Mumine.com ve Misafir Soru - Cevapları Forumundan Sivas alimleri hacı hafız bedreddin efendi ile ilgili bilgi Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1
    Kayıtsız Üye

    Reklam

    Sivas alimleri hacı hafız bedreddin efendi ile ilgili bilgi

    Reklam




    hacı hafız bedreddin efendi ile ilgili bilgi istiyoruz.


    Paylaş
    Sivas alimleri hacı hafız bedreddin efendi ile ilgili bilgi Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    “Kim sünnetimden kırk hadis ezberler ve ümmetime naklederse, kıyamet gününde onu şefaatime dâhil ederim.”[2] rivayeti, sıhhati konusunda zayıf, asılsız ve uydurma gibi ciddi tenkitler yapılmış olmasına rağmen[3] Kırk Hadis Edebiyatının oluşmasına kaynaklık etmiş, değişik amaçlarla, çeşitli konularda, ‘Kırk Hadis’ adını taşıyan eserlerin teşekkülünde başlıca etken olmuştur. Söz konusu edebiyatın örneklerine bakıldığında, rivayetin değişik versiyonlarında yer alan, ‘Hz. Peygamber’in şefaatine nail olma’; ‘âlimlerle, fâkihlerle beraber haşr olma’[4] vaatlerinin arzu ve beklentisi, bu sahadaki çalışmaların başlıca saiki/itici gücü olmuştur. Ancak bu kabil çalışmalara sadece bu rivayetin etkili olduğunu söylemek, isabetli olmaz. Hz. Peygamber’den sahih olarak nakledilen, “Bizden bir şey işitip de onu duyduğu gibi nakledenin Allah yüzünü ağartsın!”[5] rivayetinin ihtiva ettiği duaya nail olma arzusu, hadis nakletme motivasyonunu sağlayan nedenlerin başında gelir. Yukarıdaki rivayet ise, ‘Allah yüzünü ağartsın’ ifadesinin bir nevi yorum ve açılımı, özellikle hadislerin literatüre geçip tasnif faaliyetinin bitiminden sonra, bu duaya mazhar kılacak asgari nakil miktarının bir nevi belirleyicisi olmuştur. ‘Kırk’ın belli bir sınır ifade etmesinin hem çalışma yapana ve hem de okuyucuya sağladığı kolaylık, bu edebiyatın oluşmasında bir noktaya kadar etkili olduğu da söylenebilir.

    Bu makalede, kısaca, Sivas’ın önde gelen âlimlerinden Mustafa Takî Efendi ve ‘Kırk Hadis Yahut İlm-i Hâl-i Siyâsî Ve İçtimâî’ adlı eserinin mahiyeti, metodu ve muhtevası hakkında bilgi verilecek, müellifin yorum ve açıklamalarına, bazı fikir ve düşüncelerine değinilecektir. Müellif, hadislerin seçiminde, sıhhat açısından beklenen düzeyde başarılı olmasa da, ihtiva ettikleri mesajı güne taşımak açısından oldukça başarılı gözükmektedir. Amacımız hem söz konusu eseri tanıtmak hem de böyle bir yorumlama örneğini okuyucuya sunmaktır.[6]

    A. HAYATI VE İLMÎ KİŞİLİĞİ

    Mustafa Takî Efendi 1873 (Rumi 1289) yılında Sivas’ta doğdu. Annesi Saniye Hanım, babası Mehmet Selim Efendi’dir. Bu yüzden Mustafa Takî Efendi’ye Selim Efendizâde de denilmiştir. Anne ve babası hakkında yazılı kaynaklarda kayda değer bir bilgi mevcut değildir.

    İsmindeki Takî ilavesini sonradan aldığı anlaşılmaktadır. Meclis zabıtlarında ve Milli Eğitim Bakanlığı kayıtlarında adı Mustafa Takî olarak geçerken, nüfus kaydında sadece Mustafa olarak geçmektedir.

    Mustafa Takî’nin adı Meclis zabıtlarında ve bazı makalelerinde Mustafa Takî olarak geçerken, Kırk hadisinde ve yine bazı makalelerinde Mustafa Nakî olarak geçmektedir. Takî; ‘Allah’tan korkan, muttakî, dindar’[7] demektir. Nakî ise ‘saf, katıksız, pak, tertemiz, arınmış’ anlamına gelir.[8] Mustafa Takî’nin, makalelerinde, isminden sonra soyadı ya da belirleyici vasıf olarak her iki ifadeyi de bilinçli olarak kullandığı anlaşılmaktadır.

    İlk ve orta tahsilini Sivas İptidai Mektebi ve Rüştiyesi'nde, yüksek tahsilini de Medresede tamamladı. Arapça ve Farsçayı çok iyi bilen Mustafa Takî Efendinin, her ne kadar Kelâm İlminde ihtisas sahibi olduğu söyleniyor ise de, makalelerinden ve Meclis kürsüsünde yaptığı konuşmalarından Fıkıh ilminde daha otorite olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca Ferâiz, Tefsir, Hadis ve Siyer alanlarında da vukufiyeti vardır. Müderris ve Dersiâm olup Sultanîde muallimlik, Medresede fıkıh ve tefsir hocalığı, mahkeme azalığı, “Sır’at-ı Müstakîm” ve “Sebîlürreşâd” dergilerinde muharrirlik yapmıştır.[9] Dönemin söz konusu en önemli dergilerinde, toplumun çeşitli kesimlerine yönelik uyarıcı ve yönlendirici makaleleri yayımlanmıştır. Zaman zaman bazı yazılara cevap vermiş, fikirlerini korkusuzca toplumun her kesimiyle paylaşmıştır. Örneğin İstanbul’da yayımlanan "Azâdâmârd" dergisinde çıkan İslam'daki cihadı vahşet olarak gösteren bir yazıya, "İslamiyet’te Cihâd" isimli makalesiyle cevap vermiştir.[10]

    Olumluluğunun[11] hayatı hakkında verilen tamamlayıcı bilgiler kısmında belirtildiğine göre muazzam bir kütüphanesi vardı. Ancak kitaplığının tamamının günümüze ulaşamadığı anlaşılmaktadır.

    Memuriyet hayatına 19 Ekim 1887'de Sorgu Hâkimi (müstantik muavini) Yardımcılığı ile Adliye Teşkilatında başladı. 1 Kasım 1891'de Hafik İlçesi Sorgu Hâkimi Yardımcısı oldu. Adliyedeki görevini, 17 Nisan 1894- 29 Haziran 1913 tarihleri arasında Sivas Adliyesinde Bidayet Mahkemesi zabıt kâtipliği, müdde-i umumi (başsavcı) katipliği, Bidayet Mahkemesi başkatipliği ve mahkeme aza mülazımlığı ile sürdürdü. Kısa bir süre Meclis-i Umumi azalığında bulundu. 13 Kasım 1914'te Sivas Sultanisi Arapça öğretmenliğine atanmasıyla adliye teşkilatından ayrıldı. Bir müddet Dârulhilâfe Türkçe müderrisliği ile Arapça-nahiv ve fıkıh müderrisliği yaptı. Öğretmenlik görevini 22 Nisan 1920’ye kadar sürdürdü.

    1 Ağustos 1336’da (1920) 47 yaşında iken TBMM. I. Dönem Sivas mebusu (milletvekili) olarak meclise girdi, 23 Nisan 1920'de yapılan ilk meclisin açılışında hazır bulundu. Mecliste Şer'iye, Evkaf, Adalet, İrşat, Anayasa, Dilekçe, Milli Eğitim komisyonlarında ve Memurîn Muhakemât Tetkik Kurulunda çalıştı. Bu arada III. Toplantı yılında bir süre Dilekçe Komisyonu başkanlığını yaptı. Dönem içinde 7’si gizli oturumlarda olmak üzere TBMM kürsüsünden 43 konuşma yaptı; 5 kanun önerisi verdi. I. Dönem milletvekilliğinden sonra 1923’te Sivas’a Hadis ve Arapça öğretmenliğine atandı.[12]

    Ömrünün çoğu araştırmak, eser telif etmek, yazılı ve sözlü olarak insanları irşat etmekle geçti. Tokatlı Mustafa Hakî Efendinin vefatından sonra müntesipleri, zuhurat yoluyla Mustafa Takî Efendiyi mürşid-i kâmil olarak görmüş, manen teslim olarak ilminden ve feyzinden istifade etmişlerdir.

    Mustafa Takî’nin ilmî otoritesi, devrin âlimlerince de takdir edilmiş, kendisinden saygıyla bahsedilmiştir. Hasan Basri Çantay, ondan ‘büyük sûfî, yüksek âlim ve ârif’ bir zât olarak bahseder.[13] Onun ilmî otoritesini, hukuk bilgisinin derinliğini, mantık ve felsefeye olan vukufiyetini, şer’î ilimlerdeki enginliğini, kanun müzakereleri esnasında meclis kürsüsünden yaptığı konuşmalarda görmek mümkündür.

    Mustafa Takî Efendi aynı zamanda mutasavvıf ve şâirdir. Hocası ve şeyhi Tokatlı Mustafa Hâkî Hazretlerine yazdığı bir mersiye ve bir de ilâhisi vardır.

    “Sırât-ı Müstakîm”, “Sebîlürreşâd” ve “Beyânu'1-Hak” dergilerinde yazmış olduğu makalelerle dikkatleri üzerine çeken Mustafa Takî Efendi, zamanının önde gelen önemli fikir adamlarından biri olarak Türk siyasi ve fikir tarihinde önemli izler bırakmıştır. Yazılarında sade ve anlaşılır bir dil kullanarak halka inmeyi, onlara arzuladığı mesajı iletmeyi başarabilmiştir. Bu başarısıyla onun aynı zamanda bir halk ve gönül adamı olduğu da söylenebilir.

    Mustafa Takî Efendi, 1925 (1 Ağustos 1341) tarihinde Gürün’de vefat etmiş, Sivas’ta defnedilmiştir. Kabri Sivas’ta Abdülvahhab Gâzi Türbesi yakınındadır. Sivas’ın önde gelenlerinden Hacı Hafız Bedreddin Efendi, Mustafa Takî Efendi’nin oğludur; oğlu Hacı Hafız Bedreddin de 20 Nisan 1984 tarihinde vefat etmiştir.

    Toplam yedi[14] çocuk babası olan Mustafa Takî Efendi dört kez evlenmiş, birinci eşi Hatice’den altı çocuğu olmuş, kendisinden bir kıza sahip olduğu ikinci eşi Behiye hanımdan boşanmış, 1950’de vefat eden üçüncü eşi Teyfika hanımdan çocukları olmamış, dördüncü eşi Emine hanımdan da boşanmıştır. Ailesi daha sonra "Doğruyol” soyadını almıştır.[15]

    Mustafa Takî’nin hangi medreseden mezun olduğu ve hangi hocalardan ders aldığı bilinmemektedir. Ancak gerek eser ve makalelerinden gerekse meclis kürsüsünden yaptığı kanun müzakereleri konuşmalarından iyi bir eğitim aldığı açıkça anlaşılmaktadır. İhramcizâde İsmail Hakkı Toprak, Darendeli Hacı Hasan Akyol, Baytarbeyli Mustafa Efendi ve müezzin Ali Efendi gibi önde gelen şahsiyetler, onun sohbetlerinden feyiz almıştır. Selçuk Eraydın’ın sunduğu bir tebliğde verdiği bilgiye göre, Mustafa Takî Efendi, İsmail Hakkı Toprak Efendiye, Mustafa Hâkî Efendinin oğlu Bahaeddin Efendiye ve bir de Yusuf Efendiye hilafet vermiştir.[16]





  3. 3
    hacı hafızı bedreddin hz.lerinin müridi olmaya çalışan bir aciz kulum.bu bilgileri paylaşan kardeşimizden ALLAH ve resulü ve dostları razı olsun.



  4. 4
    bedrettin
    Allah sizden razı olsun



  5. 5
    yilmaz Dayan
    Allah bu mubarek zatlarin bu gönahkar kuluna §efaat etmelerini etsin.



  6. 6
    Kayıtsız Üye
    Bedreddin efendi hazretlerinin tarîkat silsilesinde ankarada vekili veya Halifesi varmidir nasıl irtibat kurulabilir



  7. 7
    Kayıtsız Üye
    Altın silsilede geçen müstesna şahsiyetlerden birisidir.kısaca silsileye göz atarsak çorumlu mustafa rumi hzleri,tokatlı mustafa haki hzleri,sivaslı mustafa taki efendi(mübareğin pederi olmaktadır) ciz özlü yusufu ziyaeddin efendi ve hafız muhammedi bedrettin efendi olarak geçmektedir. mübareğin kimliğinde MEHMET BEDRETTİN GEÇMEKTE İSEDE tokatlı mustafa haki hzleri bedrettin efendi hzlerinin pederi olan mustafa taki hzlerine geleceğini şu şekilde müjdelemiştir, muhammedi bedrettin dünyaya gelecek diye müjdesini yazı ile bizzat müjdelemiştir hatta bu yazı yakın zamana kadar saklı durmaktaydı.altın silsilenin özünü inceleyenler bilirlerki bu yolda meşayih ve piran ve mürşidi kamillerin en başlıca özelliği olan hafızlık zümresini taşımaktadırlar hafızlık vasfı olmayan bir zatı muhteremin derin alim olması başlı başına zordur ayrıca yakın çevresinden edinilen ve yaşanılan bir çok hadisede görülmektedirki bedrettin efendi hz lerinin lisan olarak yani konuşulan her dili aynı muhterem pederleri ve diğer meşayıhlar gibi bildiği bilinmektedir buda şu anlama gelmektedir gerçek mürşidi kamiller allah cc zatlarının vermiş olduğu bir vergi olarak hayvanlar alemi dilleride dahil olmak üzere her dili bilirler.altın silsilede hiç bir dönemde vazife babadan oğula geçmemektedir bu şekilde görüldüğü üzere vazife mustafa taki hzlerinden vazife damadı cizözlü yusuf efendiye ondanda bedrettin efendi hzlerine geçmektedir hatta elimize ulaşan bilgilere göre 1935 li yıllarda cizözlü yusuf efendi hzleri dünyasını değişmeden yarabbi bu vazife bizlemi gidecek diye serzenişte bulunduğu esnada evine bedrettin efendi hzleri gelir ve odasında başbaşa kalarak bir müddet görüşürler ve mübarek dışarı çıkar çıkmaz cizözlü yusufu ziyaeddin efendi hzleri dünyasını değişir bu şekilde vazife mürşidi kamillerde olduğu üzere babadan oğula geçmemiştir cizözlü yusufu ziyaeddin efendinin kemalini daha iyi anlamak için mübareğin samsunda hapishanede olduğu dönemde samsun camilerinde vakit namazı kıldığına onlarca kişi şahit olmuştur bu olayı gördüğümüz üzere mustafa taki hzlerine damatlık ile şereflenen birisinin hangi mertebede olduğunun ve o zamanda cizözlü yusufu ziyaeddin efendinin bederttin efendiye olan saygı ve muhabbeti göz önüne alındığında hafız bedrettin efendi hzlerinin ne kadar yüksek bir mertebede olduğunu az çok anlayabilmekteyiz ayrıca çok can alıcı bir olayıda sizlerle paylaşma gereksinimi duymaktayız. sivas eşrafından tanınmış ilim şahsiyetlerinden hacı sait efendi gençlik döneminde mürşit,şeyh meşayıh ismini kendine takıp posta oturan kim varsa yanına giderek onun gerçek anlamda zamanın mürşidi kamili olup olmadığını anlamaya çalışmış ve ilmi birikimini kullanarak hiç birinin bu seviyede olmadığını teyid etmiştir aradan yıllar geçer hacı said efendi hacc vazifesi için kutsal topraklara gider ve altın olukta yapılan duanın kabul olduğunu bildiğinden şöyle bir dua eder ilahi yarabbi dileğim odurki zamanın gerçek mürşidi kamili tarikati aliyyeyi nakşibendiyenin gerçek mürşidi kamilin zamanın gerçek sahibi kimse beni ona eriştir ve aradan kısa zaman sonra hacı said efendi tavsiye üzerine mustafa taki hzlerinin huzuruna varır çay ikramı yapılır ve bu esnada çok garip bir harika bir olay meydana gelir mübarek hacı said efendiye sorar derki hacı said efendi hac vazifesini yaptınızmı evet efendim der peki orda altın oluk var orayı gördünüzmü evet efendim peki orda bir duada niyazda bulundunuzmu der mübareğin kerameti nazarıyla kalbindeki bilgiler silinir hayır efendim der hacı said efendi iyi düşünün orda hiç dua etmedinizmi ilahi yarabbi bana zamanın tarikati aliyyeyi nakşibendiyenin gerçek mürşidi kamilini karşıma çıkar ona teslim olayım diye bir dua etmedinizmi diye sorar hacı said efendi hatırlamıyorum efendim der mübarek nazar eder ve bilgiler geri kalbine gelince olayın ne kadar büyük bir hal olduğunu anlar ve evet efendim ben orda bu duayı yaptım sizde bunu biliyorsunuz anladımki aradığım zamanın sahibi gerçek mürşidi kamil sizsiniz der ve teslim olur hacı said efendi daha ilk teslimiyetinde bir çok harukulade hallere kavuşur hayvanların zikrullahlarına kadar işitmek bunların en basiti olarak bilinmektedir hacı said efendi mustafa taki hzlerinin irtihalinden hemen sonra vazifenin mübareğin sohbetinde belirttiği üzere bahaddin efendi halifemizdir dersine kadar ders verir ismail efendi halifemizdir dersine kadar ders verir yusufa gelince dersine kadar ders verir ihvanıda idare eder müjdesini bizzat bildiğinden ve keşfi kerameti yani kalp gözü açık olduğundan vazife nurunun kendisine geçtiğini bildiğinden tereddütsüz mübareğe teslim olmuş onunda irtihalinden sonrada hafız bedrettin efendiye vazifenin geçmesini bizzat aynı hallerle görüp hafız bedrettin efendi hzlerinin halifesi olmuştur burda anlatılmak istenen ve çıkarılması gereken en büyük olay hacda altın olukta yapılan duanın allah cctarafından kabul edilip onun gerçek zamanın mürşidi kamiline teslim olmasıdır teslim olduğu kişilerin büyüklüğü bu duanın kabul olunmasından anlaşılmaktadır hatta bir hatim sonrası yeni ders alan bir ihvan hatim sonunda hacı said efendinin sohbetini dinlerken başını evin çatısına kaldırır bakarki semayi ilahi evin üzerine gelmiş sema ve arşı izliyor yanındaki arkadaşına daha evvel görmediği merak ettiği hafız bedrettin efendinin bu kişimi olduğunu sorar yanındaki arkadaşı hayır o halifesidir buyurur ve derki eğer bu sohbeti yapanın kerameti arşın semanın buraya gelmesiyse ve bu o zatın halifesiyse acaba bu mübarek nasıl bir seviyede diye konuşur.burada özellikle 2. ve 3. vakıalardan olayları aksettirdik çünkü bizim gibi günahkarların hafız bedrettin efendi gibi bir zatın ne seviyede bir mürşidi kamil olduğunu anlatabilmemiz imkansızdır sadece çevresinde yaşanalara bakılınca az çok mertebe anlaşılabilmektedir hafız bedrettin efendi hzleri irtihalinden saatler evvel devamlı kullandığı ilaçları yanına alır ve yanındakilere buyururki bunları atın artık gerek kalmadı der mübarek kalkar cuma için hazırlanır cuma namazına gider ve cuma namazı esnasında dünyasını değişir mübareğin manevi vazifesi devam etmekle beraber yaşadığı dönemde olduğu gibi ihvanları verilen görevlerini harfiyen devam ettirmektedirler ve kendisinin de müjdelediği gibi bizim yolumuz kıyamete kadar bidat girmeden devam edecektir inceli ama kopmaz buyurduğu üzere devam etmektedir allahu teala yolundan bizleri ayırmasın şefaatlerine nail eylesin.



  8. 8
    Kayıtsız Üye
    Azizim bizzat torunu ankarada



  9. 9
    Kayıtsız Üye
    Bizzat torunu ankrada ikâmet etmektedir azizim



  10. 10
    Kayıtsız Üye
    Mübareğin halifesi 3 ayda bir ankaraya teşrif buyurmakta.



  11. 11
    Kayıtsız Üye

    Cevap: Sivas alimleri hacı hafız bedreddin efendi ile ilgili bilgi

    Muhterem kardeşler Bedrettin efendinin şu an yaşayan halifesi yoktur. Son halifesi Nuri efendidir. Nuri efendinin vekillik verdiği hoca efendiler görevlerine devam etmektedir.


    Muminem Cevap: Sivas alimleri hacı hafız bedreddin efendi ile ilgili bilgi

  12. 12
    Kayıtsız Üye
    Anlattıklarınız doğru kardeşim.Ben de Cizözlü Yusuf Efendinin torunuyum.Onun hakkında insanların bilmediği bir çok husus ve kerameti vardır . Cennet mekan çok genç yaşta ahirete irtihal etmiştir. O yüzden fazla bilinmemektedir.Elhasıl ecdad nasıl biz nasılız.Allah bizleri af buyursun.Salihlerden ayırmasın,ayağımızı kaydırmasın.Zira çok zor günler geçirmekteyiz.Resul-u Ekrem Efendimizin aleyhissalâtu ekmelütteheya,insan evden mümin çıkacak kafir dönecek dediği zamanlardayız.İmanı muhafaza çok önemlidir.Kur'an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyyeye sımsıkı sarılmalıyız.Allah hepimize en çok ta bana yardım buyursun.Allah a emanet olun



  13. 13
    Kayıtsız Üye
    Merhabalar şimdi yazılanları okudum cennet mekanı cizözlü yusufu ziyaeddin efendimizin torunu olduğundan benim haberim yoktu sizle tanışmak isterim ismim reşit sabahyeli
    bana ulaşabilirseniz çok sevinirim.



bedrettin efendi,  sivaslı bedrettin efendi,  bedrettin doğruyol,  bedrettin dogruyol,  hafız bedrettin doğruyol,  sivaslı alimler,  hacı hafız bedreddin efendi