Eğitim Bölümü ve Kitap Tavsiyeleri Forumundan İki Hanım Sultan Hürrem ve Mihrimah - Can Alpgüvenç Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    İki Hanım Sultan Hürrem ve Mihrimah - Can Alpgüvenç

    Reklam




    HÜRREM VE MİHRİMAH, CAN ALPGÜVENÇ

    Hürrem Sultan ve kızı Mihrimah'ın ortaya koymuş oldukları hayır eserlerinden bahseden eser, aynı zamanda biyografik bir inceleme olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle Hürrem'in hayatının bugünlerde anlatıldığı gibi olmadığını, her iki hanım sultanın gayet dindar bir hayat yaşayarak kendilerini vatana ve millete adamış birer hayır insanı olduklarını bu sayesinde görüyoruz.

    "Cennetmekân firdevs âşiyân gazi Sultan Süleyman Han tâbe serâhü hazretlerinin harem-i ismetleri Hürrem Haseki Sultan.” Süleymaniye Camii’nin gölgesindeki çiçek bahçesi gibi nakışlı muhteşem türbesinde yatan Hürrem Sultan’ın kabir kitabesine kimliği böyle kaydedilmiş. Sarayda kendisine verilen Hürrem adı “sevinçli, şen, mutlu” anlamlarına geliyor. Rivayetlere göre tabiatı da böyleymiş. Rus ya da Leh asıllı olduğuna dair farklı görüşler var. Fakir bir papazın kızı iken esir alınmış, yolu saraya uğramış, cihan hükümdarı Süleyman Han’ın nikahlı haremi olmuş, Osmanlı’nın en itibarlı zamanında dünya tarihinin en itibarlı kadınlarından biri olarak devran sürmüş, nihayetinde payitahtta haşmetle dolaşan vücudu -sanat tarihçileri üzerindeki Sinan yapısı türbeyi ‘cennet köşkü’ diye adlandırsalar da- kara toprağın altına girmiş. “Kısmetindir gezdiren yer yer seni/ Arşa çıksan akıbet yer yer seni.” Dünya Sultan Süleyman’a da kalmıyor, Sultan Süleyman’ın hasekisine de…
    Zenginin malı züğürdün çenesini yorar ya; zenginlik 16. asrın Osmanlı Devleti, zengin Hürrem Sultan olunca bu dedikoduların yankısı beş asır sonrasına kadar ses veriyor. Sırrı takdis olunsun, Mevlânâ Hazretleri, dâr-ı dünyadan cümle göçmüşlere tercüman olup “Kötü idiysek geçip gittik kötülüğümüzden/ İyi idiysek hayırla anın bizi.” buyurmuş. Hürrem Haseki Sultan, dünya defterini kapatsa da bir türlü selamete eremiyor halkın dilinden. Tarihçilerin olup bitenleri araştırmak vazifeleri. Ama Hürrem hakkında yazıp çizenler sadece tarihçiler değil. Romanlara, dizilere, tiyatro-bale sahnesine hayli malzeme çıkıyor hayatından. Dile getirilen entrikaların ne kadarının doğru olduğu da şüpheli.
    PEK ÇOK HAYRAT ESER BIRAKTI
    Öte yandan Hürrem Sultan, Osmanlı kadın sultanları arasında belki de ardında en fazla hayır eseri bırakanı. İnşaatı 11 yılda tamamlanan Haseki Külliyesi’nin yanı sıra Sultanahmet Meydanı’ndaki çifte hamam, Eğrikapı’da medrese, Edirne’de cami, imaret, köprü, su yolları ve çeşmeler, Cisrimustafapaşa’da cami, imaret ve kervansaray, Ankara’da cami, Kudüs, Mekke ve Medine’de imaretler şeklinde uzuyor hayrat listesi. İstanbul’daki Haseki semtinin adının bu semtteki muazzam külliyesi sebebiyle Haseki Hürrem Sultan’dan geldiğini ve Türkiye’nin kesintisiz hizmet veren en eski hastanesi olan Haseki Hastanesi’nin de onun yadigârı olduğunu bu semtten ve hastaneden yolu geçen kaç kişi biliyor? Can Alpgüvenç, Kaynak Yayınları’ndan çıkan İki Hanım Sultan - Hürrem ve Mihrimah başlıklı kitabında Hürrem Sultan ile kızı Mihrimah Sultan’ı, bu entrikalar ve yardımseverlikleri arasında, günümüze uzanan hayır eserlerini de nazara vererek ele alıyor. Kitapta “Osmanlı’nın altın devri kabul edilen Kanuni döneminde hükümdarın gözdesi, fevkalade zeki bir kişilik, şefkatli ama aynı zamanda bencil denebilecek bir ana ve devrin kanlı politik olaylarına karıştığı söylenen muamma bir figür” olan Hürrem hakkında dile ve kaleme getirilen iddiaları farklı kaynaklardan bir araya getirerek tahlil ediyor.
    “Hürrem Sultan, hiç şüphe yok ki, gerek Doğu, gerek Batı saraylarında kadın egemenliğini temsil eden ilk kadınlardan biri… Ancak onun hayat hikâyesini doğru ve kesin olarak yansıtabilmek, içine karıştığı iddia edilen politik olayları isabetle tahlil edebilmek, bu müthiş kadının davranışlarını noksansız yorumlayabilmek son derece güç, hatta imkânsız.” diyor Can Alpgüvenç: “Zira Osmanlı tarihçileri, gerçekleri yazmaktan kaçınmış, cumhuriyet tarihçileri ise –sözde, cumhuriyeti yüceltmek adına- kadın-erkek ayırt etmeden Osmanlı’nın tüm şahsiyetlerini, bütün değerlerini küçük düşürmek için hemen her alanda onları karalamaya çalışmış, bu çirkin amaç uğruna birbirleriyle âdeta yarışmışlar. Yabancılar ise tarihî kişi ve olaylara taraflı ve sübjektif yaklaşmış, doğruları saptırmaya büyük gayret sarf etmişlerdir.”
    Can Alpgüvenç’e göre Batılı pek çok tarihçi Osmanlı düşmanlığını körüklemek amacıyla her fırsatı değerlendirmiş, her olayın istismar edilecek bir yönünü bulmaya çalışmış. Sadrazam İbrahim Paşa ve Şehzade Mustafa hadiseleri de istismara çalışılan olaylar zincirinin halkalarından. Alpgüvenç bu durumu, İslam dinini yücelten, Balkanlardan başlayarak hilâlin kudretini bütün Avrupa’ya kabul ettiren, kıta topraklarını Osmanlı atlarının nal sesleriyle dolduran, Osmanlı’ya altın bir çağ yaşatan Muhteşem Süleyman’ı itibardan düşürmek maksadına bağlıyor. Hedefin zihinlerde onunla ilgili “hislerinin esiri, nefsinin zebunu iradesiz, adaletsiz, merhametsiz, aşkı uğruna oğlunu acımadan katleden, zavallı bir ihtiyar” görüntüsü vermek, Osmanlı haremine çamur atmak olduğunu söyleyen yazar ilave ediyor: “Ne yazık ki bizdeki Batı zihniyetli yazarlar da bu istismara ayak uydurarak, Kanuni’yi ‘iftiralara aldanarak yola çıkan zavallı bir kahramana’ benzetme hamakatına düşmüşlerdir.” Hürrem Sultan hakkındaki hatalı ya da kasıtlı olduğuna inandığı iddialara cevap veren Can Alpgüvenç, bu konuda kaleme alınmış roman ve hikâyelerin çoğunu “eleştirilmesi zaman israfı olacak hayal ürünü çalışmalar” diye vasıflandırıyor.
    ‘YUMUŞAK SÖZ SELSEBİLDEN TATLIDIR’
    Haseki Külliyesi’ne ait 1551 tarihli vakfiyesinden bilgiler aktaran Can Alpgüvenç, Hürrem Sultan’ın Darüşşifa’da hizmet yapacak hekimlerin selim kalpli, kerim ahlaklı, güzel huylu, endişeden uzak, iyi iş yapar, ince kalpli, uysal, akraba ve ecanib hakkında hayır diler, nasihati yumuşak, tatlı dilli, hoş sözlü, güleryüzlü ve makbul huylu olmasını istediğini söylüyor. Kanuni’nin bu itibarlı hasekisi, hekimlerden hastalarına en güzel şekilde hitap etmeleri, soru ve cevapta en şefkatli yolu tutmaları talebinde bulunuyor: “Çünkü sarf olunan nice sözler vardır ki, onlar hastanın nezdinde Cennet kevserinden, zülâl ve selsebilden daha tatlıdır. Hastanın tatlı dile ihtiyacı çoktur. Hekim, hastalara şefkat ve riayet kanatlarını indirip döşer, onların üzerine inayet ve himaye kemerlerini gerer.” Lehistan Kralı’na gönderdiği mektubuna “Ez’afü’l-fakîre Haseki Sultan el-hakîre” (Fakirlerin en fakiri değersiz Haseki Sultan) imzasını atan Hürrem’in tatlı dile verdiği önemi Kanuni’ye hitaben yazdığı mektuplarda da görmek mümkün. Can Alpgüvenç’in anlattıkları, Mihrimah Sultan’ın da hayır yolunda annesinden pek geri kalmadığını gösteriyor. Şu mısralar ise Mihrimah Sultan’ın kendi dilinden dökülmüş: “Vücûda gelen yine olur adem/ Dahî hoş gören yimez âhir nedem/ Gider kimse kalmaz, gelür çün ezel/ Ecel yok, hemen Azze ve Cel.”

    ALINTI



    Paylaş
    İki Hanım Sultan Hürrem ve Mihrimah - Can Alpgüvenç Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    eVET ben herikisininde hayatlarına dair romanlar okudum. Ama hep OSMANLIYI kötülüyorlar. Osmanlının en şerefli iki hanımına ne cürretle böyle hitap ediyorlar bilmiyorum. Aslında biliyorum. Tarihi saptırark bizden intikam alıyorlar. Herikiside mükemmel bir terbiye örneği hanımefendilerdi. ALLAH mekanlarını cennet etsin. En kısa zamnda alıp okuyacağım. Çünkü ben bir kitap kurduyum))))



  3. 3
    Evet bende bu 2 hatunla ilgili kitapları okudum.Sanki Osmanlıyı kadınlar yöneltmiş gibi lanse ediliyor,abartılıyor. Bu hatunların hep aşkları konuşulmuştur.Oysaki Hürrem ve kızı mihrimah güzel zeki ve becerikli kadınlarmış devlet yönetiminde etkili olmuştur. Hürrem Sultan İstanbul’da günümüzde onun adıyla anılan Haseki Semtinde, Mimar Sinan’a Haseki Külliyesi’ni yaptırmıştır. Külliyenin içinde bir hamam, medrese ve hastane bulunmaktadır. Ayrıca Ayasofya Camii civarında yardıma muhtaç ve fakirlerin karnını doyurmak için bir mutfak yaptırtmıştır.İnançlı müslüman bir kadınmış.



  4. 4
    Allah c.c razı olsun kardeşlerim sizlerden yorumlarınızdan dolayı teşekkür ederim bencede osmanlıyı yanlış tanıtıyorlar bu kitabın gayet güzel olduğunu düşündüm sizlerlede paylaşmak istedim tekrar teşekkürler



  5. 5
    Zeynep kardeşim ...Bu bölüme okumuş olduğumuz kitapları ve konularını ekleyelim tavsilerde bulunanlım birbirimize olur mu?Böylece herkez yararlansın. Ben çok kitap okuyorum. Öyle ki bazen iki kitabı aynı zaman diliminde devam ettiriyorum. Neden mi?Zamanımın az olduğunu düşündüğüm ve çok şey öğrenmek istediğim için. Ölüm heraz gelebilir. İlim öğrenmek istiyorum en çok. Buyüzden tasavvuf kitaplarına meraklandım şuaralar . Dini kitaplar romanlar........paylaşırsak sevinirim.



  6. 6
    Selamünaleyküm bacım arkadaşımızda okudugu bir kitabı paylaşmış. Tabiki dini kitaplar okumak öncelik olmalıdır. Ama ilk başta okumak önemlidir.Türkiyede kitap okuma alışkanlıgı % 25 in altındadır ve bu konuda dünyanın en geri kalmış ülkelerinin başında geliyoruz.Japonyada yılda 1 kişi 25 kitap Türkiyede 6 kişi 1 yılda 1 kitap okumaktadır.Önce bu yanlışı düzeltmek gerekir. Bence ilk başta okunmuş kitaplara eleştiri getirmektense Okumamışlıgı Okumuşluga dönüştürmek gerekir.

    Peki sadece dini kitaplarmı okuyalım.Bence hayır. kişisel gelişim kitapları saglık, tarih felsefe sosyalaji psikoloji, genel kültür vs gibi kitaplarda okumalıyız.Okumak daracık dünyamızdan çıkarıp dünyayı evreni gezdirir OKumak insanı yanlışlardan çevirir.Hatalardan suçlardan depresyondan acıdan sıkıntıdan uzaklaşır.Hataları anlayıp başkalarını affetmemizi ve kendimizle barışık olmamızı saglar Okumak zihnin ve ruhun gıdasıdır.

    Bu baglamda okumak sadece ders kitapları mesleki konular gazete degi dini kitaplar okumak değildir. Ne okudugumuz değil, okudugumuz şeyin heycanını mutlulugunu tatmaktır önceligimiz.



  7. 7
    İpek kardeşe katılıyorum.Elbette kitap okumalıyız. Özellikle de faydalı olanlarını seçmeliyiz. Çocuk gelişim kitapları biz anneler öğretmenler için çok öenmli .Ben yıllardır okurum ama şuanda ki psikolojim gereği dini ve tasavvuf kitaplarını alıyorum. Çok öğrenme ihtiyacı çekiyorum. Yetmiyor. Hatta şöyle diyelim bir masa düşünün envaiyi çeşit yemek pasta var. Siz açsınız ve hepsini yemek istiyor tatmak istiyor doymuyorsunuz. Buda öyle bişey bende oluşan aşk haline geldi. Bazen takvim yapraklarını dahi sonuna gelene dek bitirdiğim oluyor. Oğlum okuldan alıp getiriyor yaprakları))Dergilerin gazetelerin din köşelerini ...............



  8. 8
    Alıntı ipek asya Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Selamünaleyküm bacım arkadaşımızda okudugu bir kitabı paylaşmış. Tabiki dini kitaplar okumak öncelik olmalıdır. Ama ilk başta okumak önemlidir.Türkiyede kitap okuma alışkanlıgı % 25 in altındadır ve bu konuda dünyanın en geri kalmış ülkelerinin başında geliyoruz.Japonyada yılda 1 kişi 25 kitap Türkiyede 6 kişi 1 yılda 1 kitap okumaktadır.Önce bu yanlışı düzeltmek gerekir. Bence ilk başta okunmuş kitaplara eleştiri getirmektense Okumamışlıgı Okumuşluga dönüştürmek gerekir.

    Peki sadece dini kitaplarmı okuyalım.Bence hayır. kişisel gelişim kitapları saglık, tarih felsefe sosyalaji psikoloji, genel kültür vs gibi kitaplarda okumalıyız.Okumak daracık dünyamızdan çıkarıp dünyayı evreni gezdirir OKumak insanı yanlışlardan çevirir.Hatalardan suçlardan depresyondan acıdan sıkıntıdan uzaklaşır.Hataları anlayıp başkalarını affetmemizi ve kendimizle barışık olmamızı saglar Okumak zihnin ve ruhun gıdasıdır.

    Bu baglamda okumak sadece ders kitapları mesleki konular gazete degi dini kitaplar okumak değildir. Ne okudugumuz değil, okudugumuz şeyin heycanını mutlulugunu tatmaktır önceligimiz.
    Biliyormusun bacim islamda dini kitaplarda o saydiklarinin cogu var..hastaliklar devalari veya baska baska seyler de din arastirildiginda ögrenilebiliniyor..sadece belirtmek istedim..



  9. 9
    ilim çinde de olsa gidin onu alın öğrenin vs ilim önemlidir unutulmamalı dinimiz ilimi destekliyor zaten kitabımızda herşey var ama biz anlayamıyoruz.