Mumine.com ve Konu Dışı Başlıklar Forumundan Evlılık ;mutlululuk ; Beklentıler !!! Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Evlılık ;mutlululuk ; Beklentıler !!!

    Reklam




    Bir zamanlar, Afrika'da kayıp bir şehri aramakta olan arkeologlar, beraberlerindeki eşya ve yükleri hayvanlara yüklemişler, yerlileri de hamal ve rehber olarak yanlarına alıp uzun bir yolculuğa çıkmışlar.
    Kafile zor şartlar altında, balta girmemiş ormanların içinde ilerleyerek, nehirleri, vadileri ve çağlayanları aşıp yolculuğa hızla devam ediyormuş. Fakat günlerden bir gün yerlilerin bir kısmı birden durmuşlar. Taşıdıkları yükleri yere indirmişler ve hiç konuşmadan beklemeye başlamışlar. Hedeflerine bir an önce varmak isteyen arkeologlar bu duruma bir anlam verememişler. Zaman kaybettiklerini, bir an önce yola devam etmeleri gerektiğini anlatmışlar.
    Ancak, yerliler derin bir suskunluk içinde beklemeyi sürdürmüşler. Yerlilere tercümanlık eden rehber, onlarla bir süre konuştuktan sonra durumu şu şekilde ifade etmeye çalışmış: "Çok hızlı gidiyoruz. Ruhlarımız geride kalıyor."
    Bir nefes olsun durup, geride bıraktığımız ruhumuzu çağıralım mı bugün? Bedenlerimizin alabildiğine yakınlığına inat, içimizde sürekli inşa ettiğimiz o sinsi uzaklığı fark etmeye çabalayalım mı? Kim bilir, belki de o hırslı arkeologlar gibi ileride bir yerde bizi beklediğini sandığımız, o kayıp mutluluğun hayalî taşlarını üst üste koyarken, mutluluğumuzun köşe taşlarını yıkıp geçiyoruz, duygularımızı öldürüyoruz; kalplerimizi yolda bir yerde yitiriveriyoruz.
    Haydi, bugün duralım ve susalım. Gözlerimize söz verelim. Bakışımız nutuklar çeksin. Suskunluğumuza gelsin konuşma sırası. Aşkların telaşlarda eriyip gittiğini gözlerimiz söylesin bize. Telaşların sevgileri hep sonralara itelediğini sükûnetimiz fısıldasın kalplerimize.
    Hepimiz bir şeylerin peşindeyiz. Koşturuyoruz. Konuşuyoruz. Sözlerimiz çok; sessizliğimiz az. Koşuşturmamız çok; sükûnetimiz yok. Kalbimiz bir yerde sessizlik ve sükûnet ararken, biz habire koşuşturuyoruz, konuşuyoruz. Oysa sessizlik de güzel bir şeydir; ona kulak verirseniz anlarsınız bu güzelliği... Birden çıkıp da sözünüzü kesmez o; sizin sözünüzü bitirmenizi bekler. Sükûnet de özlenesi bir şeydir oysa; o hiçbir zaman davetsiz gelip çalmaz kapınızı. Sizi bekler kapısına; gözleri yerde yolunuzu gözler sonsuza kadar.
    Bir yolcu gibi düşünün kendinizi. Kan ter içinde yürüyorsunuz.. Nefes nefese kalmışsınız, göğsünüz daralmış, dudaklarınız kurumuş... İçinizden bir ses "Hele şu tepeyi aşayım da, yeşil vadiler, huzur dolu ovalar beni bekliyor" diyor. Yokuşun tam ortasında, dizlerinizin dermanının kesildiği yerde, bir su şırıltısı duyuyorsunuz. Bakıyorsunuz; güzel bir çeşme; serin mi serin sular şakırdıyor. Durup dudağınızı uzatıyorsunuz çeşmenin duru sularına.. İçinizde bir serinlik, kalbinizde bir esenlik... Sanki yol bitmiş gibi, sanki eve varmışsınız gibi... Bağdaş kurup oturuyorsunuz. Geride bıraktığınız yola bakıyorsunuz... Meğer ne çok yol almışsınız, ne çok yürümüşsünüz. İlk defa fark ediyorsunuz yolun kenarında dizili çiçekleri, ilk defa kokluyorsunuz yeni açmış hanımellerini, iğdeleri... Ve ilk defa fark ediyorsunuz ki, yolun sonunu beklemeniz gerekmiyor mutlu olmak için.. Yolun kendisi mutluluk, yolda olmak huzur...
    Yolun sonu değildir evlilik; yolun kendisidir. Tepenin ardı değildir evlilik; yokuşta susamaktır. Telaşlar içinde, neredeyse birbirimizi görmeden tüketiveririz yılları. Hep bir yokuşu aşma telaşındayızdır, hep bir şeylere geç kalmışızdır. Fark etmezsiniz bile severek evlendiğiniz, birlikte yuva kurduğunuz eşinizin varlığının sizin için "ha var–ha yok" bir alışkanlığa dönüştüğünü. Kaybedersiniz birbirinizi; varlığınız birbirinizin gözünde küçülüverir. Önce elleriniz çözülür, sonra yüzleriniz gölgelenir. Sanki gün bitmiş de, gölgeleriniz uzarken, gerçek varlıklarınız tükenmiş gibi..
    İsterseniz şimdi şu yokuşta bir mola verin. Yanı başınızdaki billur pınarı fark edin. Burnunuzun dibinde açan terütaze hanımellerini koklayın. Yarın değil, bugün! Bugün, bir ara durup düşünün; neredesiniz.
    Haydi, şimdi ara verin telaşlara.. Birbirinizin yüzüne dönüp varlığınızı yeniden keşfedin. Aranıza hiç kelimesiz, hiç sözsüz kocaman bir sessizlik koyarak, kalplerinizin birbirlerine fısıldamasına izin verin. Aranıza hiç telaşsız, hiç gerekçesiz, hiç sebepsiz, hiç teklifsiz bir sessizlik koyun, eşinizin varlığının sizin için ne anlama geldiğini bir kez daha okuyun onun gözlerinden..
    İnsan en çok varlığa kör olur. Güneşin parıltısının göz kamaştırması gibi, en büyük mutluluklar da fark ettirmez kendini. İnsan en çok yanındakileri unutur. Gözün kendini görememesi gibi, en çok yakınımız olanlar, hele de bütün yakınlıkların sebebi olanlar kolayca uzaklaşıverir gönlümüzden.
    Şimdi birbirinizin gözlerinin içine bakın. Birbirinizi birbirinizin gözlerinin içinde bir kez daha görün. Atın omzunuzdan ötekilerin yüklerini. Başkalarına ait hayatların hamallığını yapmaktan özgürleştirin bedenlerinizi. Ruhlarınızı çağırın aranıza. Kayıp şehre ulaştığınızda, bulduğunuz yine siz olacaksınız nasılsa...
    SENAİ DEMİRCİ


    Paylaş
    Evlılık ;mutlululuk ; Beklentıler !!! Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Her insanın evlilikten bir beklentisi olur. Her şeyden önce mutlu olmanın hayalleri içinde bir insanla hayatını birleştirme kararı alınarak gerçekleştirilir.



beklentıler