Soru ve Cevaplarla İslam ve Konudışı Soru ve Cevaplar Forumundan İslam'da Fıtrata Müdahale Sayılan Fiiller Hakkında Geniş Bilgi Nelerdir? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    İslam'da Fıtrata Müdahale Sayılan Fiiller Hakkında Geniş Bilgi Nelerdir?

    Reklam




    Şeytanla arz-üstü başlayan sinsi oyun, bugün de hem o, hem de onun yardımcıları tarafından, yine insanları baştan çıkarma, onları boş kuruntu ve ümniyelere düşürme, diğer canlılar ve insanların fıtrat ve tabiatlarına olumsuz şekilde müdahalelerde bulunarak hem tabiat buudlu, hem de insan buudlu dengeleri bozmak şeklinde devam ettirilmektedir. İnsanlığın ruhî dengesinin korunması, bu İblis yolundan uzak kalmaya bağlı olduğu gibi, insanı içine alacak şekilde genel tabiat dengesinin muhafazası da yine bu uzaklığa vâbestedir. Onun idlal çizgisinde hareket edenler, apaçık ziyana uğramış tali'sizler; ondan uzak kalmayı başaranlarsa Allah'a yakın bahtiyarlardır.

    Hilkat, yaratılış, karakter, adetullah, din vb. mânâlarda kullanılan fıtrat kelimesinin geniş bir anlam yelpazesi vardır. Fıtrat, sadece insanlarla alâkalı olmayıp, bütün bir varlığın yaratılışında bulunan özellik ve hususiyetleri ifade eder. Zîrâ fıtrat, Cenab-ı Hakk'ın her bir varlığı kendine has bir mahiyet ve tabiatta yaratması demektir. Bununla birlikte bu yazıda hususiyle insan fıtratı ele alınacaktır.

    Maddî ve Mânevî Yönüyle İnsan Fıtratı
    Genel mânâda bütün insanların doğuştan sahip olduğu maddî ve mânevî bir kısım hususiyetler üzere yaratılması, fıtrat kelimesiyle ifade edildiği gibi; her bir insanın diğerlerinden farklı olarak kendine has bir karakteri, mizacı ve tabiatının bulunması da o kişinin fıtratı yani yaratılıştan getirdiği özellikleri olarak kabul edilir. Meselâ, bütün insanların; cemal ve kemale müştak olma, nimete şükretme, iyilik edene muhabbet duyma, kötülük edene buğzetme, kendi cinslerine karşı alâkadar olma ve onlara şefkat etme, kemal peşinde koşma, ebediyeti isteme vb. duygularının yanında; zahirî yönleri itibarıyla olumsuz gibi gözüken ancak doğru yolda kullanıldığında insana Cennet'i kazandırabilecek, şiddetli bir merak, dehşetli bir hırs, kuvvetli bir inat, aşırı bir muhabbet gibi insan fıtrat ve tabiatında bulunan değişik duygular vardır. Aynı şekilde, karşı cinse alâka duyma, aceleci olma, başkaları tarafından beğenilme, çocuk sevgisi, kısıtlamalardan hoşlanmama, hür hareket etme, umuma muhalefetten kaçınma gibi özellikler de fıtratta bulunan duygulardır. Bütün bunların yanında, "Her insan kendi seciye, karakterve tabiatına göre davranır." 1 âyetinde ifade edildiği gibi, herkesin hususi olarak sahip olduğu bir karakter ve tabiatı da vardır.

    "Dünyaya gelen hiçbir çocuk yoktur ki fıtrat üzere doğmasın. Daha sonra ebeveyni onu Yahudi, Hristiyan veya Mecusî yapar. Tıpkı hayvanın yavrusunu sapa sağlam, organları yerli yerinde doğurması gibi. Siz onda bir eksiklik görüyor musunuz?"2 hadîs-i şerîfi de insanın yaratılış itibarıyla Cenab-ı Hakk'ı tanımaya meyilli, dosdoğru din olan İslâm'ı kabul etmeye âşina bir hâlde yaratıldığına işaret etmektedir. Evet, bir çocuğun fıtratı dışarıdan müdahalelerle veya suiistimallerle bozulmadığı sürece, o kişi Allah'ı bulmaya, O'na ibadet etmeye meyilli yaratıldığı için hak din olan İslâm'ı kabullenecektir. "O hâlde sen, bâtıl dinlerden uzaklaşarak yüzünü ve özünü, hakdin olan İslâm'a yönelt. Yani Allah'ın insanları yaratmasında esas kıldığı o fıtrata uygun hareket et. Allah'ın bu hilkatini kimse değiştiremez. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların ekserisi bunu bilmezler." 3 âyet-i kerîmesi de aynı hususu vurgulamaktadır. Zîrâ İslâm dini, ifrat ve tefritlerden uzak, kolaylığın ve uygulanabilirliğin esas olduğu, selim akla ters bir hükmün bulunmadığı, insanın dünyevî ve uhrevî bütün ihtiyaçlarına cevap veren ve bütün ahkâmıyla insan fıtratına tam muvafık olan bir dindir.

    Evet, bütün bunlar insanın iç donanımı, vicdanı, kalbi ve duygularıyla alâkalı hususlardır. Dolayısıyla sahip olduğumuz bu özelliklerin fıtratın mânevî yönüyle alâkalı olduğunu söyleyebiliriz. Bir de sahip olduğumuz bir şeklimiz, vücut yapımız vardır ki, bu da insan fıtratının diğer yanını teşkil eder. İnsanoğlu el, ayak, göz, kulak gibi sahip olduğu organlarıyla, dış görünüşü itibarıyla mükemmel bir yapıda yaratılmıştır. "Size sûret verip sûretlerinizi de güzel kılmış"4 ; "Biz insanı en mükemmel sûrette yarattık."5 ; "Ey insan, nedir seni o kerîm Rabbin hakkında aldatan? O değil mi seni yaratan, bütün vücud sistemini düzenleyen, sana dengeli bir hilkat veren ve seni dilediği bir surette terkib eden?"6 âyetleri de Allah'ın üzerimizdeki bu büyük nimetini hatırlatmaktadır.

    Bize sahip çıkıp korumamız gereken en güzel bir suret verildiği hâlde, Kur'ân-ı Kerîm insanın ezelî ve ebedî düşmanı olan Şeytan'ın oyun ve tuzaklarından birisi olarak da insanların fıtratlarını değiştirmeye çalışmasını göstermiştir. Âyet-i kerîme şu şekildedir: "Onları mutlaka saptıracağım, muhakkak onları boş kuruntulara boğacağım, kesinlikle onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, şüphesiz onlara emredeceğim de Allah'ın yarattığını değiştirecekler. Kim Allah'ı bırakır da şeytanı dost edinirse elbette apaçık bir ziyana düşmüştür."7

    Fıtrattan Kabul Edilen Fiiller
    Görüldüğü gibi bir taraftan âyet-i kerîmelerde insanın en güzel bir surette yaratıldığına dikkat çekilirken, diğer taraftan Allah'ın yarattığını değiştirmenin şeytanın yoluna uymak olacağı ihtarında bulunulmuştur. Ancak insan fıtratına yapılacak ne tür müdahalelerin yasak veya mubah hatta sünnet olduğu tafsilatıyla hadîs-i şerîflerde anlatılmıştır. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "On şey fıtrattandır: Bıyığın kısaltılması, sakalın uzatılması, misvak, istinşak (burna su çekmek), mazmaza (ağza su çekmek), tırnakları kesmek, parmak mafsallarını yıkama, koltuk altını yolmak, etek tıraşı olmak, istinca yapmak (tuvalette yapılan temizlik)"8 buyurmuştur. Bu hadîste ifade edilen her bir madde ayrıca üzerinde durulması gereken önemli sünnetlerdir.9 Ancak bizim maksadımız bunları açıklamaktan ziyade insan fıtratından olan hususlara dikkat çekmektir.

    İnsan vücudunda yapılacak her değişiklik yasaklanmamakla birlikte, fukaha-i kiram gerek zikri geçen âyet-i kerîmelerden hareketle, gerekse konuyla ilgili hadîs-i şerîflere bakarak fıtrata müdahale çerçevesinde değerlendirilebilecek yasak fiilleri izah etmişlerdir. Biz de bu çerçevede fıtrata müdahale sayılarak dinen yasaklanmış bulunan bazı fiilleri ele alacağız.

    1. Estetik Ameliyat
    İnsanlara daha güzel görünmek için yapılan estetik ameliyat haram kabul edilen bir fiildir. İnsanın, doğuştan getirdiği tabiî güzelliğini ve yapısını değiştirmeye hakkı yoktur. Bu vücut bize bir emanettir. Öyleyse onda ancak Emanet Sahibi'nin gösterdiği istikamette tasarrufta bulunabiliriz. Nasıl ki, intihar etmemiz, bir organımızı imha etmemiz, parayla kanımızı satmamız vs. caiz değildir. Aynen bunun gibi Cenâb-ı Hakk'ın ihsan ettiği organlarımızın daha güzel olması için, onların şeklini değiştirmemiz veya onları büyültüp küçültmemiz haramdır. Bu tür ameliyatlar için dökülen yığınla para da israftır. Dünyada bunca fakir insan varken, birilerinin daha güzel görüneceğim diye estetik ameliyatlara dünya kadar para dökmesi dinen caiz olmadığı gibi, bunun vicdanen ve insaniyeten de kabul edilebilir bir yanı yoktur.

    Fakat ister yaratılış itibarıyla, isterse trafik veya iş kazası gibi değişik yollarla insanda normal olmayan fizikî bir bozukluk oluştuysa, bu arızayı düzeltme adına yapılacak işlem bir tedavi sayılır ve bu muamele fıtratı bozmak değil, onu aslî hâline çevirmektir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, şahısların kendi fikirlerinden ziyade, uzman ve dindar doktorların görüşlerine müracaat etmektir. Aksi takdirde heva ve hevesler fikir suretine girerek zaruret miktarınca caiz olan böyle bir uygulamanın kapısı ardına kadar açılmak suretiyle günahlara girilebilir.

    Meselenin bir de psikolojik yönü vardır. Yani yaratılış itibarıyla organlarda bir bozukluk yoktur. Normal bir şekilde faaliyetlerini yerine getiriyorlardır. Ancak vücudun bir yanı veya herhangi bir organ görünüş itibarıyla insanı ciddî rahatsız edecek, onun psikolojisini bozacak ve aşamayacağı rûhî rahatsızlığa sebebiyet verecek bir görünümdedir. Böyle bir durumda da yapılacak müdahale o organı fıtrat-ı aslîyesine irca (döndürme) olarak görülmelidir. Ancak bu tür durumlarda çok dikkatli olunmalı ve mesele bir tedaviden çıkartılarak tamamen bir estetik mülahazaya bağlanmamalıdır. Ve yine önemsiz olan, insanlar tarafından da normal kabul edilen organlardaki ufak-tefek görünüş değişiklikleri daha güzel görüneyim mülahazasıyla ameliyata tabi tutulmamalıdır. Yoksa böyle bir durumda kişi günaha girmiş olur.10

    2. Cinsiyet Değiştirmek veya Karşı Cinse Benzemeye Çalışmak
    Cenab-ı Hakk'ın insanı en güzel surette halk ettiğini ve fıtrata sonradan yapılan müdahalelerin dinen yasak olduğunu yukarıda ifade etmiştik. Kadın veya erkeğin cinsiyetini değiştirmeye teşebbüs etmesi, fıtrata yapılacak en büyük bir müdahale olduğu için haramdır. Şeytan; "muhakkak onlara emredeceğim de onlar da Allah'ın yarattığını değiştirecekler."11 şeklindeki küstahça ifadeleriyle, Allah'ın yarattığı fıtratı değiştirtmek suretiyle insanları baştan çıkaracağını ilân etmişti. Dolayısıyla cinsiyet değiştirmek Şeytan'ın bu vesvese suretindeki emrine tâbi olmaktır.

    Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) de birçok hadîs-i şerîfleriyle kadınları erkekleşmeye çalışmaktan, erkekleri de ne surette olursa olsun, kadınlara benzeme gayretinden çok sert ifadelerle nehyetmiştir. Bu konuda varid olan hadîslerden bazıları şu şekildedir:

    "Üç kişi vardır, kıyamet günü Allah onlara nazar etmez: Anne ve babasının hukukuna riâyet etmeyen, erkekleşen kadın ve deyyus kimse."12
    "Allah, kendilerini erkeklere benzemeye zorlayan kadınlara, kadınlara benzemeye zorlayan erkeklere lânet etsin (rahmetinden uzaklaştırsın)."13
    "Allah'ın yaratışından nefret ederek kadınlara benzemeye çalışanlara Allah'ın gazabı şiddetlidir."14
    "Allah (celle celâluhu) kadın elbisesi giyen erkekle, erkek elbisesi giyen kadına lânet etti."15
    "Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) erkeklerden kadınlaşanlara, kadınlardan da erkekleşenlere lânet etti ve: ‘Onları evlerinizden çıkarın!' şeklinde ferman buyurdu."16

    Zikrettiğimiz hadîs-i şerîflerdeki nehiy, kadının erkeğe, erkeğin de kadına benzemesinin en ileri derecesi olan ameliyat yoluyla cinsiyet değiştirmekten başlayıp, giyim-kuşam, süslenme, konuşma ve tavırlarla karşı cinse benzemeye kadar bütün davranışları içine alır. Kadın kendi konumunda kaldığı müddetçe güzel olduğu gibi, erkek de Allah'ın kendisine bahşettiği erkeklik hususiyetlerini koruduğu sürece güzeldir. Yoksa kadının giyim kuşamıyla, hâl ve tavırlarıyla erkeğe benzemeye çalışması dinimizce yasaklandığı gibi, erkeğin de kadınlara özenip süslenmesi, kadınsı tavırlar sergilemesi, kadını andıran hâllere girmesi de aynı şekilde nehyedilmiştir.

    3. Kaş Almak
    Allah Teâlâ'nın yarattığı her uzuv, olduğu hâl üzere güzeldir. İnsan, organları üzerinde değişiklik yapma hakkına sahip değildir. İnsan için asıl olan, vücutta bulunan mevcut durumu muhafaza etmektir. Bir rahatsızlığı tedavi ettirmek bahsimizin dışındadır. Bizim üzerinde durduğumuz ve dinin de yasakladığı husus, güzel görünme mülâhazasına bağlı olarak yapılan müdahalelerdir. Çünkü bunlarda insanın Allah'ın yarattığı uzuvları beğenmeyip, onlara kendi isteğine göre bir şekil vermeye çalışması söz konusudur. İşte kaş almak da İslâm'da caiz olmayan uygulamalardan birisidir.

    İbni Abbas kaşlarını incelten veya incelttiren kimsenin lânetlendiğini ifade etmiştir.17 Başka bir hadîste de kaş almak Allah Resûlü'nün yasakladığı on davranış arasında sayılmıştır.18 Bu ve benzeri hadîslerden yola çıkan ulema kaşları almanın, inceltmenin, yukarı kaldırmanın vs. caiz olmadığını söylemiştir.19

    Ancak fakihler kadınlarda çıkan bıyık, sakal gibi anormal tüylerin onların aslî fıtratından olmadığını ve bunların alınmasının caiz olduğunu söylemişlerdir. Burada kadın için güzel görünmesi gereken kimsenin kocası olduğunu ve ancak ona karşı süslenip güzel görünmeye çalışmasının meşru hatta müstehab olduğunu ifade edelim.20

    Günümüzde yaygınlaşmaya başlayan kadınların sun'î müdahalelerle kirpiklerini uzatmaları da fıtratı tağyir olup caiz değildir.

    4. Dövme Yaptırmak
    Dövme, vücuda batırılan iğnelerin açtıkları boşluklara değişik renklerde mürekkep akıtılmasıyla vücudun herhangi bir yerine kalıcı şekilde işlenen nakışlara denir. Deri altına zerk edilen bu boyaların kurumasıyla deride kalıcı olarak şekil ve resimler oluşturulur. Dövme, insan tabiatını bozar ve fıtrat-ı asliyeyi tahrip eder. Dövme yaptırmak, hadîs-i şerîflerde kat'î olarak yasaklanmıştır.

    Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem):"İğreti saç takana da, taktırana da, bedene dövme yapana da, yaptırana da Allah lânet etsin!"21 buyurmak suretiyle dövme yapmanın ve yaptırmanın dinen caiz olmadığını ifade etmiştir. Dövme yapmanın nehyedildiği bir diğer hadîs de şu şekildedir: Ebu Cuheyfe rivâyet etmiştir: "Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) kan mukabilinde alınan paradan, köpek semeninden, fuhuş kazancından men etti. Dövme yapanı ve yaptıranı, faiz yiyeni ve yedireni ve bir de musavvirleri lanetledi."22

    5. Saç Ekletmek veya Boyamak
    Fıtrata müdahale kapsamında yer alan ve Allah Resûlü'nün (sallallahu aleyhi ve sellem) lânetlediği fiillerden bir diğeri de saça saç ekletme veya eklemedir.23 Bu konuda Hz. Esma'nın rivâyet ettiği bir hadîs şu şekildedir: "Bir kadın Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) gelerek: "Kızım çiçek hastalığına yakalandı ve saçları döküldü. Ben onu evlendirdim, iğreti saç takayım mı?" diye sordu. Peygamber Efendimiz: "Allah (saç) takana da taktırana da lânet etmiştir?" diye cevap verdi."24 Hadîslerde de açıkça görüldüğü gibi, Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) saça saç ekletmeyi veya dökülen saçların yerine başkasının saçını takmayı yasaklamıştır. Konuyla alâkalı rivâyetleri değerlendiren fakihler de bu uygulamanın haram olduğunu söylemişlerdir. Bunun sebebi ise, insanın tabiî ve fıtrî haline müdahale ederek onu değiştirmesidir. Aynı zamanda burada başkalarına karşı olduğundan daha genç ve farklı görünerek onları yanıltma ve aldatma da söz konusudur.25

    Saçlarla alâkalı olarak yasaklanan bir diğer uygulama da saçlardaki beyaz kılların yolunmasıdır. Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem): "Ak saçlarınızı yolmayın. Saç ve sakalını Müslüman olarak ağartan kimse için o saç ve sakal kıyamet gününde nur olacaktır." buyurmuşlardır.26 Başka bir hadîs-i şerîfte de Allah Teâlâ'nın ağarmış her bir kıl için bir hasene yazacağı ve bir hatayı sileceği ifade edilmiştir.27 İslâm hukukçuları konuyla alâkalı delilleri değerlendirerek saçlardaki beyaz kılları yolmanın mekruh olduğunu söylemişlerdir.

    Saç boyamaya gelince, bu konudaki hadîslerin beyazlaşan saçları siyaha boyamayı yasakladığını görüyoruz. Abdullah b. Mes'ud, Resûlüllah'ın on şeyi sevmediğini, bunları haram kılmamakla birlikte mekruh saydığını ifade ettikten sonra, bunlardan birisinin de, yaşlılıkla ortaya çıkan akların rengini değiştirme olduğunu söylemiştir.28 Ancak saçları boyama hususundaki yasak umumî ve mutlak değildir.

    Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) saçları bembeyaz olmuş bir sahabeyi görünce: "Şu beyaz saçların rengini bir şey ile (boyayıp) değiştiriniz. Fakat siyaha boyamaktan kaçınınız."29 buyurmuştur. Bu konuda rivayet edilen daha başka hadîsleri de değerlendiren ulemanın çoğunluğu saçları siyaha boyamanın mekruh olduğunu ancak siyah dışında bir renge boyamanın caiz olduğunu ifade etmişlerdir.30

    6. İğdiş (Hadım) Etmek
    Bir insanı kısırlaştırmak suretiyle erkeklik görevini yapamaz duruma getirmek dinde şiddetle yasaklanmıştır. Çünkü bu nevi bir uygulama insan fıtratına karşı büyük bir saygısızlıktır. İnsan için haram olan böyle bir uygulama, bir maslahat ve fayda gözetildiği durumlarda hayvanlar için caiz görülmüştür.31

    Konuyla alâkalı bir hadîs-i şerîfte Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem): "Kim kölesini iğdiş ederse, biz de onu iğdiş ederiz."32 buyurarak bu konuda şiddetli bir yasak getirirken, başka bir hadîs-i şerîflerinde de; "İnsanları iğdiş eden, kendisini iğdiş ettiren bizden değildir."33 buyurmuştur. Evlenecek maddî imkâna sahip olmayan ve günaha girmekten korkan Ebu Hureyre Peygamber Efendimiz'den kendisini iğdiş etmek için izin istediğinde, Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) üç kez cevap vermeyerek onu geri çevirmiş üçüncüde ise: "Senin karşılaşacağın şey hususunda artık kalem kurumuştur. Bu durumda ister hadımlaş ister bırak." buyurmak suretiyle onu tevbih etmiştir.34 Abdullah b. Mes'ud da sahabeden bazı kimselerin günah korkusuyla Efendimiz'den (sallallahu aleyhi ve sellem) kendilerini hadım etmeleri konusunda izin istediklerini ancak Efendimiz'in böyle bir şeyi yasakladığını söylemiştir.35

    Günümüzde çocuk sahibi olmak istemeyen eşler farklı şekillerde korunmaktadırlar. Vücuda ve sağlığa zarar vermeyen korunma şekillerine –tavsiye edilmese ve hoş görülmese de– genellikle azle kıyas edilerek belli şartlar altında ruhsat verilmiştir.36 Ancak kullanılan korunma yöntemlerinden birisi de kadının yumurtalıklarını aldırması veya tüplerini bağlatması suretiyle bir daha çocuk sahibi olamayacak duruma gelmesidir. Doğum kontrolü için bile olsa kadın veya erkeğin bu şekilde bir uygulamayla kısırlaşmaları fıtratı tağyirdir ve caiz değildir.

    7. Dişlerin Şeklini Değiştirmek
    Tedavi maksadı olmadan güzel görünmek maksadıyla dişleri törpületmek, onları inceltmek suretiyle şeklini değiştirmek de dinin yasakladığı davranışlar arasındadır. Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem), dişlerini yontarak onların şeklini değiştiren kimseye ve bunu yapana lânet etmiştir.37 Çünkü dişlere yapılacak böyle bir müdahale ile onlar fıtrat-ı aslîyelerini kaybederler. Bunda insanları kandırmak ve süslenmede aşırı gitmek de söz konusudur.38 Ancak dişlerin çürümesi, kırılması veya insanı rahatsız edecek derecede şekillerinin bozuk olması gibi durumlardan kaynaklanan rahatsızlıkları tedavi ettirmenin bir mahzuru yoktur.

    8. Küpe İçin Kulaklarını Deldirmek
    Aslında ilk nazarda kulağın delinmesi de fıtrata ters gibi görünüyor. Çünkü bu da Allah'ın yarattığı tabiîliği bozma gibi algılanabilir. Ancak yazının başında da ifade edildiği gibi, vücut üzerinde yapılacak her değişiklik fıtrata müdahale değildir. Bunun ölçüsünü din belirlemiştir. Meselâ, kasık bölgesindeki ve koltuk altındaki kılları kesmek, sünnet olmak, tırnakları kesmek vb. şeyler de fıtrata müdahale gibi görünse de, bunları yapmak değil, terk etmek fıtrata müdahaledir. Çünkü bunların fıtrattan olduğunu bizzat Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) haber vermiştir.39

    Kadınların küpe takmak için kulaklarını deldirmeleri tavsiye edilmese de yasak da kılınmamıştır. Hadîslere baktığımızda Asr-ı Saadet'te bu uygulamanın mevcut olduğunu ve Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem) bunu yasaklamadığını görüyoruz. Mesela Buhari ve Müslim'de geçen bir rivâyete göre Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) kadınları sadaka vermeye çağırmış, onlar da kulaklarındaki küpelere varıncaya kadar vermişlerdir.40 Diğer yandan içlerinde Hz. Aişe Validemiz'in de bulunduğu kadınların birbirlerine kocalarını anlattıkları bir hadîste Ümmü Zer kocası için: "Kulaklarımı şıngır şıngır takılarla doldurdu." demiştir.41 Bu ve benzeri rivâyetleri değerlendiren fukaha Efendimiz zamanında bu uygulamanın var olduğunu ve Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem) bunu yasaklamadığını delil getirerek, kadınların kulaklarını deldirmelerinde bir beis olmadığını söylemişlerdir.42

    Beis yoktur demek, bu konuda bir ruhsat olduğunu ancak deldirmemenin daha salim bir yol olduğunu ifade eder. Bundan dolayı küpe takmak isteyenler kulaklarını deldirmeden bunu yapabileceklerse elbette bu daha ihtiyatlı bir yol olur.43

    Bu ruhsatın kadınlara mahsus olduğunu ifade eden fıkıh kitapları, erkekler için böyle bir maslahat olmadığından yola çıkarak, onların kulaklarını deldirmelerinin caiz olmadığını söylemişlerdir. Bu aynı zamanda onlar için fıtratı tağyirdir.

    Fıtrata Ters Olan Diğer Davranışlar
    Allah'ın yarattığı tabiîlik ve fıtrîliği bozan davranışlardan bazılarını da şöyle sıralayabiliriz:

    1. Aslında insan fıtratıyla asla uyum içinde olmayacak davranışların başında küfür gelir. Yazının başında nakledilen âyet ve hadîsler buna işaret etmektedir. Çünkü insanın sahip olduğu istidat ve kabiliyetler onun vazife-i asliyesinin kulluk olduğunu göstermektedir.44 İnsanın ebede karşı duyduğu arzu ve iştiyak da bunun bir başka göstergesidir. Bundan dolayı insan fıtraten Cenâb-ı Hakk'a müştak ve O'na inanmaya muhtaç yaratılmıştır.


    2. Kadınların açılıp saçılarak yaptıkları makyaj ve süslerle kendilerini yabancıların nazarlarına arz etmeleri. Çünkü kadın için fıtrî olan tesettürdür.45 Tesettür hakkındaki âyet ve hadîsler açıkça bunu gösterdiği gibi, kadının sahip olduğu duygular ve vicdanı da bu hükmü tasdik edecektir. Fıtratla zıt düşmemek isteyen bir kadının yapması gereken, giyim-kuşamını ölçüleri dince tespit edilen kıstaslara uydurmak ve kendi güzelliklerini sadece kocasına hasretmektir.


    3. Kadınların annelik rollerinin geri plâna itilerek, onların kadınsı yönlerinin ön plâna çıkarılması da fıtrata karşı gelmektir. Çünkü kadının sahip olduğu bütün donanımı, onun için en büyük payenin annelik olduğunu göstermektedir. Günümüzde kadının moda, medeniyet, sanat vb. değişik kılıflar altında fıtrat-ı asliyesinden uzaklaştırılması ne kadar da acıdır!


    4. Zina gibi gayr-i meşru münasebetlere girmek. Fıtratla uyum içinde olan muamele evliliktir. Zina ise, fıtrat kanunlarına karşı gelmektir. Çünkü aralarında bu tür münasebetlerin yaygın hâle geldiği bir toplumun iflâh olduğu görülmemiştir. İnsan ancak bir aile ortamında hakiki saadeti bulabilir.


    5. Aile başta olmak üzere toplumda kadın ve erkeğe yüklenen bazı görevlerin de onların fıtratlarıyla ne derece çeliştiği ortadadır. Allah bu iki varlığı farklı donanımda yaratmıştır. Fitrî ve tabiî olan, kadın ve erkeğin kendi istidat ve kabiliyetlerine uygun işlerde çalışmalarıdır.


    Sonuç
    Buraya kadar fıtratın ne mânâya geldiği, fıtrattan kabul edilen davranışlar ve Allah'ın yarattığı fıtratı tağyir mânâsına geldiğinden İslâm'da yasaklanan bazı fiiller izah edilmeye çalışılmıştır. Şüphesiz, hayatın fıtrat kanunlarına göre yaşanması dünyevî ve uhrevî saadet adına çok önemlidir. Ayrıca Şeytan'ın küstahça ifadelerine ve Resûl-i Ekrem'in (sallallahu aleyhi ve sellem) terhib edalı beyanlarına bakılacak olursa, insanın sahip olduğu fıtratını koruması ve onu bozacak her türlü fiilden uzak durması, rıza-i İlahî'nin kazanılması adına önemli bir vesiledir.




    Dipnotlar
    1. İsra Suresi, 17/84.
    2. Buhari, Cenâiz 80; Müslim, Kader 6.
    3. Rum Suresi, 30/30.
    4. Mü'min Suresi, 40/64.
    5. Tin Suresi, 95/4.
    6. İnfitar Suresi, 82/6-8.
    7. Nisa Suresi, 4/119.
    8. Müslim, 56; Ebû Dâvud, Tahâret 29.
    9. Bkz: Mevsılî, el-İhtiyar, Beyrut, Daru'l-kütübi'l-ilmiyye, c. 4, s. 178.
    10. Yusuf el-Karadavi, el-Halâl ve'l-haram fil'l-İslâm, s. 86.
    11. Nisa Suresi, 4/119.
    12. Nesâî, Zekat 69.
    13. Kenzü'l-Ummal, c. 16, s. 385.
    14. İbn Hacer, Fethü'l-bari, c. 9, s. 334.
    15. Ahmed b. Hanbel, Müessesetü'r-risale, 1999, c. 5, s. 243; Taberani, Mu'cemü'l-kübra, Mektebetü'l-ulum, 1983, c. 11, s. 252.
    16. Buhârî, Libas 62, Hudûd 33; Ebû Dâvud, Edeb 61.
    17. Ebû Dâvud, Tereccül 5.
    18. Ebû Dâvud, Libâs 11; Nesâî, Zînet 20.
    19. Karadavi, el-Halal ve'l-Haram, el-Mektebetü'l-İslâmiyye, Beyrut, 1994, s. 87.
    20. İbn Abidin, Daru'l-fikr, Beyrut, 2000, c. 6, s. 373.
    21. Buhârî, Libas 86, Tıbb 36; Müslim, Libas 119.
    22. Buhârî, Büyû 113; Ebu Davud, Büyû 65.
    23. Buhârî, Büyû 113; Ebu Davud, Büyû 65.
    24. Buhârî, Libâs 83; Müslim, Libâs 115.
    25. Mevsılî, el-İhtiyar, Beyrut, Daru'l-kütübi'l-ilmiyye, c. 4, s. 175; Karadavi, el-Halal ve'l-Haram, el-Mektebetü'l-İslâmiyye, Beyrut, 1994, s. 87-88.
    26. Ebû Dâvûd, Tereccül 17.
    27. Ebu Davud, Tereccül 16.
    28. Ebû Dâvud, 3; Nesâî, Zinet 17.
    29. Müslim, Libâs 79.
    30. Fetâva'l-Hindiyye, Beyrut, Daru'l-kütübi'l-ilmiyye, 2000, c. 5, s. 438; Reddü'l-muhtar Tercümesi, Şamil Yayınevi, İstanbul, 1987, c. 17, s. 314.
    31. Merginani, el- Hidaye, Beyrut, Şeriketü Dari'l-Erkam b. Ebî Erkam, c. 2, s. 380
    32. Nesâî, Kasâme 9.
    33. Kenzü'l-ummâl, Müesssesetü'r-risale, 1981, c. 17, s. 273.
    34. Buharî, Nikah 8; Nesâî, Nikah 4.
    35. Buharî, Tefsir, Maide 9, Nikah 6; Müslim, Nikah 38.
    36. Bkz: Buhari, Nikah 96; Müslim, Talak 26.
    37. Buhari, Libas 82; Müslim, Libas 119.
    38. Karadavi, el-Halal ve'l-Haram, el-Mektebetü'l-İslâmiyye, Beyrut, 1994, s. 86.
    39. Bkz: Müslim, Taharet 57; Ebu Davud, Taharet 29.
    40. Buhari, Iydeyn 7; Müslim, Iydeyn 4.
    41. Buhari, Nikah 82; Müslim, Fedailü's-sahabe 92.
    42. Bkz: Reddü'l-muhtar Tercümesi, Şamil Yayınevi, İstanbul, 1987, c. 15, s. 449.
    43. Faruk Beşer, Hanımlara Özel Fetvalar, Bilge Yayınları, İstanbul, 2005, s. 282.
    44. Bediüzzaman, Mesnevi-i Nuriye, Şahdamar Yayınları, s. 172.
    45. Bkz: Bediüzzaman Said Nursi, Lemalar, Şahdamar Yayınları, s. 241.


    İlahiyatçı Yazar Yüksel Çayıroğlu /Yeni ümit dergisi


    Paylaş
    İslam'da Fıtrata Müdahale Sayılan Fiiller Hakkında Geniş Bilgi Nelerdir? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    İnsan fıtratından kabul edilen bazı davranışları yerine getirmemek fıtrata ters düşmek demektir. Fıtrata uygun olanı yapmak kişinin içinden gelen yapması gerekenlerdir.