Mumine.com ve Konu Dışı Başlıklar Forumundan Huzur sufi meditasyonda! Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Huzur sufi meditasyonda!

    Reklam




    Psikiyatr Dr. Mustafa Merter hastalarını İslam ve tasavvuf ilmi çerçevesinde terapiye alıyor
    Huzur sufi meditasyonda
    Benötesi psikoloji ekolü ile ilgilenen Mustafa Merter, özellikle İslam ve tasavvuf felsefesi üzerine yoğunlaşıyor ve hastalarını bu felsefeden yola çıkarak tedavi ediyor. Terapinin diğerlerinden farkı, insanı sonsuz gelişme potansiyeli olan bir varlık olarak kabul etmesi. Kısaca Benötesi deneyimler; ruh, hayat, evren ve hatta ötesi ile ilgilendiğinden, kimlik duygusu ve benlik kavramını aşıyor...

    Şakracılar, parapsikologlar, yogalar, Budalar peşinde koşan bizler, acaba içinde büyük bir zenginlik taşıyan İslam ve tasavvufun insan psikolojisi üzerindeki etkileri ile ne kadar ilgiliyiz. Bir İslam ülkesi olarak Türkiye, elindeki bu gücün acaba ne kadar farkında? Bu durumda hastalarını İslam ve tasavvuf ilmi çerçevesinde terapiye alan Psikiyatr Dr. Mustafa Merter'in yanındayız.

    Psikiyatr Dr. Mustafa Merter, uzun bir süre Bodrum'da mandalina bahçeleri arasında mesleğini icra ettikten sonra, tası tarağı toplayıp İstanbul'a gelmiş. Benötesi psikoloji ekolü ile ilgilenen Merter, özellikle İslam ve tasavvuf felsefesi üzerine yoğunlaşıyor ve hastalarını bu felsefeden yola çıkarak tedavi ediyor. Hayatının 25 senesini İsviçre'de geçirmiş Merter'in bu yola varana kadar geçtiği yollarsa hayli uzun. Zürih Üniversitesi'nde psikoloji okuyan Merter, mesleğinin ilk yıllarında hümanist psikoloji ve empati metoduyla çalışmış. Yani ne tasavvuf, ne de maneviyat ile uzak yakın bir ilgisi yok. Bir süre sonra kafayı çabucacık geçen zamana takıyor ve "Zaman nasıl bu kadar relative olabilir" sorusunu soruyor kendisine. Sorunun cevabı, bir arkadaşı tarafından, 'meditasyon zamanın gelmiş' şeklinde gelince; Merter, İsviçre'de kendisini yönlendirecek sufiler aramaya koyuluyor. O diyarlarda sufi bulamayınca da çareyi Zen Budizm'de buluyor. Uzun zaman Zen Budistlerle takılıp, sonra geri dönüyor ve tasavvuf ile buluşuyor. Geri dönüş sebebini ise şöyle açıklıyor: "Zen rahiplerinden birinin gözlerine baktım ve orada bir hasret, bir varamamışlık, bir acı gördüm. O acı da beni tasavvufa yönlendirdi ve acaba tasavvuf buna cevap verebilir mi" diye sordum.

    Psikolog Merter, Üsküdar'da cami minarelerine bakan mekânında, ayağında mesleri karşılıyor bizi. Birazcık Bodrum'dan İstanbul'a gelmenin huzursuzluğu var elbet yüzünde. Nişantaşı'nda adres sorduğu birinin kendisinden korktuğunu anlatıyor hayretler içinde. Ardından ekliyor: "Allah'tan arkasından bir kedi sesi duydum da kurtuldum." Bir kedi sesiyle bile kendini tedavi eden bir psikoloğa soruyoruz biz de: "Peki nasıl oluyor bu terapi?" Sırtı postlu bir koltuğa oturuyor Merter. Fonda ince ince bir ney sesi... İşte terapi böyle başlıyor... Müzikle birlikte 10 dakika rahatlama seansı. Karşı koltukta, "Neden ben, neden bu kadar aksilik beni buluyor" tadında sorular soran hasta, müzik eşliğinde hiçbir şey düşünmeden kısa bir süre dinleniyor. Bu dinleniş süresine tefekkür deniyor. Yani, Allah'ı, evreni, insanları ve daha da ötesini derinliğine düşünme metodu. Böylece diyaloğa hazırlanan hastanın tedavisi de başlamış oluyor.

    Benötesi psikoloji çerçevesinde uygulanan bu terapinin diğerlerinden farkı, insana sadece maddi değerler içinde yaklaşmayıp insanı sonsuz gelişme potansiyeli olan bir varlık olarak kabul etmesi. Kısaca 'Benötesi' deneyimler; ruh, hayat, evren ve hatta ötesi ile ilgilendiğinden, kimlik duygusu ve benlik kavramını aşıyor...

    "Terapi teoriden çok bir tutumdur" diyen Merter, hastalarına da bu mantıkla yaklaşıyor. Terapi, karşıdaki kişinin ihtiyacına göre şekilleniyor. Belli bir sürece gelip, gelişmeye başlayınca da gerisi geliyor. Yani, rüyalar, tavsiye edilen tasavvuf kitapları, mesnevi ve bir nevi sufi sohbetleri...

    Benötesi psikoloji çerçevesinde; aktif hayal kurma metotları, konsantrasyon metotları gibi çok çeşitli metotlar var. Aktif hayal kurma metodu; algılanan ama yorumlanamayan, nesnesiz bir düşünme süreci örneğin. Elbette tüm bu metotlar vakti geldiği zaman uygulanıyor. Henüz tasavvufa hazır olmayan bir insana, veya ateist bir insana dinsel bir mesaj verilmiyor kısaca. Bu arada Merter'in hastalarının sadece İslami kesim olduğunu sanmayın. Gelen hasta ateist bile olsa aynı durum geçerli. Terapist-hasta ilişkisini oldukça önemseyen Merter, hastaları gelir gelmez inançlarını baştan anlatıyor. "Sen de bu terapi sonunda bu yola girebilirsin" diye uyarıyor. Kabul etmeyen olursa onları da başka meslektaşlarına yönlendiriyor. Elbette bu yöntemi kullanan bir terapistin, öncelikle birtakım varoluşsal soruları yanıtlamış olması gerekiyor.

    Mistik tedaviler söz konusu olunca; şakra tedavileri, Budist öğretiler, değişik meditasyon teknikleri vs. de giriyor elbet işin içine. Merter, tüm bu yapılanları kozmik bir lunapark olarak tanımlıyor ve insanların buradan kurtulması gerektiğini savunuyor. Çünkü ruhsal bazı deneyimler yaşayıp tekrar bu dünyaya gelmenin büyük bir tehlikesi var. "İnsanın belli bir manevi potansiyeli var ve bunu heba etmemek, çabuk tüketmemek lazım. Bu uygulamalarda görülenler ve gidilen boyut, bu dünyada bulunamayınca, tam tersi, bir süre sonra insan büyük bir depresyona girebiliyor" diyor kendisi.

    İşte Zen Budizm gibi öğretilerle İslami öğretilerin farkı da burada başlıyor.

    Merter'e göre; bu tür uygulamaların ateşi sönüyor. Tasavvuf yolunda yürümekse, o hiç sönmeyen ateşi yakıyor. Bu durumun tasavvufi açıklamasını şöyle yapıyor: "Tasavvufa göre, her an bu dünyaya yepyeni olarak yeniden geliriz. Depresyon, geçmişin acısını hatırlamak ve geleceğin kaygısını yaşamaktır. Yani o anı yaşayamamaktır. Eğer siz her an yeniden yaratılıyorsanız, depresyon da kaybolur. Manevi yolların insanı getirdiği yer de, anı yaşamaktır. İslam ve tasavvuf bir ölme ve tekrardan dirilmedir. İnsan sonsuz tekamül içinde yaratılmıştır. Duraklama olursa, insan doğum kanalında sıkışır kalır ve daralır. Varoluş daralması dediğimiz budur.

    Dolayısıyla insan bir yerde takılmayı kabul etmez. İslam'ı yaşayan insanlar her secdede ölür ve ayağa kalktığında yeniden dirilir. Ölüm korkusuna karşı bağışıklık kazanır böylece. Müezzin namazda, 'Şu görünmez boyutu yarıp geçin' der. İnsan namaz esnasında yeniden doğar."
    Benötesi psikoloji nedir?
    Benötesi psikolojisi insanda bilgeliği, üst görüşü oluşturmak için çabalar. Bu anlamda insana yeni bir görüş boyutu kazandırır.
    Benötesi psikoloji, psikolojideki dört ana ekolden bir tanesidir. Psikanaliz, davranışçı ekol, hümanist psikoloji ve benötesi.
    Benötesi psikoloji, insana sadece maddi değerler içinde yaklaşmaz. İnsanı sonsuz gelişme potansiyeli olan bir varlık olarak kabul eder ve bitmiş değil, gelişme halinde bir ekoldür.
    Benötesi deneyimler, tanımları itibarıyla kimlik duygusu ve benlik kavramını aşar. İnsanlığın maneviyatını ve daha geniş yönlerini ihtiva eder. Bunlar da; ruh, hayat, evren ve hatta evren ötesidir.
    -
    Berrin KARAKAŞ


    Paylaş
    Huzur sufi meditasyonda! Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Huzuru arayıp da bulamayan kişiler islamiyetinde huzurunu yaşamaya davet ediliyor. İslami bir ülke olmadığı halde İsveç'te psikolojik sorunlara kuranı kerim dinleterek çözmektedirler.



sufi meditasyonu,  islami meditasyon,  tasavvuf ve meditasyon,  islamda meditasyon,  mustafa merter,  mustafa merter meditasyon,  islam meditasyon