Mumine.com ve Konu Dışı Başlıklar Forumundan erteleme hastalığı Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    erteleme hastalığı

    Reklam




    Selamun Aleyküm
    Müslüman çalışkandır ve dinimize göre çalışmak da bir ibadettir.Ama nedense(sadece bende yok biliyorum)çoğumuzda işlerimizi erteleme,ibadetlerimizi erteleme,verdiğimiz sözleri ertelem,ders çalışmayı erteleme gibi bir erteleme ve tembellik hastalığı var.Bu hastalığın nasıl aşılacağı konusunda görüş ve tavsiyeleriniz nelerdir arkadaşlar?


    Paylaş
    erteleme hastalığı Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Ve aleykumselam ve rahmetullah...

    Erteleme hastalığın varsa yapacağın bir işi yapmaya karar verdiğin an uygula.1 dk bile geciktirme.

    Okuyabildiğin kadar Ayetel Kürsi ve İhlas oku.

    Bediüzzaman hazretlerinin ifadeleriyle- bu kainatta zerreden seyyarata, atomdan galaksilere kadar her şey, her an hareket halinde ve alabildiğine bir faaliyet içerisindedir; bütün varlıklar var güçleriyle harıl harıl çalışmakta ve kendileri için takdir edilen tekvinî emirleri yerine getirmek için şevkle ve lezzetle vazifelerini yapmaktadırlar. İnsanın, "sünnetullah" olarak varlığın bağrına konulan bu hareket kanununu görmezlikten gelmesi ve ona muhalif davranması düşünülemez. Çünkü, sürekli istirahat, monotonluk ve yeknesaklık, keyfiyet itibarıyla adem ve yokluğu çağrıştırır. Hatta en büyük bir lezzet yeknesaklık içinde hiçe iner. Bundan dolayıdır ki, tembel ve işsiz adam, en bedbaht, en muzdarip ve en sıkıntılı insandır. Zira, atalet ademin biraderzadesi, yani yokluğun yeğenidir. Dahası, atalet sıkıntıyı, sıkıntı sefaheti, sefahet de fakirliği ve bedbahtlığı doğurur. Hareket ve tahavvül ise, vücuttur ve vücudu ihsas eder. Vücut ise hâlis hayırdır, nurdur. Bu itibarla da, çalışan insan huzur bulur, şikayet hissiyle değil şükür duygusuyla dolu olur.

    F. Gülen


    Tembellikten Kurtulma Yolları
    Gerekli İşleri yapmak için bir türlü harekete geçemememizin sebebi...


    Gerekli işleri yapmak için bir türlü harekete geçemememizin sebebini kendimize hiç sorduk mu? Motivasyonumuzun neden eksik olduğunu merak ettik mi? Aslında bu soruların cevabını günümüz insanı merak etmekte ve tembelliğin sebeplerini araştırmaktadır. Hattâ birçok insan bu problemin çözümü adına birtakım seminerlere katılmakta, özel kurslar almaktadır. Bizden önce yaşayanların da bu tür problemleri vardı. Meselâ Birinci Dünya Savaşı öncesinde Doğu Anadolu'da bir alime şöyle bir soru sorulur: "Tembellik zindanına düşmemizin sebebi nedir?"

    Alimin bu soruya verdiği cevapta, insanı tembelliğe sevk eden ruh pozisyonlarını birer birer tespit ederek, bunlara Kur'ân ve hadîslerden yaptığı iktibaslarla ilâçlar sunmuştur.

    Onları, insanın himmetini engellemek için uğraşan düşmanlar olarak vasıf-landırır. Bir savaş meydanı tasviri yapıp, o meydanda bir savaş manzarası çizer. Bu manzarada insanın himmeti, şevk atına binmiş bir savaşçıdır. Sekiz adet düşman da himmete hücum etmek için hazırdır.

    Ona göre,"Hayat bir faaliyet ve harekettir. Şevk ise, matiyyesidir (bineği, taşıtı). Bundan sonra metin şu şekilde gelişerek devam eder: İşte himmetiniz şevke binip hayat meydanına çıktığı vakit:

    l- En evvel şiddetli düşman olan yeis gelir. Kuvve-i maneviyeyi kırmaya çalışır. O düşmana karşı; 'Lâ taknatu: Ümidinizi kesmeyin, kılıcı kullanılmalıdır.

    2- Daha sonra önde görünme hırsının baskısı saldırıya geçer. Himmetin başına vurup, atından düşürmek için uğraşır. Önde görünme isteği, aslında birbirine hiç sıkıntı vermeden çalışılan Hakk'a hizmet hissinin yerini almış bir duygudur. O düşmana karşı bir ok veya mızrak gibi; 'Künü lillah: ALLAH için olun' hakikati gönderilmelidir.

    3- Sonra zincirleme sebep-sonuç bağı ile kurulu sistemi atlamakla işi karıştıran acelecilik gelir. Himmetin ayağını kaydırır. Bu düşmana karşı; 'İsbirû ve sâbirû ve râbitû: İbadette, musibette ve günahtan kaçınmakta sabırlı olun; sabır yarışında düşmanlarınızı geride bırakın; her an cihada hazırlıklı bulunun.' (Âl-i İmran, 200) âyeti siper edilmelidir, bu âyetle korunulmalıdır.

    4- İnsan tabiatı icabı sosyal bir varlık olduğundan, yapısı gereği haklarını korumakla, diğer insanlar içinde hakkını aramakla mükelleftir. Fakat bazen hakkını ararken kendi işlerini de dağıtan ferdiyetçilik ve ben merkezcilik ayağa kalkar. Bu düşmanla baş edebilmek için savaş meydanına himmeti âli bir savaşçı olan; 'Hayrunnâsi enfeuhum linnâs:İnsanların en hayırlısı onlara faydalı olandır.' hadis-i şerifi çıkarılmalıdır.

    5- Beşinci olarak başkasının üşenmesine, tembelliğine özenerek hücum edip himmetin belini kırar. Bu düşmana karşı muhkem kale hükmünde olan; 'Ve alallahi la gayrihi fe'l yetevekkelül mütevekkilin: Tevekkül etmek isteyenler ALLAH'a güvensinler (başkalarına değil).' (İbrahim, 12) diyerek himmete sığınak yapılmalıdır. Başkalarının işte gevşeklik göstermesinden müteessir olmamak için, işin başından itibaren ALLAH'a tevekkül etmek gerekmektedir.

    6- Sonra da acz ve nefsin itimatsızlığı yüzünden ortaya çıkan ve işi birbirine bırakmak mânâsına gelen gaddar düşman gelir. Himmetin elini tutup oturtmaya çalışır. Bu düşmanın üstüne; 'Lâ yazurrûkum men dalle izâhtedeytum: Siz doğru yolda oldukça, sapıtmış olanlar size zarar veremez.' (Maide, 105) yüksek hakikati çıkarılmalı ki; eli himmetin eline yetişemesin.

    7- Sonra ALLAH'ın işine mü-dahale etmek mânâsındaki dinsiz düşman gelir. Himmetin yüzünü tokatlar, gözünü kör eder. Onun haddini bildirmek için de; 'Vestakim kemâ ümirt: Emrolunduğun gibi dosdoğru ol (Şura, 15), velâ tete'mmer âlâ seyyid: Efendine efendi olmaya çalışma.' hakikati ona gönderilmelidir.

    8- Sonra bütün zorlukların anası ve bütün rezaletin yuvası olan rahata düşkünlük gelir. Himmeti esir alır ve sefalet zindanına atar. Buna karşı yüksek ahlâklı mücahit olan ve 'En leyse lil insane illa mâ sa'a: İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.' (Necm, 39) silâhını o sihirbaz cellâda gönderiniz. İnsanın fıtratı hareket üzere olduğundan, insanoğlu için meşakkatte büyük rahatlık vardır.



    alıntı





tembellik hastalığı,  erteleme hastalığı,  işleri erteleme hastalığı