Eğitim Bölümü ve Kitap Tavsiyeleri Forumundan Kitaplarını gözyaşı mürekkebi ile yazan yazar Halit Ertuğrul Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Kitaplarını gözyaşı mürekkebi ile yazan yazar Halit Ertuğrul

    Reklam




    Koşullar ne olursa olsun eğitim şart

    Kitaplarını gözyaşı mürekkebi ile yazan yazar Halit Ertuğrul

    Eğitimci Yazar Dr. Halit Ertuğrul’u okuyucuları ilk önce Kendi Arayan Adam’la tanıdılar. Öyle ki yazarın bu kitabı yazıldığı günden bugüne kadar satış noktalarından hiç gündemden düşmedi. Yıllar geçtikçe daha çok sattı. Biz bugün olduğu gibi geçmişte de bir kitabın iki-üç yıl gündemde kalmasına aşinaydık. Ancak yıllar geçtikçe bir kitabın daha da rağbet görür hâle gelmesine aşina değildik. Bu durum sıradan bir olay değildi. İşte kitapları milyonlar satan bir yazarı bu sayıda siz değerli okuyucularımız için konuk ettik:
    Bize çocukluğunuzdan bahseder misiniz?
    Ben elli günlük bir bebekken babam bizi bırakıp gitmiş. Ben ve ağabeyimle rahmetli annem yapayalnız kalmışız. Dünyaya gözlerimi açtığımda rahmetli annemin gözyaşlarının hiç dinmediğini gördüm. Çocukluğum yokluk, imkansızlık ve çaresizlik içinde geçti. İlkokulu bitirdikten sonra okumak istedim, ama imkanlarımız olmadığı için üç yıl okuyamadım. Okuyamama benim için öyle bir ateşte ki, her gün içimi yakmaya devam ediyordu. Her gün Allah’a yalvarırdım, “ne olur Allah’ım bana bir okul nasip et” diye. Çünkü arkadaşlarım okula gitmişlerdi. Onların boyna kravatlı, ütülü pantolonlu ve bir şehir çocuğu olarak karşıma çıkmaları karşısında kahrolurdum, küçülürdüm ve onlardan kaçardım. Okuma hayalim, üç yıl sonra ağabeyimin yardımıyla gerçekleşmişti. O ilk okul gününü unutamam. Adeta okulun toprağını öpüyordum, duvarlarına sarılıyordum, çantamı mukaddes bir emanet gibi sımsıkı kucağıma basıp asla bırakmıyordum. Hele dersele ise, çalışmak bir yana sanki su gibi içmek istiyordum. Çünkü, biliyordum ki bu benim son şansımdı. Başarılı olmaktan başka bir şey düşünemezdim. O zaman çok iyi anladım ki, meğer çaresizlik en büyük bir güçmüş, kuvvetmiş ve çareymiş. Rabbim lütfetti, büyük bir muadeleden sonra ilkokul öğretmeni oldum. Daha doğrusu kısa yoldan hayata atılmak gerekiyordu, onun için çok istediğim halde daha yüksek bir okula gidemedim. Gitsem bile imkansızlıklarımdan dolayı okumam mümkün olmayacaktı. Benim için ilkokul öğretmenliği cumhurbaşkanlığı gibi bir şeydi. Çünkü mağdur bir köy çocuğu ve çobanlık yapan benim için, bu meslek ulaşılmaz bir yerdi. Ama bir şeyi çok iyi anlamıştım ki, Rabbim bir şeye önce acıktırıyor sonra veriyor. Çocukluğum hep özlemle geçti. Hep birilerinin elindeki çantaya, kaleme, giydiği elbiseye ve yediği şeylere özlem duydum. Çünkü ben onlardan mahrumdum. Arkadaşlarım defter alırdı, ben karalanmış defteri silerek kullanırdım.
    Okuma aşkınız nereden geliyor?
    Bana okuma ufkunu annemin “oğlum oku, kendini kurtar. Çünkü seni ancak sen kurtarırsın. Başka çaremiz yoktur.Yoksa ömrün çobanlıkla geçer, gider” diye sürekli uyarması, içinde büyük bir okuma aşkı doğurdu. Okul hayatım da zorluklar ve mücadelelerle geçti. Çok küçüktüm. Kendi ihtiyaçlarımı kendim kazanmak zorundaydım. Bunun için yazları sürekli çalışıyordum. Kışları ise, simit sattığım da oldu, ayakkabı boyacılığı yaptığımda. Biraz serpilince de amelelik yapmaya başlamıştım. Annem sürekli hastaydı ve bakıma muhtaçtı. Benim hayattaki tek desteğim, ağabeyimdi. Babam ise hiç arayıp, sormadı. Zaten babamı yıllar sonra tanımıştım. Hele o ilk karşılaşmamız. Nasıl unuturum o sahneyi.
    Herkesin baba diye babasına sarıldığı günlerde siz baba diyemememin verdiği ızdırab içindeydiniz, bu durumu okuyucularımızla paylaşır mısınız?
    Onu hâlen yaşıyorum, yaşım elli ama baba hasretini hâlen çekiyorum. Baba bir ailede öyle bir şey ki baba desteği olmadan hep bir tarafınız eksik kalıyor. Babam şu an yaşıyor. Görüşüyoruz ama içimdeki baba o değil, o baba açlığım değil. Küçüklüğümde hasret kaldığım babayı arıyorum ben. Bana şimdi milyon tane baba verseler, o küçücükken kucağını özlediğim babanın yerini asla dolduramaz.
    Babanızda pişmanlık var mı?
    Evlendikten sonra babam bizi ziyarete geldi. Hanım yemek hazırlamıştı. Babam o safra başında öylesine duygusallaştı ki, bir türlü eli yemeğe uzanamadı. O sahneyi hiç unutamam.
    Hayatınızdaki sıkıntılı dönemlerde ümitsizliğe düşer miydiniz?
    Hayır asla, daima Cenab-ı Hakka sığınıp Ondan isteme yolunu tercih ederdim. Cenab-ı Hak istemeyi verirken öyle bir denge vermiş ki kim bütün hücreleriyle isterse kâinat sahibi kapıları ona sonuna kadar açıyor. Ben okuduğum tüm okulları dereceyle bitirdim. Benim arzum siyasal bilgilerdi. Neden biliyor musunuz, çünkü bir dönem bir kaymakam bana yardım etmişti. O zaman kaymakama sormuştum, kaymakam olmak için ne yapılır diye? O da Siyasal Bilgiler fakültesini bitirmen lazım demişti. Ondan sonra gönlümde yatan okul hep bu oldu. Amacım ise kaymakam olup, benim gibi muhtaç olanlara yardım etmekti. Ama imkanlarımız buna el vermedi, Siyasalı okuyamadım. Kısa yoldan hayata atıldım, ilkokul öğretmeni oldum. On iki yıl sonra üniversite sınavlarına girdim kazandım. İki çocuğum olduğu halde dört yıl orada okudum, bir taraftan da milli eğitim bakanlığında bakan danışmanlığı yapıyordum. Diplomamı aldığımda oturup, ağladım. Çünkü imkansızlık nedeniyle Siyasalı okuyamamıştım.Ama lisans eğitimi bittikten sonra yüksek lisansımı Kamu yönetiminde yaptım. Allahım sen neler Kadir değilsin ki. Ben lisans istiyordum, Rabbim yüksek lisans ve doktora nasip etti. O yıllarda yılın öğretmeni de seçilmiştim ve yazılarım bir çok yarışmalarda ödüller alıyordu. Rabbim bütün bu güzellikleri bir hikmet için veriyordu, “Sen de Senin gibi Olanların Elinden tut” diye. Şimdi elliye yakın kitabımız yayınlandı. Bunlar tamamen yaşınmış hayat gerçekleridir. Bir kısmı da eğitim kitaplarıdır. Ben kitaplarımı gözyaşlarıyla yazıyorum. Göz yaşlarıyla yazılan kitaplar da gözyaşlarıyla okunuyor. Bunun icin çok şükür kitaplarım satış rekorları kırıyor. Her gün sayısız mektup ve mailler alıyorum. Okuyucularım başlarından geçenleri yazıp gönderiyor. Bu ibretli ve dram dolu hatıralar ise benim kitaplarımın konusunu oluşturuyor. Yani okuyucu kitaplarda kendisini buluyor. Ben her ne kadar bir yazar olarak tanındım ise de, asıl görevim öğretmenliktir. Bütün öğrencilerimi manevi evladım olarak kabul ettim ve onlarla bir baba-evlat diyoloğu içindeyiz. Bir baba çocuğunu tehlikede görürse nasıl gözüne uyku girmezse, ben de o öğrencilerimi bekleyen tehlikeleri düşündükçe bir şeyler yapma çabasıyla yazıyorum.
    Evliliğiniz nasıl oldu?
    İlkokul öğretmeniydim. Komşumun da hanımefendi bir kızı vardı. Evlenmeden önce onunla iki şeyi paylaştık. "Ben hem okuyacağım, hem de çaresiz insanlara imkanlarım ölçüsünde çare olmaya çalışacağım. Sana mükemmel bir hayat vaat edemem. Benimle birlikte bu gönül hizmetine varsanız, seninle bu mütevazzi hayat soframı paylaşırım.Yoksa seni hayal kırıklığına uğratmak istemem" dedim. Eşim Rabbimin bana olan bir başka ihsanıdır. Bugün bir eğitimci ve bir yazar olarak bir yerlere geldiysek, bu eşimin çok büyük bir fedakarlığı ve desteğiyle olmuştur.
    http://www.halitertugrul.com)


    Paylaş
    Kitaplarını gözyaşı mürekkebi ile yazan yazar Halit Ertuğrul Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Zamanında birçok kitabını okumuştum gerçek hayat hikayelerinden derlenmiş olması daha bir heyecan veriyor hepsi,paylaşım için Allah cc. razı olsun.



  3. 3
    evet onun kitaplarindan cok güzel dersler cikartiliyor