Diğer Kategoriler ve Mezhepler Forumundan Ehl-i sünnet ve sapık fırkalar Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Ehl-i sünnet ve sapık fırkalar

    Reklam




    EHL-İ SÜNNET VE SAPIK FIRKALAR


    Ehl-i Sünnet, Kur’an-ı Kerim ile Hz Peygamber (s.a.v)’in sünnetine sımsıkı sarılıp, doğru yoldan sapmayan kimselerdir Bu kimselerin inanç yönünden ne ifratı ne de tefriti vardır

    Ehl-i Sünnetin inançları özetle şöyledir; Allah-u Zülcelal bütün kemal sıfatlarla vasıflanmıştır Hiçbir eksiği yoktur Her şeyin yaratıcısı O’dur Zatında bir olduğu gibi sıfatlarında da birdir

    Ezelidir Hiçbir şey yokken O var idi Ne isim ve ne de sıfatlarında sonradan meydana gelme diye bir şey yoktur

    O, her şeyi ilmi ile bilir İlmi ise ezeli bir sıfatıdır Kudreti ile Kaadir’dir Kudret sıfatı ise ezelidir Yaratması ile Hâlik’tir Yaratma ise ezeli bir sıfatıdır O, fiili ile fâil, fiil sıfatı ise ezelidir

    Bütün fiiller mahluk, Allah-u Zülcelal’in fiili ise mahluk değildir O’nun sıfatları ne hadis (sonradan olma) ne de mahluktur O’nun hiçbir sıfatı yaratıkların sıfatlarına benzemez

    O’nun bilmesi bizim bilmemize, O’nun kudreti bizim kudretimize, O’nun görmesi bizim görmemize, O’nun işitmesi bizim işitmemize, O’nun konuşması bizim konuşmamıza benzemez O’nun rızası, gazabı, ve bütün sıfatları, alet, harf, keyfiyet ve ses gibi şeylerden münezzehtir

    Bizim sıfatlarımız hadistir Yani; alet, harf, keyfiyet, hal ve ses gibi şeylerden meydana gelir

    Allah-u Zülcelal ebedidir Varlığı sonsuzdur

    Ehl-i sünnet, Eş’arî ve Maturîdî fırkası olmak üzere iki fırkadır Bu iki fırka arasında bazı teferruatlarda farklılıklar olsa da, inanç esaslarında birbirine aykırı değildirler


    İmam İbnu Subkî, Şerh-u Akîdet-i İbn-il-Hâcib adlı eserinde diyor ki: "Ehli Sünnet vel Cemaat, bir tek akîde üzerinde ittifak ettiler Allah Teâlâ'nın hakkında vacib, caiz ve muhal olan sıfatlarda ihtilaf etmediler Ancak bu itikada ulaşabilecek bazı meselelerde ihtilaf ettiler Yani delillerde ihtilaf ettiler

    Uzun araştırmalardan sonra anlaşılıyor ki, Ehli Sünnet vel Cemaat üç taifedir: Birincisi, ehli hadistir Bunlar, sadece Kitab ve Sünnete dayanırlar; bundan başkasına iltifat etmezler Bunların delilleri, Kitab, Sünnet ve İcmâ-i ümmettir

    İkincisi, fikir, sanat ve aklî delillerle meselelerini muhkemleştiren (güçlendiren) taifedir Bunlara Eş'ârî ve Hanefî denilir Eş'ârilerin imamı, Ebu-l-Hasen el-Eş'ârî; Hanefîlerin imamı ise Ebû Mansûr el-Mâturîdî'dir Bunlar aklî delillerde ve maksatlarda müttefiktirler Sem'î delillerden aklın mümkün gördüğü meselelerde de müttefiktirler Ancak maksat olan bazı itikâdî meselelerin delillerinde, mesela tekvin ve taklid meselelerinde ihtilaf ettiler

    Üçüncüsü, keşif ve ehli vicdan taifesidir Bunlara sofiyye denilir Sofîler de bidâyette, ehli nazar ve istidlal, yani Eş'ârî ve Matûrîler gibidirler Nihayette ise keşif ve ilhamla hükmederler

    Hafız Zebîdî (rahimehullah) diyor ki: “Malum olsun ki, İmam Ebu-l-Hasen el-Eş'ârî ve İmam Ebû Mansûr el-Mâturîdî (radıyallahu anhumâ), indî meselelerden son derece sakındılar Bir bid'ati ihdas etmediler Mezhebleri, ashab, tabiîn ve tebei tâbiîn'in yolundan ayrılmamıştır Bilakis Selefin itikad anlayışlarını, aklî ve naklî delillerle esaslaştırdılar

    Mesela İmam Eş'arî, İmam Şâfiî'nin görüş ve ictihatlarını, açık nasslarla (deliller) teyid ederek mezhebine yardım etmiştir İmam Mâturîdî ise aynı yolla İmam Ebû Hanîfe'nin mezhebini aklî ve naklî delillerle takviye etmiştir Her ikisi de ehl-i bid'atle savaşmışlar ve Allah Teâlâ onları muvaffak kılmıştır Filhakika cihadın aslı da, bunların yaptıkları cihattır Bu takdirde bunlara uymak, Ashab, Tabiîn ve Tebe-i Tabiîn'e uymaktır Bunlara bağlanmak, Onlara bağlanmaktır

    Nitekim İz İbn-i Abdisselam diyor ki: "Şâfîler, Malikîler, Hanefîlerin büyük bir kısmı ve Hanbelîlerden ehli fazilet, İmam Eş'ârî'nin itikadı üzere icma' ettiler Nitekim İmam Eş'ârî'nin muasırlarından Ebû Amr ibn’ul-Hâcib, Mâlikî olduğu halde ve Hanefîlerin şeyhi olan Şeyh Cemâleddîn de Hanefî olduğu halde, Eş'ârî'nin itikadı gibi eser yazdılar" (İmam Takyeddîn İbnu Subkî, İbnu Abdisselam'ın bu naklini tasvib etmiştir)

    Onların zamanından şu ana kadar, onlardan hiçbir âlim, hiçbir alimi tekfîr (küfür isnad etmek), tebdî' ve tesfîk etmemiştir Bu da onların hak yol üzerinde olmasına delildir

    Hasılı, sapıkların Ehli Sünnet vel Cemaat'e düşmanlığının yegane sebebi, İslam’ı tatbik etmekten aciz kalmalarıdır Onların acizlikleri, onları sevgiden çevirip düşmanlığa saptırmıştır

    Önüne gelen kitap yazar; karalar, çizer Kimisi "bilim adamı" der; kimisi "ayet, hadis" deyip kafasına göre yorum yapar Buna çok dikkat etmeliyiz Ehli Sünnet vel Cemaat’in itikâdı ve amelî ölçüleri, tevâtür (sağlam) senedlerle zamanımıza ulaşmıştır Fırka-i Nâciye, yani Efendimizin haber verdiği kurtuluşa erecek olan cemaat da, Ehli Sünnet vel Cemaat’tir

    İnanç sahasındaki bi’dat (sapık) fırkalar; Mu’tezile, Şi’a, Hariciye, Neccariye, Müşebbihe, Mercie ve Cebriye olmak üzere yedi sınıfa ayrılmışlardır

    Mu’tezile;
    Bu mezhebin mensupları, Allah-u Zülcelal’in kitabını mahluk (yaratılmış) saymışlardır ‘Allah-u Zülcelal ne görür ne de görülür’ diyerek, O’nun ‘Basar’ sıfatını inkar etmişlerdir Ayrıca Sırat’ı, Mizan’ı ve evliyanın kerametini inkar ederler Bunlar kendi aralarında yirmi guruba ayrılmışlardır

    Şîa;
    Bunlar da kendi aralarında 22 fırkaya ayrılmışlardır Bu mezhebin bazı mensupları, Hz Ali (ra)’yi peygamber ve bazıları onu ilah kabul etmişlerdir

    Şia’nın bir kısmı Kur’an-ı Kerimin açık hükümlerine ters düştüğü için müslüman sayılmazlar Bunlar Kur’an-ı Kerimin bir kısmını Hz Peygamber (asv)’e bir kısmını Hz Ali (ra)’ye indiği inancındadırlar Mesela beş vakit namaz ile Ramazan orucunu inkar eden bir kısım Rafızilerle peygamberliğin Hz Muhammed (asv)’e değil, Hz Ali (ra)’ye geldiğini ve Hz Aişe (ra)’nin, Hz Muhammed (asv)’e ihanet ettiğine inanan, Hindistan’da ve Pakistan’da bulunan İsmailiye fırkası gibi

    Şia’nın diğer bir kısmı ehl-i bid’at olsalar da Müslüman sayılırlar Mesela, Yemen’de bulunan Zeydiyye fırkası Hz Ali’nin, imamete daha müstahak olduğuna, bununla beraber üst varken astın da halife olabileceğine inandıkları için Hz Ebu Bekir ve Hz Ömer ve Hz Osman (ranhum)’un hilafetini reddetmiyorlar Şiiler arasında ehl-i sünnete en yakın bu fırkadır

    Hariciye;
    Bu mezhebin mensupları, Hz Osman, Hz Ali, Hz Talha (ranhum), Hz Aişe (ranha) ve kendileri dışındaki bütün müslümanları tekfir etmişlerdir Ayrıca bunlar, küçük ve büyük günah işleyenleri de kafir sayarlar Bunlar da kendi aralarında yirmi guruba ayrılmışlardır

    Neccariye;
    Bu mezhebin mensupları, Allah-u Zülcelal’in sıfatlarını inkar edip, Kur’an-ı Kerim yazıldığı zaman cisim, okunduğu zamanda a’razdır, derler Bunlar da kendi aralarında üç guruba ayrılmıştır

    Müşebbihe;
    Bu mezhebin mensupları, Allah-u Zülcelal’i cisimlikle vasıflandırırlar Bunlar, Allah-u Zülcelal (haşa) yaratıklara benzer, derler

    Mürcie;
    Bu mezhebin mensupları, Allah-u Zülcelal mü’minlerden herhangi birine ateşle azab etmez, masiyet (günah) imanla birlikte zarar vermez, derlerAyrıca, ameller farz değil fazilettir, yapanlar için iyidir, yapmayanlara bir şey yoktur, derler Bunlar da kendi aralarında beş guruba ayrılmışlardır

    Cebriye;
    Bu mezhebin mensupları, kulun meydana gelen her hangi bir işte iradesi yoktur, o cansız varlık mesabesindedir, hal böyle olunca, kul emir ve nehy’e (yasaklara) muhatap olmaktan da kurtulmuş olur, derler

    Kaynakça:

    1) Seyda Muhammed Konyevi (ks); Asrımız Meselelerine Fetvalar, Reyhani Yayınları, Konya, 2004
    2) İsmail Çetin Hz; Ehli Sünnetin Nazarı İtikadın Ölçüsüdür, Dilara Yayınları

    M HAMZA KAFKASLI



    Paylaş
    Ehl-i sünnet ve sapık fırkalar Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    RABBİMİN rızasını kazanan kullardan eylesin ALLAH C.C razı olsun



sapik cemaatler,  sapık cemaatler,  sapkın mezhepler,  sapik meshepler,  islamda sapik mezhepler,  islamda sapkîn mezhepler,  ehlisünnet