Mumine.com ve Konu Dışı Başlıklar Forumundan Mevsim ve vaktin önemi Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Mevsim ve vaktin önemi

    Reklam




    Mevsim ve vaktin önemi


    Sadık rüyalarda, yani “adğâsu ahlam” cinsinden olmayan ve tâbire değer rüyalarda ne görüldüğü, ne vakit görüldüğü, hangi mevsimde görüldüğü ve rüyayı görenin kimliği mühim yer tutar Tâbirci rüyayı ona göre yorumlar

    Evliya, yani Allah’a yakın mübarek kimseler, çoğu defa gelecekte olacak hadiseleri rüyalarında görmektedir Rüyalarında gördükleri, ya ertesi sabah, ya da bir müddet sonra çıkmakta, rüyadaki işaretlere göre tavır almaktadırlar Bu rüyalar, kader-i İlâhinin her şeyi kuşattığının delilleridir
    Mü’minler de bu şekilde sâdık rüyalar görebilmekte ve bir sinema gibi istikbalin hâdiselerini ve Cenneti seyredebilmektedirler Bediüzzaman bu hususta şöyle demektedir:
    “İşte umum avâm için dahi bir nevî velâyete mazhariyet var ki, rüyâ-i sâdıkada, evliyâ gibi, gaybî ve istikbâlî (bilinmeyen ve geleceğe ait olan) olan şeyleri görüyorlar Evet, uyku nasıl ki avâm için rüyâ-i sâdıka cihetinde bir mertebe-i velâyet hükmündedir; öyle de, umum için, gayet güzel ve muhteşem bir sinema-i Rabbaniyenin seygangâhıdır(Rabbânî bir sinemanın seyir yeridir) Fakat, güzel ahlaklı, güzel düşünür; güzel düşünen, güzel levhaları görür Fenâ ahlaklı, fenâ düşündüğünden, fenâ levhaları görür Hem, herkes için, âlem-i şehadet içinde, âlem-i gayba bakan bir penceredir Hem, mukayyed ve fânî insanlar için, sahâ-i ıtlak bir meydan ve bir nevi bekaya mazhar ve mâzi ve müstakbel, hâl hükmünde bir temâşâgâhtır (Rüya herkes için şu içinde yaşadığımız ve görülen âlemden, gözle görülmeyen âleme bakan bir penceredir Fani insanlar için, geçmiş ve gelecek zamanların da şimdiki zaman gibi seyredildiği boş birmeydan gibidir) Hem, tekâlif-i hayatiye altında ezilen (ağır hayat şartları altında ezilen) ve meşakkat çeken zîruhların istirahatgâhıdır İşte bu sırlar içindir ki, Kur’an-ı hakim, ‘Ve ce’alna nevmeküm sübâten’ nevindeki âyetlerle, hakîkat-i nevmiyeyi (uykudakigerçekleri) ehemmiyetle ders veriyor” (age/ 333)
    Mevsimler, vakit, saat mühim
    Sadık rüyalarda, yani “adğâsu ahlam” cinsinden olmayan ve tâbire değer rüyalarda ne görüldüğü, ne vakit görüldüğü, hangi mevsimde görüldüğü ve rüyayı görenin kimliği mühim yer tutar Tâbirci rüyayı ona göre yorumlar Buna dair bir misal verelim:
    Bir zat HzEbû Bekir’e (ra) gelerek; “Dün gece rüyamda bana yetmiş ağaç yaprağı verildiğini gördümBunun tâbiri nedir?” dedi HzEbû Bekir şu cevabı verdi: “Sana yetmiş değnek vurulacak”
    Gerçekten de adam, bir hafta sonra işlediği bir suçun cezası olarak yetmiş sopa yedi Aradan bir sene geçti Aynı adam yine rüyasında birisinden yetmiş ağaç yaprağı aldığını gördü HzEbû Bekir’in huzuruna çıkarak rüyasını anlattı: Hz Ebû Bekir; “Bu sefer, eline yetmiş bin dirhem (akçe) geçecek” dedi Aynı rüyanın farklı zamanlarda farklı şekilde tabir edilmesi adamı şaşırtmıştı Şöyle dedi:
    “Geçen sene aynı rüyayı görmüştüm, bana yetmiş sopa yiyeceğimi söylediniz; bugün ise başka türlü rüyayı tabir ediyor ve elime külliyetli bir para geçeceğini söylüyorsunuz Neden?”
    Tarihteki meşhur tâbircilerden biri olan Hz Ebû Bekir şu açıklamada bulundu: “Geçen sene bu rüyayı gördüğün zaman mevsim sonbahardı Ağaç yapraklarının dökülme zamanı idi Bugün ise ilkbahardır, ağaçların yeşillendiği zamandır”
    Birkaç gün sonra rüya sahibinin eline hiç ummadığı bir yerden yetmiş bin akçe geçti
    Bu misallerde görüldüğü üzere, sadık rüyalar insanın hayatında mühim yer tutan gelişmelerin ip uçlarını taşımaktadır Bazan da bir rüya kıyamete kadar devam edecek hayırlı bir işin habercisi olabilmektedir Zemzem kuyusunun bulunuşu ve Ezan-ı Muhammedinin okunma şekliyle ilgili görülen rüyalar gibi Şimdi bu iki hadisenin nasıl rüya ile gerçekleştiğine bakalım:
    Zemzem’in bulunuşu
    Zemzem, Hz Hacer validemiz ile oğlu Hzİsmail’e, dolayısiyle o andansonra kıyamete kadar gelecek bütün Müslümanlara Allahu Teâlanın bir lutfu ve ihsanı idi HzHacer ve oğlunun mekke’ye gelişinden ve zemzem’in ortaya çıkışından sonra oraya gelip yerleşen Cürhüm kabilesi asırlar boyunca Mekke’de kalmış ve orayı şenlendirmiş, Kâbe’ye ve Zemzem kuyusuna sahip çıkmış, gözleri gibi korumuşlardı
    Cürhümlüler düşman saldırısına uğrayınca Mekke’den ayrılmak zorunda kalmışlardı Şehri terketmeden önce değerlieşyalarını Zemzem kuyusuna doldurmuş, sonra da bu kuyuyu farkedilmeyecek şekilde kapatmışlar ve dümdüz etmişlerdi Bu şekilde Zemzem kuyusunun yeri yıllarca bulunamadı Varlığıbiliniyor, ama nerede olduğunu kimse bilmiyordu
    Bir gece Peygamber Efendimizin dedesi Abdülmuttalib bir rüya gördü Rüyada kendisine Zemzem kuyusunun yeri gösteriliyordu Heyecan içerisinde uyanan Abdülmuttalib ,yanına oğlu Hâris’i aldı ve rüyada gösterilen yeri kazmaya başladı Derken kuyunun yerini buldu
    Kuyudan kılıçlar, zırhlar, altından yapılma geyik heykelleri gibi değerli eşyalar çıktı Bunları çıkardıktan sonra kuyuyu güzelce temizledi ve suyu içilecek hale getirdi
    Ölülerin mesajları
    Bu dünya ile Berzah âlemi arasında incecik perde vardır Kalb ehli olanlar o engeli de aşmakta ve ölenlerle tıpkı bu dünyada olduğu gibi görüşebilmektedir Bazan Berzah âlemine göç etmiş olan ölüler, rüya vasıtasıyla durumlarını dünyadakilere haber vermektedirler Buna dair sayısız misaller verilebilir Herkes kendi çevresinde duyup işitmiştir Bununla ilgili salih bir zat olan değerli bir tanıdığımın anlattığı iki misali nakletmek istiyorum Şunları anlatmıştı:
    “Bir ahbabımız vardı, hayattayken kendisiyle yakından ilgilenir ve bazı ihtiyaçlarını karşılardım Bu zat vefat ettikten sonra her gün Yasin-i Şerif okur ruhuna bağışlardım Bir gün yasin okumayı unutmuşum, yattım Rüyada o zatı gördüm, bana şöyle diyordu: ‘Yeğen, Allah rızası için kalk, Yasin oku, görmüyor musun beni burada perişan ettiler Yasin okuyunca rahatlıyorum Ne olur Yasin oku!” hemen kalktım, abdest aldım Yasin okudum
    “Bizim memlekette salih bir zat vardı Bu zat vefat ettikten sonra, onunla hayatta görüşmemiş iki kişi rüyalarında o zatı görmüşlerdi İkisinin gördüğü rüya da aynıydı Rüyalarında o zata, “kabirde durumun,vaziyetin nasıldır, memnun musun?” diye sorunca o zat şu cevabı vermiş:
    “Benim durumun çok iyi Çok memnunum Yalnız bir şikayetim var Gözlerim görmüyor Sebebi de ben hayattayken arada sırada televizyon seyrederdim İşte ondan dolayı şimdi kabirde gözlerim görmüyor”
    Bunun gibi nice vefat eden kişiler, yakınlarının rüyasında gözükerek onlara mesajlar vermiş, borçlarının ödenmesini veya kendisinde bulunan emanetlerin sahiplerine verilmesini söylemişlerdir
    Bütün bunlar, hayatın yalnız bu dünya hayatından ibaret olmadığını, öldükten sonra hayatın devam ettiğini göstermektedir
    Zaten bu dünyanın kendisi de bir rüya gibidir İnsan öldüğünde bu rüyadan uyanacaktır
    Asıl hayat olan “”Âhiret hayatı”nda mesut ve bahtiyar olmanın yolu, bu dünyada iken hayatı veren zatın, yani Cenab-ı Hakkın rızasına uygun yaşamaktır Bunun yolu da Allah’ın en sevgili kulu Resululah’ın sünnetine tabi olmaktır Bu şekilde hareket edenler, hem Cennet gibi bir nimete kavuşacak, hem de bu dünyada mesut olacaklardır Bu gibi zatlar, devamlı güzel rüya görecek, böylelikle hayatlarından lezzet alacaklardır
    Ezan-ı Muhamedî’nin okunuşu
    Hicretten sonra Medine’de mescid inşa edilmiş, beş vakit namaz bu mübarek mescidde kılınmaya başlanmıştı O sırada herkesin zihnini meşgul eden husus şuydu: namaz vaktinin duyurulması, insanların namaza dâvet edilmesiHerkes Peygamber Efendimizin huzurunda görüşünü dile getiriyordu:
    O günlerde, Abdullah bin Zeyd (ra) bir rüya gördü Rüya şöyleydi: İki kişi gökten inip abdest almış, biri ezan okumuş ve kamet getirmiş, diğeri de imam olmuş, böylece namaz kılmış, daha sonra tekrar göğe yükselmişlerdi
    Abdullah bin Zeyd ertesi sabah Peygamber Efendimizin huzuruna koşmuş ve gördüğü rüyayı anlatmıştı O sırada gelen HzÖmer de bir rüya gördüğünü söyledi ve rüyasını anlattı Gördüğü rüya, HzAbdullah bin Zeyd’in rüyasının aynısı idi Ashabtan birkaç kişi daha aynı rüyayı görmüştü Böylece Müslümanları mescide davet edecek ezanın şekli belirlenmiş oldu
    Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu: “O ezan okuyan kardeşim Cebrail’dir Ezanı öğretti Diğeri de Mikail’dir, imam olup namaz kıldılar” Mühim bir şeâir-i İslamiye işte bu şekilde rüya ile ortaya çıkmıştır
    “Güzel düşünen, güzel rüya görür”
    Bediüzzaman rüya ile ilgili mühim bir hususa işaret etmektedir Güzel rüya görmek için güzel düşünmek gerekir “Güzel gören, güzel düşünür Güzel düşünen güzel rüya görür Güzel rüya gören hayatından lezzet alır” Vecizesi bu gerçeğe işaret etmektedir Güzel ahlaklı, güzel huylu, takva sahibi kimseler güzel rüya görmekte, dolayısiyle hayatlarından lezzet almaktadırlar Ruhun inkişafı çok mühimdir Âlem-i misalde gezecek olan ruhtur
    Ruhun inkişafı ise riyazetle ve takva ile olur Yani nefis şımartılmazsa, aşırı yedirilip içirilmezse, haramlardan uzaklaşması ve ibadete yönelmesi sağlanırsa, ruh da gelişir, uykuda iken güzel yerlerde dolaşır ve böylelikle güzel rüya görülmüş olunur





    Paylaş
    Mevsim ve vaktin önemi Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Bazı rüyalar müjdeleyici, iyi haber iletmesi yönünden diğer rüyalardan ayrılmaktadır. Herkes tarafından görülmeyen bu rüyalar salih rüyalardır.



mevsimlerin önemi,  mevsimlerin önemi nedir,  mevsimin önemi,  vaktin önemi