Kadın ve Çocuk Sağlığı ve Kadın Sağlığı Forumundan Kadın ruhsal sorunları 30´unda fark ediyor Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Kadın ruhsal sorunları 30´unda fark ediyor

    Reklam




    Kendisi de psikoterapi tedavisi alan gazeteci Füsun Saka, psikiyatrlardan dinlediği vakaları “Yeter ki Sen İste” kitaplaştırdı. Saka´nın psikoterapi öykülerinde kadınların içler acısı halleri var:





    Birbirinden ilginç on altı vakanın anlatıldığı öykülerin her birinde farklı bir ‘psikiyatr vaka’ görmek mümkün. Özellikle kadınların terapi süreçlerinin anlatıldığı öyküler gerçek olmakla birlikte kitapta yapılan kurguyla hayli değişikliğe uğramış. Füsun Saka, “Satırları okuyan kişi orada anlatılan olayı yaşayan olsa dahi kendi terapi süreci olduğunu anlamaz.” diyor ve hastaların psikiyatr ile olan diyaloglarının aynen verilmediğini ifade ediyor. Bir dönem terapi alan Saka, kendi öyküsüne kitapta yer vermeyi düşünse de esas o zaman mahremiyetin gözler önüne serileceğini düşünerek bundan vazgeçmiş.


    Psikoterapi öykülerini yazmak fikri nasıl oluştu sizde?


    Ben mesleğim dolayısı ile zaten psikoloji ile ilgili haberler hazırlıyorum. Bu kadar geniş anlamda değil; ama tek bir kişinin terapi sürecini kaleme almayı istiyordum. Fakat yayınevi ile görüşmelerin sonucunda birçok öyküyü içinde barındıran bir kitap hazırlamaya karar verdik.


    Kitabı okurken Irvin D.Yalom’u anımsatıyor. Bir öykünme var mı?


    Okuyan birkaç kişi aynı şeyi söyledi. Ben gerçekten öyle bir öykünme ile yazmadım. Benim ne haddime; adam bir psikiyatr. Şu anda son kitabını “Bugünü Yaşama Arzusu”nu okuyorum. Tuhaf çözümlemeleri var. Yalom’un kitabını üç sene önce okumuştum en son ve geriye dönüşler yapmadım bu kitabı yazarken etkilenmeyeyim diye. Benzetiliyorsa bir şey diyemem; ama öyle bir niyet taşımadım hatta önlem almaya çalıştım. Bu tarzda yazılan kitaplar az olduğu için böyle düşünülebilir.


    Anlattığınız öykülerin tamamı kadınlara dair. Neden?


    Başta genel anlamda terapi öyküleri yazmak fikri ile hareket ettim. Bir de baktım ki on ikinci öyküye geldiğimde hepsi kadınların öyküsü. Kadınlar erkeklere oranla daha rahat sorunlarını paylaşabiliyor. Türkiye’yi kapsayacak bir araştırma dediğinizde on terapi gören kişiden altı-yedisi kadın. O zaman dedik ki kadınları anlatalım, onların sorunlarını yansıtış biçimleri erkeklere göre çok daha rahat.


    Görüştüğünüz psikiyatristleri seçerken kriteriniz neydi?


    İsimleri kendime göre seçtim ben. On yedi yıllık gazeteciyim ve çoğunu tanıyorum. Yaptığım haberlerde kendini doğru düzgün ifade edebilen, bana mantıklı gelen terapi sürecinde yardımcı olabileceğine inandığım kişileri seçtim. Bu yüzden de Psikiyatr Dr. Arif Verimli, Cem İncesu, Oğuz Tan, Nevzat Tarhan, Mehmet Zararsızoğlu, Armağan Samancı, Bahadır Bakım, Rebia Erdoğan ve Kemal Sayar’ı seçtim.


    Psikiyatrlar hastalarının bilgilerini sizinle paylaşırken rahat mıydı?


    Şöyle bir şey var, öyküler bana bire bir verildi; fakat daha sonra ben onları kurgu ile farklılaştırdım. Etik açıdan psikiyatrlar bunun kaygısını duyuyorlardı. Paniklemediler; çünkü ne çıkarabileceğimi az çok biliyorlardı. Bana karşı konuya hakim olmam ve haberlerimden dolayı bir güven vardı. O yüzden bir rahatsızlık duymadık karşılıklı. Bazıları anlatırken tutuk, bazıları da çok rahat anlattı. Yani benim terapimse bu kitapta anlatılan, okuduğumda bunu anlayamam. Sadece hastalığı tanımlayacak özellikler çok net. Kurgu ile farklılaştırılıyor hikaye.


    Eminim ki kitapta yazmadığınız; fakat sizinle paylaşılan özel bilgiler var. Bunları yazıp yazmama konusunda tereddüt yaşadınız mı?


    Ben sadece bu kitabımda değil, daha önce yazdığım deprem kitabında da bana sır olabilecek şeyleri dışarı sızdırmadım. ‘Önce gazeteciyim sonra insanım’ gibi tartışmalar var. Ben bunların tamamen dışındayım. Eğer size bir şey sır olarak veriliyorsa sır olarak kalmalı. Oradaki ünlü isim ben de olabilirdim diye bakıyorum ve kim olduğunu söylemedim, kimseye doktorun ismini de vermedim. O öykünün gerçekliği önemli olan.


    Sizi dehşete düşüren vakalar nelerdi?


    Bir mitomanın yarım kalan hikayesi ve internet ve kameralar önünde aşk öyleydi. Onlar orada anlatıldığından daha farklı bir aileydi. O beni dehşete düşürdü. Üzen hikaye ise aşktan korkan aşk bağımlısı.


    Öykülerden birinin peşine düşüp ayrı bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?


    İkinci öykünün tek başına hikayesini yazmayı düşünüyorum. Orada çok malzeme var.


    Öyküleri dinlerken kendinizi başkalarının mahremiyet alanına girmiş gibi hissettiniz mi?


    Hayır, ben de terapi alan biriyim. Hepimiz insanız ve birtakım sorunlar yaşıyoruz ve bunları başka birine aktardığımızda da çözümler bulmaya çalışıyoruz. Bana onların tamamen çamaşırlarını döktüğü gibi algılanmasın. Doktorlar anlatırken süzgeçten geçirdiler, bunu hissettim.


    Kendi öykünüze de yer vermeyi düşündünüz mü?


    Onu da düşündüm; ama kendi öykümü yazmak asıl deşifre etmek olurdu. Üstelik benim meselem kitapta yer alabilecek bir şey değildi.


    Sizi terapiste götüren neden neydi?


    Ben onu cevaplamayayım. Avrupa’da insanlar daha mutlu olabilmek için gidiyor psikiyatra, benim de daha pozitif olmaya ihtiyacım vardı diyebilirim.


    Ne kadar süre tedavi gördünüz?


    Bu da zor bir soru. Çünkü psikoterapi çok zor bir süreç. Böyle romanlarda okuduğumuz, Avrupa’da olan terapiler gibi pek uzun sürmüyor. Haftada bir kere, iki kere gidilen ve yıllarca süren bir olay değil. Bizde beş-altı ay sürüyor, bilemediniz bir yıl sürüyor. Bunu genellikle de ilaç ile destekliyorlar sonra da çok kısa süren terapi süreçleri. Hele bu konuda biraz da bilgiliyseniz sorun daha da karmaşıklaşıyor. O nedenle benimki kısa süre sürmüştü.


    Tedaviden sonuç alabildiniz mi?


    Evet aldım; ama şunu da söyleyeyim; beşinci doktorda sonuç aldım.


    Kendi doktorunuzla görüştünüz mü kitapta?


    Hayır; çünkü bunun doğru olmayacağını düşündüm. Kendini kasardı diye baktım meseleye.


    Otuzlarda farkına varmak

    Yeter Ki Sen İste’de öyküleri yer alan kadınların yaş ortalaması genellikle 30 civarında. Saka, bunun daha çok kadınların kendilerini bu yaşlarda çözmesinden kaynaklandığını düşünüyor. Toplumda oluşan çeşitli baskılar neticesinde ruhsal problemler yaşamaya başlayan kadınlar genellikle bunu otuzlu yaşlarında algılayabiliyor ve psikiyatrlara başvuruyor


    Paylaş
    Kadın ruhsal sorunları 30´unda fark ediyor Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Kadınların genç kız iken sorunları olmakla beraber ertelenen sorunları belli bir zaman sonra ortaya çıkmaktadır.Kadınlar orta yaşlara geldiği zaman ertelenen sorunlar ortaya daha belirgin şekilde çıkmaktadır.



30 unda kadın