Mumine.com ve Konu Dışı Başlıklar Forumundan Büyük İmtihan Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Büyük İmtihan

    Reklam




    Büyük imtihan
    Hz İbrahim, bir çocuğunun olmasını, onu Allah’ın emirleri istikametinde yetiştirmeyi ve vefatından sonra evlatlarının da Allah’ın dinine hizmet etmesini çok istiyordu Bu bakımdan sık sık, “Ey yüce Rabbim! Bana salih bir evlad ihsan buyur” diye dua ediyordu
    Tek başına bir ümmet olan, devrin süper gücü olan bir devletin başındaki Nemrut’a ve onun ordularına zerre kadar ehemmiyet vermeyen ve her an “Hasbunallah ve ni’me’l vekiyl” diyerek Allah’a sığınan ve güvenen, bundan dolayıdir ki “Halilullah” (Allah’ın dostu) diye yâdedilen Hzİbrahim Aleyhisselam yaşlanmıştı Bir çocuğu olmamıştı Bir çocuğunun olmasını, onu Allah’ın emirleri istikametinde yetiştirmeyi ve vefatından sonra evlatlarının da Allah’ın dinine hizmet etmesini çok istiyordu Bu bakımdan sık sık,”Ey yüce Rabbim! Bana salih bir evlad ihsan buyur” diye dua ediyordu
    Cenab-ı Hak onun duasını kabul etti ve salih bir evlad sahibi olacağını müjdeledi İbrahim Aleyhisselam çok sevinmişti
    Vakti zamanı gelince Hz Hacer validemizin nur topu gibi bir evladı dünyaya geldi İsmini İsmail koydular
    Anne yüreği
    Hz İsmail henüz bebekken, Hzİbrahim yavrusunu ve hanımı Hz Hacer’i Allah’ın emri üzerine alıp Mekke’ye getirdi O vakit orada şehir yoktu Hatta bir tek ev, bir tek insan bile yoktu Ama yeryüzünde yapılan ilk bina olan Kâbe oradaydı Hz Âdem Aleyhisselam zamanında inşa edilmiş olan Kâbe, Nuh tufanı esnasında yıkılmış, yeri belirsiz hale gelmişti
    İbrahim Aleyhisselam hanımı ile çocuğunun yanında bir miktar yiyecek ve su bırakmış ve tebliğle mükellef olduğu beldeye dönmüştü Bir müddet sonra Mekke’yi şenlendirecek olan bu mübarek misafirlerin suları bitti Hz İsmail ağlamaya başladı Anne yüreği buna nasıl dayansındı Hz Hacer validemiz su bulmak ümidiyle Safa tepesine çıktı Aşağılara baktı, sağa, solabaktı, bir şey göremeyince Merve tepesine yöneldi Oraya çıkınca yavrusunu merak ederek koşarak tekrar Safa tepesine çıktı ve oradan yavrusunun olduğu yere baktı Bu şekilde Safa’dan Merve’ye dört defa gitti Merve’den Safa’ya üç defa geldi İşte Hacıların yaptığı sa’y, Hz Hacer validemizden kalma sünnettir O mübarek sîmanın suyu arayışını sembolize etmektedir
    Hacer validemiz bir ara oğlunun sesinin kesilmesi üzerine endişeye kapıldı Koşarak oğlunun yanına geldi Bir de ne görsün, Hz İsmail’in topuğunu vurduğu yerden bir pınar fışkırmıyor mu? Suyu görünce avuçlamaya ve kendi lisanında “zem zem” (dur! dur!) demeye başladı İşte böylece mübarek bir su olan Zemzem ortaya çıkmış oldu
    Hz İbrahim’i uyandıran rüya
    Zemzem’in ortaya çıkışından kısa bir müddet sonra, Yemen taraflarından Cürhümlüler gelip oraya yerleşti Kısa zamanda Mekke şehri ortaya çıktı Hz İbrahim zaman zaman gelip hanımı ile çocuğunun durumunu kontrol ediyor, ihtiyaçlarını karşılayıp tekrar vazife mahalline dönüyordu Bu şekilde yıllar yılı kovalamış, Hz İsmail babasına yardım edecek hale gelmişti Hzİsmail göreni hayran bıraktıran tatlı, sevimli bir çocuktu Hz İbrahim bir gece bir rüya gördü Rüyasında bir zat kendisine şöyle sesleniyordu:
    “Allahu Teâla sana, oğlunu kurban etmeni emrediyor”
    Hz İbrahim heyecanla uyanmıştı Rüyanın Rahmanî mi, yoksa şeytanî mi olduğu hususunda tereddüde düşmüştü İkinci ve üçüncü gece de aynı rüyayı görünce artık tereddüdü kalmadı Rüya Rahmânî idi Allah emretmişti Sevdiği yavrusunu kurban edecekti Rüyasını oğluna söyledi Hz İsmail hiç tereddüt etmeden şöyle dedi:
    “Babacığım! Sana ne emrediliyorsa yap İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın”
    Saffat sûresinin 102 Âyetinde bu diyalog şu şekilde nakledilmektedir(Meâlen):
    “Oğlu İsmail kendisiyle beraber iş yapacak yaşa gelince İbrahim ona dedi ki: ‘Oğlum, ben rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm Sen buna ne dersin?’ İsmail ‘Babacığım,” dedi “Sen emrolunduğun şeyi yap İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın”
    Saffat suresinin 106 Âyetinde de geçtiği üzere bu bir imtihandı Kıyamete kadar gelecek bütün insanlara Allah’a teslim olma, Allah’ın emirlerine kayıtsız şartsız itaat etme dersi verilmekteydi Hz İbrahim ve ailesi, Allah’a itaatin sembolü olacaklardı
    Ve şeytan musallat oluyor
    Hz Hacer validemiz de Allah’ın emrini öğrenince “Baş göz üstüne!” demiş ve emre teslim olmuşlardı Hz İbrahim başta, Hz Hacer validemiz arkada, Hz İsmail daha arkada yürürlerken şeytan sırayla üçüne de vesvese vermek istedi Hz İbrahim’e gördüğü rüyanın rahmânî olmadığını, ciğerparesine nasıl kıyıp da kesebileceğini, bu işten vazgeçmesi gerektiğini söyledi Hz İbrahim de “defol!” diyerek şeytanı kovdu ve arkasından taşlar attı Şeytan kaçtı ama sonra tekrar dönüp gelerek bu defa da Hz Hacer validemize vesvese vermeye çalıştı O da kovdu ve arkasından taşlar attı Şeytan vazgeçmedi, tekrar dönüp geldi ve bu defa Hz İsmail’e vesvese vermeye çalıştı Hzİsmail de şeytanı kovdu ve arkasından taşlar attı İşte hacıların Kurban Bayramı günlerinde şeytan taşlaması bu hadiseyi canlandırmaktadır Camarat mahalli ve büyük, orta ve küçük şeytan diye bilinen yerler tam da bu hadisenin cereyan ettiği mekanlardır
    Kıbrıs Harekatı’nın manevi orduları
    Rüya ile ruh arasında sıkı irtibat vardır Rüyada, âlem âyine gibi, ruh ise güneş gibi olmakta, ruh ruhaniyet kesbetmektedir Ceset, ruh için bir kafes, bir hapishane gibidir Ceset olmasa ruh âlemi bir saniyede gezebilir Ceset hafifleşirse ruh âlemi gezer Resulullah’ın ruhu gibi
    Kılıç kınında iken mi keser, yoksa kınından çıktıktan sonra mı? Elbette kınından çıktıktan sonra İşte Evliyaullah’ın ruhları da böyledir Ceset “kınından” çıktıktan sonra daha da keskin hale gelmekte, tasarrufları ziyadeleşmektedir Buna dair pek çok misal verilebilir 1974 yılında Ordumuzun Kıbrıs’ta Rumlara karşı verdiği şanlı mücadelede evliyaların imdada gelişine dair pek çok hadise vukubulmuştur Beşparmak Dağları’nın zirvesindeki tank da buna canlı bir delildir Rumların Kıbrıs’taki Müslüman nüfusu bütünüyle yoketmeye yönelik planlarını akim bırakan kahraman Mehmedçik o harekât esnasında, daha önce Kıbrıs’ı kanlarıyla sulamış olan kahraman ecdâdının alenî desteğini görmüştü O mübarek şehidler, ruhlar âleminden, Allahu Azimüşşan’ın izin vermesiyle dünya semasına inmiş ve kahraman askerlerimizle omuz omuza mücadele vermiştir
    KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş bu mühim hâdiseye dair bir hatırasını şu şekilde nakletmektedir:
    “20 Temmuz (1974) güneşi doğmak üzereyken donanmamız sahile çıkmış, gökten paraşüt yağıyor Halkımız gözyaşları içerisinde toprağı öpüyor ‘Artık ölsek de gam yemeyiz Çünkü ordumuz geldi’ diyorlardı Paraşütçülerin düştüğü yerler ateşle kaynıyordu Bir paraşütçü subayına sarılıp öptüm ve şunu sordum:
    “’Bu dünya cehennemine düştün, korkmadın mı?’
    “Şu cevabı verdi:
    “Denktaş Bey, ben üniversite öğrencisiyim Hurafeye hiç inanmam Uçaktan atladığım anda, beyaz elbiseli, yalın kılıç 1571 şehitleri (Kıbrıs’ın fâtihleri) bizi karşılayıp indirdiler ve korku nedir hissetmedim’
    “İşte bizim hürriyetimiz bu askerin söylediği imandadır Şehitler ölmez” (Yörünge, 8-15 Mart 1992)
    Ruh penceresinden alemleri seyir
    Ruh, hakki Tevhide yaklaşmakla güçleşmektedir Bütün güzellikleri Allah’a, bütün kusurları ve çirkinlikleri eneye ve tabiata veren Mü’minin ruhu git gide güçleşmektedir Mesela, “Görme sıfatı benim değil Bu bir ölçüdür Görme, doğrudan doğruya Allah’ın ‘Basîr’ isminden gelen bir hal” Diye ve gördüğü her an, o görmeyi verenin Allah olduğunu hatırlayan bir Mü’minin ruhu inkişaf etmektedir Esma-i İlâhiyeye vere vere ruh güçleşir, inkişaf eder Kâinattaki sesleri, zikirleri işitir Görmesi inkişaf eder Ceset zayıflaştıkça ruh inkişaf eder Ruh cesede galebe çalar Uzak mesafeleri görür, işitir Peygamberlerin ve derecelerine göre evliyaların ruhları bu şekilde inkişaf etmiş ruhtur Dolayısiyle onların görmüş olduğu rüyalar da son derece nettir, berraktır Onlar rüyalarında misal âlemini müşahede etmekte, gelecekteki hâdiseleri aynen seyretmektedirler Onların tarihe mal olmuş, sağlam kaynaklara kaydolmuş rüyaları, aynı zamanda bu içerisinde yaşadığımız her tarafı sınırlı “âlemden” başka âlemlerin varlığına, Berzah âlemine, ölümün olmadığı âhiret âlemine de delildir İşte bu bakımdan çok mühimdir Meşhurların gördüğü rüyaları naklederken, gözünü yalnızca bu dünyaya dikmiş olanlara “Allah basiret versin, hidayet versin” diyoruz Bu rüyalara, kendilerinin görmüş oldukları rüyalara ne diyecekler, bunları nasıl yorumlayacaklar? Bunları okuduktan sonra, Sultanlar Sultanı olan Rabbimizin insanı nasıl cihazlarla donattığını, ruh penceresinden başka âlemleri de seyrettirdiğini görüp “Âmentü Billahi ve Bi’l yevmi’l âhireti”, yani “Allah’a ve Âhiret gününe iman ettim” diyeceklerini ümid ve temenni ederiz
    Hz İsmail’in ibretlik tavrı
    Hz İbrahim, Rabbinin emrine ittiba ederek oğlu İsmail’i kesmek için attığı bütün bıçak darbeleri boşa çıkıyordu Yani bıçak kesmiyordu Bütün mevcudat, bütün cisimler, bütün elementler gibi bıçak ta memuru İlâhî idi Allah murad etmeyince kesmezdi Zaten bütün bu olup bitenler bir imtihandı Allah’ın dostları, sadık rüya ile başlayan çetin bir imtihanı kazanmış, kıyamete kadar gelecek insanlara güzel bir örnek olmuşlardı Cenab-ı Hak, Hz İbrahim’in yerine büyük bir kurbanlık koç göndermişti Saffat suresinde imtihanın bu son kısmı şu şekilde haber verilmektedir:
    “İkisi de Allah’ın emrine uydular İbrahim, kurban etmek üzere oğlunu yere yatırdı
    “O sırada biz nidâ ettik: ‘Ey İbrahim!
    “’Sen rüyanda emrolunana uydun İyilik yapan ve iyi kullukta bulunanları işte Biz böyle mükafatlandırırız’
    “Muhakkak bu apaçık bir imtihandı
    “Ona, oğlu yerine büyük bir kurbanlık koç gönderdik
    “Daha sonra gelenler arasında ona güzel bir nam nasip ettik
    “İbrahim’e selam olsun
    “İyilik yapan ve iyi kullukta bulunanları işte Biz böyle mükafatlandırırız” (Saffat sûresi / 103-110)


    Paylaş
    Büyük İmtihan Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    İnsan en sevdiği ile imtihan olur derler. İmtihana karşı sebat göstermek neticesinin de gönlümüze ve ahiretimize yansıması en güzel şekilde gerçekleşmiş olur.