet kanı sayılır. Bu zaman içinde devamlı olarak kanın gelmesi gerekmez, ara sıra kesilebilir. Örnek: Bir kadın üç gün kan gördükten sonra iki gün kanı kesilse ve arkasından üç gün daha devam etse, bu sekiz günün hepsi adet gününü teşkil etmiş olur.

    İki adet arasındaki temizlik haline Tuhr (Temizlik) hali denir. Bunun müddeti on beş günden az olamaz. Fakat bundan çok olabilir. Tuhr hali aylarca ve senelerce devam edebilir. Böyle temizlik hali devam eden kadına Münteddetü't-Tuhr (Temizliği devamlı) denir.

    Bazı kadınların adet günleri, sayılan belli günlerdir. Örnek: Her ay beş veya yedi veya dokuz gün adet görürler. Böyle bir kadına "Mu'tade" denir. Bir adet, bir kez meydana geldiği üzre kararlaşmış olabilir. Şöyle ki: Henüz adet görmeye başlayan bir kız, ilk kez sekiz gün kan görse, sonra yirmi iki gün temiz olsa, bu şekilde adeti kararlaşmış olur. Ondan sonra devamlı olarak kendisinden bir hastalık sebebiyle kan gelecek olsa, onun hem adet günleri, hem de temizlik günleri her ay o şekilde hesab edilir.

    Bazı kadınlarda adet günleri değişik olur. Şöyle ki: Bir ay beş gün diğer ay altı gün adet görebilirler. Bu durumda ihtiyatlı hareket etmek gerekir. Böyle bir kadın, altıncı gün oldu mu yıkanır, namazlarını kılar ve eğer ramazansa orucunu tutar; çünkü bu altıncı gündeki kanın illet (istihaze) kanı olması muhtemeldir. Fakat bu altıncı gün çıkmadıkça, cinsî münasebette bulunamaz, boşanmışsa iddeti dolmuş sayılmaz. Çünkü bu altıncı günün kanı, hayız kanı olmak ihtimali vardır.

    Bir adetin değişmiş olması için, ona aykırı iki adet hali görülmelidir. Örnek: Her ay beş gün adet gören bir kadın, sonra iki kez dört gün veya iki kez altıgün kan görse, onun adeti beş günden dört güne veya altı güne geçmiş olur.

    Sonuç: Adet, bir defa ile yerleşir, iki defa ile değişebilir. Bununla beraber İmam Ebû Yusuf'a göre, adet bir defa ile değişmiş sayılabilir. Buna yeni adetin eskisini bozup onun yerini alması anlamında "Fesh-î adet" de denilmektedir.

    Belli günler devam eden bir adete aykırı olupda on günden fazla devam etmeyen kanlar, adet kanı sayılır. Bu halde adet değişmiş olur. Örnek: Her ay yedi gün kan gören bir kadın, sonra on gün kan görse, hepsi hayız kanı sayılır. Bu halde adeti yedi günden on güne geçmiş olur. Fakat belli günlerden sonra gelen kan, belli günlerle toplandığı zaman on günden fazla olursa, yedi günden ziyade olan kanlar hayız kanı sayılmaz, İstihaze (illet) kanı olur. Şöyle ki: Böyle yedi gün kan gören bir kadın sonradan on bir veya on iki gün kan görmeye başlarsa, bunun adet edinilmiş yedi günlüğü hayız kanı olur. Sonraki dört veya beş günü istihaze (illet) kanı olur.

    Yine: Her ay başından itibaren beş gün adet görmekte olduğu farz edilen bir kadın, bu adeti üzere kan gördüğü gibi, bundan iki gün veya üç gün veya beş gün önce de kan görmüş olsa, bunların hepsi adet sayılır; çünkü adet sayısı on günü geçmemiştir. Fakat kan görme günlerinin tümü bu şekilde on günden fazla olursa, yalnız adeti olan o beş günde gördüğü kan hayız kanı sayılır, adet edindiği günlerden fazla olan bütün kanlar istihaze (illet) kanı sayılır.

    Adet görmekte olan bir kadından bir hastalık sebebi ile devamlı olarak kan gelecek olsa, onun hayız ve temizlik hallerindeki belli günlerine göre hüküm verilir. Örnek: Her ay başından itibaren on gün kan gören bir kadın, ondan sonra yirmi gün veya altı aydan noksan olmak üzere şu kadar ay ve gün temizlik üzere olsa, onun adeti böyle kararlaşmış olur. Sonra böyle bir kadından devamlı olarak kan gelse, yine eski şekli üzere her ayın ilk on günü hayız, diğer yirmi günü veya şu kadar ay ile günü de temizlik hali sayılır. Fakat temizlik müddeti tam altı ay veya daha ziyade bulunmuş olursa, temizlik müddeti altı aydan bir saat noksan kabul edilir ki, bu müddet, gebelik halinin en az zamanıdır.

    Yine: Yeni hayız görmeye başlayan bir kızın adeti kararlaşmaksızın kanı akıp devam etse, her aydan on günü adetine sayılmış olur. Diğer yirmi günü de temizlik müddeti kabul edilir.

    Bir hastalık veya önemsememe neticesi adet günlerini unutmuş olan bir kadına "Mütehayyire" denir. Böyle bir kadının gördüğü akıntı kesilmeyecek olsa, onun adeti hakkında kuvvetli olan görüşü ile işlem yapar. Kuvveti fazla olan bir görüşe sahib değilse, ihtiyat olan yolu benimser. Boşanmış ise, iddeti için on gün, temizlik müddeti de altı aydan bir saat noksan olmak üzere takdir edilir. Diğer bir görüşe göre: Temizlik müddeti iki ay kabul edilir. Bunun namaz ve oruçları üzerinde ayrıntılı bilgi vardır. Bu konu ile ilgili geniş bilgi, İmam Sarahsî'nin "Mebsûd" isimli kitabında vardır.

    Adet görme çağına gelen bir kız, ilk kez görmeye başladığı kandan dolayı hemen namazını bırakır ve oruçlu ise, orucunu kaza etmek üzere sonraya bırakır. Evli ise, cinsi ilişkide bulunmaz. Böyle bir kıza "Mübtedie" denir. Bu kan üç günden az bir zaman içinde kesilirse, hayız kanı olmadığı anlaşılır. O zaman bırakıp kılmadığı namazları kaza etmesi gerekir. İmam Azam'dan nakledilen bir görüşe göre, ilk başlayan bu kan üç gün devam edip de hayız kanı olduğu bilinmedikçe, namazı terk etmez ve orucuna da devam eder.

    Hayız müddeti içinde gelen kan tamamiyle kesilmedikçe, adet son bulmuş olmaz. Bu kan, siyah, kırmızı, yeşilimtrak veya sarı olabileceği gibi bulanık ve toprak rengi de olabilir. Adetini tamamlamış olan bir kadından gelecek akıntı bembeyaz bir renkte bulunur.

    Bir kadının görmekte olduğu adetini, kocasına karşı inkar etmesi veya gerçeğe aykırı olarak adet gördüğünü söylemesi helal değildir.

    Adet görmekte olduğunu söyleyen bir kadın, iffetli ve saliha bir kadın ise, sözü kabul olunur; değilse kabul olunmaz. Ancak doğru söylediğine inandırıcı bir hal olursa, kabul edilir. Mesela, söylediği söz, adetinin başlangıç zamanına rasgelmişse, o halde dediği kabul olunur.

    Hayız ve nifas müddetleri dışında, rahimden akan kana istihaze yani, hastalık kanı denir. İstihaze kanı, hayız ve nifas kanından farklıdır. Bu kan, damardan geldiği için, ince ve kokusuzdur. Tıpkı burundan vesaire âzalardan akan kan gibidir. Bir özür ve hastalık kanıdır.

    İstihaze kanı, ne oruca, ne de namaza engel değildir. Cinsî münasebete de mâni olmaz. Ancak istihaze hâlindeki kadınlar, özürlü hükmünde bulunurlar. Özürlülerin tâbi olduğu hükümlere uygun olarak ibadetlerini yaparlar. Asr-ı Saâdette bir gün bir kadın Peygamberimize gelerek:

    "Benden devamlı kan gelir, namazı bırakayım mı?" diye sormuştu. Peygamberimiz de cevaben:

    "Hayır, o damardaki bir hastalıktandır, hayız değildir. Âdet vaktin gelince namazı bırak, âdet hâlin geçince guslederek temizlen ve bundan sonra her vakit namazı için ayrı abdest alarak namazlarını kıl. Tekrar âdet hâli gelinceye kadar böyle yapmaya devam et" buyurmuşlardı. Bu rivayet, istihaze hâlinin özür hâline ait hükümlere tâbi olduğunu açıkça göstermektedir.




  3. 3
    Özür Kanı - İstihâze


    Rahim içi damarlardan hayız ve nifas hali dışında ve bir hastalık veya yapısal bozukluk sebebiyle gelen kana istihaze (özür kanı) denilir diğer bir ifadeyle istihaze, kadının adet ve lohusalık dışındadaki kanamalarının genel adıdır Fakihlerin, hayız ve nifasın azami sürelerini belirleme çabalarının bir amacı da hayız ve nifas kanı ile istiahaze kanını birbirinden ayırt etme konusunda kadınlara genel ve pratik bir ölçü vermektir Bu konuda her bir kadının kendi tecrübe ve kanaatinin de önemli olduğunu, nihai olarak da tıp biliminin tespitlerinin ölçü alınması gerektiğini belirtmek gerekir İstihaze kanı, dinmeyen burun kanaması, tutulamayan idrar veya bir yaradan sürekli kan akması gibi sadece abdesti bozan bir özür (mazeret) halidir Bu durumdaki kadın gerekli maddi- bedeni temizliği yapar, tedbirleri alır ve özürlü kimselere tanınan ruhsat ve muafiyetleri kullanarak her bir namaz vakti için ayrı ayrı abdest alarak ibadetlerini eda eder (1)
    Özürlü Kimselerin Elbiselerinin Kirlenmesi
    Özürlü olan kimselerin kan, irin ve idrar gibi pisliklerinden elbiselerine, çamaşırlarına bulaşanı yıkmak - özürleri devam ettiçe - vacip olmadığından, kendisinden özür kanı gelen kadına Ressulullah Efendimiz, yeniden abdest almayı emir buyurmuşlarsa da giyilen şeyleri yıkamayı emretmemişlerdir (2)
    Özürlü İma ile Namaz Kılabilirmi?
    Eğer kan yalnız secde halinde geliyorsa özürlü secdeyi terkeder Ruku halinde geliyorsa ruku'u da terkeder, namazını ima ile kılar
    Özür Kanı Kesildikten Sonra Gusül Gerekir mi?
    Özürlü olan bir kimsenin kanı kesildiği vakit ona boy abdesti lazım gelmediği gibi - özür kanı kesildiği vakitte bu kadının da yıkanması lazım gelmez (2) İslam, her konuda temizliğe gereken önemi vermekle beraber, kolaylığı da sağlamaktadır Hanefilerce: Özürlü kadıntemiz kadın hükmündedir Yani namazını kılar, orucunu tutar, Kur'an okur, cinsel temasta bulunabilir ancak her namaz için bir abdest alıp, gusletmesine gerek yoktur Özürlü kadın, abdest almadan önce tenâsül organını iyice yıkar ve temizbir bezle iyice kendini korur (4)
    Özürlü Ne Zaman Abdest Alır?
    Vakit girdikten sonra abdest alıp o abdest ile vakit namazlarını kılacakları gibi, kazaya kalmışyani geçmiş namazlarındanda - sihhatli zamanlarda kazaya kalmış olsalar bile - istedikleri kadar kılabilirler, hatta nafile namaz da kılarlar (2)
    Özürlü sayılan kimseler
    Özür kanı gören kadın
    Hayzı üç günden az on günden fazla devam eden kadın
    Lohusalığı kırk günden fazla devam eden kadın
    İdrarı damlalar halinde gelen kimse
    Sık sık burun kanaması olan kimse
    Herhangi bir organı kanayan kimse
    Meme, kulak, göz vs yerinden ağrı ile akıntısı gelen kimse
    Yarası devamlı kanayan kimse (3)
    Özürlü Sayılmanın Şartları
    Bir kadından gelen istihaze kanı, kadın ve erkekte bulunan özrün dini bir özür sayılabilmesi için bazı şartlar vardır
    Özrün bir namaz vakti devam etmesi
    Abdest alıp namaz kılacak kadar bir fırsatın bulunmaması
    Her namaz vakti içinde en az bir defa görülmesi gerekir (3)
    İstihaze Kanı Gören Kadın İle Cinsel İlişki Kurmak
    "Kan akma halinde bile olsa istihaze kanı gören kadınla kocasının cinsel ilişkide bulunması caizdir Ancak, kocanın gücü yettiğince bundan uzak durması kadın açısından elbetteki daha uygundur çünkü ay halindeki rahatsızlık istihaze gören kadında da mevcuttur Bu kanın bir hastalık belirtisi olma ihtimali büyük olduğundan bir an önce tedavisine gidilmesi, hem kadın sağlığı hem de aile huzuru için gereklidir

    Kaynaklar:
    İlmihal I, İman ve İbadetler, Türkiye Diyanet Vakfı, 1999, 2Baskı (1)
    Kadın İlmihali, MCemal Öğüt,1971, Bahar Yayınları, 9Baskı (2)Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN, Gonca Yayınevi, 1993 (3)
    İzahlı Kadın İlmihali, Asım Uysal, Mürşide Uysal, Uysal Yayınevi, 2001, 11Baskı (4)




özür hali bitince gusül gerekir mi,  özür kanı nasıl anlaşılır,  ozur bitince gusul gerekir mi,  adetim 8 gün sürdü,  özür kanı nasıl olur,  özür kanaması bitince gusül gerekir mi,  adetim 15 gün sürdü