Mumine Ahlak ve Kötü Ahlak / Kötü huy ve Sıfatlar Forumundan Nefsi Saran Şeytan üçgeni; heva, şehvet, gaflet... Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Nefsi Saran Şeytan üçgeni; heva, şehvet, gaflet...

    Reklam




    Nefsi Saran Şeytan üçgeni; heva, şehvet, gaflet.

    Ömer ARİF

    Esir üçe ayrılır: Nefsine esir olan, şehvetine esir olan, heva ve hevesine esir olan. Bu üçünün içerisinde en hakir ve zelil olanı ise nefsine esir olanıdır.Şeytanın insana giriş kapısı pek çoktur bu kapıları kapalı tutup meluna fırsat vermemek lazımdır.
    Şeytan insana on kapıdan gelir. Bunlar:
    1-Hırs kapısından gelir. Sen kanaat ile o kapıyı kapat.
    2-Uzun emel ve uzun yaşama kapısından gelir. Sen ölümün ansızın geleceğini bilmekle o kapıyı kapat.
    3-Rahat ve nimet kapısından gelir. Nimetin her an gidebileceği ve şiddetli bir hesap olacağını bilmekle o kapıyı kapat.
    4-Kendini ve amellerini beğendirme kapısında gelir. Sen akıbetin ne olacağını bilmediğini düşünerek o kapıyı kapat.
    5-Din kardeşlerini küçük gösterip hafife alma kapısından gelir. Sen onlara derin saygı ve hürmet göstermekle o kapıyı kapat.
    6-Riya ve insanların övgüsünü isteme kapısından gelir. Sen övgü ve yergiyi ihlasla, övgü ve yergiyi denk tutmakla o kapıyı kapat.
    7-Haset kapısından gelir. Allah(cc) mahlûkatına yapmış olduğu taksimatta adildir ey mel´un şeytan de, o kapıyı kapat.
    8-Cimrilik kapısından gelir. Sen Allah(cc)´ ın elinde olana insanların ellerinde olandan daha çok güvenmekle o kapıyı kapat.
    9-Kibir kapısından gelir. Sen mütevazılıkla o kapıyı kapat.
    10-Tamah ( dünyaya düşkünlük) kapısından gelir. Sen insanların ellerinde olan da bu dünyada fanidir demek suretiyle o kapıyı kapat.
    “Sizin heva, heves ve arzularınız benim getirdiğim (Kuran-Sünnet) e uymadıkça mümin olamazsınız.”
    İşte bu hadisi şerif bizlere hayatımızdaki tercih ve arzularımızın vahyin getirdiği ölçülere ne kadar uyduğu hususunda kendimizi hesaba çekmemizi zorunlu kılıyor. “Habibim Muhammed´im! Heva ve hevesini ilah edineni gördün mü?”Bu hale düşmekten korkmaz mıyız
    Heva ve hevesleri ölçüye getiren Kuran ve sünnettir yani Vahiy´dir. Vahiyle ölçüye gelmemiş nefis ise Hasan-ı Basri (r.a) buyurduğu gibi serkeş bir günah atıdır.“Heva ve heves atına binen günah isteğine binmiştir. Bindiğin at seni isyana götürür.”
    Arapça bir ifade olan heva lafzının kullanımı da ilginçtir. Bu durumu Fahruddin Razi şöyle tahlil ediyor: “Heva lafzı niye kullanıldı? Sahibini cehenneme attığı için.”

    Heva ve hevese tabi olmak insanı haktan alıkoyar
    Heva, yüksekten düşmek anlamına gelmektedir. Yani heva ve hevesinin peşine düşen cehennemin kıyısından ateşe düşer manasındır. İnsan heva ve hevesine niçin mahkum olur acaba denirse bu sorunun cevabını Muhammed En Neferinin şu tespitinde bulabiliriz;
    “Heva ve hevesin temeli dört şeydir. Açgözlülük, hırs, kibir, uzun emel.”
    Yaşantısı hoş olmayan adamın biri rüyasında melun şeytanı görür. Şeytanla yan yana durmaktadır. Şöyle arkasına dönüp bakınca bir de ne görsün şeytanın arkasında uzanan şeytana bağlı uzunlu kısalı ipler vardır. Adam merak eder ve bu iplerin ne olduğunu şeytana sorar. Şeytan iplerle insanları kötü yola çektiğini söyler.(Heva ipi, şehvet ipi, gaflet ipi, riya ipi, haset ipi, ucub ipi, kibir ipi… gibi) Adam tekrar merak ederek sorar peki bana niçin ip takmadın. Şeytan derki “Sana ip bağlamaya gerek yok. Sen ipsiz de gelirsin.”
    Heva ipiyle şeytana bağlananların bir takım alametleri vardır. Zinnuni Mısriye göre; “Bir kimsenin heva sahibi olduğunun alameti şehvetlerinin peşine düşmesidir.”
    Ataullah el İskenderiye göre:
    “Bir kimsenin hevasının peşine gittiğinin alameti nafile olan hayırlara koşup üzerine vacip olan yapması gereken asıl şeyleri terk etmesidir.”
    Nefis putu üç kulplu bir kaba benzer. İşte şeytan da o kulplardan tutarak nefsi istediği yöne savurur durur. Onlar heva, heves, şehvet ve gaflettir. Bu şeytanın kulpları kırılıpta kişi istikamet gözüyle bakmadıkça şeytanın avucunda olduğunu bile göremez.
    Vaktaki Amr Bin El Cemuh (ra) müslüman olmadan önce menaf adlı puta tapan bir kimse idi. Allah(cc) kendisine genç yaşta iken Müslüman olmayı nasip eder. Amr Bin Cemuhun Müslüman olduğunu duyan gençlerden bir grup tapmış olduğu putları dışarı atmak için evine giderler ve en büyük putu boynuna ip dolamak suretiyle sürüyerek dışarı çıkarıp kapının önündeki lağım çukuruna atarlar. Biraz sonra Amr Bin Cemuh gelir ve lağım çukuruna bakar. Lağım çukurunun içinde bir köpek laşesi bir de put vardır. Bu manzara karşısında haykırarak şunları söyler:
    "Yazıklar olsun bize! Aslında şimdiye kadar sana taptığımız sürece lağım çukurunun içerisinde olan bizmişiz. İşte şimdi sen yerini buldun, biz de yerimizi bulduk. Sen lağım çukurunun içinde ölmüş bir köpekle birlikte oldun, biz de o çukurdan çıktık. Şimdi biz Allah(cc) a Rasulune teslim olanlardan olduk."
    Bizlerin de düzlüğe ve huzura çıkabilmek için çukura yuvarlamamız gereken o kadar çok putumuz var ki ah bir görebilsek. Nice heva putları izzetimizi ve şerefimizi lağım çukurundan dışarı çıkarmamız için çukurda yer değişmeyi bekliyor.

    Kalbi zehirleyen şeylerin başında gelen heva ve hevesi terk etmek kolay bir iş değildir. Ebu Hasan Eşşazeli “Kalpten heva ve hevesin tamamen kaybolduğunun alameti; kişinin her nefesinde Allah´a kavuşma isteğinde olmasıdır. Bunun dışında hiçbir hali tercih etmemesidir.”buyurarak bize bu işin her adamın değil er adamın işi olduğunu haber vermetedir.
    Yani “Nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiştir,”(Şems 9) ayeti celilesinin mizanınına günah keçisi olmuş nefisler konulunca heva putundan başka ekrana ne yansır ki… İşte bu nefis hangi yüzle Allah´a kavuşma isteğinde olabilir. “De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir.”(En´am 162)”
    Kalbinde bu huzur ve ihlası oluşturamamış bir kimse o gün Alemlerin

    Rabbinin huzuruna hangi yüzle çıkabilir ki. Dünyayı imar etmiş ahireti harap etmiş bir kimse mamur sarayları bırakıpta viranelere nasıl gider ki…
    Heyhat!“insan başı boş bırakılacağını mı zanneder “(insan 36).
    Allah(cc) insana akıl -fikir verdikten sıhhat-afiyet verip sonra da yaşamını devam ettireceği hava ve suyu yarattıktan sonra bütün hayvanatı insanın emrine amade kılıp kainatı insanın yaşıyacağı bir şekilde tanzim ettiten sonra; gök tepemizde bizi gölgeleyip yağmur yağdırıp altımızdaki arz bizi barındırıp bize nebatat ve muhtelif gıdalar çıkardıktan sonra dağlar bu dünyayı direk gibi tutan birer kazık olarak hizmete sunulduktan sonra insan başı boş bırakılacağını mı zanneder. Hayır.
    “Huzuruna toplanacağınız Allah (cc)´tan korkunuz.” (Mâide, 5/11) ayeti kerimesini kalbimizin en ücra köşesine asmamız gerekir. Yoksa hayatımız gaflet bataklığında çürür gider. O öyle bir huzur ki Peygamberlerin bile bizim ne edip etmediklerimizi sen en iyi bilirsin diyerek o huzurda hesabın ne kadar ağır olduğunu haber vermiş oluyorlar.



    Paylaş
    Nefsi Saran Şeytan üçgeni; heva, şehvet, gaflet... Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Gafletin Alametleri

    1-İsyanlara ve haramlara düşmekten korkmamak. Şüpheli şeylerden sakınmamak.
    2-Kalbin katılığının bir musibet olarak bilinmemesi.
    3-İbadetlerin riayet edilmeden gevşek yapılması.
    4-İslam´ın değerlerine ve mukaddesatına karşı içinde bir darlık ve karamsarlık olması. İslamın mukaddesatına yapılan hakaretlere sesiz kalıp kendi şahsına ve meşrebine yapılan hakaretlere tepki vermesi.
    5-Allah´ın kitabından kişinin etkilenmemesi. Sadece lafzını okuyup dinlemesi ama helalleri ve haramları hayatına hakim olmaması.
    6-Allah (c.c)´ı zikirden ve duadan uzak olması.
    7-Allah´ın koymuş olduğu hudutlar çiğnendiği halde, kalbinin Allah için gazaplanmaması.
    8-Baş olma ve başkanlık sevdasında olmak.
    9-İnsanların kendisine saygı göstermesini ve hürmet etmesini arzulamak.
    10-Allah (c.c)´in verdiği nimetleri O´nun yolunda kullanmayıp; cimrilik yapmak.
    11-İnsanın kendi yapmadığı şeylerle övüldüğü zaman susması.
    12-Emribilmaruf- Nehyianilmünker i hafife alması.
    13- Müslümanların dünyadaki derdini ve sıkıntısını çekmemek.
    14-Kınayanın kınamasından korkup, hak olmadığı halde kalabalığa ve çoğunluğa tabi olmak.




  3. 3
    İmam-ı Azam Efendimize kendisini bilmez bir adam hakarette bulununca buna dayanamayan sevenleri o adamın peşine düşüp kovalamaya başlarlar. İmam-ı Azam da o adamın peşine düşer ve kovalar. Adam bir köşeye sıkışınca İmam-ı Azam Efendimiz adamı bırakın zarar vermeyin sizler kenara çekilin der. Adama yaklaşır “Kıyamet günü senden şikâyetçi değilim haberin olsun.” Tamam, mı der ve ayrılır.

    Herkes şaşkın İmama sorarlar: Efendim adamı bunun için mi kovaladınız? İmam Azam Efendimiz cevap verir. “Evet, huzuru ilahide haklı bile olsam hesaba çıkmak istemem.” Hz. Ali Efendimiz “Heva ve hevese tabi olmak insanı haktan alıkoyar.” buyurarak güneş gibi açık olan Hakkı nefislere göstermemek için heva bulutlarının her an araya girip sahibini Haktan alıkoyacağını haber vermektedir.

    Ataullah el İskenderinin de ifade ettiği gibi heva hevese muhalefet etmek kolay bir iş değildir: “İnsanın heva ve hevesine muhalefet etmesi nefsine çok acı gelir. Bu acılığı sen güzel görmez ise senin şifana sonsuza kadar yol bulamazsın.”

    Küçük çocuklar acı ilaçları zorla da olsa kendilerini en çok seven anne ve babaları tarafından içirilirler. Ey Mümin sen de davan uğruna bu dünyada başına gelen sıkıntıları seni seven Rabbinin senin şehvet ve gaflet hastalığından iyileşmen için sana içirilmiş şifa ilaçlar olarak kabul et.
    “İnsanlara: Kadınlar, oğullar, yüklerle altun ve gümüş yığınları, salma atlar, davarlar, ekinler kabilinden şehevat sevgisi bezendi; fakat bunlar Dünya hayatının geçici metâı. Halbuki Allah, akıbet güzelliği onun yanındadır.” (Ali İmran 14)
    Şehvet Şeytanın yularıdır

    Şehvet: aşırı düzeyde istek ve arzular için söylenen bir kelimedir. Yeme içmeye düşkün bir kimse yeme şehvetine, makam ve mevkiye düşkün bir kimse makam şehvetine, şehevi arzularına gem vuramayan bir kimse de iffetsizlik şehvetine duçar olmuş olur. Ebu Bekir Kettani“ Şehvet şeytanın yularıdır. Her kimin yularından tutarsa kendisine kul köle eder.”sözüyle şehvetin ne kadar büyük tahribat açacağını özetle söyle oluyor.
    Şehvet fıtratın doğallığını bozan bir şeytan macunudur. İnsan kulluk macunuyla, ihlâs macunuyla yoğrulursa meleklerin seviyesine çıkar şehevât macunu ile yoğrulursa belki hayvandan daha aşağı dereceye düşer.

    Hatemi Esam şöyle buyurmuştur: “Şehvet üçe ayrılır: Yemek şehveti, konuşma şehveti, bakma şehveti. Helal olduğu kesin olan şeyleri yiyerek yeme şehvetinden kendini koru.
    Doğru sözle de dilini şehvetten koru.
    İbretle bakmak ile gözünü şehvetten koru. ”




  4. 4
    Şu yedi şey gafletin ilacıdır:
    1. Allah´a itaat etmeye, Allah´a isyan etmemeye (günaha düşmemeye) ve kaza-bela ve sıkıntılara sabır.
    2. Rabbimizin vermiş olduğu nimetleri kendisine isyanda kullanmamak suretiyle hem kavli hem de fiili şükür.
    3. Rabbü´l-alemi´nin kudret hazinesinde olana kişinin kendi elinde ve insanların elinde olandan daha fazla güvenmesiyle elde edeceği tevekkül.
    4. Haktan gelene razı olmak suretiyle elde edilen rıza.
    5.Allah ve Rasulünün emirlerine kayıtsız şartız teslimiyet .
    6.Allah ve Rasulüne muhabbet (ancak kişinin kendi canından daha çok sevmesi ile ifade edilir)
    7.Marifetullah(Yani Rabbimizi tanımak)




  5. 5
    Süleyman Darani ise “Nefis şehvetlerinden sadece birini terk etmek, bir yıl nafile ibadetten (kalbe) daha hayırlıdır.” buyurmak suretiyle kalbi bir irin kabı haline getiren şehvetlerden muhafazanın asıl vazife olduğunu hatırlatmaktadır. Kalbin ayarını bozan şehvet virüsünü dışarı atmadıkça huzur elde edilemez. Said b. Ebul Hayr“ Şehvet iblisin dünya ehlini avladığı tuzağıdır.” buyurmaktadır.
    Gaflet kalbin siyahıdır
    İnsanların hesaba çekilmeleri yaklaştı. Hâlbuki onlar gaflet içinde yüz çevirmekteler.(Enbiya 1)

    Perdelerin en çirkini kişi ile Hak arasına çekilen gaflet perdesidir. O gaflet perdesi kalkmalı ki; Rabbimizin bizlere vermiş olduğu zahiri, batınî, dünyevi ve uhrevi nimetlerine karşı şükredemediğimizi bilelim.“Rabbim! Seni bizler hakkıyla takdir edemedik.” diye gözyaşları dökelim ta ki kalplerimizi ıslatan bu gözyaşlarıyla kalplerimiz yumuşasın. İçinde çırpındığımız gaflet bataklığı o kadar derin ki bizlere Allah için ağlayıp gözyaşı dökmeyi de unutturdu; Allah için gülmeyi de.
    Gaflet bataklığı bizim basiret gözümüzü öyle kör etmiş ki; bir boynuzlu keçi ardına düşmüş koyun sürüsüne dönmüşüz. Şöyle kafamızı kaldırıp da ya hu bu boynuzlu bizi nereye götürüyor, bizi hangi uçuruma sürüklüyor diye düşünecek halimiz bile kalmamış.

    Ahlaksızlık, zulüm, cehalet, hırs ve şehvet çamurlarıyla dolu bu bataklık gafletten başka bir şey üretmez. Boynuzlu Nefsi emmare terbiye edilip mutmainneye ermedikçe sahibini cehennem yarından başka bir yere götürmez. İşte şehvet deveyi bir tutam ot uğruna uçurumda yuvarlayan geçici tadımlıktır. İşte bir anlık gafletin akibeti uçurumdan ölüme düşüştür.

    Bâyezîd-i Bistâmî (r.a.) buyurdular ki: “İnsana en çok zarar veren şeyin ne olduğunu bilmek istedim. Bunun, gaflet olduğunu anladım. Gafletin insana yaptığı zararı, Cehennem ateşi yapmaz.”

    Gaflet toplumu her iki tarafı sivri ve keskin bir bıçak gibidir. Kimi nerede nasıl keseceği kestirilemez. Toplumları efendi kılan ve gaflet uykusundan uzaklaştıran şey edep, sadakat, iffet ve emanetlere riayettir. Gafil toplumlarda edebin yerini hayâsızlık, sadakatin yerini yalancılık, iffetin yerini iffetsizlik ve emanetin yerini ihanet alır. Gaflet toplumu dünyada efendiliği servette ararken, sermeda âleme açılan bir çukura varıncaya kadar uyanamaz. Hikmet sahibi bir zata sorarlar “Efendim bir toplumun uyanışı neye bağlıdır?” O´da şöyle der: “Durumu zayıf olanların hakir görülmemesi, durumu iyi olanlara da haset edilmemesidir.”

    Şeref ararken bulunabilecek bir değer değildir. Kişi şerefli olursa şeref onu gelip bulacaktır. Gaflet toplumu şeytanın faytonunda heva ve şehvet atının arkasında zalimlerin kamçıları ile dövüldükçe dörtnala habire isyana koşan bir toplumdur. Zalim üreten iğrenç kokuların ayyuka çıktığı bir bataklıktır. Gaflet toplumunda iki dengesizlik hâkimdir. Bu hususu ifade etme noktasında Kisra şöyle demiştir: Varlık sahibi acıkınca, açlık çeken de doyunca saldırılarından sakınınız.

    Gaflet toplumunda kişinin ayıplarını malı örter. Yalancı doğru kabul edilir. Akıllı ama malı az ise itibara alınmaz. Efendiler ana ve babası para olan dinar ve dirhemin oğulları tarafından kale alınmaz. Allahın rızası dışında başka bir şeyle tatmin olan ve ilahi hazlar dışında başka bir şey ile huzur bulan kişi gafildir.

    Tefekkürsüz söylenen her söz gaflet sözüdür.
    Kişinin şahsi günahlarına tevbe ederek köşeye çekilmesi de bir nevi gaflettir. Çünkü ferdi tövbeyi gerçekleştiren kimse toplumsal tövbenin tahakkuku için çaba sarf etmelidir. Ey müminler Allah (c.c)´a toptan tövbe ediniz hitabının sırrı toplumsal tövbeyi gerçekleştirecek mekanizmaları harekete geçirmek için çalışmaktır. Fevri (anlık) tövbe o anı kurtarır. Nasuh tövbesi sahibini kurtarır. Toplu yapılan Nasuh tövbesi ümmeti ve toplumu kurtarır
    Kendisine nimet kapısı, kardeşine şiddet kapısı açan, kendisini izzet aynasında, kardeşini zillet çukurunda gören, kendisini olduran, kardeşini öldüren, kendisini güldüren, kardeşini solduran gafildir. Hikmet ehli der ki “Yarın gelecek şu zaman yapacağım“ diyen helak olmuştur. Unutmayalım ki iyi işleri yarınlara ertelemek için söylenen yarın yaparım sözü iblisin askerlerinden bir askerdir ve gaflet alametidir.

    İnsanın en fazla gafil olduğu değerleri ise Peygamber Efendimiz şöyle ifade buyuruyorlar; “Beş şeyden önce beş şeyi ganimet bil: İhtiyarlığından önce gençliğini, hastalığından önce sağlığını, fakirliğinden önce zenginliğini, meşguliyetinden önce boş zamanını ve ölümünden önce hayatını.”

    Her kim gafleti ve şehveti terk ettim der de kalbinde gafleti terk etmesi sebebi ile cihat, tebliğ, davet ve Allah yolunda fedakârlık gülleri açmazsa o bu iddiasında yalancıdır.

    Nefsi emmare yedi başlı bir şeytan gibidir. O başları tek tek ezmedikçe kişi nefsinin tasallutundan kurtulamaz. Onlar şehvet, gadap, kibir, haset, cimrilik, hırs ve gösteriştir. Şehvet şeytanı baş şeytandır ve en zor ezilen nefis baş şeytanıdır. Şehvet başı hayvani duygu ve düşünceleri terk etmek sureti ile ezilir. Gadap başı hilmiyyetle ezilir.

    Kibir başı mütevazılık ile ezilir. Haset başı Mülk Allah´ındır ve Kullarından dilediğine dilediği nimeti bahşeder inancıyla ezilir. Cimrilik ve hırs başı kanaat ile ezilir. Gösteriş başı ise ihlâs ve samimiyet ile ezilir.




nefsi adam etmek,  mumine sehvet