Diğer Kategoriler ve Mezhepler Forumundan Ehli Sünnet Velcemaat Itikadı Meselesi Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Ehli Sünnet Velcemaat Itikadı Meselesi

    Reklam




    EHLİ SÜNNET VELCEMAAT İTİKADI MESELESİ

    Bir adam " Ben Ehli sünnet vel Cemaatim" diyor Alevi olsun, sünnî olsun, mu'tezile olsun, havârici olsun herkes dava ediyor, iddia ediyor: " Ben Ehli Sünnet velCemaatim " Ama Şeyh Ahmed Ziyâeddin Gümüşhanevi Hazretlerinin buraya dikkat çekerek buyurduğu gibi, iş davada kalmıyor Ehli Sünnet velCemaat’in alametleri vardır

    En azından Ehli Sünnet velcemaat, mezheblere tabi'dir Bütün fikirlerini hayat ölçülerini mezheb imamlarından alıyor Mezheb imamlarının görüşleri ayet ve hadisin dışına çıkmıyor En güzeli birinci asırda olan ulema, sonra ikinci asırda olan ulema, sonra üçüncü asırda Ki bu üç asır hakkında Peygamber sallALLAHu aleyhi ve sellem müsbet bir şahitlik yapmıştır; en hayırlı cemaat olduğunu beyan etmiştir Ehli sünnete tabi olanlar hayat ölçülerini bu üç asrın içerisinde yaşayan alimlerden alıyor

    Şeyh Ahmed Gümüşhanevi Hazretleri diyor: " Mesela, birisi - İmam Şafiî şöyle dedi, İmam Malikî yahud İmam Hambelî böyle dedi- dediği vakitte başka birisi de, - bu benim görüşüm aklım öyle demez- diyorsa mezhebe karşı çıkmış olur " Madem ki biz Hanefîyiz, Hanefî mezhebine göre hayatımızı tasnif etmeye mecburuz

    Ehli Sünnet alimleri namaz kılan bir kimseyi nifakla veya küfürle suçlamamışlardır Gıybetten sakınmıştır Birinci haslet budur Ehli sünnet velCemaat beş vakit namazlarını cemaatle kılmıştır İkinci alamet de budur Ehli Sünnet velCemaat bir araya geldiklerinde, cemaat zamanında, birbirlerini günahlardan vazgeçirmeye çalışmışlardır Eğer bir cemaat birbirini günah işlemekten vazgeçirmeye çalışmazsa Ehli sünnet velCemaat değildir

    Mezhebler; ayet ve hadisin izahı demektir Görüş ve fikirleri, İslamın bütün ahkamı, hükümleri temel itibarıyla ikidir:

    Bir kısmı ictihadı kabul etmez, yani görüş kabul etmez; buna usûl-ü din denilir Peygamber SallALLAHu aleyhi ve sellem ve ashab-ı kiram tarafından kemiyet ve keyfiyet bakımından apaçık olan hükümlerde ictihad yoktur; zinanın haramlığı gibi, namazın farz oluşu gibi, orucun tutulması gibi, namaz kılmayana ceza vermek, oruç tutmayana ceza vermek meseleleri gibi

    Bir kısım da vardır ki, açık olarak ashab tarafından hükmü beyan edilmemiştir Mesela namazda el bağlamak veya bağlamamak; bir kısım ashab-ı kiram bağlamış, bir kısım bağlamamıştır Namazda el kaldırmak veya kaldırmamak; Kunut okumak veya okumamak İkinci şeklinde olan, bunlar ictihâdî olur İctihad araya girer Ama Asr-ı saadet'te veya ikinci ve üçüncü asırda açık olarak hükmü beyan edilen şeyler ictihad kabul etmez

    ALLAH'ın Rasulu sallALLAHu aleyhi ve sellem, müctehidlerin hakkında bir müjde vermiştir Müctehidler hata yaptıklarında, ALLAH onu afuv eder Fikri isabetli olduğu vakitte, ona iki mükafat verir bizim zamanımızda ictihad kapısı açık olsa dahi, ictihad edecek derecede, şartlarına haiz bir kimse yoktur Beşinci asırdan bu yana, kıyamete kadar mehdi aleyhisselam müstesna, diğerlerinin hepsinin mezheb arkasından gitmek mecburiyeti vardır

    Ehli Sünnet velCemaat çizgisine dahil olan tüm mezhebler hak mezhebdir Aslı on sekiz mezhebdir; zamanımızda devam eden mezhebler dört tanedir Hanefî, Şafiî, Mâlikî, Hanbelî mezhebleridir Yalnız Ehli Sünnet velCemaat; gençleşmiş, İslam kardaşlığını temin etmiş, birbirine emr-i ma'ruf, nehy-i an-il-münkeri tebliğ eden cemaattir


    Özet olarak Ehli Sünnet velCemaat’in beş alameti vardır

    1- Hiç birini diğeri tekfir etmez Her biri diğerini takdir eder

    2- Emr-i ma'ruf ve nehy-i an-il-münkeri, bir araya gelirlerse birbirlerine tebliğ eder Farz, vacibleri öğretir, günahlardan vazgeçirmeye çalışırlar

    3- Beş vakit namazı ta'dil-i erkanla cemaat ile kılmaya çalışırlar

    4- Şeriat ahkamını icra etmeye çalışırlar Kendi nefsinde, iyalinde veyahut da toplumda ALLAH'ın hükümlerini tatbik etmeye çalışırlar

    5- Kendisinden olmayanları dahi, ehli kıble olanları da iman çerçevesinde görürler Büyük günah işleyen kimseye kafir demezler Nitekim İmam Azam radıyALLAHu anh zamanında bir soru kendisinden sorulmuştur İmam şöyle cevap veriyor:

    " Yüzde doksan dokuz küfür ihtimali olan bir kimsenin, ( yüzde bire binâen) imanı hakkında hükmeder; mü'mindir deriz" Bundan gayrı, Ehli sünnet velCemaati parçalayacak olan hal hareket ve sözler, tefrikaya sebeb olur; tefrika denir

    Hatırlıyorum bir zamanda bu mesele ortaya konulmuştu bir alim Ehli sünnet hakkında konuşuyordu -Dürzî diye tabir ettiğimiz; alevilerden bir taifedir bunlar, geceleri var filan Tunceli tarafında, Diyarbakır tarafında bunlar çoktur Bunlardan birisi de orada oturmuştu:

    Ben de Ehli Sünnetim dedi O alim de bunu tanıyor:

    Arkadaş, senin Ehli Sünnet olmana hayret ediyorum! Neyle Ehli sünnetsin sen!?

    Ben sünnet olmuşum!!!

    Bu da iddia ediyor: Ben de Ehli Sünnetim, diye ve Ehli sünnet olduğu iddiasının delili de var Ben sünnet oldum diyor

    Cemaatsiz dini yaşamak imkanı yoktur Üç kişi bir araya gelirse cemaat sayılır Küçük cemaat, büyük cemaat, birisi burada, birisi burada Bir camide imamın arkasında namaz kılanlar, o saatte hepsi namaz kılıyorsa burada birleşiliyor

    Particilik yüzünden, ırk yüzünden, ticaret yüzünden, Müslümanların birbirlerinin aleyhine girmeleri doğru değildir Partiler gelip geçici şeylerdir Alış veriş gelip geçici şeydir Ebedi hayat içinde; insan çalışmak, Müslüman olarak çalışmak mecburiyetindedir Ebedi hayatı nazar-ı itibara alarak insan, cennette karşı karşıya oturur, bir araya gelir ve ister Dini bir gaye olmaksızın Müslümanların birbirlerinin aleyhinde olmaları doğru değildir Türk olsun Arab olsun, ne olursa olsun Lâ ilâhe illALLAH; Muhammeden Rasûlullah der büyük günahlardan sakınır bir kimse, birbirine kardaştır Kardaş kardaşın aleyhinde bulunamaz, malına tecavüz edemez Onun şerefini korur, namusunu korur, kendi nefsini koruduğu gibi Böyle olursa Ehli sünnet velCemaattir Dürzî dedi: Ben Ehli Sünnetim! :Ben de sünnet olmuşum!

    Dini, namusumuzu, toprağımızı, Müslüman olmayanlara çiğnetmeye hakkımız yoktur, korumak mecburiyetindeyiz ve her şeyden üstün tutmak mecburiyetindeyiz Bütün dünya kafir olsa, bir Müslüman İslamiyeti kabul ettiği andan itibaren, İslamiyeti kendi nefsinde iyalinde, elinden gelirse çevresinde tatbik etmeye mecburdur

    Not: Üstaz İsmail bin Mahfûz ( ÇETİN) kuddise sırruhu'nun 27-9- 1990 Cuma gecesi Sohbetinden bir bölümdür



    Paylaş
    Ehli Sünnet Velcemaat Itikadı Meselesi Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    değerli bilgiler için ALLAH c.c razı olsun.



itikad meselesi