Mumine.com ve Misafir Soru - Cevapları Forumundan islamda kadının önemi nedir Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1
    Kayıtsız Üye

    Reklam

    islamda kadının önemi nedir

    Reklam




    islamda kadının önemi nedir


    Paylaş
    islamda kadının önemi nedir Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    SLAMİYETTE KADININ YERİ


    İslamiyet’ten önce kadının hiç değeri yoktu. Araplar, kız çocuklarını diri diri gömüyorlardı. Kâbe etrafında bile kadınlar çıplak dolaşırlardı. Müslümanlık gelince bu kötü âdetler son bulmuştur.


    Bugün de dünyanın birçok yerinde kadınlar horlanmaktadır. Rusya’da da kadına zulmedildi. Zorla Kolhozlara sokuldu. Erkek gibi, en ağır işlerde, erkek şeflerin baskısı altında, insafsızca boğaz tokluğuna, hayvanlar gibi, en ağır işlerde zorla çalıştırıldı. Fakat zulüm payidar olmadı. Bilinen akıbete uğradı.


    Hür dünya dedikleri Hıristiyan ülkelerde ve İslam ülkeleri denilen Arap ülkelerinde, (Hayat müşterektir) denilerek, kadınlar da, fabrikalarda, tarlalarda, ticarette, erkekler gibi çalışıyorlar. Çoğunun evlendiklerine pişman oldukları, mahkemelerin boşanma davaları ile dolu olduğu, günlük gazetelerde sık sık görülmektedir.


    Kadınlar, İslam dininin kendilerine verdiği kıymeti, rahatı, huzuru, hürriyeti ve boşanma hakkına malik olduklarını bilmiş olsalar, bütün dünya kadınları, hemen müslüman olurlardı.


    Müslümanlıkta kadın sultandır. Dinimiz kadına çok değer vermiş, erkeğe de çok mesuliyet yüklemiştir. İslamiyet’te kadın ev içinde ve dışında çalışmak, para kazanmak zorunda değildir. Evli ise erkeği, evli değilse babası, babası da yoksa, en yakın akrabası çalışıp onun her ihtiyacını karşılamaya mecburdur. Kendisine bakacak hiç kimsesi bulunmayan kadına, devletin yardım sandığı bakar.


    İslamiyet’te geçim yükü erkek ve kadın arasında paylaştırılmamıştır. Bir erkek, hanımını tarlada, fabrikada veya herhangi bir yerde çalışmaya zorlayamaz. Eğer kadın isterse ve erkek de razı olursa, kadın kendine uygun bir işte çalışabilir. Fakat, kadının kazancı kendisinindir.


    Müslüman kadının ev işi yapması bir ihsandır, çok sevaptır. Yapmazsa, günaha girmez. Zorla yaptırılamaz. Resulullah efendimizin zamanından bugüne kadar, müslüman kadınlar bu ihsanı yapmıştır.


    Her kadın, bir erkeğin ya kızıdır, ya kardeşidir, yahut hanımı veya annesidir. Kadınlara kötü şeyler reva görülmemeli, onlara layık olduğu değer verilmelidir. (R. Nasıhin)


    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:


    (Hanımlarınızı üzmeyin. Onlar, Allah’ın size emanetidir. Onlara yumuşak olun, iyilik edin!) [Müslim]


    (Bir mümin, kötü huylu diye hanımına kızmasın! İyi huyu da olur.) [Müslim]


    (Kadın, zayıf yaratılışlıdır. Zayıflığını susarak yenin! Evdeki kusurlarını görmemeye çalışın!) [İbni Lal]


    (Hanımının kötü huylarına katlanan erkek, belalara sabreden Hz. Eyyüb gibi mükafatlara kavuşur. Kocasının kötü huyuna sabreden kadın da, Hz. Asiye gibi sevaba kavuşur.) [İ.Gazali]


    (Hanımı ile iyi geçinip şakalaşanı Allahü teâlâ sever, rızklarını artırır.) [İ.Lâl]


    (En üstün mümin, hanımına, en iyi, en lütufkâr davranan güzel ahlaklı kimsedir.) [Tirmizi]


    (En iyi Müslüman, hanımına en iyi davranandır. İçinizde, hanımına en iyi davranan benim.) [Nesai]


    (Hanımına güler yüzle bakan erkeğin defterine, bir köle azat etmiş sevabı yazılır.) [R.Nasıhin]


    (Hanımının haklarını ifa etmeyenin; namazları, oruçları kabul olmaz.) [Mürşid-ün-nisa]


    (Hanımını döven, Allah’a ve Resûlüne asi olur. Kıyamette onun hasmı ben olurum.) [R.Nasıhin]


    Sual: Kız çocuğunun dinimizdeki yeri nedir?


    CEVAP


    Peygamber efendimiz, (Kız çocuklarını hor görmeyin) buyurdu. Hor görmek dini bilmemekten ileri gelir. Dinimizde, kadının ve kız çocuklarının fazileti büyüktür.


    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:


    (Kızlarınızı altın ve gümüş ile süsleyin! Elbiseleri güzel olsun! İtibar kazanmaları için en güzel hediyelerle ihsanda bulunun!) [Hakim]






    (Kız çocuğunu güzelce terbiye edip, Allahü teâlânın verdiği nimetlerle bolluk içinde yedirir giydirirse, o kız çocuğu onun için bir bereket olur, Cehennemden kurtulup kolayca Cennete girmesine vesile olur.) [Taberani]


    (İki kız evladına güzel muamele eden, mutlaka Cennete girer.) [İbni Mace]


    (İki kızı veya iki kız kardeşi olup da, maişetlerini güzelce sağlayanla Cennette beraber oluruz.) [Tirmizi]


    (Çarşıdan aldığı şeyleri, erkek çocuklardan önce kız çocuklarına verene Allah, rahmetle nazar eder. Allah, rahmetle nazar ettiğine de azap etmez.) [Harâiti]


    (Çarşıdan turfanda meyve alıp evine getiren, sadaka sevabı alır. Getirdiğiniz meyveyi, erkek çocuklarından önce kız çocuklarına verin! Kadınları, kızları sevindiren, Allah korkusundan ağlayan gibi çok sevap kazanır. Allah korkusundan ağlayana Cehennem haramdır.) [İbni Adiy]


    (Üç kızına, ihtiyaçtan kurtulana kadar iyi bakan, yedirip giydiren, elbette Cenneti kazanır.) [Ebu Davud]


    (Üç kız veya kız kardeşinin geçim veya başka sıkıntılarına katlananı, Allahü teâlâ Cennete koyar.)


    Eshab-ı kiramdan biri, (iki tane olursa da aynı mıdır?) diye sual edince, Peygamber efendimiz (Evet, iki tane olursa da aynıdır) buyurdu. Başka birisi, (Ya bir tane olursa?) diye sual etti. Cevabında buyurdu ki: (Bir tane de olsa gene aynıdır.) [Hakim, Harâiti]


    Görüldüğü gibi, kız ve kadınlara değer vermeyenler, Müslümanlığı bilmeyen kimselerdir. Müslüman, dinini iyi öğrenip kadına layık olduğu değeri vermelidir!


    İSLÂM’DA KADININ YERİ VE ÖNEMİ NEDİR?
    Kadının durumu son zamanlarda tartışmaya açılmıştır. Bazıları islâm’ın kadına verdiği hak ve görevlere bakmadan, bazı çevrelerdeki kadın hakkındaki sözlere ve uygulamalara bakarak, sanki islâm öyle emrediyormuş gibi, ileri geri konuşmakta ve yazıp çizmektedir.
    İslâm’da kadın, kocasının kölesi ve hizmeçisi değildir. Ayrıca her konuda dilediğini yapan başıboş bir varlık da değildir.
    İslâm, diğer sistem ve görüşler gibi kadınlar günü adı ile sadece kadına bir gün ayırmamıştır. 365 gün kadınlar günüdür. Kadına hak verdik, ona gün ayırdık diyen ülkelerde kadın, sahip olduğu hakları sokaklarda yürüyerek elde etmiştir.
    Daha önceki yüzyıllarda kadın, hiçbir hakka sahip değildir. İslâm’da kadın, ilk yıllardan itibaren şerefli bir yere oturtulmuştur. Allah : “Mü’min erkekler, mü’min kadınlar birbirlerinin dostu ve yardımcılarıdır” buyurmuştur. (Tevbe:71) Kadınla erkek islâm’da birbirini tamamlayan iki yarımdır.
    Son zamandaki bazı yanlış yorumlar karşısında kadın, erkeğin önüne geçmeye yeltendi. “Eşitlik” diyerek her konuda erkekleşme temayülleri içine girdi. Kılık kıyafetini bile değiştirdi. Bu gayretler, kadını sıcak aile ortamından uzaklaştırdı, kadını daha mutsuz yaptı.
    İslâm’da kadın, eksik bir varlık olarak görülmez.
    Kur’an’da, “Nisa” (Kadınlar) adı ile özel bir süre vardır.
    Kur’an’da mümin erkekler, mü’min kadınlar ifadesi vardır.
    Şûra : 49-50: “Allah dilediğine kız dilediğine erkek çocuklar verir yahud hem erkek hem de kız verir. Dilediğine vermez.” Buyrularak kız erkek ayrımı yapılmamıştır.
    İsra : 31 “Kız çocuklarını öldürmeyin, onları öldürmek büyük günahtır” (Enam 140 + Tekvir : 8-9)
    Hücurat 13.de kadın ayrımı yapılmamıştır.
    Ahzab 35. “Müslüman erkekler müslüman kadınlar, itaat eden kadınlar ve itaaf eden erkekler. Doğru erkekler, doğru kadınlar, sabreden erkekler, sabreden kadınlar, mütevazi erkekler, mütevazi kadınlar, sadaka veren erkekler, sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler, oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler, ırzlarını koruyan kadınlar, Allah’ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; işte Allah bunlar için bir mağrifet ve bir mükafat hazırlamıştır” buyrulmuştur.
    -Mükafatta, cezada ayrımlar yapılmamıştır.
    -Cinsiyetlerine göre görev ve sorumlulukta eşitsizlik yoktur.
    Peygamberimiz : Şüphesiz ki, kadınlar, erkeklerin dengi, benzeri ve tam bir eşidir” demiştir.
    Nahl 97 : “Erkek ve kadın, mü’min olarak kim iyi amel işlerse, ona mutlaka güzel bir hayat yaşatırız ve mükafatlarını yaptıklarının en güzeli ile veririz...”
    Mâida 38’de hırsızlık eden kadın-erkek kim olursa olsun cezada ayrım yoktur.
    Nur 2’de zina eden kadın olsun, erkek olsun cezada ayrım yoktur.
    Nisâ 124 : “Erkek olsun kadın olsun kim mü’min olarak iyi işler işlerse, işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar” buyrulmuş, mükafatdada ayrım yapılmamıştır.
    İmanın, islâm’ım şartlarında, iki cins arasında ayrım yoktur.
    Peygamber, “en hayırlınız” derken, kadın erkek ayırmamıştır.
    İslâm’da kadın, savaşa katılmış, öğretmenlik yapmış, gerektiğinde çalışmıştır:
    İkincisi her konuda eşit olması mümkünde değildir. Bazı noktalarda kadın üstündür. “Cennet, ananın ayağı altındadır.”
    Eşitlik iddiaları, kışkırtmaktır.
    Kadın erkek tam eşit olmaz, görev bölümü vardır. Meselâ erkek doğurmaz, çocuk emzirmez, temizlik yapmaz, yemek pişirmez.
    Kadın erkek, ayrı ayrı fizyolojik ve psikolojik özelliklere sahiptir.
    Allah Rasülü : “İnsanlar tarağın dişleri gibi eşittirler” diyerek eşitlik ilân etti. Kızların öldürülmesine son verdi.
    Hz. Aişe validemiz, fıkıh dersleri vermiştir.
    Hz. Nesibe, Uhut’ta su kabını bırakıp, yerdeki kılıcı alarak peygamberi korumaya çalışmıştır.
    Diyecekler ki, şahitlikte eşitlik yok. Bir erkek yerine iki kadın, Kadın, çok hassastır, ince duyguludur, çabuk ve çok etkilenir. Bir cinayet, bir kazadan çok etkilenir. Şahitlik durumunda adaletsizlik olabilir.
    Mirasta eşit değil. Neden? Daha önce kadının miras hakkı hiçbir toplumda yoktu. Kadının kendisi miras malıydı.
    Nisâ 11. âyette mirasta kadına yarı pay verilmiştir. Neden?
    1-Sorumluluk erkektedir.
    2-Evin geçimi erkeğe aittir. Kadına böyle bir sorumluluk yüklenmemiştir.
    3-Erkek eşine, çocuklarına, anababasına, kız kardeşine bakmakla mükelleftir.
    4-Erkeğin mehir verme nafaka mecburiyeti vardır.
    5-Erkeğin tam hisse alması, erkeğin üstünlüğünden değildir, sorumluluklarındandır.
    6-Paylar eşit olsa, denge erkek aleyhine bozulacaktır. Erkek, görevlerini yerine getiremez hale gelecek aile ayakta duramayacaktır.
    İslâm’da ilk inanan Hz. Hatice’dir.
    İslâm’da ilk şehid kadındır. Kadın sahabiler savaşlarda bile Allah Rasulü’nün etrafında kılıç sallamış, yaralıları tedavi etmiş ve su dağıtmıştır.
    İslâm’dan önce kadın, insan sayılmazdı. Hiçbir hakkı yoktu, mal gibi alınıp satılırdı. Kızı ile anası ile yaşayanlar olurdu.
    Kadına islâm sahip çıkmıştır. Kadının öldürülmesini yasakladı, kendi rızasının dışında evlendirilmesini de yasakladı. İslâm’da kadın istemezse çocuğunu bile emzirmez. Hz. Ömer : “Kadınlara mehri fazla vermeyin” demişti. Bir kadın çıkıp itiraz etti “Bunu söylemeye hakkın yok” dedi. Nisâ Sûresi’nin 20-21. ayetlerini okudu. Hz. Ömer sözünü geri aldı.
    Batı kadını hakkını sokaklarda yürüyerek, kocası ile kavga ederek alırken İslâm: “Cennet anaların ayağı altındadır” buyurarak kadına her hakkı vermiştir. İslâm kadına nikah şartı olarak boşanma hakkını 15 asır önce vermiştir.
    Batı kadını 20.y.yılda bu hakkı elde edebilmiştir. Elde edemediği ülkelerde vardır. Yahudilerin yaptıkları dua da “Ezeli ilâhımız, Kainatın Kralı, beni kadın yaratmadığın için sana teşekkürler” denir. Yahudi kadınına ibadet hakkı bile verilmemiştir. Ancak başını örterek Havra’daki erkeklerin yaptığı ibadeti seyredebilir.
    Hıristiyanlıkta düne kadar kadının insan sayılıp sayılmayacağı, ruhu olup olmadığı, incil okuyup okuyamayacağı tartışılmıştır.
    Papa 2. Jean Paul, kadınların aile içinde sorumlulukları olduğunu, bu yüzden çalışmamaları ve evde oturmaları gerektiğini söylemiştir. (22.3.1994 Yeni Asya)
    Kadın gerçek kimliğini İslâm’da bulmuştur. İslâm Peygamberi : “İlim öğrenmek kadına da erkeğe de farzdır” buyurmuştur. Cihad, tebliğ ve iyiliği emretmek kötülükten sakındırmak gibi sosyal faaliyetlerden kadında sorumludur.
    Vedâ Hutbesi’nde kadın haklarının gözetilmesi konusunda Allah’tan korkulması, kadının korunup haklarının çiğnenmemesi konusunda islâm peygamberinin vasiyet ve uyarıları olmuştur.
    alıntı




islamda kadının yeri ile ilgili hikayeler,  dinde kadinin onemi ile ilgili hikayeler