Soru ve Cevaplarla İslam ve Konudışı Soru ve Cevaplar Forumundan Tesbihat nedir, hükmü nedir ve nerelerde yapılır?” Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Tesbihat nedir, hükmü nedir ve nerelerde yapılır?”

    Reklam




    Tesbihat nedir, hükmü nedir ve nerelerde yapılır?”


    Namazı gerek cemaatle kılalım, gerekse tek başımıza kılalım fark etmez; namazdan sonra tesbîhat yapmak Sünnet-i Seniyyedir Tesbîhât cemaatle birlikte yapılabileceği gibi, ferdî olarak da yapılabilir

    Cenâb-ı Hakkı zikretmek, noksanlıklardan yüce tutmak ve şükretmek namazın özüdür Tesbîhâtta otuz üçer defa tekrar edilen “Sübhanallah”, “Elhamdülillah”, “Allâhu ekber” ve “Lâ ilâhe illâllah” mübarek kelimeleri namazın çekirdekleri hükmündedirler Bu kudsî çekirdeklerin namazın içinde de yer alışı, tesbîhât kelimelerinin ibadete ne kadar münasip olduğunu ve manevî hayatımız için ne büyük önemi bulunduğunu anlatır1 Resûlullah (asm), “Bizim namazımız tesbîh, tekbir ve Kur’ân tilâvetinden ibarettir; onda dünya kelâmı konuşulmaz!” buyurdu2 Muhacirlerden bazı fakir Sahabîler bir gün Allah Resulüne (asm) şöyle dediler: “Ya Resûl! Mal sahipleri yüksek derecelere eriştiler Bizimle beraber namaz kılıyorlar, oruç tutuyorlar! Bizden ayrı bir de mallarıyla haccediyorlar, umre yapıyorlar, köle azat ediyorlar, sadaka veriyorlar!” Allah’ın Resulü (asm): “Ben size bir şey öğreteyim mi? Onun sayesinde sizi geçenlere yetişir, sizden sonrakileri de geçersiniz Hem böylece, sizin yaptığınızı yapanların dışında hiç kimse sizden daha faziletli olmaz!” buyurdu

    Büyük bir müjdeydi Ashab-ı Kiram (ra): “Buyurunuz yâ Resûl; öğretiniz!” dedi Resul-ü Ekrem Efendimiz (asm): “Her namazın ardından otuz üçer defa Sübhân, Elhamdülillâh ve Allahu ekber dersiniz Sonra da “Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh Lehü’l-Mülkü ve lehü’l-Hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr” dersiniz; deniz köpüğü kadar bile olsa günahlarınız bağışlanır!” buyurdu3 Bedîüzzaman Hazretleri, namazdan sonra okunması sünnet olan tesbih, tazim, tehlil, zikir ve salâvat ifadelerinin, her türlü şerlerden Allah’a sığınma ve Allah’ın isimlerini zikretme duâlarının “velâyet-i Ahmediyenin evradı” olduğunu, yani Hazret-i Peygamberin (asm) yolu ve Sünneti bulunduğunu kaydeder4

    Sabah ve akşam namazlarından sonra kabir azabından, şeytan, nefis, dünya ve deccal şerrinden ve fitnesinden, Cehennem azabından ve sâir fitne ve kötülüklerden Allah’a sığınmak için okunan “istiâze” duâsı sünnettir Buna ilâveten okunan zikir, salâvat ve duâlar sünnettir Cenâb-ı Hak’tan mağfiret ve merhamet istemek; bunu yalnızca nefsimiz için değil, üzerimizde hakkı bulunan hoca ve üstadlarımız için, anne ve babamız için, talebe arkadaşlarımız için ve tüm ehl-i iman için istemek sünnettir Peygamberimiz Hz Muhammed (asm) için milyon kere salât u selâmda bulunmak; âl ve ashabına (ra) selâm ve tebrik göndermek ve bütün bunları yaparken sınırlı sayıları aşmak, sınırsızlık ve sonsuzluk belirten “ağaçların yaprakları kadar, denizlerin dalgaları adedince, yağmurların damlaları sayısınca” ifâdeleri ile salât, selâm ve bereket duâmızı çoğaltmak Sünnet-i Seniyye’dendir Cennete girmeyi istemek Sünnet-i Seniyye’dendir Tesbih ve zikirlerle ilgili Peygamber Efendimiz’in (asm) müjde dolu haberlerinden bir kaçı şöyledir:

    *Abdullah bin Amr (ra) demiştir ki: “Resûlullah (asm) şöyle buyurdu: “Dünyada hiç kimse yoktur ki, ‘Lâ ilâhe illallahü vü ekber Velâ havle velâ kuvvete illâ billâh’ desin de, denizin köpüğü kadar da olsa günahları kendisinden kaldırılmasın”5

    *İbn-i Mes’ût (ra) haber vermiştir ki: Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm) şöyle buyurdu: “Mîrâca çıkarıldığım gece İbrâhim’le (as ) karşılaştım Bana, “Yâ Muhammed!” dedi “Benden ümmetine selâm söyle ve onlara bildir ki, Cennetin toprağı güzeldir, suyu tatlıdır! Cennette ağaçlarla dolu ovalar vardır Bunların dikili ağaçları ‘Sübhâni velhamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallâhü ekber’dir”6

    *Ebû Zerr (ra) anlatır: Resûlullah Efendimiz (asm) buyurdu ki: “Her kim, sabah namazından sonra diz çökmüş olarak, konuşmadan önce on defa “Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke lehü Lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü yuhyî ve yümîtü ve hüve alâ külli şey’in kadîr” derse kendisine onlarca sevap yazılır, on günahı silinir, on derece yükseltilir, o günün tamamında her şerden emin ve emniyette olur, Şeytan’dan korunur ve o gün hiçbir günah ona ulaşarak amelini iptal etmez!”7


    Dipnotlar:

    1 - Sözler, S45

    2 - Nesâî, Kitabu’s-Sehiv, 20

    3 - Müslim, Mesâcid, 142

    4 - Kastamonu Lâhikası, S72-73

    5 - Tirmizî, Daavât, 58

    6 - Tirmizî, Daavât, 59

    7 - Tirmizî, Daavât, 63

    Süleyman KÖSMENE

    Tesbihatta “sâdıkîn” ifadesi


    *“Tesbihatta geçen ‘sâdikîn’ ifadesinin mânâ ve hikmeti nedir? Bu ifadenin içine kimler girer, kimler girmez?”

    Namaz Tesbihatında ‘şerlerden istiâze’ bölümünde; Cehennem ateşinden, Rabb-i Rahîm’imize şu ifadelerle sığınırız: “Allah’ım, anne ve babamızı, akrabalarımızı, ecdadımızı, sevdiklerimizi, muhlis mü’minleri ve Kur’ân ve îman hizmetinde bulunan sâdık Nur Talebeleri’ni Cehennem ateşinden muhafaza eyle!”

    Afv ve kabul için talep ve duâ bölümünde ise; Erhamü’r-Râhimîn’den Cenneti isterken; sırayla, kendimiz için, ismiyle Üstadımız için, anne ve babamız için; daha sonra ‘sadık Nur Talebeleri’ için; hemen ardından devamla; erkek kardeşlerimiz için, kız kardeşlerimiz için, akrabalarımız için, ecdadımız için ve iman ve Kur’ân hizmetindeki muhlis mü’min dostlarımız için Allah’ın affını, fazlını ve Nebiyy-i Muhtar’ın (asm) şefaati ile Rabb’imizin Cennet’ini istiyoruz

    Resûlullah’a (asm) ve âl ve ashabına salât ve selâm gönderdiğimiz bölümde de; Allah Resûlüne (asm) ağaçların yaprakları miktarınca, denizlerin dalgaları adedince ve yağmurların katreleri sayısınca, milyonlar def’a salât ve selâm gönderdikten sonra; ehl-i îman için Allah’ın mağfiretini, rahmetini ve lütfunu istiyoruz Ezcümle; bu cümlede ismi veya sıfatı geçenler; başta kendimiz, sonra ismiyle Üstadımız, sonra annemiz ve babamız, daha sonra da ‘sadık Nûr Talebeleri’dir Burada isim ve sıfat arasında aslında hiçbir fark yoktur Sıfatı zikredilip, ismi zikredilmese duâ sahibine ulaşabileceği gibi; ismi zikredilse ve sıfatı zikredilmese Allah’ın izniyle yine ulaşır Hem ismi, hem sıfatı zikredildiği zaman, daha evlâ bir şekilde duâ “çift taleple” inşa sahibine ulaşır

    İsm-i Azam’ın tercümanı olan duâ ve istiâze bölümünün sonunda da; Rabb-i Zü’l-Celâl’i bütün noksan sıfatlardan tenzih ettikten, ta’zimde ve takdiste bulunduktan sonra; Rabb’imizin bize, ismiyle Üstadımıza, annemize ve babamıza, erkek kardeşlerimize, kız kardeşlerimize, hâlis dostlarımıza, hâlis arkadaşlarımıza ve hâlis Nûr Talebelerine ecir ve bereket lütfetmesini ve bütün Cehennem ateşinden muhafaza etmesini; nefsin ve şeytanın şerrinden; cinlerin ve insanların şerrinden; bid’atın, dalâletlerin, dinsizliğin ve azgınlıkların şerrinden de muhafaza kılmasını niyaz ediyoruz Buradaki duâ ibârelerinde her ne kadar “Talebe-ti Resâili’n-Nûr” ifâdesi ile beraber “sâdıkîn” ibâresi geçmiyorsa da; bundan iki kelime sonra gelen ve “ehbâbenâ” ya ait olan “el-Muhlisîn” ifâdesi vav-ı atıfla “rufekâenâ”ya bağlandığı gibi, aynı zamanda “Talebe-ti Resâili’n-Nûr” ibâresine de bağlanmış oluyor Binâenaleyh burada da, neticede “ihlâs” kavramına yapılan vurgu ön plâna çıkıyor

    Sadakat ve ihlâs sıfatları tevfik ve hidayetin olmazsa olmaz şartlarındandır ve birbirini tamamlayan iki verimlilik ve muvaffakiyet sıfatıdır Dünyevî-uhrevî hangi işte olursa olsun sadakat ve ihlâs olmadığında ne verim almak mümkündür; ne de muvaffak olmak! Dolayısıyla dünya işlerinde bile, vazgeçilmez birer “sır ve tılsım” hüviyetinde bulunan bu iki sıfatın, âhiret işlerinde, îman ve Kur’ân hizmetinde ve Allah rızâsının talep edildiği her işte daha ehemmiyetle aranacağı şüphe götürmez Burada, İhlâs Risâlesinin girişine alınan âyet-i kerime ve hadis-i şerifi hatırlamakta yarar var: Ayet-i Kerimede dine ihlâsla bağlanmak vurgulanıyor ve Allah’a ihlâsla ibadet edilmesi emrediliyor1 Hadis-i Şerifte ise; “İnsanlar bilmedikçe, bilenler yaşamadıkça, yaşayanlar da ihlâslı olmadıkça helâk olurlar! İhlâslı olanlar da her an o-nu kaybetme tehlikesi ile yüz yüze bulunmaktadır” buyuruluyor2

    Netice olarak; dinde ihlâs ve sadakat şarttır Nur talebeliğinin de iki önemli esasıdır



    Dipnotlar:
    1- Zümer Sûresi, 39/2-3
    2- Bakınız:Lem’alar,S152

    Süleyman Kösmene






    Paylaş
    Tesbihat nedir, hükmü nedir ve nerelerde yapılır?” Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    rabbim razi ve hosnut olsun.