Kur'an-ı Kerim ve Kur'an Meali Forumundan İbllis, Şeytan ve Tağut'la İlgili Ayetler: Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    İbllis, Şeytan ve Tağut'la İlgili Ayetler:

    Reklam




    İbllis, Şeytan ve Tağut'la İlgili Ayetler: İbllis, Şeytan ve Tağut'la İlgili Ayetler:


    Meleklere: “Âdem'e secde edin” demiş-tik, hemen secde ettiler. Yalnız iblis diretti, böbürlendi, inkarcılardan oldu.[1]
    Sizi yarattık, sonra size şekil verdik, sonra da meleklere: “Âdeme secde edin!” dedik, hepsi secde ettiler. Yalnız iblis etme-di. O secde edenlerden olmadı.[2]
    (Allah) buyurdu: “Sana emrettiğim za-man seni secde etmekten alıkoyan nedir?” (İblis) “Ben dedi ondan hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın.” [3]
    Yalnız iblis, secde edenlerle beraber ol-mayı kabul etmedi. (Allah): “Ey iblis, nen varki sen secde edenlerle beraber olmadın.” Dedi. (İblis); “Ben bir salsalden (pişmemiş çamurdan) değişken bir balçıktan yarattı-ğın insana secde etmem” dedi. (Allah): “Öy-leyse çık oradan (meleklerin içinden çık) dedi, çünkü sen kovuldun!”. “Ta, ceza günü-ne kadar üzerine lanet edilecektir.” [4]
    Meleklere: “Âdeme secde edin!” demiş-tik. Secde ettiler, yalnız iblis etmedi. “Ben, çamur olarak yarattığın kimseye secde eder' miyim? dedi.[5]
    Meleklere: “Âdem'e secde edin!” demiş-tik, secde ettiler, yalnız iblis, (etmedi). O cinlerdendi. Rabb'inin emrinden dışarı çık-tı. Şimdi siz, (kibir ve gurura kapılmak su-retiyle) beni bırakıp onu ve onun neslini dostlarını ediniyorsunuz? Oysa onlar, sizin düşmanınızdır...[6]
    Meleklere: “Âdem'e secde edin” demiş-tik, secde ettiler, yalnız İblis diretti. [7]
    Dedik ki: Ey Âdem bu, senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi Cennetten çıkarma-sın...[8]
    Nihayet şeytan ona fısıldayıp: “Ey Âdem, sana ebedilik ağacını ve yok olmaya-cak bir hükümranlığı göstereyim mi? dedi.[9]
    Yalnız iblis (secde) etmedi, büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu. [10]
    (Rabb'in) ona dedi ki: “Ey iblis, iki elim-le (bizzat kudretimle) yarattığıma secde et-mekten seni alıkoyan nedir? Büyüklükmü tasladın, yoksa yücelerden mi oldun?[11]
    Onlar ve azgınlar, tepe taklak oraya atıldılar. İblisin bütün askerleride.[12]
    Andolsun İblis, onlar hakkındaki zannını doğru çıkardı, inanan bir bölükten başka (hepsi) ona uydular,[13]
    Derken şeytan çirkin yerlerini kendile-rine göstermek için onlara fısıldadı: “Rabb'iniz başka bir sebepten dolayı değil, sırf me-lek olursunuz yada ebedi kalıcılardan olursunuz diye sizi şu ağaçtan men etti” de-di [14]
    Ve onlara: “Elbette ben size öğüt veren-lerdenim” diye de yemin etti. [15]
    Böylece onları aldatarak aşağı sarkıttı, (onları önceki mevkilerinden indirdi) Ağa-cın (meyvasını) tadınca çirkin yerleri kendi-lerine göründü ve cennet yapraklarını üst üste yamayıp üzerlerine örtmeye başladılar. Rabb'leri onlara ünledi; “Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi? Ve, şeytan size apaçık düşmandır, demedim mi?” [16]
    Ey Âdem oğulları, şeytan ana babanı-zı, çirkin yerlerini onlara göstermek için el-biselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi, sizi de (şaşırtıp) bir belaya düşürmesin! Çünkü o ve kabilesi, sizin onları göremiyeceğiniz yerlerden sizi görürler. Biz şeytan-ları inanmıyanların dostları yaptık. [17]
    Derken şeytan' onları (n ayağını) ora-dan kaydırdı, içinde bulundukları (nimet yurdu) ndan çıkardı. (Biz de) dedik ki: “Bir-birinize düşman olarak inin. Sizin, yer yü-zünde kalıp bir süre yaşamanız lâzımdır.[18]
    Ey insanlar, yer yüzünde bulunan he-lal ve temiz şeylerden yeyin, şeytanın adunlarını izlemeyin. Çünkü o, sizin apaçık düşmanınızdır. [19]
    Ey insanlar, hepiniz birlikte islama (ve-ya barışa) girin. Şeytanın adımlarını izle-meyin. Çünkü o, size apaçık düşmandır. [20]
    Şeytan sizi fakirlikle korkutur, (Fakir düşeceğinizi söyleyerek sadaka vermekten geri kalmanızı ister) ve size çirkin şeyleri yapmanızı emreder. Allah ise size mağfiret ve lütuf va'dediyor. Şüphesiz Allanın lûtfu geniştir, bilendir.[21]
    Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarpmış olduğu kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların “Alış - verişte faiz gibidir.” Demele-rinden ötürüdür. Oysa Allah alış verişi he-lal, faizi haram kılmıştır.[22]
    Bunlar mallarını insanlara gösteriş için verirler, ne Allah'a, ne de âhiret gününe inanmazlar. Kimin arkadaşı şeytan olursa, arkadaş bakımından hali çok yamandır.[23]
    Eğer size Allah'ın lûtfu ve rahmeti ol-masaydı, pek azınız hariç, şeytana uyardı-nız.[24]
    (O şeytan) ki Allah ona lanet etti ve o da “Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım” dedi.[25]
    “Onları mutlaka saptıracağım, mutla-ka onları boş kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim: Hayvanların kulaklarını yaracaklar, onlara emredeceğim: Allah'ın yaratışını değiştirecekler!” Kim Allah'ın ye-rine şeytanı dost tutarsa, muhakkak ki açık bir ziyana uğramıştır. [26]
    (Şeytan) onlara söz verir, ümit verir, fakat şeytanın onlara va'di, aldatmadan başka bir şey değildir.[27]
    İki topluluğun karşılaştığı gün, içiniz-den yüz çevirip gidenleri, yaptıkları bazı iş-lerinden dolayı şeytan (yoldan) kaydırmak istemişti. Ama yinede Allah, onları affetti. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır. Halimdir. [28]
    O şeytan sizi kendi dostlarından korkutuyor, eğer inanmış iseniz, onlardan kork-mayın, benden korkun.[29]
    Ey insanlar, şarap kumar, dikili taşlar (putlar), (üzerine yazılar yazılmış) şans okları, (çekmek ve bunlara, göre hareket et-mek) şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.[30]
    Şeytan, şarap ve kumar (yolu) ile ara-nıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alakoymak istiyor. Artık . (bunlardan) vaz geçtiniz değilmi? [31]
    (Kesilirken) üzerine Allah'ın adı anıl-mayan (hayvanlardan yemeyin! (Çünkü o(nu yemek), yoldan çıkmadır. Şeytanlar, dostlarına sizinle mücadele etmeleri için fı-sıldar (telkinde bulunur) lar. Eğer onlara uyarsanız şüphesiz sizde ortak koşanlar gibi olursunuz.[32]
    Allah'ın size verdiği rızıktan yeyin, şeytanın adımlarını izlemeyin (onun peşin-de gitmeyin). Zira o, sizin için apaçık bir düşmandır.[33]
    Allah'a and olsun ki senden önceki mil-letlere de (peygamberler) gönderdik; Şeytan onlara yaptıkları işleri süsledi, (bu yüzden peygamberleri yalanladılar) O, bu günde onların dostudur. Onlar için acı bir azab vardır.[34]
    (O) bir topluluğu doğru yola iletti, bir topluluğa da sapıklık müstehak oldu. Çün-kü onlar, şeytanları Allah'dan başka dost-lar tuttular ve kendilerininde doğru yolda olduklarını sanıyorlar.[35]
    İş bitirildikten sonra şeytan (onlara) şöyle dedi; “Allah size gerçek va'detti, ben de size va'dettim ama ben sözümden cay-dım! Benim (küfre zorlayacak) bir gücüm yoktu. Sadece sizi (küfür ve isyana) davet ettim, sizde benim davetime koştunuz. O halde beni yermeyin, kendi kendinizi yerin! Ne ben sizi kurtarabilirim, nede siz beni kurtarabilirsiniz! Ben, önceden beri (Al-lah'a) ortak koşmanızı da tanımamıştım zaten. Doğrusu zalimler için acı bir azab var-dır. [36]
    O zaman şeytan onlara yaptıkları işi süsleyip (güzel göstermiş) “Bu gün insan-lardan sizi yenecek kimse yoktur, (korkma-yın), ben sizin yanınızdayım”! demişti. Fa-kat iki topluluk bir birini görünce ardına dönüp “Ben sizden uzağım, ben sizin gör-mediğiniz (gerçeği görüyorum, ben) Allah'-dan korkarım, zira Allah'ın cezası çetindir” demişti.[37]
    Kullarıma söyle: En güzel sözü söyle-sinler. Çünkü şeytan aralarına girer (onla-rı tartışmıya ve kötülüğe dürtükler). Zira şeytan, insanın apaçık düşmanıdır.[38]
    Ne zaman şeytandan bir kötü düşünce seni dürterse Allah'a sığın; Çünkü O işiten-dir, bilendir.[39]
    Allah'tan korkanlar, kendilerine şey-tandan gelen bir vesvese dokunduğu za-man (Allah'ın emir ve yasaklarını) hatır-larlar, hemen (gerçeği) görürler.[40]
    Kur'an okutmak iste)diğin zaman ko-vulmuş şeytandan Allah'a sığın.[41]
    Çünkü inananlara ve Rabb'lerine güve-nenlere o (şeytan)ın bir gücü yoktur.[42]
    İnsanlardan kimi, Allah hakkında bilmeden tartışır ve böylece her kaba (ve şar-latan) şeytana uyar. [43]
    (Allah, böyle yaparki) şeytanın, attığı-nı, kalblerinde hastalık olanlar ve kalbleri katılaşanlar için bir imtihan yapsın; zalim-ler elbette (haktan) uzak bir ayrılık içinde-dirler.[44]
    Ey inananlar, şeytanın adımlarını izle-meyin. Kim şeytanın adımlarını izlerse o ona edepsizliği ve kötülüğü emreder. Eğer size Allah'ın lûtfu ve rahmeti olmasaydı, hiç bi-rinizi asla temizlemezdi. Fakat Allah diledi-ğini temizler. Allah işitendir, bilendir. [45]
    Âd ve Semûdu da (helak ettik). Bu otur-dukları yerlerden size belli olmaktadır. Şey-tan onlara yaptıkları işleri süsleyip onları yoldan çıkardı. Halbuki bakıp ibret alabilir-lerdi (ama almadılar). [46]
    Onlara: “Allah'ın indirdiğine uyun” dense “Hayır, biz babalarımızı üzerinde bul-duğumuz şeye uyarız (onların yolundan gi-deriz)” derler. Şeytan onları, alevli ateşin azabına çağırmış olsada mı (babalarının izinde gidecekler)?[47]
    Şeytan sizin düşmanınızdır, sizde onu düşman tutun. O, partisini alevli ateşin hal-kından olmağa çağırır.[48]
    Ey Âdem oğulları, ben size and vermedim mi: Şeytana tapmayın, o sizin apaçık düşmanınızdır.[49]
    Kendilerine doğru yol belli olduktan sonra arkalarına (Yine eski küfürlerine) dönenlere, şeytan (günah işlemeyi) kolay-laştırmış ve onları uzun arzulara düşürmüş-tür. [50]
    Şeytan onları istila etmiş (ruhlarına ha-kim olmuş), onlara Allah'ı anmayı unuttur-muştur. Onlar, şeytanın hizbi (partisi) dir. İyi bilinki şeytan'ın hizbi (partisi) kaybede-cekti.[51]
    (Yahudileri kandıran münafıkların du-rumu da), tıpkı şeytanın durumuna benzer ki insana “inkâr et” dedi. (İnsan) inkâr edin-ce de: “Ben senden uzağım, ben alemlerin Rabb'i Allah'dan korkarım!” dedi.[52]
    Eğer şeytandan kötü bir düşünce, seni dürtecek olursa hemen Allah'a sığın. Çün-kü O, işiten bilendir. [53]
    Ve de ki: “Rabb'im, şeytanların dürtüklemesinden sana sığınırım.”[54]
    Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. (Bunlar) aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fı-sıldarlar. Rabb'in dileseydi onu yapamaz-lardı. Artık onları, uydurdukları şeylerle başbaşa bırak.[55]
    Süleyman'ın hükümranlığı hakkında onlar, şeytanların uydurdukları sözlere uydular. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küf-re gitmemişti. Fakat o şeytanlar küfre gitti-ler...[56]
    (Babası Yakub): “Yavrum, dedi, rü'yanı kardeşlerine anlatma, sonra sana bir tu-zak kurarlar. Çünkü şeytan, insana apaçık bir düşmandır.”[57]
    O iki kişiden kurtulacağını sandığı kim-seye dedi ki: “Beni efendinin (kralın)nın yanında an (benim suçsuz olduğumu kra-la hatırlat).” Fakat şeytan o adama, (Yu-suf'un durumunu) efendisine söylemesini unutturdu, (bundan ötürü Yusuf), bir kaç yıl zindanda kaldı.[58]
    Ana-babasını tahtın üstüne çıkardı ve hepsi onun için secdeye kapandılar (onun önünde saygı ile eğildiler): “Babacığım, de-di, işte bu, önceden (gördüğüm) rü'yanın yorumudur. Rabb'im onu gerçek yaptı, ba-na iyilik etti, zira şeytan, benimle kardeşle-rimin arasına fitne soktuktan sonra O, be-ni zindandan çıkardı. Sizi de çölden getir-di...”[59]
    “Babacığım, şeytana tapma, çünkü şey-tan, Rahman'a isyan etmişti.”[60]
    “Babacığım, ben sana Rahman'dan bir azabın dokunmasından korkuyorum. O za-man şu şeytanın dostu olursun.”[61]
    Senden önce hiç bir resul ve nebi göndermedik ki o, (bir şey) arzu ettiği zaman, şeytan onun arzusu içerisine mutlaka (onu dünya ile meşgul edecek bir düşünce) atmış olmasın. Fakat Allah, şeytanın attığını der-hal iptal eder, sonra kendi ayetlerini sağ-lamlaştırır. Allah bilendir, hikmet sahibidir.[62]
    (O) beni, bana gelen zikirden saptırdı. Zaten şeytan, insanı (uçuruma sürükleyip) yapayalnız ve yardımcısız bırakır.[63]
    Kendi taraftarlarından olan, düşmanla-rından olana karşı Musa'dan yardım istedi. Musa'da ötekine bir yumruk indirip onun işini bitirdi. (Sonra): “Bu, dedi, şeytanın işindendir. O, gerçekten apaçık, saptırıcı bir düşmandır.” [64]
    Kulumuz Eyyub'u da an: (O), Rabb'ine “şeytan, bana bir yorgunluk ve azab dokun-durdu” diye seslenmişti.[65]
    O (Allah'a ortak koşan) lar, O'nu bıra-kıp bîr takım dişilerden başkasına çağırmı-yorlar ve onlar, inatçı şeytandan başkasına yalvarmıyorlar.[66]
    De ki: “Allah katında yeri bundan daha kötü olanı size söyleyeyim mi? Allah kim (ler) e lanet etmiş, kimlerden maymun-lar, domuzlar ve şeytana tapanlar yapmış-sa işte onların yeri daha kötüdür ve onlar düz yoldan daha çok sapmışlardır.[67]
    Ayetlerimiz hakkında (münasebetsizli-ğe) dalanları gördüğün zaman, onlar baş-ka bir söze geçinceye kadar onlardan yüz çevir; eğer şeytan sana (bunu) unutturursa hatırladıktan sonra (hemen kalk), o zalim-ler topluluğuyla oturma.[68]
    İnanmış olanlara (Mü'minlere) rastla-dıkları zaman, “inandık” derler. Fakat şeytanlarıyla, yalnız kaldıkları zaman, “biz si-zinle beraberiz, biz sadece (onlarla) alay ediyoruz” derler.[69]
    Deki:. “Allah'dan başka bize ne yarar, ne zarar vermeyen şeylere mi yalvaralım? Ve Allah bizi doğru yola ilettikten sonra, ökçelerimiz üzerinde (eski durumumuza) döndürülüp, şeytanlarını ayartarak şaşkın bir halde çölde bıraktıkları, arkadaşlarının ise “Bize gel” diye doğru yola çağırdıkları kimse gibi (şaşkın bir duruma) mı düşelim? De ki: “Yol gösterme, ancak Allah'ın yol göstermesidir. Bize, âlemlerin Rabb'ine tes-lim olmamız emredildi.”[70]
    Hiç olmazsa kendilerine böyle baskınımız geldiği zaman yaıvarsalardı; Fakat kalbleri iyice katılaştı ve şeytan da onlara yaptıklarını süslü (cazip) gösterdi.[71]
    Onlara şu adamın haberini de oku: Ona ayetlerimizi verdikde onlardan sıyrıldı çıktı, şeytan onu peşine taktı, böylece azgınlar-dan oldu.[72]
    Çünkü (gereksiz yere mallarını) saçıp savuranlar, şeytanın kardeşleri olmuşlar-dır. Şeytan ise Rabb'ine karşı çok nankör-dür.[73]
    Onlardan gücünün yettiğini sesinle yerinden oynat; atlıların ve yayalarınla onla-rın üzerine yaygarayı bas; Mallarda ve ev-latlarda onlara ortak ol, bunları haram yol-dan kazanmağa şevket, onlara (çeşitli) vaadler yap - gerçi şeytan onlara aldatma-dan başka bir şey va'detmez.[74]
    Benim (gerçek) kullarıma gelince senin onlar (ı kandırmağ)a gücün yetmez.[75]
    O zaman sizi, Allah'tan bir güven ol-mak üzere hafif bir uyku bürüyordu. Üze-rinize sizi temizlemek, şeytanın pisliğini (içinize attığı kötü düşünceleri) sizden gi-dermek, kalblerinizi (birbirine) bağlamak ve ayaklarınızı pekiştirmek için üzerinize gökten bir su indiriyordu.[76]
    Gizli konuşmalar, Şeytan (ın yapacağı işler)dendir. (şeytan bunu insanlara alla-yıp pullar ki) iman edenler üzülsün. Oysa o (şeytan), Allah'ın izni olmadıkça, mü'min-lere hiç bir zarar veremez. Mü'minler Al-lah'a güvensinler.[77]
    Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi? Onlar, her günahkâr yalancı-ya inerler. [78]
    O (Kur'an), kovulmuş şeytanın sözü değildir[79]
    Ve şeytanları: Her bina ustasını ve dal-gıcı ve (kötülük yapmamaları için) zincir-lerle birbirine bağlanmış başka (şeytan) ları (ona boyun eğdirdik)..[80]
    O, cehennemin dibinde çıkan bir ağaç-tır. Tomurcukları şeytanların başları gibi-dir.[81]
    Rabb'im, onu kız doğurdum, erkek kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytan'ın şerrin-den sana ısmarlıyorum.[82]
    Andolsun biz, gökte burçlar yaptık ve ona bakanlar için süsledik. Ve onu her re-cim (taşlanmış, kovulmuş uydurma sözler atan) şeytandan koruduk.[83]
    Ve (Göğü), itaat dışına çıkan her türlü şeytandan korumak için (yıldızlarla donat-tık).[84]
    Şeytanlardan, onun için denize dala(rak inciler çıkara) n ve bundan başka işler gö-ren kimseleri de (onun emrine verdik). Biz onları, (onun emri altında) tutuyorduk.[85]
    O (Kur'anı) şeytanlar (cinler) indirme-di. [86]
    (Genç): gördün mü, dedi, kayaya sığındığımız vakit balığı unuttum. Onu söyleme-mi bana şeytan unutturdu...[87]
    Görmedin mi biz kâfirlere şeytanları gönderdik, onları oynatıp (Günahlara) sü-rüyorlar.[88]
    Onun ve kavminin, Allah'ı bırakıp gü-neşe secde ettiklerini gördüm. Şeytan, onla-ra işlerini süslemiş de onları doğru yol-dan çevirmiş, bu yüzden yola gelmiyorlar. [89]
    Rabb'ine andolsun ki, onları ve şeytan-ları mutlaka toplayacağız, sonra onları diz çökmüş vaziyette cehennemin çevresinde bulunduracağız.[90]
    Andolsun biz, (dünyaya) en yakın göğü lâmbalarla donattık ve onlan, şeytanlar için taşlamalar yaptık. Ve onlar için alevli ateş azabını hazırladık [91]
    Dinde zorlama yoktur. Doğruluk sapık-lıktan seçilip belli olmuştur. Kim tâgût (şey-tan)ı inkâr edip Allah'a inanırsa, muhak-kak ki o, kopmayan, sağlam bir kulpa ya-pışmıştır. Allah işitendir. Bilendir.[92]
    Allah, inananların dostudur. Onları ka-ranlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin dostları da tâğût'tur. (O da) onları aydın-lıktan karanlıklara çıkarır. Onlar ateş hal-kıdır, orada ebedi kalacaklardır.[93]
    Kendilerine kitabdan bir pay verilenle-ri görmedin mi? (Baksana onlar) puta ve batıla inanıyorlar ve inkâr edenlere: “Bun-lar, inananlardan daha doğru yoldadır.” di-yorlar.[94]
    Şunları görmüyormusun, kendilerinin, sana indirilene ve senden önce indirilene inandıklarını sanıyorlar da hakem olarak tâğûta (o azgın şeytana) baş vurmak isti-yorlar! Oysa kendilerine onu inkâr etmele-ri emredilmişti. Şeytanda onları iyice sap-tırmak istiyor.[95]
    İman edenler, Allah yolunda savaşır-lar, inkâr edenler de tâğût (şeytan) yolun-da savaşırlar. O halde şeytanın dostlarıyla savaşın, çünkü şeytanın hilesi zayıftır.[96]
    Andolsun biz, her millet içinde: “Allah'a kulluk edin, şeytan (a tapmak) dan kaçının” diye bir elçi gönderdik. Onlardan kimine Allah hidayet etti, kimine sapıklık hak ol-du. İşte yeryüzünde gezin de bakın, yalan-layanların sonu nasıl olmuş! [97]
    Tâğût'a kulluk etmekten kaçman ve Al-lah'a yönelenlere müjde var. Müjdele kulla-rımı.[98]



    [1] Bakara: 2/34.

    [2] A'râf: 7/11.

    [3] A'râf: 7/12.

    [4] Hicr: 15/31-35.

    [5] İsra: 17/61.

    [6] Kehf: 18/50.

    [7] Tâhâ: 20/116.

    [8] Tâhâ: 20/117.

    [9] Tâhâ: 20/120.

    [10] Sâd: 38/37-38.

    [11] Sâd: 38/75.

    [12] Şuârâ: 26/94-95.

    [13] Sebe: 34/20.

    [14] A'râf: 7/20.

    [15] A'râf: 7/21.

    [16] A'râf: 7/22.

    [17] A'râf: 7/27.

    [18] Bakara: 2/36.

    [19] Bakara: 2/168.

    [20] Ba-kara: 2/208.

    [21] Bakara: 2/268.

    [22] Bakara: 2/275.

    [23] Nisa: 4/38.

    [24] Nisa: 4/83.

    [25] Nisa: 4/118.

    [26] Nisa: 4/199.

    [27] Nisa: 4/120.

    [28] Âl-i imran: 3/155.

    [29] Al-i imran: 3/175.

    [30] Mâide: 5/90.

    [31] Mâide: 5/91.

    [32] En'âm: 6/121.

    [33] En'âm: 6/121.

    [34] Nahl: 16/63.

    [35] A'râf: 7/30.

    [36] İbrahim: 14/22.

    [37] Enfâl: 8/48.

    [38] İsra: 17/53.

    [39] A'râf: 7/200.

    [40] A'râf: 7/201.

    [41] Nahl: 16/98.

    [42] Nahl: 16/99.

    [43] Hacc: 22/3.

    [44] Hacc: 22/53.

    [45] Nur: 24/21.

    [46] Ankebut: 29/38.

    [47] lokman: 31/21.

    [48] Fâtır: 35/6.

    [49] Yasin: 36/60.

    [50] Muhammed: 47/25.

    [51] Mücâdele: 58/19.

    [52] Haşr: 59/16.

    [53] Fussılet: 41/36.

    [54] Mü'minün: 23/97.

    [55] En'âm: 6/112.

    [56] Bakara: 2/102.

    [57] Yusuf: 12/5.

    [58] Yusuf: 12/42.

    [59] Yusuf: 12/100.

    [60] Meryem: 19/44.

    [61] Meryem: 19/45.

    [62] Hacc: 22/52.

    [63] Furkân: 25/29.

    [64] Kasas: 28/15.

    [65] Sâd: 38/41.

    [66] Nisa: 4/117.

    [67] Mâide: 5/60.

    [68] En'âm: 6/68.

    [69] Bakara: 2/14.

    [70] En'âm: 6/71.

    [71] En'âm: 6/43.

    [72] A'râf: 7/175.

    [73] İsrâ: 17/27.

    [74] İsrâ: 17/64.

    [75] İsrâ: 17/65.

    [76] Enfâl: 8/11.

    [77] Mücâdele: 58/10.

    [78] Şuarâ: 26/221-222.

    [79] Tekvir: 81/25.

    [80] Sâd: 38/37-38.

    [81] Sâffât: 37/64-65.

    [82] Âl-i imrân: 3/36.

    [83] Hicr: 15/16-17.

    [84] Sâffât: 37/7.

    [85] En-biyâ: 21/82.

    [86] Şuarâ: 26/210.

    [87] Kehf: 18/63.

    [88] Meryem:19/ 83.

    [89] Neml: 27/24.

    [90] Meryem: 19/68.

    [91] Mülk: 67/5.

    [92] Bakara: 2/256.

    [93] Bakara: 2/257.

    [94] Nisa:16/ 51.

    [95] Nisa: 16/60.

    [96] Ni-sa: 4/76.

    [97] Nahl: 16/36.

    [98] Zümer: 39/17.


    Paylaş
    İbllis, Şeytan ve Tağut'la İlgili Ayetler: Mumine Forum