Dualar / Yakarışlar ve Kur'anda Dua Örnekleri Forumundan Dua'da Aracılık Inancı Doğru Mu? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Dua'da Aracılık Inancı Doğru Mu?

    Reklam




    Bize şah damarımızdan daha yakın olan Allah'a çağrıda bulunmak gerektiğinde; randevu almak, araya torpilciler,
    yetkisiz insanlar, yetkili olduğunu iddia eden aracı kurumlar sokmak doğru değildir.


    "Andolsun ki, biz insanı yarattık. Ona nefsinin ne fısıldadığını da biliriz. Biz ona şah damarından daha yakınız" (50/Kaf, 16).

    "Onlar, yalnızca sonucun ortaya konmasını mi bekliyorlar? Sonucun geldiği gün, önceleri onu unutmuş olanlar:
    'Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişler. Şimdi bize şefaat edecek bir şefaatçi var mı?."
    (7/ Araf, 53; Ayrıca bkz. 40/Mümin, 14, 65)

    alıntı



    Paylaş
    Dua'da Aracılık Inancı Doğru Mu? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Bir Müslüman dua ederken dua esnasında aracı koyabilirmi?

    Bu soruya cevap bulmak için ALLAH RASULU s.a.v. ve onun arkadaşları (sahabe)ın yaşamına bakmak gerek..
    Öncelikle ALLAH RASULU s.av. bu konuda bizleri uyarmakta ve KUL ancak şu 3 şeyle tevesülde bulunabilir demektedir.

    1- ALLAH Azze Ve Celle'ye Güzel İsimlerinden Bir İsimle Veya Yüce Sıfatlarından Bir Sıfatla Teves¬sülde Bulunmak

    Bu tür tevessülün meşru olduğunun delili ise, "ALLAH'ın güzel isimleri vardır. O'nu onlarla çağırınız!" şeklindeki
    (A'raf Sûresi 180. Ayetidir). Bu ayetin anlamı,

    "ALLAH 'a bu güzel isimleriyle tevessülde bulunarak dua ediniz"dir.

    Hiç şüphe yok ki, ALLAH Azze ve Celle'nin yüce sıfatları da bu is¬teğe dahildir. Zira Esma-i Hüsrıa Onun sıfatlarıdır. ALLAH Tebareke ve Teala, bunları kendisine özgü kılmıştır.

    Bunun bir örneği de, ALLAH Azze ve Celle'nin Kitab'ında zikrettiği şu duadır:

    Rabbim! Bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın salih bir amelde bulun¬mamı ilham et ve beni rahmetinle salih kulların arasına kat(atarak Cennet'ine koy)!"(Nem/ Sûresi, Ayet-. 19)

    Buna delil olarak, yine ALLAH RASULÜ s.a.v. namazdan selamla çıkmadan önce okuduğu duayı da gösterebiliriz:

    "ALLAH ım! Seni gaybı bilmen ve yarattıklarının üzerinde olan kudretinle anıyorum. Hayat benim için hayırlı olduk¬ça, beni diri tut! Ölüm de ne zaman benim için hayırlı ise, beni o zaman öldür!" (Nesai bu hadisi rivayet etmiş, el-Hakim "sahih" olduğunu söyle¬miş ve ez-Zehebi de bunu doğrulamıştır

    Yine RASULULLAH SA.V., adamın birisi teşehhüdde,

    "ALLAH'IM! Ey VAHİD, EHAD VE SAMED olan! Ey doğurmamış ve doğmamış olan ve kendisine denk bulun-mayan! Senden günahlarımı bağışlamanı diliyorum. Şüp¬hesiz ki çok bağışlayan ve çok acıyan yalnız sensin!" diye dua ettiğinde, "ALLAH onu bağışladı, ALLAH onu bağışladı" buyurmuştur…
    (Ebu Davud, Nesai, Ahmed b. Hanbel ve diğerleri, sahih bir se-nedle rivayet etmişlerdir )

    2)-Dua Edenin, İşlediği Saiih Bir Amelle ALLAH a Tevessülde Bulunması

    Müslümanın,

    "ALLAH'ım! Sana olan İmanım, sevgim ile ve senin RASUL'ÜNE uymam ile üzerimdeki sıkıntıyı gider¬meni istiyorum"

    veya "ALLAH'IM! MUHAMMED'e olan sevgim ve imanımla, üzerimdeki sıkıntıyı gidermeni istiyorum" demesi gibi tevessül, bu türdendir.

    BU TEVESSÜLDEN OLMAK ÜZERE; DUA EDENİN, İŞLEMİŞ ODUĞU AMEL VESİLESİYLE;

    ALLAH Azze ue Celle'den korktuğunu, O'nun rızasını ve O'na itaati her şeyden üstün tuttuğunu söylemesi, bundan sonra duasında RABB'ine tevessülde bulunması, bu duanın daha etkili ve çabuk kabul etmesi için en uygun yoldur.

    Bu, güzel ve meşru olan tevessüldür. Meşru oluşuna, ALLAH Azze ue Celle'nin şu sözü delildir:

    "Onlar; "Rabb'imiz! Şüphesiz biz iman ettik. Artık gü¬nahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru!" diyen-
    ler(dir)."(Âli- İmran Sûresi, Ayet: 16}

    "Rabb'imiz! Biz, indirdiğine inandık ve Rasûl'e uyduk. Böylece bizi şahidlerle beraber yaz."(Ali- imran. Ayet-. 53)

    "Rabb'imiz! Biz, "Rabb'inize iman edin" diye imana çağrıda bulunan bir çağrıcıyı işittik, hemen iman ettik.
    Rabb'imiz! Bizim günahlarımızı bağışla, kötülükierimizi ört ve bizi de iyilik yapanlarla birlikte öldür! Rabb'imiz! Elçile-rine va'dettiklerini bize ver, Kıyamet gününde de bizi "hor ve aşağılık" kılma. Şüphesiz sen, va'dine mahalefet etme-yensin."(Ali İmran Sûresi, Ayet 193-194)

    "Kullarımdan bazıları diyorlardı ki: Rabb'imiz! İman ettik, bağışla bizi! Bize acı! Sen acıyanların en hayırhsı-
    Sın (Mü'minun Suresi, Ayet: 109)

    Bunlar ve benzeri ayetler, bu tür tevessül için örnek olarak zikredilebilir.

    Hakeza bu tür tevessülün meşru ol¬duğuna, Bureyde İbnu'l-Hasib RadiyaUahu Antiın rivayet etti¬ği şu hadis de delalet etmektedir:

    "ALLAH Rasulü bir kişiyi şöyle dua ederken duydu: "ALLAH 'ım! Senin, kendinden başka ilah olmayan ALLAH ol¬duğuna iman ettiğimi, senin Ehad ve Samet olup, doğ¬mamış ve doğurulmamış olduğunu, sana denk hiç kimse¬nin de olmadığını sana arzederek, senden istiyorum

    Ayrıca burada Abdullah ibni ömerden rivayet edilen meşhur mağara ehli 3 beni İsrailli gencin tevesülü söz konusudur…

    3)-Salih Bir İnsanın Duasıyla ALLAH a Tevessülde Bulunmak

    Bunu şöyle örneklendirelim:

    Bir müslümanın başına şiddetli bir darlık veya bela gel¬diğini ve bu müslümanın da ALLAH Azze ve Celle'ye karşı hata ettiğini düşünelim.

    Bu kimse, durumunu bildiği için, ALLAH Azze ue Celleye yönelmede güçlü bir sebebe yapışmak iste¬mektedir.

    Bunun üzerine, salih amel sahibi muttaki bir insana veya Kitab ve Sünnet ilmine sahip faziletli bir kim¬seye gider. Ondan, kendisi için Rabb'ine dua etmesini ister.

    ALLAH Azze ue Celleden, içinde bulunduğu sıkıntıya bir çıkış yolu göstermesi için, o muttaki ve salih kimsenin duasını ister.

    İşte bu, Şer'i olan tevessülün bir diğer türü¬dür. Temiz Şeriat'ımızda bunun delilleri vardır. Şeriat bundan söz ettiği gibi, Sünnet-i Seniyye'de de bu konuda birçok örnek vardır. Hatta Ashab'dan bir çoğundan, bu konuda örnekler rivayet edilmektedir.

    Enes b. Malik Radıyaliahu Anh rivayet ediyor:

    "Bir cuma günü ALLAH'ın Nebisi hutbe irad ediyordu. Bedevilerden biri tam hutbe sırasında ayağa kalkıp RASU-LULLAH'a bakarak; "ey ALLAH'IN RASÛLÜ! Çocuklar açlıktan öldü. Koyunlar ve atlar öldü. ALLAH'a dua et de bize yağmur versin" dedi.

    ALLAH RASULÜ de bunun üzerine ellerini havaya kaldırdı. Öyle ki, koltuk altlarının beyazlığını gördüm. Şöyle dua etmeye başladı:

    - ALLAH'ım! Bize yağmur ver! ALLAH'ım, bize yağmur ver! ALLAH'ım, bize yağmur ver!

    Vallahi, biz gökte hiçbir bulut göremezken, aniden bir bulut kümesi belirdi. Göğün ortasına gelince yayılmaya başladı ve sonra da yağmur yağmaya başladı.
    Nefsim elinde olan ALLAH'a yemin ederim ki, bulutlar dağlar gibi olmadan RASULLAH ellerini indirmedi.

    ALLAH RASULÜ hutbesini bitirip inerken, sakallarından yağmur suları sızıyordu.

    Namazdan çıkınca, suları geçerek evlerimize vardık. O gün boyu yağmur durmadı. Ertesi gün, ertesi gün yine durmadı. Öyle ki, bir sonraki cumaya kadar yağmur yağdı. Medine'nin vadileri suyla doldu, taştı.
    Aynı Arabi, Öbür cuma günü mescidde yine RASULULLAH'IN karşısına dikilip,

    "EY ALLAH'IN RASULÜ! Binalar yıkıldı. Hayvanlar suda boğulup gittiler. ALLAH'A dua et de, ALLAH artık yağmuru yağdırmasın" dedi. Bunun üzerine RASULULLAH tebessüm etti ve ellerini kaldırarak şöyle dua etmeye başladı;

    - ALLAH'IM! Dağların zirvelerine, çöllere, vadilerin de¬rinliğine ve ağaçların bittiği topraklara yağmur gönder.
    Eliyle bulutların bulunduğu yerlere işaret ettikçe, büyük bir çukur halinde bulutlar sağa sola dağılarak açılmaya başladı. Böylece bulutlar Medine'nin çevresinden sıyrıldı.

    Çevremizde yağmur tamamen kesildi. Namazdan, gün açmış olarak çıktık. Medine'deki vadi, yaklaşık bir ay sel¬lerle dolup-taşıp aktı. Uzak bölgelerden ve çevreden ge¬lenler arasında, yağmurların bereketli bir şekilde yağdığını anlatmayan kimse yoktu.( Bu hadisi Buhari rivayet etmiştir. Aynı şekilde Buhari'yi ihtisarımda da belirttim, î/224, 226-497 no'lu hadis. Hadisin farklı rivayetleri vardır. Biz burada bir rivayet sigasını temel aldık. )

    Yine Enes b. Malik Radıyaiiahu Anh'ın Ömer İbnu'l-Hattab Radıyaiiahu Anh'den rivayet ettiği diğer bir haber de bu ne¬viden sayılabilir: ( İbn-i Hacer el-Askalani, el-İsabe'de (3/634) bu haberi Ebtt Zur'a ed-Dımeşki'ye nisbet etti. Yakub b. Süfyan, "Tarih"inde olayı sahih bir,, senetle, Seîim b. Amir'e atfeder. )

    Sahabe kuraklık çektiğinde Ömer İbnu'l-Hattab Radı¬yaiiahu Anh, Abbas b. Abdulmuttalib'in duasını alarak yağmur talebinde bulunurdu. Ömer Radıyaiiahu Anh şöyle dua ederdi:

    ALLAH'IM! Biz senin NEBİ'n ile sana tevesülde bulunur¬duk. Sen de bize yağmur gönderirdin. Şimdi sana NEBİNİN amcası ile tevessülde bulunuyoruz. Bize yağmur ver.

    Enes Radıyaiiahu Anh diyor ki; ardından ALLAH bize yağmur gönderdi."

    Şimdi bir kısım kimseler bu hadisi alıp DUADA ARACI KOYMA yı caiz görüyorlar, Halbuki Hz Ömer
    Radıyaiiahu Anh'ın, "biz sana senin NEBİ'N ile tevessülde bulunuyorduk" ve "şimdi de Nebi'nin amcası Abbas ile sana tevesülde bulunuyoruz." demesinin anlamı şudur;

    "Biz, NEBİ sağ iken, O'ndan bizim için dua etmesini istiyorduk. O'nun duasıylaALLAH'a yaklaşmak istiyorduk.
    Şimdi O senin Ahiretine intikal etti. Bize dua etmesinin imkanı kalmadı.

    Bunun için de biz, Nebi'mizin amcası Abbas ile sana yöneliyor ve O'ndan bizim için dua etme¬sini istiyoruz."

    Bunun anlamı budur. Yoksa, bunun anlamı; "senin Nebi'nin makamını vesile ederek sana dua ediyoruz" veya Nebi öldükten sonra da, "ALLAH'ım, Abbas'm senin katındaki makamı hatırına bize yağmur gönder" demek değildir.
    Böyle bir dua bid'attır. Selef-i Safihin'den (ALLAH onlardan razı olsun), hiç kimse böyle bir duada bu¬lunmamıştır..
    Hafız İbni Asâkir Rahimehuliahu Aleyh, "Tarih"inde {18/ 151) sahih bir senetle
    alıntı