Özel Gün ve Gecelerimiz ve Miraç Kandili Forumundan MİRAÇ kandilinde ne yapılır ne okunur? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    MİRAÇ kandilinde ne yapılır ne okunur?

    Reklam




    Miraç Kandili Nedir ?

    Miraç Kandili Hakkında Bilgi




    TÜM MÜSLÜMAN ALEMİNİN MİRAÇ KANDİLİ KUTLU OLSUN.
    YÜCE ALLAH BU GECEYİ HAKKIMIZDA HAYIRLARA VESİLE KILSIN...



    MİRAÇ KANDİLİ
    Feyiz ve bereketin coştuğu mübarek gecelerimizden biri de Miraç Gecesidir.
    Miraç bir yükseliştir, bütün süfli duygulardan, beşeri hislerden ter temiz
    bir kulluğa, en yüce mertebeye terakki ediştir. Resulullahın (a.s.m.)
    şahsında insanlığın önüne açılmış sınırsız bir terakki ufkudur.
    Bu ulvi seyahat, mucizelerin en büyüğüdür. Miraç mucizesi Kur'ân-ı Kerimde
    âyetlerle anlatılmış ve varlığı inkâr edilemeyecek bir şekilde ortaya
    konmuştur. Bu îlâhî yolculuğun ilk merhalesi olan Mescid-i Aksâya kadarki
    safha Kur'ân'da şöyle anlatılır:

    "Âyetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i
    Haram'dan alıp çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya seyahat ettiren
    Allah, her türlü noksandan münezzehtir. Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla
    işiten, herşeyi hakkıyla görendir." (İsra Suresi, 1)

    Miraçın ikinci merhalesi de Mescid-i Aksâdan başlayarak semânın bütün
    tabakalarından geçip tâ İlâhi huzura varmasıdır. Bu safha da Necm Sûresinde
    şöyle' anlatılır:

    "O ufkun en yukarısında idi. Sonra indi ve yaklaştı. Nihayet kendisine iki
    yay kadar, hatta daha da yakın oldu. Sonra da vahyolunacak şeyi Allah kuluna
    vahyetti. O'nun gördüğünü kalbi yalanlamadı. Şimdi O'nun gördüğü hakkında
    onunla mücadele mi edeceksiniz? And olsun ki onu bir kere daha hakiki
    suretinde gördü. Sidre-i Müntehâda gördü. Ki, onun yanında Me'vâ Cenneti
    vardır. O zaman Sidre'yi Allah'ın nuru kaplamıştı. Gözü ne şaştı, ne de
    başka bir şeye baktı. And olsun ki Rabbinin âyetlerinden en büyüklerini
    gördü." (Necm Suresi, 7-18.)

    Miraç nasıl oldu?
    Miraç, Receb ayının 27. Gecesi Cenab-ı Hakkın daveti üzerine Cebrail
    Aleyhisselâmın rehberliğinde Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamın
    Mescid-i Haramdan Mescid-i Aksâ'ya, oradan semaya, yüce âlemlere, İlâhî
    huzura yükselmesidir.
    Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam Mescid-i Haramdan (Mekke'den), Mescid-i
    Aksâ'ya (Kudüs'e) ata benzer beyaz bir Cennet bineği olan Burak ile geldi.
    Kudüs'e gelmeden yol üzerinde Hz. Musa'nın makamına uğradı, orada iki rekât
    namaz kıldı, daha sonra Mescid-i Aksâ'ya geldi. Orada bütün peygamberler
    kendisini karşıladı. Miraçını kutladılar. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam
    burada peygamberlere iki rekat namaz kıldırdı, bir hutbe okudu.
    Bir rivayette Hz. İsa'nın doğduğu yer olan Betlaham'a uğradı, orada da iki
    rekât namaz kıldı. Ve bugün Kubbetü's-Sahra'nın bulunduğu yerden Muallak
    Taşının üzerinden Miraça yükseldi.

    Semanın bütün tabakalarına uğradı. Sırasıyla yedi sema tabakalarında bulunan
    Hz. Adem, Hz. Yahya ve Hz. Îsa, Hz. Yusuf, Hz. İdris, Hz. Harun, Hz. Musa ve
    Hz. İbrahim gibi peygamberlerle görüştü, Onlar kendisine "Hoş geldin"
    dediler, tebrik ettiler.
    Bundan Sonra Hz. Cebrail ile birlikte imkân ile vü-cub ortası (kâinatın
    bittiği yer) Sidretü'l-müntehâ'ya geldiler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü
    Vesselam orada ikisi gizli, ikisi açıktan akan (Nil, Fırat) dört nehir
    gördü. Sonra hergün yetmiş meleğin ziyaret ettiği Beytü'l-Ma'mur'u ziyaret
    etti.
    Hz. Cebrail'in buradan öteye gitmesi mümkün değildi. Peygamberimiz
    Aleyhissalâtü Vesselam bundan sonra Refref adında bir vasıta ile zaman ve
    mekândan münezzeh (uzak) olan Cenab-ı Hakkın cemaliyle müşerref oldu.
    Süleyman Çelebi'nin dediği gibi

    "Aşikâre gördü Rabbü'l-izzeti/Âhirette öyle görür ümmeti" İnşaallah...

    Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Rabbinin huzurundan döndükten sonra Hz.
    Musa ile karşılaştı., "Allah ümmetine neyi farz kıldı?" diye sorunca,
    Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam "50 vakit namaz" buyurdu.

    Hz. Musa'nın, "Rabbine dön, azaltması için Rabbinden niyazda bulun, ümmetin
    buna güç yetiremez" demesi üzerine, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam,
    beş sefer Cenab-ı Hakka niyazda bulundu, her seferinde 10 vakit indi,
    sonunda beş vakitte karar kıldı.

    Daha sonra Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Hz. Cebrail'in rehberliğinde
    Cenneti, Cehennemi, âhiret menzillerini ve bütün âlemleri gezdi, gördü,
    Mekke'ye döndü.

    Sabah olunca Kabe'nin yanında Mekkelilere Miraçı anlattı. Onlar
    Peygamberimizden delil istediler. Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam de
    onlara yolda gördüğü kafilelerinden haber verdi. Kureyşliler hemen
    kafileleri karşılamak için Mekke dışına çıktılar. Gelenleri aynen
    Peygamberimizin Aleyhissalâtü Vesselam haber verdiği gibi gördüler, ama iman
    nasip olmadı.

    Ama yine de Peygamberimizden üst üste Miraça çıktığına dair delil istediler.
    Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Kudüs'e, Mescid-i Aksâ'ya uğradığını
    anlatınca Kureyşliler, "Bir ayda gidilebilen Bir yere Muhammed nasıl bir
    gecede gidip gelebilir?" diye itiraz ettiler, ardından da Mescid-i Aksâ'yı
    görmüş olanlar, "Mescid-i Aksâ'yı bize anlatır mısın?" diye Peygamberimize
    soru yönelttiler.

    Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam şöyle anlattı:
    "Onların yalanlamalarından ve sorularından çok sıkıldım. Hatta o ana kadar
    öyle bir sıkıntı hiç çekmemiştim. Derken Cenab-ı Hak birden Beytü'l-Makdis'i
    bana gösterdi. Ben de ona bakarak her şeyi birer birer tarif ettim. Hatta
    bana, 'Beytü'l-Makdis'in kaç kapısı var?' diye sordular. Halbuki ben onun
    kapılarını saymamıştım. Beytü'l-Makdis karşımda görününce ona bakmaya ve
    kapılarını teker teker saymaya ve anlatmaya başladım."

    Bunun üzerine müşrikler:
    "Vallahi dos doğru tarif ettin" dediler, ama yine de iman etmediler.

    O esnada Hz. Ebû Bekir çıkageldi, müşrikler durumu ona haber verdiler. Hz.
    Ebû Bekir, "Eğer bu sözleri ondan duymuşsanız seksiz şüphesiz doğrudur"
    diyerek hemen tasdik etti ve bundan sonra Hz. Ebû Bekir "Sıddîk, tereddütsüz
    inanan" ünvanını aldı.

    Peygamberimiz neden mirac'a çıktı?
    Bir padişahın iki türlü konuşması vardır. Biri, bir vatandaşla telefon
    ederek küçük bir meseleyi görüşmesi. Diğeri de devlet başkanı, halifelik
    yönü ve milletin idarecisi olarak, emirlerini her tarafa duyurmak için özel
    bir elçisi ile konuşması, sohbet etmesi, onun aracılığı ile ferman
    yayınlamasıdır.
    Bu örnekte olduğu gibi Cenab-ı Hakkın da kulları ile iki tarzda muhatap
    olması vardır. Biri, özel ve cüz'i, diğeri de geniş ve genel mahiyette bir
    konuşması. Cenab-ı Hakkın bazı velilerle özel ve cüz'i anlamda ilham etmesi
    birinciye örnektir.

    Ama Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bütün velayet mertebelerinin
    üstünde bir büyüklük ve yücelikte, kâinatın Rabbi, bütün varlıkların
    Yaratıcısı olarak Cenab-ı Hakkın sohbetine müşerref olması ise ikinci ve
    mükemmel olanına misaldir.

    Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam elçiliği iki taraflıdır. Birisi halktan
    Hakka, diğeri de Haktan halka. Birisi mi'râcin bâtıni tarafı olan velayet
    yönüdür, diğeri de zahiri tarafı olan risalet yönüdür.

    Yani Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam bizi temsilen Cenab-ı Hakkın huzuruna
    çıktı, başta insanlar olmak üzere bütün varlıkların ibadet, kulluk, tesbih
    ve zikirlerini toplu olarak (askerin komutana tekmil vermesi gibi) arz etti.
    Bu yönüyle Miraç halktan, insanlardan, varlıklardan Hakka bir gidiştir.
    Diğeri de Cenab-ı Hakkın biz kullarından istediklerini, emir ve yasaklarını
    Resul olarak getirmiştir. İbadetlerin özü ve esası olan beş vakit namazı
    Miraç hediyesi olarak getirmesi gibi...

    Peygamberimiz, Allah ile nasıl görüşebilir?
    Soru: "Bize herşeyden daha yakın olan Cenab-ı Hakka binlerce senelik
    mesafeyi aşarak yetmiş bin perdeyi geçtikten sonra Rabbiyle görüşmesi ne
    demektir?"

    Cenab-ı Hak herşeye herşeyden daha yakındır, fakat herşey O' na sonsuz
    şekilde uzaktır.
    Meselâ, güneşin insan gibi aklı olsa da bizimle konuşacak olsa, elimizdeki
    ayna aracılığıyla bizimle konuşabilir.
    Diğer taraftan biz bir çeşit ayna olan gözümüzle güneşe yaklaşabiliyoruz.
    Oysa güneş bize 150 milyon km. uzaklıkta bulunuyor, hiçbir şekilde ona
    yanaşamayız. Güneşe bir derece yaklaşmak için ancak Ay kadar büyümek lazım.
    Bu da mümkün değildir.
    Bu misalde olduğu gibi, gerçek anlamda Cenab-ı Hak herşeye yakındır, ama
    herşey ona sonsuz derece uzaktır. Ancak Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam,
    Cenab-ı Hakkın lütfuyla bir anda binlerce perdeyi geçerek Miraça yükselmiş;
    bütün manevi mertebeleri aşarak huzura varmıştır.

    Bir insan nasıl göklere çıkabilir?
    Soru: "Bunun bir örneği var mıdır? Bir uçak ancak 10-15 bin metre yukarı
    çıkabiliyor, bir uzay gemisi ancak Ay'a ve Venüs'e ulaşabiliyor. Bir insan
    birkaç dakika gibi kısa bir sürede milyonlarca metre uzaklara nasıl gidip
    gelebilir?"

    Yerküremiz, yani Dünya bir yılda yaklaşık 188 saatlik bir mesafeyi bir
    dakikada döner, yirmi beş bin senelik mesafeyi bir senede alır. Bu muazzam
    hareketi ona yaptıran ve bir sapan taşı gibi döndüren bir Kudret, bir insanı
    Arş-ı Âlâya getiremez mi? Güneşin çevresinde o ağır cisim olan dünyayı
    gezdiren bir hikmet bir insan bedenini şimşek gibi Rahman'ın Arşına
    çıkaramaz mı?

    Peygamberimiz sadece ruhuyla gitse olmaz mıydı?
    Soru: "Öyleyse ise neden Miraça çıktı? Ne lüzumu var? Evliya gibi ruhu ve
    kalbi ile gitse yetmez miydi?"

    Cenab-ı Hak görünen ve görünmeyen âlemlerdeki güzellikleri göstermek için,
    kâinat fabrikasını ve merkezini gezdirmek, insanlığın amel ve ibadetlerinin
    âhiretteki neticesini göstermek için Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamı
    oralara davet etmesi gayet makuldür. Sadece ruhu ve kalbi ile değil, bu
    seyahate bedeninin de iştirak etmesi gerekir.

    Görünen âlemin anahtarı olan gözünü, işitilen âlemin anahtarı olan kulağını
    Arşa kadar birlikte alması gerektiği gibi, ruhunun sayısız görevlerini
    üstlenen âlet ve makinesi hükmünde olan mübarek bedenini Arşa kadar
    çıkarması akıl ve hikmet gereğidir.

    Zaten Cenab-ı Hak Cennette bedeni ruha arkadaş ediyor. Çünkü pekçok kulluk
    görevine ve sınırsız lezzetlere ve acılara beden kaynaklık etmektedir.
    Öyle ise bu mübarek beden ruha arkadaşlık edecektir. Cennette ruh bedenle
    birlikte olacaksa Cennetü'1-Me'vâ'nın gövdesi olan Sidretü'l-Müntehaya
    Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamın zatının arkadaşlık etmesi hikmetin tâ
    kendisidir.

    Peygamberimiz Miraça sadece ruhen çıkmış olsaydı, zaten mucize olmazdı.
    Çünkü her veli ruhen ve kalben o âlemlere çıkabiliyor.

    Peygamberimiz kısa zamanda nasıl gidip geldi?
    Soru: "Birkaç dakikada binlerce yıllık mesafeye gidip gelmek aklen mümkün
    müdür?"

    Cenab-ı Hakkın sanatında hareket ve hızın derecesi farklı farklıdır. Sesin
    hızı ile ışığın hızı, elektriğin hızı, hatta ruhun ve hayalin hızı
    birbirinden bütünüyle farklıdır. Gezegenlerin hızları da birbirinden
    farklıdır. Meselâ ışığın hızı 300.000 km/sn iken sesin hızı 360 km/sn'dır.

    Acaba Peygamberimizin lâtif bedeninin yüce ruhuna tabi olması, ruh hızında
    hareketi nasıl akla ters gelebilir?

    Yine bir insan on dakika uyusa bazı olur ki, bir yıllık iş görebilir. Hatta
    bir dakikada insanın gördüğü rüyayı, rüyada işittiği sözleri, konuştuğu
    kelimeleri toplansa uyanıkken bir gün, belki daha fazla bir zaman gerekir.

    Demek ki bir zaman dilimi iki kişiye göre değişebiliyor, birisine bir gün,
    diğerine de bir yıl hükmüne geçebilir.

    İşte Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam, Burak'a binerek şimşek gibi
    bütün kâinatı gezip İlâhi huzura çıkıp Rabbiyle sohbet şerefine ermiş, Onun
    cemalini görmüş, emirlerini alıp dönüp gelmiştir.

    Miraçın benzeri bir olay var mıdır?
    Soru: "Peygamberimizin Miraça çıkması mümkündür. Fakat her mümkün
    gerçekleşmiyor. Bunun bir benzeri var mı ki kabul edelim?"

    Miraçın çok örnekleri vardır:
    Bir insan, gözüyle bir saniyede Neptün gezegenine çıkabilir.
    Bir bilim adamı, astronomi kanunlarına binerek tâ yıldızların arkasına bir
    dakikada gidebilir.
    İman sahibi her insan, namazın hareketlerine düşüncesini bindirerek bir
    çeşit Miraçla kâinata arkasına alarak İlâhî huzura girebilir.
    Kalb gözü açık bir veli, İlâhî sırlara kırk günde ulaşabilir. Hattâ
    Abdülkadir Geylânî ve İmam-ı Rabbanî gibi bazı evliyanın bir dakikada Arş-ı
    Âlâya kadar ruhen çıktıkları bildiriliyor.
    Yine nurlu bir cisme sahip olan melekler bir anda yerden Arşa, Arştan
    yeryüzüne gidip geliyorlar.
    Cennette, Cennet ehli mü'minler, Cennet bahçelerine kısa bir zamanda
    çıkabiliyorlar.

    Bu kadar örnekler gösteriyor ki, bütün evliyanın sultanı, bütün mü'minlerin
    imamı, bütün Cennet ehlinin reisi ve bütün meleklerin makbulü olan Resul-i
    Ekrem Efendimizin bir anda Miraça çıkması, dönmesi, bütün yüce âlemleri
    gezip görmesi gayet makuldür ve şüphesizdir.

    Miraçla gelen hediyeler

    Birincisi: Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bütün iman hakikatlerini
    gözleriyle gördü. Melekleri, Cenneti, âhireti, hattâ Cenab-ı Hakkın cemâlini
    gözleriyle müşahede etti. Sözlerinde ve vaadinde en küçük bir hilafı, aksi
    beyanı olmayan o yüce insan mü'min ruhlara manen şöyle diyordu: "Sizin
    inandığınız, melekleri, âhireti, Rabbinizin Nur cemâlini bizzat gördüm; bu
    iman esasları vardır, mevcuttur; tereddüt ve şüphe etmeyiniz." Böylece
    mü'minler sonsuz bir imana ermenin saadetine kavuştular.

    İkincisi: İnsan herşeyi merak ediyor. Ayda hayat var mı, yok mu diye
    araştırıyor. Halbuki Ay O Ezelî Sultanın memleketinde ancak bir sinek kadar
    yer kaplıyor.

    Mü'minler merak ediyorlar. "Rabbimiz bizden ne istiyor? Acaba ne yaparsak
    Rabbimiz bizden razı olur? Bir yolunu bulsak da doğrudan doğruya Rabbimizle
    muhatap olsak, bizden ne istiyor, anlasaydık" derken, İki Cihan Serveri
    yetmiş bin perde arkasından ezel ve ebed Sultanının razı olacağı amelleri
    Miraç meyvesi olarak getirdi beşere hediye etti. Bu hediye başta namaz olmak
    üzere İslâmın diğer esasları ve ibadetleridir.

    Üçüncüsü: Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam ebedî saadet definesinin
    anahtarını alıp getirmiş, cinlere ve insanlara hediye etmiştir. Peygamber
    Efendimiz kendi gözüyle Cenneti görmüş, sonsuz saadetin varlığını müşahede
    etmiş ve bu büyük müjdeyi haber vermiştir. Öyle ki, bir adama idam edileceği
    anda affedilerek padişahın yakınında bir saray verilse ne kadar sevinir.
    Öyle de bütün cinler ve insanlar sayısınca toplu bir müjde olan bu sevinç ne
    kadar önemli ve değerlidir.

    Dördüncüsü: Peygamber Efendimiz Miraçta Cenab-ı Hakkın cemalini görme
    nimetini tattı. Bu manevi nimetin Cennette mü'minlere de nasip olacağı
    müjdesini verdi. "Ayın on dördünü nasıl açıkça gözünüzle görüyorsanız,
    Rabbinizi de öyle Cennette apaçık göreceksiniz" buyurarak bu ezelî müjdeyi
    bizlere hediye olarak getirdi.

    Beşincisi: İnsan kâinatın en kıymetli bir meyvesi ve Kâinat Sahibinin en
    nazlı bir sevgilisi olduğu Miraçla anlaşıldı. Kâinata nisbetle küçük bir
    varlık, zayıf bir canlı olan insan bu meyve ile öyle bir dereceye çıktı ki,
    bütün varlıklar üzerinde bir makam ve mevki kazandı. Çünkü rütbesiz bir
    askere, "Sen paşa oldun" dense ne kadar sevinir.
    Öyle de âciz, fani, devamlı ayrılık ve zeval tokadını yiyen biçare insana
    birden, "Sonsuz ve baki bir Cennette Rahman ve Rahîm olan Allah'ın rahmetine
    gireceksin" dendiğinde o insan ne kadar büyük bir mevki ve makama çıkar.
    Cennette hayal hızında, ruh genişliğinde, akıl akıcılığında, kalbin bütün
    arzularında Cenab-ı Hakkın ebedi mülkünde seyir ve seyahate erecektir.
    Cenab-ı Hakkın nur cemalini seyretme nimetini tadacaktır. Böyle bir insanın
    kalb ve ruhu ne kadar büyük bir sevince kavuşur değil mi? Miraçın bu meyvesi
    insanın en büyük arzu ve hedefidir. (Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, 31.
    Söz.)

    Miraç Gecesi Namazı
    Miraç gecesi kılınacak namaz on iki rekattır. İki rekatte bir selam
    verilerek kılınacak olan namaz on iki rekat ile bitirilir. Her rekatte
    Fatihadan sonra on kere ihlas okunur. Kılınma zamanı yatsı namazı
    kılındıktan sonra, imsak vaktine kadar ki herhangi bir vakit olabilir. Bu
    oniki rekat namaz bittiği zaman selamdan sonra yüz defa :

    "Sübhanallahi vel hamdülillahi vela ilahe illallahü vallahü ekber vela havle
    vela kuvvete illa billahil aliyyül azim" duası okunur.

    Ardından da yüz kere istiğfar yapılır.

    Miraç Gecesinin Gündüzünde Kılınacak Namaz
    Miraç gecesinin gündüzünde öğlen namazını kıldıktan sonra sonra dört rekat
    namaz kılınır.
    Bu namazın;birinci rekatında Fatiha' dan sonra bir kere Felak suresi, ikinci
    rekattan sonra bir kere Nas suresi, üçüncü rekatta üç kere Kadr suresi,
    dördüncü rekatta elli kere İhlas suresi okunur.


    Kaynaklar:
    1. Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı, Sözler, 31. Söz
    2. Mübarek Aylar Günler ve Geceler
    3. Üç Aylar İbadet Rehberi



    Paylaş
    MİRAÇ kandilinde ne yapılır ne okunur? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Miraç kandili Müslümanlar için kutsal gün ve geceler arasında yer almaktadır.Bu gecede insanların daha fazla ibadet etmesi ve dua etmesi beklenir.Böyle gecelerin nurundan bereketinden faydalanmak için çeşitli etkinlikler yapılabilir.Fakirlere yardım edilir.Dua alınır,namaz kılınır.Kuran okunur.