Diğer Kategoriler ve Mezhepler Forumundan İmam Ebu Hanife Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    İmam Ebu Hanife

    Reklam




    İmam Ebu Hanife Hazretleri

    İmam Ebu Hanife âbid, zâhid, Allah'ı bilen, Allah'tan korkan ve ilmiyle sadece Allah'ın rızasını murad eden bir zât idi
    Onun büyük bir âbid olduğu şu menkıbesinden açıkça
    anlaşılmaktadır:

    İbn Mübârek107 şöyle der 'Ebu Hanife büyük bir mürüvvete sahip ve çokça ibadet eden bir zât idi'

    Hammad b Ebi Süleyman108 Ebu Hanife'nin (ömrünün son günlerinde) bütün geceyi ibadetle geçirdiğini rivayet etmiştir

    İmam A'zam, hayatının ilk devrelerinde gecelerinin yarısını ibadetle ihya ederdi Bir gün yoldan geçerken bir adam kendisini yanındakilere göstererek şöyle söyledi: İşte bu zat bütün geceyi ibadetle ihya eden bir kimsedir' Bu sözü duyan İmam A'zam o günden itibaren kendisi hakkında bu bilgiyi taşıyan adamı yalancı çıkarmamak için bütün gecelerini ibadetle ihya etmeye başladı ve 'Ben halkın beni bende olmayan vasıflarla övmesinden dolayı Allah Teâlâ'dan utanırım' dedi

    Rebî b Asım109 şöyle anlatır: 'Yezid b Ömer b Hubeyre, beni Ebu Hanife yi onun huzuruna getirmem için gönderdi Vezir, Ebu

    Hanife ye Beytülmal nâzın (Mâliye Vekili) olması için teklifte bu lundu Ebu Hanife vezirin bu teklifini reddetti Teklifini reddettiği için vezir ona yirmi değnek vurarak cezalandırdı
    İmam A'zam'ın işkence çekmek pahasına makam ve mansıbdan nasıl kaçtığına çok iyi dikkat edilmelidir

    Hakem b Hişam Sakafi110 'Şam'da bulunduğum bir sırada bana, Ebu Hanife'nin devrimizin en emin insanı olduğunu söyledi ler' demiş ve şu menkıbeyi anlatmıştır: "Devrin sultanı Ebu Hanife'ye Beytülmal nâzırlığı teklif etmiş ve 'Şayet benim bu tekli fimi kabul etmezsen seni kırbaçlatırım' diyerek onu tehdit etmeyi de ihmal etmemişti Ebu Hanife ise, onun vuracağı kırbaçların acısını Allah'ın kendisine vereceği azabın acısından daha hafif bulduğu için dünya azabını tercih etti ve hükümdarın kendisine teklif ettiği görevi reddetti"
    İmam A'zam hakkında İbn Mübârek'in yanında bir söz açılınca İbn Mübârek şöyle der: 'Siz öyle bir kişiye kötülük yakıştırıyorsunuz ki, bütün dünya ona ait olmak istedi, fakat o, Allah'tan korkarak kendisini isteyen bu dünyadan kaçtı'

    Muhammed b Şücâ'dan ve bir kısım arkadaşlarından rivayet edildiğine göre, Ebu Hanife'ye 'Emîr'ul-Mü'minin Ebu Cafer Mansur size on bin dirhem verilmesini emretmiştir' denildiği za man Ebu Hanife 'Ben bu parayı kabul etmem' diye razı olmadığını izhar eder Fakat sultanın bu parayı kendisine göndereceği günün sabahı, namazını kılar ve sonra elbisesine bürünerek sessiz se dâsız yatağına girer ve kimseyle konuşmaz Bu esnada Hasan b Kahtebe'nin111 bir adamı, yanında bahsi geçen parayı getirerek Ebu Hanife'nin huzuruna girer

    İmamın yanında bulunanlardan bazıları devletin gönderdiği elçiye 'Ancak arada sırada ve pek az konuşabiliyor' derler ve ilâve ederler:'Sizin anlayacağınız kendisine bir hastalık ârız olmuştur; bu hastalık ârız olduğundan bu yana hâli hep böyledir' Parayı ge tiren elçi 'O halde getirdiğim parayı şu keseye koyup evin bir ke narına bırakın ve iyileştiği zaman da kendisine teslim edin' der,

    Bu hal karşısında İmam A'zam, terekesi hakkında oğlu Hammad'a şu vasiyette bulunur: 'Öldüğüm zaman beni defneder etmez bu paraları al, Hasan b Kahtebe'ye götür ve ona de ki: 'Ebu Hanifenin yanında emanet olarak bıraktığınız şu paranızı geri alın

    Oğlu Hammad şöyle anlatır: 'Babamın vasiyetim aynen tatbik ettim Bunun üzerine Hasan bana dedi ki: 'Allah'ın rahmeti ba banın üzerine olsun O, dini hakkında çok sıkı idi'
    Ebu Hanife Kadı'ul-Kudal (Şeyhülislâm) olmaya dâvet edildiğinde şunları söylemiştir: 'Ben bu vazifeye lâyık değilim' Neden lâyık olmadığı sorulduğu zaman da şu cevabı vermiştir: 'Eğer doğru isem bu vazife için ben işe yaramam; şayet yalancı isem bir yalancının kadı olması yanlış bir iş olur'

    Âhiret yolunu, din işlerim ve Allah Teâlâ'nın sıfat-ı ilâhîyele rini bilmesine gelince, dünyadaki zühd ve takvâsı ve Allah'tan şiddetle korkar olması bunun açık bir delilidir
    İbn Cüreyh112 şöyle der: 'Sizin şu Kûfeli Nûman b Sâbit'ten bahsedenler, hep onun Allah'tan şiddetle korktuğunu söylüyorlar'

    Şerik en-Nehaî113 şöyle demiştir: 'Ebu Hanife çok susardı, da ima düşünceliydi ve halk ile az konuşurdu'
    Bu durumu, onun Bâtınî İlim e sahip olduğunun en bariz deli lidir O, dinin en mühim ve "hayatî konularıyla ilgili meseleleri üzerinde düşünür ve netice çıkarmaya çalışırdı Çünkü susmasını bilip, sükût eden kimseye ilmin tamamı verilmiştir

    Yukarıda zikrettiğimiz menkıbeler sözü edilen üç büyük imamın hallerinden sadece birer küçük bölümdür

    107) Künyesi İbn Mübârek b Vadih el-Hanzelî'dir Muhaddislerin Sultanı kabul edilir Hicretin 181 yılında ve 63 yaşında vefat etmiştir Ebu
    Hanife'nin talebelerindendir Hocasının ilminden birçok bilgiler nakletmiş ve onun rahle-i tedrisinde uzun zaman kalmıştır,
    108) Asıl ismi Müslim'dir, Kûfelidir Sahabe'den Ebu Musa el-Eş'ari'nin azadlısıdır
    109) Bazı nüshalarda er-Rebî b İsmail Ebu Asım diye geçmektedir
    110)Aslen Kûfelidir, Bilahare Şam'a yerleşmiştir
    111) Abbasî devletinin hükûmet erkânından biridir
    112) Mekkelidir Büyük âlimlerdendi ve ünlü bir fakihti Hicretin 149, yılında vefat etmiştir
    İlâ) Künyesi Şerik b Abdullah b Ebi Şerik'tir Aslen Kûfelidir Buhara şehrinde hicrî 95 yılında doğmuş, hicretin 177 yılında vefat etmiştir



    Paylaş
    İmam Ebu Hanife Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Ebu Hanife'nin asıl adı Abdullah olup babasının adı olan Hanife ismi ile tanınmaktadır. Ehli sünnet alimlerinden ve dört büyük mezhep alimlerinden birisidir.



imam-ı azam ebu hanife nin hayatı,  hanefi mezhebinin azabı imamı ebu hanifenin hayatı