Dualar / Yakarışlar ve Kendi Dualarınız / Tavsiyeleriniz Forumundan Duanız olmasa neye yararsınız! Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Duanız olmasa neye yararsınız!

    Reklam




    De ki; ben Onlara yakınım!


    Dua, ibadetin bir şekli ve hatta ibadetin özüdür… Dua, kulun haddini bilmesidir. Kul, haddini bilince kendisinin aciz, Allah’ın mutlak kadir; kendisinin fakir, Allah’ın El-Muğni; kendisinin zayıf ve güçsüz, Allah’ın El-Azim ve El-Kebir olduğunun farkına varır... Kul, haddini bilince, dua ibadeti olmayınca, Allah katında değerinin olmayacağının farkına varır... Hayat, imtihan ve bir kez verilen sınav imkânında, kendisine verilen istisnasız her şeyin bir imtihan vesilesi olduğunun farkına varınca, duanın önemi ve duaya olan ihtiyacını daha bir kavrayacaktır…


    Verilen her şey, bir imtihan vesilesi. Malınız mı var? İmtihan! Evladınız mı var? İmtihan! Sağlığınız, hastalığınız, duygularınız; kısaca, verilen her nimet imtihan vesilesi... Durum bu olunca, kazanmak için mutlak güç sahibinin yardımına, mutlak ihtiyaç var… Her kim ki, Allah katında bir değere sahip olmak istiyorsa, Vahyin öğretilerine gönlünü, gözünü, kulağını açması gerekiyor... Vahyi, hayatı için yegâne ölçü ve değer yargısı yapabilmesi için, Allah’a muhtaçtır. Böyle bir sancı çekenler için, Allah (cc) duaya verdiği önemi, şu ayetle insanoğluna bildirmiştir:


    De ki: Sizin duanız olmasaydı, Rabbim size değer verir miydi? Fakat siz gerçekten yalanladınız; artık (bunun azabı da) kaçınılmaz olacaktır.” (Furkan;77)


    De ki, Ey Peygamber, Allah katında, duanız olmasa bir değeriniz yoktur… Duanız yoksa size niçin değer versin ki Allah! Bu fermanı duyan insanın, hemen duadan kastın ne olduğunu, öğrenmesi gerekmektedir. Zira ibadet etmemiz gerektiğini bildiren Rabbimiz, ibadetin nasıllığını da bize bildirmiştir...


    İnsan, idrak ve irade verilmiş tek varlıktır. Hz. Ali: “Anlaşılmayan ibadette, hayır yoktur” diye buyurarak önemli bir gerçeğe dikkat çekmiştir... Bunun içindir ki, ne manasının farkında olmadan ezberlenerek tekrar edilen kelimeler ve ne de bir başkasının dillendirdiklerine “âmin” demekle, dua ibadeti yerine getirilmiş olmaz… Birçok konuda yaygınlaşan bidatlerden, dua ibadeti de nasibini aldı ne yazık ki! Oysaki Amellerimizin kabul olması için;


    1- Niyet ki; Sadece Allah için olmalıdır.


    2- Allah’ın emrettiği olmalı ve emrettiği gibi yapılmalıdır… Bu iki şıktan birinin olmaması, ibadetin kabul olmaması anlamına gelmektedir…

    Dua Nedir?


    Çağırmak, seslenmek, istemek, yardım talep etmek" anlamlarına gelen dua, Kuran'a göre; "Kulun bütün benliğiyle Allah'a yönelmesi" ya da "Gücü sınırlı ve sonlu bir varlık olan insanın, sınırsız ve sonsuz bir kudret karşısında acizliğini kabul ederek yardım dilemesi" şeklinde tarif edilmiştir. Dua, yüreğin Allah’a açılmasıdır. Dua Allah ile ilgili olduğumuzun ispatıdır… Onsuz olmayacağımızın, edemeyeceğimizin itirafıdır… Sınırlı ve sonlu varlığın, sınırsız ve sonsuz kudret sahibi ile kurduğu köprüdür… Ayrıca bir şekle, merasime, şarta, araca, aracıya kendini bağlamadan O’na yönelmektir…dığı sanılan dulareti dua ibadetin ki!. ççok tinde de anlaşılmadan ezberlenmiş bir takım Klişeleşmiş dua cümleleri değil, yürekten gelen gözyaşı ile yıkanmış kelimelerle yapılan dualar anlamlıdır… Duanın esas yeri dil değil, ruhtur… Dua ruhun eylemidir…(*)


    “De ki; ben onlara yakınım!” Yeter ki isteyin ve istemesini bilin. O çok yücedir, O’ndan başka büyük yoktur; her bir kulu O’na aracısız yönelir, aracı kabul etmez.


    Kullarım beni senden soruyorlarsa ben on­lara çok yakınım. Dua ettikleri zaman ben onlara icabet ede­rim. Onlar da bana icabet etsinler! Bana iman etsinler ki, böylece doğru yolda olanlardan olsunlar." (Bakara; 186)


    O bize yakındır, bunda şüphe yok! Peki, ya biz! Bizler de O’na yakın mıyız? Bize şah damarımızdan daha yakın olduğunu bildiren Allah’a, biz ne kadar yakınız? Yüreklerimiz, O’nun sevgisine, ne kadar yakın?. Fikirlerimiz, O’nun vahyine; hayatımız, O’nun hükümlerine; sözlerimizin ve eylemlerimiz, O’nun emirlerine ne kadar yakın?! Kıyamete kadar, son kitap olarak göndermiş olan hayat kitabı Kur’an’a yakınlığımız, O’nun istediği düzeyde midir?


    Ne İstemeliyiz?


    Hayat kitabımız Kur’an’da, insanlığın önderi olan Peygamberlerin yaptıkları dualar, ne isteyeceğimizi ve nasıl isteyeceğimizi, bize, öğretmektedir. Tevhid Öğretmeni Hz. İbrahim, sorumluluğunun bilincinde olan bir baba örneğiyle, duasını öğreterek, isteyeceklerimizin ehemmiyetine dikkat çekmiştir:


    İbrahim şöyle demişti: “Rabbim! Bu şehri güvenli kıl; beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut. “Rabbim! O putlar çok insanları saptırdı; bana uyan bendendir, bana kaşı gelen kimseyi sana bırakırım; Sen bağışlarsın merhamet edersin.” (İbrahim; 35–36)


    Duasıyla inanç noktasında “Rabbim! Beni ve çocuklarımı namaz kılanlardan eyle. Rabbimiz dualarımı kabul buyur. Rabbimiz! Hesap görülecek günde beni, anamı, babamı ve inananları bağışla.” (İbrahim; 40–41)


    Teslimiyet noktasında, nesli için sancı çekerek Allah’a yalvardığını, yardım istediğini öğreniyoruz. Bu çağın İbrahim’leri de, İsmaillerinin geleceğinin endişesini taşımalı ve de gerekeni yaptıktan sonra, yalvarmalı İbrahim(as) gibi Allah’a. İstenilen kapının her şeye gücü yeter; o halde, istediklerimizin ne olduğuna dikkat kesilmeliyiz... İstenilen kapı, Yüce olduğuna göre, istediklerimiz de yüce olmalıdır…


    Elçiye indirileni dinlediklerinde, hakkı tanıdıklarından dolayı gözlerinin yaşlarla dolup taştığını görürsün. Derler ki: "Rabbimiz inandık; öyleyse bizi şahidlerle birlikte yaz.” (Maide; 83) Dünyada, hakkın Şahidi olmak, şehid olarak göçebilmek için olmalı dualarımız…


    Dua ederken, dili olmadığı için feryat edemeyen, tecavüze uğrayan bebeklerimizi de unutmamalıyız... Zalimlerin cirit attığı dünyada, mazlumların sesi olabilmek için yürek istemeyi, bilek istemeyi, cehd istemeyi de unutmamalıyız... “Babamı istiyorum” diye feryat eden Filistinli kardeşlerimizi ve özellikle de Mescid-i Aksa’mızı da koyalım dualarımızın başına… Biz, ellerimizi, yüreğimiz ve ruhumuzla birlikte açarken her şeye gücü yetene, dünyanın, nicedir karanlıklar içinde kaldığını unutmadan; güneşin, tekrar dünyamıza göz kırparak doğuşunu görebilmeyi de dilemeliyiz… Israr ile “yalvara yakara.” (A’raf; 55)






    İstifade edilen kaynaklar;


    Basairul; Kur’an Ali Küçük


    (*) Dua; Duruş ve Kararlılık (Makale); Ramazan Kayan



    Sabiha Ateş Alpat


    Paylaş
    Duanız olmasa neye yararsınız! Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Karanlıklardan aydınlığa çıkmak nefes almak için her zaman dilimizden duayı düşürmemeliyiz. Allah c.c. razı olsun elsem kardeşim.



  3. 3
    Allah c.c sendende razı olsun sevde bu arada Elzem



duanız olmasaydı ne işe yarardınız,  dualarınız olmasaydı neye yarardınız ,  dualarınız olmasa ne işe yararsınız,  duanızda olmasa ne işe yararsınız hangi ayet,  duanız olmasaydı ne ise yarardınız,  duanız olmasaydı ne ıse yarardınız