Eğitim Bölümü ve Kitap Tavsiyeleri Forumundan Uzman dilinden gebelik tavsiyeleri Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Uzman dilinden gebelik tavsiyeleri

    Reklam




    Uzman dilinden gebelik tavsiyeleri
    Mülâkat: Züleyha ÖZDEMİR
    âinatta gözle görülür pek çok mûcize vardır. İnsanın hayat serüveni ise bu mûcizelerin en hayret verici numûnnelerinden bir tanesidir. İnsandaki mucizevî tasarım ilk andan itibaren bir kudret ve bir hikmet üzere olduğğunu gözler önüne serer. Biz de sizler için bu mûcizeyi araştıralım istedik ve uzman Doktor Rabiye Babalıoğlu ile bir sohbet gerçekleştirdik.
    Hayat mûcizelerini anlatır mısınız?
    “Hayat ne zaman başlar?” sorussu, hem bilimsel çevreleri hem de fıkıh âlimlerini çok zora sokmuş, cevaplaması zor bir sorudur. Her âlim kendine göre başka bir şekilde başlatır hayatı. Ama şöyledir hayat şu an görebildiğimiz kadarıyla: Babbadan gelen sperm (erkek tohum hücresi) ile anneden gelen yumurtannın birleşmesi, (ben şöyle diyorum, iki sevgilinin mikroskobik seviyede buluşması) ile başlıyor. Bu buluşma o kadar güzel bir dairede tanzim edilmiş ki ince detaylarına girip, o harikuladelikleri görünce bir kere daha bu muhteşemliğe şahit olmak insanı mutlu ediyor ve tüylerini dikken diken yapıyor. Her anıyla öncceden ayarlanmış o buluşmadan sonra oluşan bebeğin ilk taslağına biz embriyo diyoruz. O hücreler büyyürken, çoğalırken, onların beslenmmesi, yol alması sırasında geçeceği yerler her şey çok güzel ayarlanmış, çok ince dizayn edilmiş. O sırada bu bebeğe ev sahipliği yapacak rahim içi de, onu karşılayacak şekilde, bir nevi kuş tüyü yastıklarını donatmış. Her şeyiyle bebeğin bu tarafa yerleşmmesi için ayarlanmış bir vaziyette. Allah-ü Teâlâ’nın iradesi dâhilinde



    Paylaş
    Uzman dilinden gebelik tavsiyeleri Mumine Forum

  2. 2
    Reklam













    eğer bir gebelik mümkün olacaksa, o şekilde rahim içine yerleşip anneyye tutunarak, kendi hayati fonksiyyonlarını sürdürecek şekilde annedde yaptığı değişikliklerle yaşamını devam ettiriyor. Enteresan olan şey, her döllenme gebelikle sonuçlanmıyyor ve her insanın gebe kalması çok da kolay değil. Mesela hiç korunmammış, her şeyi dört dörtlük, problemi olmayan ailelerde ilk bir ayda hamille kalma ihtimali % 30-40 civarında. Yani örneğin %100 her şeyimiz dört dörtlük olsa bile hemen hamile kallırız diye beklemememiz gerekiyor. Orada da bazı gebelikler sağlıksız olabiliyor. Allah-ü Teâlâ onların yaşşamasına müsaade etmiyor ve düşşükle sonuçlanıyor.
    Gebelikten sonra çok muazzam bir gelişme başlıyor. O bir tanecik hücre çoğalarak rahim içine ulaşanna kadar tüplerde döllenme oluyor. Çoğalıncaya kadar yaklaşık 100-150 hücreye denk geliyor. O sırada rahhim içine yerleşerek sinyaller göndderdiği zaman, onu algılayan yerde de değişimler başlıyor. Şimdi bunun ince detaylarına girildiği zaman çok daha karmaşık işlerin devreye girdiğği görülüyor. Her yapılan araştırma, bu olayın hiç de basit olmadığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Henüz bu mekanizmanın neler oldduğu tam olarak keşfedilmiş değil. Yani nasıl yerleşiyor? Hangi sinyalller gönderiliyor? Hangi sinyaller algılanıyor? Rahim kendini buna nasıl hazırlıyor? Bunların hiç birisi tam net değil. Ve bu sırada (5 günllük safhada) bir hücreden 100-150 hücre meydana geliyor. Muazzam bir çoğalma! Bu çoğalma, anneyle bağlantı kurulduktan sonra çok hızllı gerçekleşiyor. Bebeğin önce kan dolaşımı oluşuyor, çünkü kanla besllenirse büyüyecek. Kalbi oluşuyor, bizim daha ultrasonda göremediğimmiz dönemde başlıyor bunlar. Çok hızlı gelişerek ilk üç ayda bütün orgganları büyük ölçüde tamamlanıyor. Bunların fonksiyonlarının olgunlaşmması, ilerlemesi gelecek aylarda 9 ay 10 günlük misafirlik süresince gerççekleşiyor. Böğürtlen gibi bir hücre yumağı şeklinde olan bir şey, daha sonra insan şeklini alıyor. Hücre deddiğimiz her yapı taşının görevi ayrı ayrı belirlenmiş, ama bunlar nasıl belirleniyor. Bunların hepsi Allah katında saklı. O oraya gidiyor, bu buraya geliyor. Bazen yanlış yere yönlenmeler olsa bile, diğer koruyyucu mekanizmalarla o yapı tekrar düzeltiliyor. Ve şu an her haliyle mükemmelliği göz önüne serilmiş insan vücudunun yaratılması böyle bir süreçle gerçekleşiyor.
    Farklı bir elin oradaki tasarrufunu o zamman anlıyorsunuz herhalde?
    Evet, anlıyorsunuz. Yani bunu biz hastalarımızla da paylaşıyoruz. Gelliyor bir buçuk aylık hamile, bebek henüz daha yarım santim boyunda ama kalbi atan bir canlı. Pirinç tanesi kadar diyoruz biz ona, kırık pirinç. İki hafta sonra geldiğinde kafası kolları bacakları çıkmaya başlıyor. Oluyor bir fısttık tanesi kadar. Ama ilk üç aydan sonra bakıyoruz hayretler içerissinde, o bebek, anne hissetmese de rahmin içinde hareket ediyor. İki iki buçuk aylıkken hareket etmeye başlıyor, kendi canlılığını ifade ediyyor. Belki bir takım şeyler iletmeye çalışıyor ama hâlâ onların dilini çözmmüş değiliz. Mesela tüp bebeklerde üçüz, dördüz bebekler olduğu zamman bebeklerden bir ya da iki tanesi anne karnında üç aylıkken öldürülüyyor. Diğer bebeklerin yaşayabilmesi için, erken doğum olmasın diye rahhim içinde katledilmesi söz konusu. Bunu ultrasonla görüntülüyorlar. Öldürme şekli de iğne ile bebeğin kalbine giriliyor ve oraya ilaç veriliyyor. Bu şekilde kalbi durduruluyor. O bebeğin iğneden nasıl kaçtığı, ona yakalanmamak için her türlü gayreti gösterdiği ve kürtaj işlemi için bıçakllarla






    bıçakllarla içeri girildiği zaman nasıl sesler çıkardığı biliniyor. Bunlar hakikaten ibret verici ve bunları objektif bilim adamları bizlere yansıtıyor. Bunu yapmanın da çok kolay olmadığı şeklinde çok muazzam bir gelişme. Bunu hastalarla da paylaşınca tepkilleri şöyle oluyor: “Bunları görüp de Allah’a inanmayan artık nedir? Çok muazzam bir şey!” Benim de bunlara tanık olmam gerçekten büyük bir nimmet oluyor. Başından sonuna kadar bir doğum olayı, çok muazzam şeyller bunlar. Yazılsa kitaplar dolusu bir serüven, anlatmakla bitmez.
    Anne adayları doğum olayına kendilerinni nasıl hazırlamalılar?
    Bazı bilinçli anne adayları geliyor, gebelikten önce “Benim vücudum doğum için hazır mı? diye bir muaayeneden geçiyor. Bazı hastalıklarrın veya tedavi edilmesi gereken durumların ya da gebeliği riske sokkacak durumları önceden tespit edip onları düzzenledikten sonra hamile kalmalarınnı önermek hoş oluyor. Hamile kalmmadan önce folik asit dediğimiz bir vitaminin vücutta yeterli düzeyde olmasının bebeğin sinir sisteminin, beyin, omurilik ve benzeri sitemlerinnin gelişmesine olumlu katkısı olacağğı çok bilinen bir şey artık. Doktora gelmeden de folik asit içmem gerekkiyor deyip, marketlerden, eczanellerden alıp kullanmaya başlıyorlar. Ama “folik asit yanında başka bir ilaç desteği de gerekir mi” onu da bilmek lazım. Annenin guatiroit hormonları iyi olmayabilir. Onun için destek alttında hamile kalmak gerekir. İlerde çocukta problem olmasın, düşük olmmasın diye, şekeri normal mi bilmek lazım. Ailede şeker hastalığı varsa hamile kalmadan önce böyle bir ris k




  3. 3
    taşıyıp taşımadığını bilmek lazım ki bebek sağlıklı bir ortamda oluşsun ve gebeliği devam etsin. Bunlara dikkat ederek gebeliğe gittikten sonra, bir de hekim kontrolü altında belli arallıklarla muayene olunması gerekir. Bu arada annenin beslenmesine de dikkat etmesi gerekir. Gebelere az ve sık yemelerini öneriyoruz. Uzun süre aç kalmanın ve bir sefferde çok miktarda yemenin hem bebeğin gelişimi açısından hem annenin mide problemleri, şeker problemleri açısından olumsuz durumlara yol açacaktır. Her hastaya ayrı tavsiyeler veriyoruz. Hareketlerine dikkat etmesini ve ani hareketler yapmamasını öneriyoruz. Yürüyüşler, gebelik egzersizleri gibi; vitamin destekleri, kan ilaçları gibi o hastanın durumuna göre hekimin karar vereceği bir olay. Mesela sarılık geçirip geçirmediğini bilmek istiyorruz. Aşılarının yapılıp yapılmadığını bilmek istiyoruz. Gerekirse tetanos aşısı gibi aşı programları uygulanabilliyor. Düzenli namaz kılan ve namazı erkânına göre kılan, duruşlarını güzel yapan bir insan gebelik egzersizlerini yapmış oluyor. Alaturka tuvalet kulllanmanın da, doğum adalelerinin gellişmesini sağlıyor ve normal doğumu daha kolaylaştırdığı görülüyor. Bir de en önemli bir şey, zihnen hazır olmak ve korkmamak. Genelde hanımlar bir araya toplandığında doğum hikâyelleri anlatılıyor. Bu hikâyeler sırasında da doğumun güzel yönleri değil de genelde ağrı verici, sıkıntı verici, korkku verici yönleri aktarılıyor. Gebelik, kadın hayatının çok özel bir dönemi. Bunu güzellikleriyle yaşamak lazım. Anne, bebek dört, dört buçuk aylık olduğu zaman hareketlerini hissetmmeye başlar. Annenin, içinde bir canlı taşıdığını hissetmesi gerçekten tarif edilemez çok hoş bir duygu. Alllah hayırlısıyla herkese bu duyguyu yaşamayı nasip etsin. Bebek her şeyi algılıyor. Bütün dış etkenlerden, her şeyden etkileniyor.
    Bebeğin doğuma hazırlanırken 9 aylık sürede annenin menfi ve müspet hallleri bebeğe ne şekilde yansıyor? Böyle bir gözleminiz oldu mu?
    Çok gergin, stresli annelerde bebbek biraz daha huzursuz olabiliyor. Ama Allah-ü Teâlâ koruyor. Bütün her şey bebeğe aksetseydi daha kötü şeyler olurdu. Anne çok stresli olduğğu zaman, korkular yaşadığı zaman rahimde kasılmalar olabiliyor. Erken doğuma sebep olabiliyor. Ben annemme daha fazla yük olmayayım doğmak istiyor.
    Fakat annenin bu güzelliği yaşayarrak bebeğin varlığını algılayıp, onunla mutlu olduğunu hissettirmesi bebeğin ileriki hayatta anne ile iletişimini çok güzelleştiriyor. Ya da baba elini annennin karnına koyuyor, ona sesleniyor. Doğumdan sonra da babanın kucağınna gittiği zaman huzur buluyor. Şöyle bir çalışma yapılmış. Anne karnınddayken bebeklere çok İngilizce dinletmmişler. Çocukların doğduktan sonra İngilizceyi çok rahat öğrenebildikleri gözlenmiş. Biz de ne yapabiliriz? Onllara Kur’an’ı Kerîm dinletebiliriz. İlerride çok büyük faydası olacaktır.
    Annedeki stres maddeleri kısmen veya tamamen bebeğe yansıyabiliyor, rahimden plasenta yoluyla. Fakat hepsi yansımıyor, Allah’tan bazı şeylleri engelleniyor. Bir bariyer görevi görüyor plasenta, bir kaba süzgeç. Dolayısıyla anne bir müzik ya da bir sesle sükûn bulmuşsa, bebek de sükkûn buluyor doğduktan sonra. Bende öyle olmuştu. Kızım doğmadan evvel Merve ablası onu anne karnındaykken hep severdi. Doğduğunda onun kucağına geldiği zaman susuyordu. Böyle hoş bir tecrübemiz de olmuşttu. Gebelik sürecini ruhsal yönden sağlıklı geçirmek, bebek açısından o derece önemli. Korkutucu yönüyle değil, her şeyi güzelliğiyle yaşamayı bilmemiz gerekiyor. Doğum süreci de ayrı bir güzellik. Tabii ki ağrılar olacak. Her güzelliğin bir külfeti olmması lazım ama şunu düşünmek lazzım, bu ağrılar güzel bir şeye vesile oluyor. Allah korusun bir hastalık ağrısı olur, bir kanser ağrısı olur.
    Tevdisi çok mümkün olmayan bir şeydir. Ama doğum ağrısı, sonundda bittiği zaman kucağınıza yeni bir canlı geliyor. Ve o sizden bir parça oluyor. Onun huzuruyla zaten anne her şeyi unutuyor. Yeniden doğmuş gibi oluyor gerçekten.
    Mesleğinizdeki başarınızın sırrı nedir?
    Elhamdülillah rabbimiz nasip etti. O nasip etmese hiçbir şey olmaz. Verrilen işi en iyi şekilde yapmaya gayret eden bir kişiliğim vardır. Rahmetli babam da sürekli bize o şekilde telkin ederdi. Ve sürekli pozitif yaklaşırddı bize, “bunu yaparsınız, ederdinniz, bunu başaracaksınız” diye destek oldu. Dersi derste öğrenir, öğretmeni çok iyi dinlerim. Çok dikkat ederek çalışırım, Allah-ü Teâlâ da nasip ediyor. Düzenli bir hayat diyebiliriz. Çok fazla sosyal hayatım olmadı. Her yere yetişemiyyorsunuz sonuçta. Ona, ona zaman ayırdığınız zaman bölünüyor. O zamman başarılar da bölünmüş oluyor.






gebelikte hangi egzersizler yapılmalı,  gebelikte alaturka tuvalet,  dorduz bebek