Mumine.com ve Misafir Soru - Cevapları Forumundan İslamda kadın boşama şartları nedir? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1
    Kayıtsız Üye

    Reklam

    İslamda kadın boşama şartları nedir?

    Reklam




    İslamda kadın boşama şartları nedir?


    Paylaş
    İslamda kadın boşama şartları nedir? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    İslâm'da boşama, prensip olarak kocanın tek yanlı irâdesiyle ve mahkeme kararına gerek olmaksızın meydâna gelir. Koca, bizzat boşayabileceği gibi, bir vekil aracılığı ile de boşayabilir. Ya da karısına boşama yetkisi (tefvîz) verebilir. Diğer yandan bazı boşanma sebepleri ortaya çıkınca, kadının da mahkemeye baş vurarak evliliğe son verdirmesi mümkündür. Bu boşanma sebepleri 7 maddede toplanabilir:

    1. Allah'ın emrettiği şekilde yaşamaktan kaçınmak, İslami emirleri uygulamamak:

    İslam, tevhid dinidir. İslami evlilik de Allah rızasına uygun olarak yapılmalıdır.. Eşler, hayat yolunda İslami hükümleri birlikte yerine getirerek Allah'ın rızasını ve hoşnutluğunu kazanmayı amaç edinirler. İslami evliliği, müşrik ya da gayri islami evliliklerden ayrı ve üstün tutan yanı da budur. İslami evlilikte olmazsa olmaz şart, bireylerin Allah'ın emirlerini yaşamakta kararlı ve titiz düşünmeleridir. İslamı, düşüncede bulundurmaktan ziyade hayatına da uygulamak gerekir. Fakat eşlerden birinin, Allah'ın emirlerini unutması, uygulamaktan kaçınması, eşine İslam dışındaki modelleri benimsetmeye çalışması, tamamen İslami sorumluluktan uzak bir yaşayış tarzı sergilemeleri durumunda kadına da, erkeğe de boşanma hakkı verilmiştir. Çünkü Müslüman birisi, Allah rızası için evlenir, ve bundan başka şeylerle yani şeytanın hükümleriyle yaşamayı kesinlikle kabul edemez, etmemelidir de... Temeli sağlam yapan, eşlerin birbirlerine duydukları aşktan ziyade Allah'a duydukları aşktır. Allah'ı hoşnut edemedikten sonra birbirlerini hoşnut etmelerinin eşlere, dünya için de ahiret için de bir kazandıracağı yoktur. İSLAMİ EVLİLİKTE AMAÇ, DÜNYADA DA AHİRETTE DE SAADETE ERİŞMEKTİR.. BİLHASSA AHİRET SAADETİNİN GERÇEKLEŞMESİ DE ALLAH'IN EMİRLERİNİ TAVİZ VERMEYEREK YAŞAMAKTAN GEÇER..

    2. Hastalık veya özür:


    Evlilik akdi sırasında mevcûd olan veya evlilik sırasında meydana gelen bazı özür veya hastalıklar yüzünden kadının boşanmak hakkı vardır. Bunlar, akıl hastalığı, cüzzam ve zührevî hastalıklar gibi birlikte yaşama hâlinde zararı kaçınılmaz olan hastalıklardır.

    3. Kocanın Nafakayı Sağlamaması:

    Kadının yeme-içme, giyim ve barınma masrafları kocasına âiddir. Koca varlıklı olduğu halde, eşiyle ilgilenmez ve onu açlık ve sefâlet içinde bırakırsa; kadının önce kocasından nafaka almaya çalışması, bu mümkün olmazsa, boşanmak için çâre araması hakkı olur. Koca fakir ise, kadınının onu yalnız bırakması, hattâ bu sebeple ondan ayrılmaya kalkışması, vefâsızlık olur.

    4. Kocanın Evi Terketmesi:

    Kocanın evi terketmesi ve bu yüzden, sıkıntı ve fitneye düşmek tehlikesi karşısında kadının mahkeme aracılığıyla evliliğe son vermesi söz konusudur. Erkeğin hayat ve ölümüne dâir haber almaktan ümid kesildiği târihten îtibâren dört sene beklenir, bu zaman zarfında haber alınmadığı ve kadın boşanmakta ısrâr ettiği takdirde hâkim, ayrılığa hükmeder.

    5. Kocanın Hapsedilmesi:

    Mâlikîler dışında çoğunluk müctehidlere göre, kocanın hapsedilmesi veya tutuklanması, yahut düşmana esir düşmesi bir boşanma sebebi değildir. Çünkü bu konuda âyet ve hadîs yoktur.

    6. Şiddetli Geçimsizlik ve Kötü Muâmele:


    Eşlerin birbirlerinin şeref ve haysiyetlerine yönelik ithamları sonucunda çıkan soğuk tartışmalara şiddetli geçimsizlik denir.

    Kötü muâmele ise, kocanın, eşini söz veya fiil ile rahatsız etmesidir. Sövmek, dövmek ve Allâhın haram kıldıklarını yapmaya zorlamak gibi davranışlar, kötü muâmeleler arasında sayılabilir.

    Geçimsizlik her iki taraftan kaynaklanabilir. Mağdur olan eş, hâkime baş vurarak hakem yoluyla arabulma veya boşanma isteğinde bulunabilir.

    7. Zinâ:

    Zinâ da evliliği sona erdirme sebebidir. Ağır ve yüz kızartıcı bir suçtur.

    Boşanma, âileyi dejenere olmaktan koruyan bir tedbirdir. Aslında boşanma, çiftler için bir anlamda selâmet ve rahmettir. Boşanmayı yasaklamak, evlenmenin azalmasına sebep olabilir. Zîrâ, ihtiyaç halinde boşanamıyacağını bilen kimse, evlenmeye yanaşmaz. Gireceği bir kapının ebediyyen üzerine kapanacağını bilen insan, o kapıdan girmek istemez. Evlenenlerin azalması da, fuhşun artmasına ve âilelerin çözülmesine sebep olur. Bütün bu zararlar, neticede kadına dokunur.

    Şamil İA


    ---------------------


    Sünnet Üzere Olan Talak

    Kur'an ve Sünnet'e uygun bir şekilde, kişinin zifafa girmiş bulunduğu karısını temizliği içinde, ona dokunmadan bir talakla boşamasıdır. Bu boşanma şekli Kur an ve Sünnet'te tavsiye edilen boşanma şeklidir.

    "Ey Nebi, kadınları boşayacağınız zaman onları iddetleri içinde boşayın ve iddeti sayın..." (65 TALAK, 1)

    İddeti içinde boşamanın nasıl olacağını, Rasulullah(as), Hz.Ömer(r.anh)'in óğlu Hz. Abdullah(r.anh) olayında ortaya koymuştu. İddeti sayılarak boşamanın, bir defada yapılması hem boşayan hem de boşanan için hayırlıdır. Çünkü bu arada eşlerin birbirlerine karşı duyguları yumuşar ve bir daha bir araya gelmek için talepte bulunabilirler.

    "...Kocaları da bu arada barışmak isterlerse, onları geri almaya daha çok hak sahibidirler..." (2 BAKARA, 228)

    Boşanan kadının kocasına geri dönmesi için, boşamanın Kur'ani ölçüler içinde Sünnet'e uygun olması gerekir. Sünnet'e uygun bir boşanmada izlenecek yol şudur:

    Nisa, 34. ayetinde belirtildiği gibi, kadın evde huzursuzluk çıkarıyorsa; veya Ahzab, 28. ayetinde geçtiği üzere, kadın dünya hayatını ve süsünü istiyorsa böyle durumlarda, öncelikle kadına öğüt verilir. Allah'ın ayetleri ve yaratılış gayesi hatırlatılır. Bu dönem, kadının durumuna göre uzun veya daha kısa bir zaman alabilir. Ancak bunun en az zamanı, iddet müddetlerinde olduğu gibi, üç aydan az olmamalıdır. Çünkü, en az üç aylık bir süre içinde kadın, olayın ciddiyetini kavrar; hissi davrandığını anlayarak mantıksal davranmak ve Kur'ani hareket etmek için kendine çeki-düzen verebilir, hatasını anlayarak tevbe edebilir. Verilen öğüde rağmen, kendisine çeki-düzen vermeyen bir kadın ya da erkek, bu yolla düzelmeyeceğini ortaya koyuyor demektir. Dolayısıyla ikinci yaptırıma baş vurularak kadının ya da erkeğin düzeltilmesi, yuvanın yıkılmaması yolunâ gidilir. Bu ikinci yaptırım, kişinin eşini yatağından uzaklaştırmasıdır. Bunun süresini de dört aydan kısa tutmamak gerekir. Çünkü bir kadın ya da erkek ancak uzun bir süre eşinden ayrı kalırsa ólayın ciddiyetini kavrar. Bu süreyi de, Hz, Ömer(r.anh)'in dönemindeki şu olayla belirliyoruz. Gerçi bu süre ölçü değil, ancak bir benzerlik olması bakımından önemlidir.

    Bir gece vakti, Hz. Ömer(r.anh), etrafı kontrol etmek için dışarı çıktığı zaman, bir kadının şiir söyleyerek yalnız olduğunu ve kocasını özlediğini dile getirdiğini işitir. Bunun üzerine Halife, bu kadının neden böyle söylediğini soruşturduğunda, kadının kocasının, uzun zamandan beri mücahidlerle olduğunu ve geri dönmediğini anlar ve kızı Hafsa'ya, bir kadının kocasından uzak olarak ne kadar sabredebileceğini sorar. Hafsa(r.anha)'nın "dört ay" demesi üzerine Hz. Ömer(r.anh), hiç bir erkeği dört aydan fazla hanımından uzaklaştırmamaya karar verir.

    Dört ay yatağından uzaklaşılan kadın yada erkek, bu süre içinde de düzelmezse, yine aile birliğinin korunması, yuvada huzurun tesisi için, üçüncü yaptırıma geçilir. Bu yaptırım, kadının huzursuzluk çıkardığı zamanlarda dövülmesidir. Aile birliğinin korunmasını esas alan İslam, bu dövmenin nasıl ve ne şekilde yerine getirileceğini belirlemiştir.

    Hz. Peygamber(as)'den rivayet edilen bir hadisi şerifte:

    "Sizin kadınlarınız üzerinde olan haklarınız, hoşlanmadığınız kişileri evlerinize almamalarıdır. Şayet böyle yaparlarsa, hafif olarak, şiddete başvurmadan dövebilirsiniz. Döverken yüzüne ve tehlikeli yerlerine vurmaktan sakınmak gerekir. Çünkü maksat, terbiye etmek olup, telef etmek değildir."

    "Herhangi biriniz köleyi döver gibi karısını döver de aynı gün akşamında onunla belki cinsi münasebette bulunur." (İmam Ahmet)

    Kötü bir şekilde değil de, hafif olarak dövülmesine rağmen kadın düzelmezse, işte bu durumda yapılacak iş, o kadını iddeti içinde boşamaktır. Şayet boşanacak olan erkek ise, bu durumda kadın, kocasına karşı yumuşak davranmayarak, onu cezalandırır.

    Birinci talakı verilen kadın, bu süre içinde düzelirse ve kocası da onu isterse tekrar kocasına dönebilir. Kadın, döndükten belli bir müddet sonra yeniden huzursuzluk çıkarırsa, yine aynı birinci talakta olduğu gibi yaptırımlar uygulanır, düzelmezse ikinci talakı verilir. İkinci talaktan sonra yeniden, kocası isterse yuvasına döner. Üçüncü defa huzursuzluk çıkarır veya dünya hayatı ve süsünü isterse bu kadın, son talakı da verilerek boşanır ve ikinci bir kişiyle evlenmedikten sonra birinci kocasına helal olmaz.

    Talakı verilen Kadın, erkeğin evinden çıkartılmaz. Erkeğin evinin bir bölümünde oturtulur ve nafakası temin edilir. Evden çıkması için kadına baskı yapmak haramdır. Kadının evde kalma suresi, temizlenip talakı verildikten sonra üç aydır, eğer kadın hamile ise, bu süre çocuğu doğuruncaya kadardır. Doğuma kadar kadının geçimi erkeğe aittir.

    "(Boşadığınız) o kadınları, gücünüzün ölçüsünde oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun ve onları sıkıştır(ıp evden çıkmaya zorla)mak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Şayet gebe iseler, yüklerini bırakıncaya kadar onların geçimini sağlayın. Sonra sizin için (çocuğunuzu) emzirirlerse onlara ücretlerini verin ve aranızda güzelce konuşup anlaşın. (Anlaşmakta) güçlük çekerseniz (o zaman) çocuğu, başka bir kadın emzirecektir." (65 TALAK, 6)

    "Anneler, çocuklarını -emzirmeyi tamamlamak isteyen kimse için- tam iki yıl emzirirler. Onların uygun biçimde yiyeceğini ve giyeceğini sağlamak, çocuğun babasına aittir."(2 BAKARA, 233)

    Kocası ölen kadının evde bekleme süresi bir yıldır. Kocası vasiyet bırakarak eşinin bir yıl geçiminin sağlanmasını ister. Ancak kadın kendi isteği ile evi terk ederse, ölen üzerine bir sorumluluk yoktur.

    "İçinizden ölüp geriye eşler bırakanlar, eşlerinin (evlerinden) çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanması vasiyet etsinler. Şayet kendileri çıkarlarsa, kendi haklarında uygun olanı yapmalarında sizin için günah yoktur. Allah daima üstündür, hikmet sahibidir."(2 BAKARA, 240)

    Sünnet üzere olan talak tek tek verilir. Her talak için, eğer erkek birinci talakla geri alırsa, yapılacak işlem aynıdır. Üçüncü talaktan sonra geri dönüş olmayacağından, kadın istediği erkekle evlenir. İkinci eşle olan evlilikten sonra, yine boşanma söz konusu olursa, talakta uygulanacak işlem aynı olacaktır. Bu eş de, talakını verdiği kadının geçimini, iddet müddeti süresince sağlamakla mükelleftir.

    "Boşanmış kadınların uygun olan geçimlerini sağlamak korunanlar üzerine bir borçtur." (2 BAKARA, 241)



talakşartları