Mumine.com ve Konu Dışı Başlıklar Forumundan İtalyan elisa hanımın hayat hikayesi... Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    İtalyan elisa hanımın hayat hikayesi...

    Reklam




    İtalya’nın Katolika Şehrinde doğan İtalyan Kız Elisa, felsefeye duyduğu merak nedeniyle
    üniversite yıllarında “Gerçek nedir?” sorusunun izini sürmeye başlamış.
    İçinde enteresan olayları barındıran bu süreç, Mısır’da gördüğü ilginç
    bir rüyanın ardından Elisa Hanım`ın 3.5 yıl önce İslam’a girmesiyle
    sonuçlanmış. Şu an Şam’da Arapça eğitimi alan Elisa Hanım artık Rahme
    ismini kullanıyor. Rahme Hanım bugünlerde son derece mutlu.
    Mutluluğunun sebebi ise annesinin de tıpkı kendisi gibi, kısa bir süre
    önce Kelime-i Şehadet getirerek Müslüman olması. Biz de Rahme Hanım’ın
    sevgili annesine İslam Ailesi’ne “hoş geldiniz” diyoruz. Rahme Hanım’ın
    İslam’ın erkeğe tanıdığı 4 eşlilik hakkı, İslam’da kadının yeri ve
    Avrupa’da yaşayan Müslümanların durumları hakkında yaptığı tespitler
    son derece ilginç.
    -Müslüman olmadan önce her hangi bir dine ilginiz var mıydı? Kendinizi ne olarak hissediyordunuz?
    Lise son sınıfa kadar dinlere karşı pek fazla ilgim yoktu. Çünkü
    gerçeğin peşine düşmemiştim. Lise son sınıfta düşünce akımlarıyla ve
    dinlerle ilgilenmeye başladım. Felsefeye olan bu ilgim nedeniyle Verona
    Üniversite’sine kaydolarak felsefe okumaya ve gerçeği araştırmaya
    başladım. İlk olarak felsefe tarihini oluşturan düşünce akımları
    üzerine yoğun şekilde okumalar yaptım. Daha sonra ise İncil okumaya
    başladım, ayrıca haftada 2 veya 3 gün kiliseye gidip papazların
    vaazlarına katılırdım. İncil bana felsefe tarihindeki düşünce
    akımlarından çok daha etkili geldi ve iyi bir Hıristiyan olmaya karar
    verdim.
    -İncil’in neyinden etkileniyordunuz? Birkaç örnek verebilir misiniz?
    -İncil’de beni en çok etkileyen bölümler Hz. Meryem ve Davut
    Peygamberin kıssalarının olduğu bölümlerdi. Ayrıca Allah’ın var
    olduğuna dair delillerden de çok etkileniyordum. O dönem İncil’e
    gerçekten inanıyordum ve İncil okumak bana huzur veriyordu.
    - Müslüman olmadan önce İslam’la ilgili neler biliyordunuz?
    Üniversite 2. sınıfta okurken dinler tarihi dersimize İslam
    Ülkeleri’nin birçoğunu gezen bir hocamız giriyordu. Hocamız hiçbir dine
    inanmıyordu, fakat bize gezdiği ülkelerdeki gözlemlerini anlatıyordu.
    İslam Ülkelerini ziyaret ettiğinde iki şey hocamızı çok etkilermiş.
    İlki ezan sesi, diğeri de Ramazan Ayın’da birçok insanın aynı anda oruç
    tutması. Ezan sesi hocamıza büyük bir heyecan veriyormuş ve ezan sesini
    duymaya başladığı andan itibaren kalbinin huzur bulduğunu
    hissediyormuş. İslam’la ilgili duyduğum olumlu bilgiler sadece
    bunlardan ibaretti. Fakat sürekli olarak İtalyan Medyası’nın İslam
    hakkında yaptığı olumsuz haberleri takip ediyordum. İtalyan Medyası,
    İslam’ı kadınları ezen bir terör ve cehalet dini olarak göstermeye
    çalışyordu.
    -İtalyan Medyası’nın İslam hakkında yaptığı bu olumsuz yayınlara rağmen İslam’a ilgi duymaya nasıl başladınız?
    İslam’a üniversitenin 2. sınıfında ilgi duymaya başladım. Okuldaki
    bir hocamız benden Musevilik hakkında bir ödev hazırlamamı istedi. Bu
    ödevi hazırlarken annemin kütüphanesindeki Kur-an dikkatimi çekti.
    Kur-an’ın Musevilik’ten nasıl bahsettiğini merak ettim ve ödevimi
    hazırlarken Kur-an’dan da yararlanabileceğimi düşündüm. Kur-an’dan
    birkaç bölüm okudum ve Kur-an bana ilginç gelmeye başladı. Kur-an’ı ilk
    okuduğumda bazı bölümlerinin İncil’e çok benzediğini fark ettim. Fakat
    Kur-an’ın insan ve hayat hakkındaki tespitleri bana İncil’den daha
    gerçekçi geldi. Kur-an’daki kıyamet hakkındaki ayetler de beni çok
    etkiledi.
    -İslam’a ilgi duymaya başlamanızdaki temel etken Kur-an mı oldu?
    Hayır. İslam’a ilgi göstermeye Mısırlı bir aileyle tanıştıktan sonra
    başladım. Mısırlı Meryem isminde bir arkadaşım vardı. Meryem’i çok
    seviyordum ve Meryem’in babası İmad da zaman zaman bize İslam’dan
    bahsediyordu. Meryem’in babasının İslam hakkında anlattıkları beni çok
    etkiliyordu. Ayrıca Meryem’in evindeki huzurlu ortamı da seviyordum.
    Meryem’in ailesini gözlemleyip babasının İslam hakkında söylediklerini
    dinledikten sonra İslam hakkında güzel duygular hissetmeye başladım.

    “MISIRLI AİLE’DEN ÇOK ETKİLENDİM”
    -Meryem’in babası size İslam hakkında neler anlatıyordu? Bunları bizimle paylaşır mısınız?
    Özellikle ahlak üzerinde duruyordu. İnsanın hayatında doğruların ve
    yanlışların olması gerektiğini ve İslam’ın insanlara sunduğu ahlaki
    kuralların tamamının doğruları temsil ettiğini söylüyordu. Ayrıca
    insanın ahlakını arttırdığı sürece iyi bir insan olabileceğinden ve
    insanın sürekli olarak ahlakını güzelleştirmesi gerektiğinden
    bahsediyordu. Ayrıca Meryem’in Ailesi’ndeki bütün fertlerin kişilikleri
    de beni çok etkiliyordu. Karakterleri çok güçlüydü ve hayattan hiçbir
    şekilde korkmuyorlardı. Bunun sebebi de İslam’a olan güvenleri ve
    Allah’a olan imanlarıydı. Birbirlerine karşı çok nazik davranıyorlardı
    ve birbirlerine çok değer veriyorlardı. Sürekli olarak Allah’ı
    hatırlıyorlardı. Arabaya binecekleri zaman, yemeğe başlayacakları zaman
    besmele çekiyorlardı. Meryem’in Ailesi tanıdığım İtalyan Ailelere göre
    çok daha güvenli bir aileydi. İtalyan Aileler genelde problemlidir ve
    aile içinde sürekli bir rekabet vardır. Fakat Meryem’in ailesinde böyle
    bir rekabet yoktu ve herkes birbirine yardımcı olmaya çalışıyordu. Bu
    bana çok ilginç geldi. Meryem’in ailesi İtalya’da göçmen olmaları
    nedeniyle birçok problem yaşıyordu. Her türlü soruna rağmen mutlu
    olmasını başarıyorlardı. Ben de bu aileyle birlikteyken çok mutlu
    oluyordum. Bu dönemler İslam’a sevgi duyuyordum; fakat hiçbir zaman
    Müslüman olacağım aklıma gelmezdi. Daha sonra Meryem’le camiye gitmeye
    başladık. Camide Şeyh Emin ile tanıştım.
    -Şeyh Emin ile tanışmanız bu süreçte sizi nasıl etkiledi.
    Şeyh Emin yeni bir peygamber geldiğini fakat Hıristiyanların bu yeni
    peygambere iman etmediklerini söylüyordu. Zihnim iyice karışmıştı. Bu
    süreç benim için gerçekten çok zorlu bir süreçti. Ne yapacağıma karar
    veremiyordum ve zihnimde İslam ve Hıristiyanlık hakkında birçok soru
    geziniyordu. Şeyh Emin’in anlattıkları çok mantıklı şeylerdi; fakat
    Hıristiyanlığı terk etmek, Hıristiyanlık hakkında şüpheye kapılmak beni
    son derece üzüyordu. İlk olarak bir papaza gidip Şeyh Emin ile
    tanıştıktan sonra Hıristiyanlıkla ilgili kendi kendime cevaplayamadığım
    soruları sordum.
    -Neydi bu sorular?
    Teslis inancı iyice kafamı karıştırmıştı. Katolikler Hz. İsa’nın
    hem Tanrı olduğuna, hem de Tanrının Oğlu olduğuna inanıyorlar. Bu nasıl
    olabilirdi? Hıristiyanlar İsa Mesih’in insanların günahlarına kefaret
    olması için öldüğüne inanıyorlar. Bu inanışı da sorgulamaya başladım.
    Ziyaretine gittiğiniz papaz sorularınıza nasıl cevaplar verdi?
    Bu konuları fazla karıştırmamam gerektiğini, İsa Mesih’e inanmaya
    devam edersem mutlu olacağımı söyledi. Bu papazın dışında üç papazı
    daha ziyaret ettim. Onlardan başta teslis olmak üzere Hıristiyanlıktan
    şüphe duymama neden olan sorularımı cevaplamalarını istedim. En son
    ziyaret ettiğim papaz sorularımı dinledikten sonra sessiz bir şekilde
    ağlamaya başladı. Kendisine niye ağladığını sorduğumda cevap olarak
    “Ben de yıllardır teslis konusunda şüpheler taşıyorum. Bu soruya bir
    türlü cevap bulamadım. Bence doğru yoldasın, İslam’ı araştırmaya devam
    et” dedi. Papazın bu cevabı beni çok şaşırttı ve son ziyaretimden sonra
    Allah’ın tek olduğuna kesin olarak inanmaya başladım. Bu süreçte
    gerçeğin peşine düştüm ve sabah akşam İslam hakkında kitaplar okudum.
    Kur-an’ı ve İncil’i yanımdan ayırmıyordum, sürekli olarak İncil’le
    Kur-an arasında kıyaslamalar yapıyordum. Belli bir süre sonra İslam’ı
    daha iyi tanımak için bir İslam Ülkesi’ne gitmeye karar verdim ve 3.5
    yıl önce Mısır’a yaptığım gezi sırasında Müslüman olmaya karar verdim.

    “KIBLEYE YÖNELİRSEN GERÇEĞİ BULACAKSIN”
    - Bu kararı nasıl aldınız? Mısır’da başınızdan neler geçti?
    Nil Kenarı’nda gezerken ilk defa ezan sesini duydum. Ezan’da neler
    söylendiğini anlamıyordum; fakat ezan sesi tıpkı üniversitedeki dinler
    tarihi hocamız gibi beni de çok etkilemişti. O an, içimden Allah’a
    secde etmek geldi ve bir camiye giderek dakikalarca Allah’a secde
    ettim. Daha sonra otele dönüp ağlayarak Allah’a bana doğru yolu
    göstermesi için dua ettim. Duadan sonra uyumaya başladım ve ilginç bir
    rüya gördüm. Rüyamda çok kötü bir yerdeydim ve oradan kurtulmak
    istiyordum. Ne yapacağımı bilmiyordum. Bir anda güzel bir yere geçtim.
    Bu güzel yerde bir ses bana; “kıbleye yönelirsen huzura kavuşacaksın ve
    gerçeği bulacaksın ” dedi. Ben de rüyada kıbleyi aramaya başladım.
    Kıbleyi ararken uyandım, bu rüyayı gördükten sonra kesin olarak
    Müslüman olmaya karar verdim ve bir camiye gidip Kelime-i Şehadet
    getirerek Müslüman oldum.
    -Müslüman olmadan önce İslam’la ilgili kabullenemediğiniz
    hiçbir şey olmadı mı? Mesela Batı Kültürü’nün içinde yetişen bir bayan
    olarak İslam’ın erkeğe verdiği 4 evlilik hakkını kendinize nasıl izah
    ettiniz?
    İslam, bir erkeğin birden fazla evlilik yapmasına izin veriyor,
    fakat bunu bazı şartlara bağlıyor. İslam, birden fazla evlilik yapacak
    erkeklere eşler arasında adaleti sağlama şartını öne sürüyor; bu da bir
    erkek için yerine getirilmesi çok zor bir şart. Ben, gerçek anlamda
    Allah’tan korkan bir erkeğin eşler arasında adaleti sağlayamama kaygısı
    taşıyacağını, bundan dolayı da birden fazla evlilik yapmayacağını
    düşünüyorum. Çünkü İslam’a göre eşler arasında adaletsizlik yapmak
    büyük bir günah olarak görülüyor. Batı da bir kadın birçok erkekle, bir
    erkek de birçok kadınla birlikte olabilir. Fakat İslam, cinsel hayatı
    da evlilik vasıtasıyla bir düzene sokuyor.
    -Müslüman olmanız aileniz ve çevreniz tarafından nasıl karşılandı?
    Müslüman olduktan sonra özellikle babamla birçok sorun yaşadım.
    Babam örtünmeye başladığım ilk zamanlarda başörtümden nefret ediyordu
    ve bu nedenle eve ancak başörtümü çıkardıktan sonra girebiliyordum.
    Fakat babam zamanla Müslüman olmamı kabullendi. Şu an dini inancıma ve
    başörtülü olmama son derece saygı duyuyor. Annem ise ben Müslüman
    olduktan sonra İslam’a ilgi duymaya ve İslam hakkında araştırmalar
    yapmaya başladı. Kısa bir zaman önce de İslam’a girme kararı alıp O da
    benim gibi Müslüman oldu. Annemin Müslüman olmasına gerçekten çok
    sevindim, şimdi annemle birlikte babamın Müslüman olmasını bekliyoruz.
    Babam da som zamanlarda İslam’la ilgileniyor ve zamanının birçoğunu
    Kur-an okuyarak geçiriyor.
    -Batılı Feminist çevreler sıkça İslam’ın kadını ezdiğini
    dillendiriyorlar. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce İslam
    kadına nasıl yaklaşıyor?
    İslam’ın kadın anlayışı bana göre son derece nazik ve kadını koruyan
    bir yaklaşımdır. Avrupa’da kadın özgür gibi gözükür; fakat asla özgür
    değildir. Erkekler kadınlara pek fazla değer vermezler ve kadınlara
    karşı olması gereken saygı ve nezaketi göstermezler. İslam, kadının
    bütün yaşamını koruma altına alıyor. Babam 18 yaşıma ulaştığımda bana; “Artık sana bakmayacağım, kendine iş bul ve evden ayrıl ”
    demişti. İtalya’da hep böyledir. Fakat Müslüman Aileler çocuklarına
    asla bu şekilde davranmazlar. Mesela Meryem’in anne ve babası maddi
    sorunlar yaşamalarına rağmen çocuklarına çalışma zorunluluğu
    getirmiyorlardı. İslam’a göre kadın evli değilse babası ona bakmak
    zorundadır; eğer evliyse bu sefer de eşi kadının geçimini sağlamakla
    sorumludur. Kadına karşı bu denli güçlü bir koruma ne Avrupa’da ne de
    Amerika’da var.
    -Örtünmeye nasıl karar verdiniz?
    Meryem’in babası İmad sık sık İslam’a göre bir kadının altın gibi
    değerli olduğunu ve altın kıymetinde olan bir kadının mutlaka korunması
    gerektiğini söylüyordu. İmad’ın bu sözü bana zamanla çok mantıklı geldi
    ve örtünmeye karar verdim.

    “MÜSLÜMAN OLAN İTALYAN ÇOCUK”
    -Siz aynı zamanda bir yazarsınız? Sonradan İslam’a giren
    İtalyanlarla telefon vasıtasıyla yaptığınız röportajları bir araya
    topladığınız kitabınız özellikle dikkatimi çekti. Böyle bir kitap
    hazırlamaya niçin karar verdiniz? Ayrıca İslam’a giriş öyküsünü
    yazdığınız İtalyanlar arasından hangisinin yaşadıkları size daha ilginç
    geldi?
    Bu kitabı hazırlamaya Pakistanlı bir arkadaşımın teşvikiyle
    başladım. Pakistanlı arkadaşım İslam’a giriş hikayelerini okuyan birçok
    insanın bu hikayelerden etkilenerek Müslüman olmaya karar verdiğini,
    ayrıca doğuştan Müslüman olan kişilerin de bu hikayelerden büyük
    dersler aldıklarını söyledi. Ben de bunun üzerine sonradan Müslüman
    olan 26 İtalyan’la telefonla röportajlar yaparak, onların hikayelerini
    kitaplaştırdım. Avrupa’da İslam’a olan yoğun ilgi nedeniyle de kitabıma
    “İslam’ın Dönüşü” ismini verdim. Kitabım İtalya’da
    büyük ilgi gördü ve hatta bazı insanların İslam’a girmesine vesile
    oldu. Görüştüklerim arasında özellikle 13 yaşındaki İtalyan bir kızın
    daha çocuk denilebilecek bir yaşta İslam’a girmesi beni çok etkilemişti.
    -Bu İtalyan Kız Müslüman olmaya nasıl karar vermiş?
    Öğretmeni ona İslam ve İslam Ülkeleri hakkında bir ödev vermiş. O da
    bu ödevi hazırladığı sırada İslam hakkında okuduğu yazılardan
    etkilenerek Müslüman olmaya karar vermiş. Kızın ismi Hatice’ydi.
    Hatice 14 yaşına geldiğinde de örtünmüş. Hatice ile görüştüğümde çok
    güçlü bir karaktere sahip olduğunu hissettim. Ona “bu gücü nereden alıyorsun” diye sorduğumda bana “İslam’dan alıyorum, bağlı olduğum din bana büyük bir güç veriyor” diye cevap verdi.
    “MÜSLÜMAN’IN ÖZGÜVENİ OLMALI”
    -Sonradan İslam’a girenlerle yaptığım röportajlarda bir çoğu
    Müslümanları tanıdıktan sonra uğradıkları hayal kırıklıklarından
    bahsetti. Aynı hayal kırıklıklarını siz de yaşadınız mı?
    Evet. İnsanların namaz kılmadıkları, örtünmedikleri, yalan
    konuştukları ve sözlerinde durmadıkları halde Müslüman olduklarını
    söylemeleri beni çok şaşırtıyor. İslam Ülkeleri’nden gelip Avrupa’ya
    yerleşen Müslümanlar Batılılarla bir arada yaşayabilmek için İslam’ın
    birçok emrini yerine getirmiyorlar ve İslam’dan utanırmış gibi
    davranıyorlar. Oysa bizler Müslüman olduğumuz için büyük bir özgüvene
    sahip olmalıyız ve Avrupalılara “En bilgili olan Allah’tır ve
    yaratıcımız insanlar gerçeğe bağlı kalarak yaşasınlar diye Hz. Muhammed
    vasıtasıyla İslam’ı gönderdi. Bu nedenle en doğru olan emir ve
    kanunlar İslam’ın kanunlarıdır” diyebilmeliyiz. Bir Müslüman ne olursa olsun İslam’ın emirleri ile ilgili doğruları söylemekten asla korkmamalı.
    -İtalya’da İslam’a olan ilgi hangi boyutlarda?
    İtalyanların geneli Müslümanlardan korkuyor. Bunun nedeni ise
    televizyon ve gazeteler. İtalyan Medyası sürekli olarak İslam’ı kötü
    göstermeye çalışıyor. İtalya’da İslam’a her tülü saldırı serbesttir;
    fakat Yahudilikle ilgili olumsuz bir haber yaptığınızda hemen
    cezalandırılırsınız. Medyanın İslam’a yönelik yoğun saldırılarına
    rağmen özellikle İtalyan Gençler arasında İslam gün geçtikçe daha da
    yayılıyor. Örneğin benim doğduğum ilçe nüfusu az olan küçük bir yer;
    fakat sadece bu ilçede son 2 yıl içinde 100 bayan ve 23 erkek İslam’a
    girdi.
    Gerçek Hayat Dergisi'nden alınmıştır



    alıntı


    Paylaş
    İtalyan elisa hanımın hayat hikayesi... Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Rab'bime binlerce kere şükür,bizi müslüman bi ülkede dünyaya getirdiği için.belkide başka bi ülkede olsam bu kardeşim gibi olamazdım.ne güzel araştırmış ve doğruyu bulmuş.bizlerde elimizdekinin kıymetini bilmiyoruz.geleneksel islam yaşıyoruz,araştırmadan,öğrenmeden.araştırarak öğrenen kardeşlerimizin "imanı" bu yüzden daha güçlü, ALLAH hepimize güçlü imanlar versin.bu noktada çok çalışmak araştırmak lazım.Rab'bim yolunda daha iyiye,daha güzele götürsün bizi inşallah...



  3. 3
    Allah c.c gerçek iman şuuru versin ve o imanla bu ahir hayattan nihatete ersin.AMİYN..



italyanlar nasıl insanlardır,  italyan elisa,  elisa ikayesi ,  italya ile ilgili hikayeler,  elisa hatunun hayatı