Soru ve Cevaplarla İslam ve Konudışı Soru ve Cevaplar Forumundan Bir müselmana hangi sebeplere göre selam verilmez? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Bir müselmana hangi sebeplere göre selam verilmez?

    Reklam




    Bir müselmana hangi sebeplere göre selam verilmez.Cevaplandirin lütfen


    Paylaş
    Bir müselmana hangi sebeplere göre selam verilmez? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam





  3. 3
    Selam” Allah’ın (cc) güzel isimlerinden bir isim olup bununla selam vermek, verilene selamet ve esenlik duasında bulunmak ve Allah'ın (cc) “selam” isminin onda tecelli etmesini dilemek demektir. Öyleyse böyle mübarek bir ismi yakışmayan yerlere koyma hakkımızın bulunmadığını bilmek gerekir. Mesela kafire (hidayetini dileme hariç) dua yapılmaz. Selam da bir dua olması sebebiyle kafirlere verilmez.
    İşin esasının bu olduğunu bildikten sonra selam verilmeyecek kimseleri iki gruba ayırabiliriz:

    Selam alıp vermekten daha önemli ve faziletli işlerle meşgul olanlar:

    • Kur’ân okuyana,
    • Kur’ân dinleyene,
    • Ezan okuyana,
    • Kamet getirene,
    • Cuma ve bayramlarda hutbe okuyana ve dinleyene,
    • İlimle meşgul olana,
    • Namazla meşgul olanlara (Ancak aralarında namaz kılmayan varsa ona selam verebilir.)
    • Her çeşidiyle zikirle meşgul olana, hayırlı bir işin kesilmesine se¬bep olacağı için uygun görülmemiştir.
    • Yemek yemekte olanlara uğrayan, onların yemeğine muhtaç ise ve selam verince onu da yemeğe davet edeceklerini biliyorsa selam verir, değilse vermez.
    • Uyumakta olan insanlara selam verilmez; fakat uyuyanlarla beraber uyanık kimseler varsa, onların işiteceği kadar bir sesle kendilerine selam verilir ve böylece hem sünnet yerine getirilir, hem de uyuyanların istirahatı bozulmamış olur.

    2- Selam verilmeye elverişli ve layık olmayanlar:

    • Kafire,
    • Sahih görüşe göre zimmiye (İslam diyarında yaşayan gayri Müslim’lere),
    • Fıskını açık açık yapan fasıka (günahkara),
    • Güvercin uçurmakla meşgul olana,
    • Avretini örtmeyenlerin bulunduğu hamama,
    • Helada bulu¬nana,
    • İdrar yapmakta olana,
    • Yalan, güldürü, gıybet, dedikodu vb. ile meşgul olana,
    • İnsanlara sövene,
    • Sokaklarda kadınlara bakakalana,
    • Şarkı ve çalgı ile meşgul olana,
    • Şaka yapan yaşlıya,
    • Yalan söyleyen kimseye,
    • Boş söz konuşana,
    • Zina edene,
    • Fal bakana
    • Dinde olmayan şeyleri uyduranlara,
    • Kumar oynayana
    • İçki içene (tevbe ettiği bilinmedikçe),
    • Mübah olmayan oyunları oynamakta olana selam verilmez.

    Satranç oynayana selam verme konusunda ihtilaf vardır
    İmam Azam;
    “Verilir.” der. Eğer zihin egzersizi yapmak için oynuyorlarsa zaten caizdir. Zaman öldürmek için oynuyorlarsa se¬lamla, onları oyundan alıkoymuş olur.

    Ebu Yusuf ise;
    “Kötü bir iş yapmakta olduklarını ima etmiş olmak için selam vermez, verirse mekruh olur.” der.
    Günahkar kimselerin selamını almak
    Günahkar kimselerin selamına, karşılık verilir. Ancak verilen selama “onlar bu halden vazgeçerler niyetiyle” karşılık vermemek de caizdir.
    Müslüman olan ve olmayanların ya da selam verilebilen ve verilemeyenlerin bulunduğu bir gruba selam verilir. Bu durumda Müslümanlar ya da selam verilebilenler niyet edilir.


    Kaynakça:

    Fetveva-yı Hindiyye - Faruk Beşer / Fetvalarla Çağdaş Hayat - İmam-ı Buhari / Edebü’l Müfred
    - Abdülkadir Geylani / Gunyet’üt Talibin

    KADINLA SELAMLAŞMA MESELESİNDE İMAM-I NEVEVÎ'NİN AÇIKLAMASI:
    Kadınlara selam bahsini Nevevî daha vâzıh bir özetlemeye tabi tutar. Der ki:
    * "Kadınlar cemaat halinde iseler onlara selam verilir."
    * "Kadın tekse, ona kadın, kocası, efendisi, mahremi selam verir;
    * "Kadın kendisine şehvet duyulmayacak kadar yaşlı ise yabancı erkeğin ona selam vermesi müstehabtır, kadının da erkeğe selam vermesi müstehabtır. Bunlardan hangisi önce vermişse mukabele diğerine gerekli olur."
    * "Eğer kadın, şehvet duyulan biri ise genç de olsa, yaşlı da olsa ona ecnebî erkek selam vermez, erkeğe de kadın vermez. Şayet biri selam verecek olsa, mukabeleye müstehak olmaz ve hatta mukabele mekruh olur. Bu, mezhebimizinin (Şâfiî) ve cumhurun görüşüdür."

    3- Sadedinde olduğumuz hadisin Tirmizî'deki bir vechi, kadınlara işaret suretiyle elle selam verileceğine delâlet eder. Hadisin bu vechinde Esmâ (radıyallâhu anhâ) şöyle der: "Birgün biz, bir grup kadın, mescidde iken Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) mescide uğradı bize eliyle selam verdi." İki farklı rivayeti bazı âlimler: "Hem söz ve hem de işareti birleştirdi" diye te'vil etmiştir.

    ـ3379 ـ7ـ وعن عبيداللَّه بن أبي رافع عن علي بن أبي طالب رَضِيَ اللَّهُ عَنْه. قال أبو داود رَفَعَهُ الحَسَنُ بْنُ عَليٍّ أيْ عَنْ رسولِ اللَّهِ # قالَ: ]يُجْزِئُ عنِ الجَمَاعَةِ إذَا مَرُّوا أنْ يُسَلِّمَ أحَدُهُمْ وَيُجْزِئُ عَنِ الجُلُوسِ أنْ يَرُدَّ أحَدُهُمْ[. أخرجه أبو داود
    .7. (3379)- Ubeydullah İbnu Ebî Râfî, Hz. Ali (radıyallâhu anh)'den nakletmiştir: Ebû Dâvud derki: "Hasan İbnu Ali ise bunu merfu olarak yani Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) 'dan rivayet etmiştir. Bir cemaat giderken, yeri gelince içlerinden bir kişinin selam vermesi hepsi için yeterlidir. Oturanlar adına da bir kişinin mukabelesi yeterlidir." [Ebû Dâvud, Edeb 152, (5210).]



    AÇIKLAMA:
    1- Bu hadisin iki ayrı tarikten geldiği anlaşılmaktadır. Hadis birine göre Hz. Ali'nin sözüdür, diğerine göre Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) 'ın sözü. Daha önce de belirttiğimiz gibi, bu durumda ref'in esas alınması kâidedir.
    2- Aliyyu'l-Kâri der ki: "Karşılaşma halinde selam vermek müstehab bir sünnettir, vâcib değildir. Aynı zamanda kifâye bir sünnettir de. Yani cemaat hâlinde olunduğu takdirde gerek vermede ve gerekse mukabelede bulunmada bir kişi yaptı mı cemaatten vazife düşer. Ancak hepsi birden selamlaşmaya iştirak ederse bu efdaldir. Selama mukabele, bütün ulemânın ittifakıyla farzdır. Hepsi birden mukabele etse bu da efdaldir."

    ـ3380 ـ8ـ وعن أبي أمامة رَضِيَ اللَّهُ عَنْه قال: ]قال رَسولُ اللَّهِ #: إنَّ أوْلَىالنَّاسِ بِاللَّهِ مَنْ بَدَأهُمْ بِالسََّمِ[. أخرجه أبو داود والترمذي


    .8. (3380)- Ebû Ümâme (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Allah'a en makbul insan, karşılaşmada selama önce davranandır." [Ebû Dâvud, Edeb 144, (5197); Tirmizî, İsti'zân 6, (2695).]



    ـ3381 ـ9ـ وعن أبي هريرة رَضِيَ اللَّهُ عَنْه قال: ]قالَ رَسولُ اللَّهِ #: يُسَلِّمُ الرَّاكِبُ عَلى المَاشِي، وَالمَاشِي عَلى القَاعِدِ، وَالْقَلِيلُ عَلى الكَثِيرِ[. أخرجه الخمسة إ النسائي
    .9. (3381)- Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Binekte olan yürüyene, yürüyen oturana, az çok'a selam verir." [Buhârî İsti'zân 4, 5, 6; Müslim, Selam 1, (2160); Ebû Dâvud, Edeb 145, (5198, 5199); Tirmizî, İsti'zân 4, (2704, 2705).]


    ـ3382 ـ10ـ وعنه رَضِيَ اللَّهُ عَنْه قال: ]قال رَسُولُ اللَّهِ #: لَمّا خَلَقَ اللَّهُ آدَمَ عَلى صُورَتِهِ طُولُهُ سِتُّونَ ذِرَاعاً. قالَ: اذْهَبْ فَسَلِّمْ عَلى أُولئِكَ نَفَرٌ مِنَ المََئِكَةِ جُلُوسٌ فَاسْتَمِعْ مَا يُحَيُّونَكَ، فَإنَّهَا تَحِيَّتُكَ وَتَحيَّةُ ذُرِّيَّتِكَ. فقَالَ: السََّمُ عَلَيْكُمْ. فقَالُوا: السََّمُ عَلَيْكَ وَرَحْمَةُ اللَّهِ فَزَادُوهُ وَرَحْمَةُ اللَّهِ. فَكُلُّ مَنْ يَدْخُلُ الجَنَّةَ عَلى صُورَةِ آدَمَ. فَلَمْ يَزِلِ الخَلْقُ يَنْقُصُ بَعْدُ حَتَّى اŒنَ[. أخرجه الشيخان


    .10. (3382)- Yine Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Allah Teâlâ Hazretleri, Hz. Âdem (aleyhisselâm)'ı kendi sureti üzere ve boynunu da altmış zirâ olarak yaratınca:
    "Git, şu oturan meleklere selam ver, onların seni nasıl selamlayacaklarına da dikkat et, dinle. Zira o selam, senin ve zürriyetinin selamı olacaktır" dedi. (Bunun üzerine Âdem onlara gidip):


    "Esselâmü aleyküm!" diye selam verdi. Melekler: "Esselâmü aleyke verahmetullahi" dediler ve selama mukabele ederken verahmetullahi'yi ilâve ettiler. Cennete her giren Hz. Âdem suretinde (ve boyu da altmış arşın boyunda) olacak. Halk şu ana kadar (boyca) hep eksilmektedir." [Buhârî, İsti'zân 1, Enbiya 1; Müslim, Cennet 28, (2841).]

    Kütubu Sitte




  4. 4
    Ayris Zelal kardeşim Rabbim razı olsun senden.teşekkürler